Table Of ContentMi
jHsjj El
TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLÂM ANSİKLOPEDİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Bağlarbaşı, Kısıklı Caddesi No : 7 81180 Üsküdar-İSTANBUL
Tel : 341 07 92 (4 hat)
CİLT 1
İstanbul - 1988
©1988 Her hakkı mahfuzdur.
Yazı ve fotoğraflar kaynak
gösterilmeden kullanılamaz.
[flflB
mmm
TÜRKİYE DİYANET VAKFI
ANSİKLOPEDİSİ
Sahibi
Türkiye Diyanet Vakfı Adına
KEMAL GÜRAN
İdare Meclisi
Doç.Dr. BEKİR TOPALOĞLU Dr. TAYYAR ALTI KULAÇ
Doç.Dr. İSMAİL ERÜNSAL
Genel Müdür
Y. Doç. Dr. Halis AYHAN
Müşavere Heyeti
Doç.Dr. M. YAŞAR KANDEMİR
Doç.Dr. HAYREDDİN KARAMAN
Dr. AHMET ÖZEL
Doç.Dr. AHMET TOPALOĞLU
Y.Doç.Dr. M. SAİM YEPREM
REDAKSİYON SORUMLUSU Doç.Dr. Ahmet TOPALOĞLU
Sekreter Dr.Metin YURDAGÜR
Bibliyografya Mehmet AYKAÇ
Saffet KÖSE
Recep USLU
İmlâ Hasan AKAY
Dr. Mustafa ERKAN
İsa KAYAALP
Y.Doç.Dr. Mustafa ÖZKAN
Teknik Kontrol Y.Doç.Dr. Hasan AKSOY
Azmi BİLGİN .
Kasım KIRBIYIK
KÜTÜPHANE ve
DOKÜMANTASYON SORUMLUSU Doç. Dr. İsmail ERÜNSAL
BİLGİ İŞLEM SORUMLUSU Y.Doç.Dr. M. Saim YEPREM
YAYIN YÖNETMENİ VE
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ahmet YILMAZ
Grafik M. Nazif GÜLER
Görüntü Tesbiti Enis KARAKAYA
Fotoğraf Selçuk UYGUN
Dizgi Operatörleri Ender BOZTÜRK
Nedim GÜNEY
Süleyman ÖZEL
Yılmaz SAMANCI
Tashih Hilmi KURTULMUŞ
Abdülkadir ŞENEL
MADDE SİPARİŞ ve TAKİP Ayhan AYKUT
MERKEZ İLİM HEYETLERİ ÜYELERİ
Y.Doç.Dr. Hasan AKSOY Prof. Dr. Mustafa FAYDA Dr. Ahmet ÖZEL
(Türk Dili ve Edebiyatı) (İslâm Tarihi ve Medeniyeti) (Fıkıh)
Nureddin ALBAYRAK Fuat GÜNEL Y.Doç.Dr. Mustafa ÖZKAN
(Türk Dili ve Edebiyatı) (Arap Dili ve Edebiyatı) (Türk Dili ve Edebiyatı)
Dr. Tayyar ALTIKULAÇ Y.Doç.Dr. İrfan GÜNDÜZ Y.Doç.Dr. İlhan ŞAHİN
(Tefsir) (Tasavvuf) (Türk Tarihi ve Medeniyeti)
Doç.Dr. Mehmet Akif AYDIN Ahmet GÜRTAŞ Prof.Dr. M. Nazif ŞAHİNOĞLU
(Fıkıh) (Arap Dili ve Edebiyatı) (Fars Dili ve Edebiyatı)
Nihat AZAMAT Doç.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU Y.Doç.Dr. Muhittin SERİN
(Tasavvuf) (Türk Tarihi ve Medeniyeti) (Hat)
Doç.Dr. Mustafa Lütfi BİLGE Y.Doç.Dr. Ömer Faruk HARMAN Prof.Dr. Hikmet TANYU
(İslâm Ülkeleri Coğrafyası) (Dinler Tarihi) (Dinler Tarihi)
Doç.Dr. Orhan BİLGİN Prof.Dr. Mehmet İPŞİRLİ Doç.Dr. Ahmet TOPALOĞLU
(Fars Dili ve Edebiyatı) (Türk Tarihi ve Medeniyeti) (Türk Dili ve Edebiyatı)
Y.Doç.Dr. İdris BOSTAN Cengiz KALLEK Doç.Dr. Bekir TOPALOĞLU
(İslâm Ülkeleri Coğrafyası)
(Fıkıh) (Kelâm ve Mezhepler Tarihi)
Y.Doç.Dr. Mustafa ÇAĞRICI Doç.Dr. M. Yaşar KANDEMİR Prof.Dr. Metin TUNCEL
(İslâm Düşüncesi ve Ahlâk) (Hadis) (İslâm Ülkeleri Coğrafyası)
Doç.Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN Doç.Dr. Hayreddin KARAMAN Dr. Zülfikar TÜCCAR
(Hadis)
(Fıkıh) (Arap Dili ve Edebiyatı)
Doç.Dr. İbrahim Kâfi DÖNMEZ Doç.Dr. Mahmut KAYA Y.Doç.Dr. Abdullah UÇMAN
(Fıkıh)
(İslâm Düşüncesi ve Ahlâk) (Türk Dili ve Edebiyatı)
Dr. Davut DURSUN
Dr. Hulusi KILIÇ Doç.Dr. Süleyman ULUDAĞ
(İslâm Ülkeleri Coğrafyası)
(Arap Dili ve Edebiyatı) (Tasavvuf)
Y.Doç.Dr. Feridun EMECEN
Rıza KURTULUŞ Y.Doç.Dr. Mustafa UZUN
(Türk Tarihi ve Medeniyeti)
(İslâm Ülkeleri Coğrafyası) (Türk Dili ve Edebiyatı)
Sargon ERDEM
Doç.Dr. Günay KUT Rahmi YARAN
(İslâm Sanatları)
(Türk Dili ve Edebiyatı) (Fıkıh)
Doç.Dr. Mehmet ERKAL
Doç.Dr. Cevdet KÜÇÜK Dr. Yusuf Şevki YAVUZ
(Fıkıh)
(Türk Tarihi ve Medeniyeti) (Kelâm ve Mezhepler Tarihi)
Dr. Mustafa ERKAN
Doç.Dr. Orhan O KAY Prof.Dr. Tahsin YAZICI
(Türk Dili ve Edebiyatı)
(Türk Dili ve Edebiyatı) (Fars Dili ve Edebiyatı)
Y.Doç.Dr. Muhammed EROĞLU
Dr. Mustafa ÖZ Y.Doç.Dr. M. Saim YEPREM
(Tefsir)
(Kelâm ve Mezhepler Tarihi) (Kelâm ve Mezhepler Tarihi)
Özkan ERTUĞRUL
(İslâm Sanatları) Y.Doç.Dr. Abdülkerim ÖZAYDIN Prof. Dr. Hakkı Dursun YILDIZ
(İslâm Tarihi ve Medeniyeti) (İslâm Tarihi ve Medeniyeti)
Doç.Dr. İsmail ERÜNSAL
(Türk Dili ve Edebiyatı, Doç.Dr. Abdülkadir ÖZCAN Y.Doç.Dr. Hasan Kâmil YILMAZ
İlimler Tarihi) (Türk Tarihi ve Medeniyeti) (Tasavvuf)
Prof.Dr. Semavi EYİCE Y.Doç.Dr. Nuri ÖZCAN Dr. Metin YURDAGÜR
(İslâm Sanatları) (Mûsiki) (Kelâm ve Mezhepler Tarihi)
SUNUŞ
1975 yılında kurulan Türkiye Diyanet Vakfı, on üç yıldan beri yüce milletimi-
zin değerli desteği ile ülkemizin her köşesinde ve yurt dışında dinî, sosyal ve kül-
türel hizmetlerini aralıksız sürdürmektedir. Elinizdeki eser de bu vakfın Türk ve İs-
lâm kültürüne yeni ve kapsamlı bir katkısıdır.
Bilindiği gibi, bir telif türü olarak İslâm ansiklopedisi, müslümanların tarih
boyunca din, ilim, felsefe, sanat ve kültür alanlarında meydana koydukları eserler-
le, bu milletlerin gelip geçtikleri, yaşayıp vatan tuttukları yerlere ait tarih, coğrafya
ve etnografya bilgilerini ihtiva eden öz ve sağlam bilgilerin toplandığı bir eserdir.
1908-1938 yılları arasında Avrupalılar tarafından İngilizce, Fransızca ve Almanca
olarak yayımlanan İslâm Ansiklopedisi de bu alanda meydana getirilmiş bir eser-
dir. Ancak bu ansiklopedide genel olarak İslâmiyâta ve İslâm âleminin önemli bir
unsuru olan Türk dünyasına ait bilgiler çok defa kısa, bazan noksan, bazan da
yanlış verilmiştir.
Bu sebeple Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlatılan İslâm Ansiklopedi-
s/'nde müslüman milletlerin ilim, fikir, sanat, din ve kültür varlıkları doğru ve ye-
terli bir biçimde ele alınmış, Türk-İslâm medeniyetine ve bu medeniyetin oluşma-
sında büyük katkıları bulunan Türk ilim, fikir, edebiyat, sanat, din ve devlet adam-
larına gereği gibi yer verilmiştir. Başka bir deyişle bu eser, İslâm ansiklopedisi te-
lif türüne sadık kalmakla birlikte Türk-İslâm medeniyeti ağırlıklı, nesilden nesile in-
tikal edecek kalıcı bir belge ve kaynak niteliğindedir. Bu hedefi gerçekleştirmek
üzere, maddenin yazılmasından baskıya gireceği noktaya kadar uzanan çizgide, çe-
şitli kontrol ve incelemelere tâbi tutulmuştur.
Bu eser tamamlandığı zaman, İslâmî konularda, özellikle Türk-İslâm medeni-
yeti alanında doğru ve güvenilir bilgi edinmek isteyen Türk okuyucusu, ilmî ölçüle-
re göre yazılmış, öteden beri eksikliğini hissettiği kaynak bir esere kavuşmuş ola-
caktır. Diğer taraftan bu eser, tarih boyunca İslâmiyet'i farklı anlayıp yorumlayan
grupların az çok üzerinde ittifak edebilecekleri ortak bir İslâmî anlayışın oluşması-
na da hizmet edecektir.
Eserin hazırlanmasında emeği geçen değerli üniversite mensuplarına, araştır-
macı ve ilim adamlarına, idareci ve teknik kadroya, bugüne kadar yardım ve yakın
ilgilerini eksik etmeyen hayır sahiplerine ve özellikle büyük manevî desteğini biz-
den hiçbir zaman esirgemeyen yüce milletimize şükranlarımızı arzeder, müslüman
müellifler tarafından meydana getirilmiş olan bu büyük eseri aziz milletimize ve İs-
lâm âlemine sunarken yüce Rabbimizin inayetini niyaz ederiz.
Türkiye Diyanet Vakfı
Mütevelli Heyeti
ONSOZ
İslâm ilimleri ile İslâm kültür ve medeniyetinin aslî karakteri, dayandığı temel inanç
ve düşünce, tarih içindeki yeri ve ağırlığı hakkında genel bir fikir sahibi olmak, bu alanda
hazırlanan ilmî ve geniş kapsamlı bir ansiklopedinin hem değerini ve gerekliliğini, hem de
gayesini anlamak bakımından faydalı olacaktır.
İslâm'ın Allah'ın birliği, Hz. Muhammed'in peygamberliği ve müminlerin kardeşliği
esaslarına dayalı olarak kurduğu sistem, kısa zamanda müslümanların çalışmalarına oriji-
nal bir anlam kazandırarak insanlık tarihinde yeni bir bilgi, düşünce ve faaliyet ruhu
doğurdu. Bu zinde ruh ile canlanan disiplinlerden Kur an ilimleri ve tefsirde Allah ke-
lâmının en güzel bir şekilde okunmasına, ilâhî maksada uygun olarak yorumlanmasına
çalışıldı; bunun için takip edilmesi gereken metotlar ortaya kondu. Hadis ilminde
Sünnet'in doğru olarak tesbit edilmesi, nesilden nesile aktarılması, inanç, düşünce ve
uygulama alanlarında istifadeye sunulması yolunda müslümanların yaptıkları çalışmalar
benzeri görülmemiş bir gayret, titizlik ve vefa örneği oldu. İslâm fıkhı Allah kelâmından,
Hz. Muhammed'in irşadından, sosyal hayatın gerçeklerinden ve aklın ışığından faydalana-
rak bir yandan mükemmel ve orijinal bir hukuk metodolojisi kurarken diğer yandan
müslümanların Allah'a, birbirlerine, öteki insanlara, hatta canlı ve cansız varlıklara karşı
görevlerini belirledi. Kelâm ilmi insanı tabiatın âdi varlık ve olaylarına kul olmaktan
kurtararak inancın her türlü sapmalardan uzak, doğru ve sarsılmaz bir zemin üzerine
oturtulmasını sağlamaya çalıştı. Gösterişe ve dünya tutkusuna karşı zâhidâne bir baş
kaldırış olarak ortaya çıkan İslâm tasavvufu, ilâhî gerçekleri en yüksek seviyede kavrama-
yı ve bu suretle "ma'rifetüllah'a ulaşmayı bütün gayelerin başına koydu; bunun için de
insanın her şeyden önce kendisini tanıması, nefsiyle hesaplaşması, beşerî yönünü hiçliğe
indirerek ruhî cephesiyle mümkün olan en ileri seviyede ilâhî âlemle münasebet kurması-
nın gerektiğini savundu. Tasavvufun bu fikrî ve pratik tezleri İslâm tarihinde bütün
müslüman kitleler üzerinde derin izler meydana getirdi. İslâm felsefesi, tarihteki belli
başlı düşünce sistemlerinden intikal eden fikrî değerlerden de faydalanmakla birlikte,
İslâm'ın tevhid akîdesinden, peygamberlik nurundan ve her şeyin Allah'tan geldiği
düşüncesinden hareketle varlık ve olayları, küllî bir bütünlük içinde açıklamaya çalıştı.
Kur an-ı Kerîm'in, insanların kâinatı, ondaki ilâhî gerçekleri, tarihî olayları dikkatle
gözlemeleri, incelemeleri, bunun için gerektiğinde ülkeden ülkeye dolaşarak araştırma
yapmaları, bütün bu mesailerinden sonuçlar çıkarmaları yönündeki pek çok irşadı da
müslümanlar üzerinde etkisini gösterdi ; bu suretle ilk yüzyıllardan itibaren matematik,
astronomi, tıp, fizik, kimya, tarih, coğrafya gibi aklî, tecrübî ve sosyal ilimlerde başlatılan
çalışmalar, müslümanları bütün dünyada bu ilimlerin temsilcisi durumuna getirdi. Bu
arada Kur'an'ın rakipsiz bir edebiyat şaheseri olduğunu gören ve Hz. Peygamber'in "Allah
güzeldir, güzeli sever" anlamındaki hadisini ilke edinen müslümanlar, hayatın bütün alan-
larında düzen, incelik, uyum, güzellik gibi estetik unsurlar aramakla birlikte, özellikle ede-
biyat, şiir, mimarî, hat, süsleme, mûsiki gibi dallarda İslâm sanatını meydana getirdiler.
Böylece, eski dünyanın bir zamanlar en ihtişamlı medeniyetlerinin yaşadığı ülkelerin
yeni hâkimleri olan müslümanlar ilimde, tefekkürde, sanatta, siyasette, askerlikte ve haya-
tın diğer alanlarında kendi dönemlerinde dünyanın en parlak medeniyetini kurdular ; bu
üstünlüklerini ilim ve tefekkürde en az 500 yıl kadar, diğer alanlardaysa daha uzun asırlar
boyunca devam ettirdiler. Bu sıralarda koyu bir cehalet dönemi yaşamakta olan Ortaçağ
Avrupası, batıda Endülüs ve Sicilya, doğuda Anadolu üzerinden İslâm kültür ve medeni-
yeti ile temas kurarak yüzlerce yıl sonra gerçekleştireceği rönesansın ilim ve tefekkürdeki
kaynaklarını keşfetmiş oluyordu. Belki de ilk defa Güney İtalya'daki Salerno şehrinde
bulunan tıp ökulunda Domnulus yahut Donnolo diye de tanınan Şabbetai adlı bir yahudi-
nin X. yüzyılda Arapça'dan Latinceye aktardığı tıp metinleri ile başlayan Batı'nm İslâm
kültüründen faydalanması olayı, özellikle XI. yüzyılda daha da yoğunluk kazanmış, Hâriz-
mî, İbn Yûnus, Bettânî, İbn Heysem, Kindî, Zekeriyâ er-Râzî, Fârâbî, İbn Sînâ, Gazzâlî, İbn
Rüşd, İbn Bâcce, İbn Seb'în gibi önemli âlim ve filozofların eserlerinden yapılan tercüme-
lerle 600 yıl kadar sürmüştür. 1600'lü yıllara kadar hıristiyan Avrupa'nın ilim dünyasında
yetişmiş bilginler genellikle kendilerini belli bir İslâm âliminin takipçisi olarak kabul edi-
yordu.
İslâm kültür ve medeniyetinin dayandığı düşünce yapısının en çarpıcı niteliği, insanın
kendi iç dünyasında, hemciıîsiyle olan ilişkilerinde, insanla tabiat, insanla metafizik âlem
ve nihayet insanla Allah arasında sevgi, barış, uzlaşma ve ahenk kurma, böylece küllî
vahdete ulaşma idealidir. Bu sistemin temel düşüncesine göre varlığın zirvesinde, her
türlü iyilik, güzellik ve mükemmelliğin kaynağı olan Allah vardır. Varlık (vücûd) ve iyi
(hayır) bir realitenin iki tezahürüdür. Var olmayan iyi değil, iyi olmayan da var değildir.
Kur'ân-ı Kerîm, eski kavimlerden söz ederken kötülüğün yıkılma ve yok olma sebebi oldu-
ğunu ısrarla tekrarlamıştır. Bu yüzden İslâm düşüncesine göre, var olmak ve iyi olmak, ilk
insan ve ilk peygamberden beri insanlık tarihi boyunca süregelen ana hedeftir. İnançsızlık
ve kötülük, insanlık tarihinde zaman zaman görülen ve varlığın normal seyrine aykırı olan
sapmalardır. Peygamberlik müessesesi, Allah'ı bırakarak şu veya bu şekilde tabiattaki
bayağı varlıklara tapmak yüzünden kötüleşen ve bir anlamda yok olan insaniyeti yeniden
var eden ezelî ve ebedî ışıktır. Yeryüzünde bir defa daha sönmek üzere olan bu ışığın
meşalesi son olarak Kur'an'la yeniden tutuşturulmuş, Hz. Muhammed'in ve Kur'an'da "en
hayırlı topluluk" şeklinde yüceltilen ashâb-ı kirâm ile İslâm geleneğinde "selef-i sâlihîn"
diye anılan müslüman ilim ve fikir adamlarının çabalarıyla hem müslüman toplumlara
hem de insanlık camiasına yeni değerler, bereketli mahsuller sunulmuş, neticede muaz-
zam bir medeniyet vücuda getirilmiştir. Bu medeniyetin oluşmasında, zenginleşmesinde
ve yeni boyutlar kazanmasında, gerek siyasî gerekse başka yönlerden uzun süre İslâm
dünyasının lideri durumunda olan Türk milletinin zengin ve şerefli bir payının bulunduğu
da tarihî bir gerçektir.
Ancak, zamanla müslümanların önce ilmî ve fikrî, daha sonra iktisadî ve siyasî alanlar-
da dirayet ve üstünlüklerinin zayıflamasından ve uzunca bir süre yaşanan durgunluk
döneminden sonra müslüman milletler, kendi kültür ve değerler dünyasına karşı kayıtsız
kalmışlardır; yaklaşık iki asırdan beri de Batı'daki ilmî ve teknolojik gelişmelerin tesiri ile
yabancıya hayranlık ve onu taklit krizini yaşamaktadır. Bununla birlikte, özellikle son
yıllarda müslüman milletler, bu olumsuz gelişmenin kendi bünyelerinde doğurduğu
mânevî, siyasî ve içtimaî sarsıntılar yanında, Batı'da gözlenen benzer fakat daha geniş
boyutlu problemlerin de etkisiyle, kendi tarihî ve kültürel değerlerini tanıma ve gelecek
için bunlardan faydalanma ihtiyacını duymaya başlamışlardır. Bu suretle İslâm dini ve bu
bereketli zemine dayalı kültür ve medeniyet, yoğun bir arayış içinde olan dünya ilim ve
fikir camiasıyla birlikte müslümanlar için de aktüel bir inceleme konusu olmuştur İşte bu
noktada İslâm'ın, İslâmî ilimler ile tarihî ve kültürel değerlerin, müslüman âlim, düşünür
ve sanatçılarla diğer tarihî şahsiyetlerin ve bunların gerçekleştirmiş olduğu eserlerin, ada-