Table Of ContentVeganizm: Ahlakı, Siyaseti ve Mücadelesi
Bir Söyleşi
Zülâl Kalkandelen - Can Başkent
Eylül 2013 - Birinci Baskı
ISBN No: 978-1-927893-01-2 (ePub), 978-1-927893-02-9
(mobi)
Dizgi: Propaganda Yayınları
Kapak: İç Mihrak Propaganda Tasarım Kolektifi
Propaganda Yayınları
www.propagandayayinlari.net
[email protected]
Zülâl Kalkandelen
[email protected]
www.zulalkalkandelen.com
www.twitter.com/veganzulal
Can Başkent
[email protected]
www.canbaskent.net
Sunuş
Bu satırları okuyorsanız, öncelikle veganizm üzerine yazılmış
ilk Türkçe kitaba ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Bu
teşekkür sıradan bir ifade değildir; veganlar bilir, hayvan
haklarından söz etmeye başladığınız anda olumsuz tepkiler
almaya başlarsınız, hatta işi hakarete vardıranlar olur. Bir
basın bülteniyle bu kitabın duyurusunu yaptığımızda da
aldığımız ilk tepkilerden birisi, “İnsan mısınız, yoksa bir tür
hayvan mı?” şeklindeydi. Onu yazan kendince bize hakaret
etmek istiyordu, onun mantığında hayvan bir alt-türdü belli
ki. Ama hakaret etmeyi de becerememişti; çünkü vegan
felsefesinde hayvan algısı eşitlikçilikten geçer, “hayvan”
kelimesinin hakaret yerine kullanımını da reddeder. En
nihayetinde, hepimiz hayvanız Homo Sapiens olduğumuz
için.
Bu basit olay, veganların günlük yaşantıda karşılaştığı
olumsuz tepkilerden sadece birisi. Ancak bunun yanında,
dünyada yavaş da olsa giderek daha fazla ilgi görmeye
başlayan veganizmi anlamaya çalışanlar, merak edenler de
var. Bu kitabın amacı, hem akıllarda yanlış bilgilenme sonucu
yer eden görüşlere bir karşılık vermek, hem de veganizmi bir
felsefe ve yaşam pratiği olarak merak edenlerin sorularına
yanıt oluşturmak.
Kitabın ortaya çıkışı, Ocak 2013’te Can Başkent’in bana
gönderdiği e-posta ile başladı. İstanbul-Paris arasında sürecek
iletişimle bir söyleşi biçiminde olması fikri de ona aitti. Ben
öneriyi alır almaz kabul ettim. Çünkü böylelikle, yıllardır
bana çeşitli yollarla ulaşıp vegan yaşam hakkında sorular
soranlara toplu bir yanıt vermiş olabileceğimi düşündüm.
Ayrıca kendi anadilimde veganizm üzerine bir kaynak
oluşturma fikri de beni heyecanlandırdı. Kış, ilkbahar ve yaz
aylarını Can’la söyleşerek geçirdik. Belki de çevremde bu
konuda konuşabileceğim insan olmamasından dolayı,
yazışmalar benim açımdan değerliydi.
Kitabı yazarken, herhangi bir sınırlama olmadan, en içten
düşüncelerimizi ve kişisel yaklaşımlarımızı mütevazı bir
şekilde paylaştık. Elbette veganizm konusunda ikimizin aynı
görüşte olmadığı hususlar da vardı. Her düşünce ya da felsefe
akımında olduğu gibi, veganizmin içinde de farklı yorumlar,
yönelimler var. Dolayısıyla okuduklarınızla hemfikir
olabileceğiniz gibi, katılmadığınız noktalar da mutlaka
olacaktır. Kitapta hem Can’ın hem de benim iletişim
bilgilerimiz var; eğer söylemek ya da sormak istediğiniz bir
şey olursa ve bize yazarsanız seviniriz. Farklı fikirlerin uygar
bir şekilde savunulabildiği zaman toplumların yaşanabilir hale
geleceğine inanıyoruz.
Aslında sunuş yazısını Türkiye’den ünlü bir vegana
yazdırmayı düşündük ama öyle biri yok ne yazık ki. Ancak
sonuçta önemli olan, ilerdeki sayfalarda tartışmaya
sunduğumuz görüşler ve bakış açısı; onu aktarabildiysek,
kitap da işlevini yerine getirmiş demektir. Belki fazla
romantik ve ütopik gelebilir ama biz, “daha barışçıl, başka bir
dünya mümkün” diyenlerdeniz. Umarız okuyanlar da, bizim
yazarken aldığımız keyfi alabilir.
Eylül 2013, İstanbul
Bölüm 1: Beslenme ve Sağlık
Can Zülâl, veganizmi sen de ben de, mutlakiyetçi bir şekilde
tanımlıyoruz. Hayvan sömürüsünü bütünüyle
yaşamlarımızdan çıkarmak bu anlamda önemli bir amaç.
Fakat, hemen her mutlakiyetçi ve kapsayıcı bir çerçeve çizme
çabasında olduğu gibi, veganizmde de bazen belli başlı
sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu diyalogda amacımız, iki vegan
olarak bu sorunları tartışmak. Bir özeleştiri ihtiyacından çok,
veganizmin dogmatizm olmadığını, eleştirilerden muaf
olmadığını göstermeye çalışmak olarak görüyoruz bu
çalışmayı.
Önce, veganizmin en sağlam argümanı olan beslenmeyi
tartışmakla başlamak isterim. Artık kuşkuya yer yok, veganlık
ömrünüzü uzatır, kalbinizi, damarlarınızı ve kemiklerinizi
korur. Kanser ve şeker hastalığı gibi illetlerin ortaya çıkma
olasılığını ciddi oranda düşürür. İnsanların çoğunun
önlenebilir hastalıklar nedeniyle acı çektiği ve öldüğü
günümüz toplumunda veganizm epey ciddi bir tez öne
sürüyor: Veganlık yan etkisi olmayan bir şekilde sağlığınızı
iyileştirir. (Hoş, bu kadar çok sigara tiryakisinin olduğu
toplumda, kalp damar sağlığını ciddiye almayı önermek çok
afaki geliyor kulağa, farkındayım. Bunu da yeri gelince
tartışalım.) Öte yandan, bu argümanı tersten okumamak
lazım. Veganlar da kansere yakalanabilir, veganlar da kötü
beslenebilir, veganlar da sigara/alkol müptelası olabilir,
veganlar da strese bağlı rahatsızlıklara yakalanabilir. Fakat,
istatistiki olarak tüm bunların riski, etoburlarla
karşılaştırıldığında ciddi derecede düşüktür.
Fakat, iğneyi yine de ara sıra kendimize batırmalıyız bence.
Benim kafamı kurcalayan bir iki mesele var. Birincisi, B12
meselesi. Günlük ihtiyacımız, mikronlar düzeyinde ve dahası
B12‘yi depo edebiliyoruz karaciğerimizde, ama yine de
veganların B12 ihtiyaçlarını beslenme yoluyla karşılaması
mümkün değil, zira B12 üreten bitki yok. Etoburlar, malum,
vücudunda halihazırda B12 olan hayvanın kanına bulanmış
etleri ya da hayvanların kendi vücudunda ürettikleri süt ya da
yumurtaya geçen B12’yi tüketerek ihtiyaçlarını karşılıyorlar.
Dolayısıyla, B12’yi veganların vitamin haplarından alması
zorunlu görünüyor. Ayrıca, diyetisyenler ciddi bir şekilde
uyarıyor hep, spiriluna gibi ‘vegan’ B12 kaynakları yeterli
değildir.
Sormadan edemiyorum, veganlık doğal bir beslenme değil mi
yoksa? B12 sorunu şu anlama geliyor benim için: demek ki
vegan beslenme bütüncül bir beslenme sistemi sağlayamıyor,
zira sürekli ve düzenli olarak harici takviyeye gerek var.
Bunu, bir de evrim meselesine bağlayabiliriz. Açıkcası, taş
devrinde kimin ne yediği beni ahlaki olarak pek bağlamıyor.
Ama, biyolojik olarak diyeyim, vegan olarak mı evrildik tam
bilmiyorum. Meşhur karşılaştırmayı hatırlayalım, insan
(homo sapiens) biyolojik olarak otoburlara daha yakın;
dişleri, sindirim sistemi, pençe/el yapısı gibi bir çok kanıt
sıralanabilir. Dahası, hayvanlar aleminde eti pişirerek yiyen,
yemek zorunda olan tek canlı, malum, insan. Tüm bunlar,
sanki etoburluğun evrimin son aşamalarında ortaya çıktığını
gösteriyor.
Fakat, geçenlerde okudum tekrar, et yemeye başladıktan sonra
insanın gerek bilişsel gerek fiziksel evrimi hızlanıyor. Bu
argümanı, veganlara karşı çok kullanırlar. Taş devrinde
insanlar mecburen veganken, medeniyette ilerleme çok
yavaştı. Ta ki insanlar et pişirip yemeye başladılar, evrim
hızlanarak ilerledi, insanlık ve uygarlık karşılaştırma kabul
etmeyecek şekilde gelişmeye başladı.
Sen ne dersin?
Zülâl Söylediklerinde katıldığım noktalar olduğu gibi
katılmadıklarım da var. Birincisi, 'veganlar da sigara tiryakisi
olabilir' demişsin. Öncelikle tam anlamıyla vegan olan
sigaradan uzaktır. Sigara şirketleri hayvanlar üzerinde zalimce
deneylerini uygulamaya devam ediyor. Bir insan sadece
vegan besleniyorsa ama veganizm felsefesini hayatının temeli
yapmamışsa sigara içmekte bir sorun görmeyebilir tabii. Belki
de bu nedenle kitabın ilk başlığını 'Veganlık nedir?' sorusuna
ayırmalıydık. Çünkü vegan beslenen herkes tam bir vegan
olmayabilir.
B12 konusuna gelince... Bu sadece veganlara özel bir sorun
değil. Et yiyen ama beslenmesi yeterli olmayan başka
insanlarda da çıkabilir. Fakat veganlar için ayrıca dikkat
edilmesi gereken bir konu olduğu da ortada. Vegan bir insanın
B12 eksikliği yaşamaması için bu vitaminle desteklenen
besinleri alması ya da dışardan özel haplarla takviyede
bulunması gerekiyor.
Vegan beslenmenin bütüncül bir beslenme sistemi
sağlayamadığını söyledin. Bu etoburların da sıklıkla dile
getirdiği bir görüş. O zaman ben de şunu söylüyorum. Etobur
beslenmenin de insan sağlığına zararları kanıtlanmış
durumda. Senin de saydığın gibi kalp ve damar
hastalıklarının, kanserin baş nedenleri arasında yer alıyor ve
bu ispatlandı. Bir etoburun ortalama kolesterolü 210,
vejetaryenin 161, veganınki 133. Neden veganlığın
doğurabileceği B12 eksikliği gerekçe gösterilerek veganizmin
iyi olmadığı savunulurken, etobur beslenmenin zararları göz
önüne alınıp ondan vazgeçilmiyor? Sürekli et ağırlıklı
beslenen bir insanın yakalanabileceği hastalıklar, vegan
beslenen bir insanın yaşayabileceği sorunlardan daha mı az
önemli?
Tabii bu soruların yanıtları, vegan beslenmede ortaya
çıkabilecek B12 sorununa nasıl çare bulunması gerektiğini
anlatmaz. Bu konuda birbiriyle son derece çelişen görüşler
olduğunu bilmek lazım. Bir kısım uzman, veganların B12'yi
hiçbir şekilde alamayacağını savunurken, bazıları da
bakteriler aracılığıyla bu sorunun üstesinden gelinebileceğini
söylüyor. B12'nin insanın ağız çevresinde yer alan bakteriler
tarafından üretilen enzimlerden ortaya çıktığı da savunuldu.
Araştırmalar sonucunda şu ortaya çıkıyor ki, veganların
yapması gereken, B12 katkılı besinleri sık tüketmek ve
kendileri için üretilen özel vitaminlerden almak.
'Vegan beslenme doğal değil mi yoksa?' diye de bir soru var.
Doğallık neye göre, kime göre? Vejetaryen atalarımızın
alışkanlıkları mı doğaldı, sonradan et yemeye başlayan
Description:Bu satırları okuyorsanız, öncelikle veganizm üzerine yazılmış ilk Türkçe kitaba ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. Bu teşekkür sıradan bir ifade değildir; veganlar bilir, hayvan haklarından söz etmeye başladığınız anda olumsuz tepkiler almaya başlarsınız, hatta iş