Table Of ContentŞevPkaemtu k
r-f-iüyer' 2n0iY0nı llık
İktiasraidhii
büyük1un.er,uv mebl öalrü şütn
TÜRKi$Y EB ANKASI
KültYüary ınları
İÇİNDEKİLER
Önsöz
�,.. • ., ....................• •···············································---····························································································································································1
Süreçler ve Kavramlar
Dünyada ve Türkiye'de 200 Yıllık İktisadi Büyüme ve
İnsani Gelişme ............
Kurumlar ve İktisadi Gelişme
19. Yüzyıl Öncesinde Osmanlı Ekonomisi ve Kurumlan. .. ........ 51
Son 200 Yılda Türkiye'nin Nüfusu
19. Yüzyılda Açık Ekonomi, 1820-1914
Sanayi Devrimi ve Sonrası ...
Ekonominin Dışa Açılışı .
Mali Sorunlar, Para ve Dış Borçlanma ...
9
Pazara Yönelen Tarım ..
10
Zanaatlerin Gerilemesi ve Sanayileşmenin İlk Adımları. ............................ 137
11
19. Yüzyılda Büyüme, Kurumlar ve Bölüşüm ... ..
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, 1914-1950
12
_ __ J63
Büyük Savaş ve Milli İktisat. .... ___ _
13
Cumhuriyet'in Kuruluş Yılları ___ __175
14
Dünya Bunalımı ve Devletçilik... ..
15
Yine Savaş, Devlet ve Köylülük _______
16
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Geçerken Büyüme,
Kurumlar ve Bölüşüm ___ _
İkinci Dünya Savaşı Sonrasında, 1950-1980
17
Demokrat Parti ve Tarıma Dayalı Büyüme Denemesi. .... ___ 23
18
İthal İkamesi Yoluyla Sanayileşme
19
İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Büyüme,
Kurumlar ve Bölüşüm .....
Neoliberal Politikalar ve Küreselleşme, 1980-2010
20
Neoliberal Politikalara Geçiş __ _
21
Yine Siyasal İstikrarsızlık ve Krizler
22
AK Parti Yıllan.
23
Neoliberal Politikalar ve Küreselleşme Çağında Büyüme,
Kurumlar ve Bölüşüm
24
Son 200 Yılda Türkiye'de Eşitsizlikler ....
25
Sonuç
Kaynakça .. .355
Dizin 367
Onsöz
Hem içerik ve vurguları hem de kapsadığı dönem açısından, bu
kitap Türkiye iktisadi tarihine farklı bir yaklaşımı hedefliyor.
Son 20-30 yılda, ekonomilerin uzun dönemli gelişmesini değerlen
dirirken kullanılabilecek ölçütler olarak, bir yandan iktisadi büyüme,
öte yandan da sağlık, eğitim ve diğer boyutlarıyla insani gelişme öne
çıktılar. Yine son dönemde iktisat tarihçilerinin yaptıkları çalışmalar
sayesinde, geçmişteki ekonomilerin, özellikle de gelişen ekonomilerin
kişi başına gelir ve insani gelişme düzeyleri hakkında daha ayrıntılı
bilgi sahibi olduk. Böylece bugün, iktisadi büyüme ölçütünü ve daha
sınırlı da olsa insani gelişme ölçütünü kullanarak dünya ölçeğinde
uzun dönemli karşılaştırmalar yapmak mümkün oluyor. Öte yandan,
son 20-30 yılda hem iktisatçılar hem de iktisat tarihçileri arasında
uzun vadeli iktisadi gelişme sürecinde kurumların önemini öne çıka
ran yaklaşımlar da güç kazandı. Bugün kurumlar iktisadi gelişmenin
nihai nedenleri olarak kabul ediliyor. İşte bu nedenlerle iktisadi bü
yüme, kurumlar ve -verilerin yetersiz olması nedeniyle- daha sınırlı
olarak insani gelişme ve bölüşüm kitabın merkezinde yer alıyorlar.
Türkiye iktisat tarihçiliğinde 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl birbirlerin
den kalın duvarlarla ayrılır. Osmanlı ekonomisi ile ilgili çalışmalar
genellikle 1914 yılında biter. Cumhuriyet dönemi ekonomisi ise 1923
yılından başlayarak incelenmeye başlanır ve önceki dönemle aradaki
kesintiler vurgulanır. Oysa Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde
X TÜRKİYE'NİN 200 YILLIK İKTİSADİ TARİHİ
çok önemli siyasal değişiklikler gerçekleşirken, iktisadi açıdan önemli
süreklilikler de vardır. Bu sürekliliklerin önemli bir bölümü Sanayi
Devrimi sonrasında dünya ölçeğindeki gelişmelerden kaynaklanıyor.
Bu nedenle, son 200 yılı bir bütün olarak ele almak ve 20. yüzyıl (hat
ta 21. yüzyıl) Türkiye ekonomisinin önemli kimi özelliklerinin kö
kenlerini 19. yüzyıldaki dönüşümlerde aramak gerektiğini düşündüm.
Böyle bir kitap yazmak düşüncesi, ilk kez Boğaziçi Üniversitesi'nde
lisans ve lisansüstü düzeylerde verdiğim derslerde oluştu. Değerli öğ
rencilerimin bu projeye yıllar içinde yaptıkları katkıları anmak benim
için büyük bir mutluluk. Son bir yıl içinde Asaf Savaş Akat, Yeşim
Arat, Devrim Dumludağ, Hasan Ersel, Alpay Filiztekin, Kıvanç Ka
raman, Asım Karaömerlioğlu, Reşat Kasaba, Çağlar Keyder, Fikret
Şenses ve Fahrettin Yağcı kitabın çeşitli bölümlerini okuyarak veya
benimle tartışarak görüş belirttiler, öneriler yaptılar. Bu önerilerin
hepsini dikkate alamasam da hepsinden çok yararlandığımı belirtmek
isterim. Ancak ortaya çıkan metnin tüm sorumluluğu doğal olarak
bana aittir. Yine kitabın hazırlanması sırasında pek çok dostumun
yanı sıra, özellikle Alp Kanzık ve Mehmet Ali Neyzi'nin yardımlarını
anmak isterim. Metnin yayına hazırlanması sürecinin her aşamasını,
daha önceki kitaplarda olduğu gibi, titizlik ve yetkinlikle yürüten ve
bu süreci keyifli bir iş haline getiren değerli editör Ali Berktay'a da
çok teşekkür borçluyum.
Türkiye ekonomisinin son 200 yılını yorumlarken bardağın ne ka
darını dolu, ne kadarını da boş gördüğümüz, son yıllarda, özellikle
yaz aylarında, yemek masası sohbetlerimizde baş köşeyi işgal eder ol
muştu. Gelen güçlü itirazlar karşısında o yorumları kitabın başlığına
taşımaktan vazgeçmek zorunda kaldım. Ancak Yeşim ve Zeynep'e sa
dece o tartışmalar için değil, pek çok başka şey de borçluyum.
Şevket Pamuk
Kasım 2013
1
Giriş
İktiBsüaydüvimeİ ket i sadi Gelişme
İnsanlık tarihinde binlerce yıl boyunca kişi başına gelirler düşük
düzeylerde kaldı, dünyanın herhangi bir bölgesinde bir uygarlık
gelirleri yükseltebilse ve zenginlik yaratabilse bile, daha sonraki
dönemlerde gelirler tekrar düştü. Ancak son 200 yılda bu durum
değişti. Sanayi Devrimi sonrasında teknolojik gelişmelerin temposu
nun yükselmesi ve yatırımların ivme kazanması ile üretim ve gelirler
dünyanın pek çok ülkesinde sürekli artmaya başladı. Böylece kişi
başına üretimin ya da gelirin kalıcı biçimde artışı olarak tanımlanan
iktisadi büyüme, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ulusların
zenginliğini ve yoksulluğunu belirleyen temel süreç konumuna geldi.
Bugün dünyanın hemen her ülkesinde ortalama gelir 1820 yılına
kıyasla çok daha yüksek. Örneğin Sanayi Devrimi'nin gerçekleştiği
ilk ülke olan İngiltere'de bugün kişi başına gelirlerin satın alım gücü
1820 yılına göre 12 kat daha fazla. Ancak son 200 yılda tüm ülkeler
ya da bölgeler aynı hızla büyümediler. Sanayileşmeye erken başlayan
Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri Birinci Dünya Savaşı'na, hatta
20. yüzyılın ortalarına kadar daha hızlı büyüdüler. Bugünün gelişen
ülkelerinin büyük çoğunluğu ise ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan