Table Of ContentGiorgio A. Livraga
Gonzago A. Livraga
(1930-1991)
İtalyan uyruklu olan Giorgio Angelo Liv-
raga Rizzi, Aztek Sanat, Bilim, Edebiyat
ve Sosyoloji Akademisinde felsefe dokto-
rası yapmış, Buenos Aires Felsefe ve Ede-
biyat Fakültesinde de tarih ve sanat tarihi
konularında uzmanlaşmıştır. Paris Sanat,
Bilim ve Edebiyat nişanı sahibi ve Ulusla-
rarası İsviçre Burchardt Akademisi üyesi
olan yazar, Uluslararası New Acropolis
Teşkilatı'nın da kurucusu ve ilk Genel
Başkanıdır.
Büyük bir araştırmacı ve hümanist olarak
sunduğu birçok eserleri arasında en
önemlileri şunlar olarak sayılabilir: Lotus
(şiirler), Möassy köpek (roman, deneme),
Ankor, Mürit (roman), Delia ve Fernan-
do'ya Mektuplar (felsefi deneme), Simyacı
Özgürlüğü Öldüren Engizisyon (roman),
İdeal Akropolitenin Temelleri, Elemental
Doğa Ruhları, Misterik Doğa Tiyatrosu,
Trajedi (inceleme)... Bütün eserleri
Fransızca, Almanca, İngilizce, İtalyanca,
Yunanca, Portekizce ve Türkçe de dahil
olmak üzere çeşitli dillere çevrilmiştir.
TEB
Giorgio A. Livraga
TEB
Çeviren: İnci Kut
Bu kitap bir Yeni Yüksektepe Kültür Derneği yayınıdır.
ISBN No: 975 - 95278 - O - 4
Basım: Eser Matbaacılık Ltd. Şti.
Tel: 0 - 312 - 229 17 79
Bu elkitabını, Mısır dediğimiz o
Gizemle, onun o sayısız ve hariku
lade güzel belirtilerinden biri
aracılığıyla temas kurmaya can atan
tüm müritlerime ve aynı zamanda,
Gizli Konut Kitabında yeralan o
duayı bir kez daha mırıldanmama
neden olan Hafıza Perisine armağan
ediyorum:
■NE MUTLU TEB’DE YAŞAYANA,
NE MUTLU TEB'DE ÖLENE'
İÇİNDEKİLER
Giriş.............................................................................9
Kronoloji....;..............................................................13
Resmi Olarak Kabul Edilmiş Kronoloji
Hakkında Kuşkular...................................................25
"Öteki Tarih"............................................................33
Çokluğun ardındaki teklik.......................................43
İnsanın İç Yapısındaki ve Doğasındaki Gizem...........85
Mumyalama ve Mezar Sunularındaki Ezoterik Amaç 105
Lahitlerin Okült Anlamı....................................... 119
Batı Yakasının Konakları..................................... 139
Sonsöz....................................................... 151
Bibliyografya................................................. 155
İlkçağlardaki başlıca siyasal merkezleri içeren Mısır haritası.
GİRİŞ
İnsanlığın geçmişiyle ilgili konulara ihtiyatla yaklaşma
mız gerekir, zira geleceğe ait sayısız belirtilere ve olaylardan
mantıksal sonuçlar çıkartabilmemize rağmen, ileride olacakları
bilmemize engel olan bir sis perdesi bulunduğu gibi, geçmiş
teki şekilleri kaplayıp onları bulanık ve anlaşılmaz kılan bir
diğer örtünün varolduğunun da bilincindeyiz.
Tarih ve arkeoloji bilimlerinin genelde kesin olduğuna ina
nan bir kimse, bu bilimlerin devinimli ve evrimsel süreçlerini
tanımadığı gibi, hem kendi hem de zamanının önyargılarının
kaçınılmaz baskısı altındaki araştırmacının, karşısına çıkan
değişken kavramları büyüleyici ama son derece yorucu bir
uğraşmayla devamlı olarak yorumlaması gerekeceğinden de ha
berdar değildir.
Eski Yunanlılar antik Kem Ülkesine, esrarengiz ve
anlaşılmaz şey anlamına gelen "Egypt" (Mısır) adını vermiş
lerdi.
9
İşte biz bu gizemin içinde, Yedi Kapılı Teb denilen bir
Yunan kentinden' ayırdedebilmek için Yunanlıların Yüz Kapılı
Teb adını verdikleri antik kentin bulunduğu bölgeyi seçtik.
Bu bile başlı başına bir gizemi içermekte. Yaptıkları eser
lerden anladığımız kadarıyla Mısırlılar, kapılan yanyana inşa
edecek kadar beceriksiz mimarlar olamazlardı. Eğer sanayi
öncesi devirlerdeki insanlann bir yerden bir yere varmak için
birkaç kilometre yürümeyi olağan addettiklerini düşünecek olur
sak, bir kapının bir diğerinden en az 500 metre uzaklıkta bulun
ması doğaldır. 500'ü 100'le çarparsak çevresi 50.000 metre
uzunluğunda bir şehir çıkar karşımıza; bu da gerek modern ar
keolojinin, gerekse bölgedeki kuşbakışı gözlemlerin
doğrulamayıp aksine yalanladığı bir durumdur. Mısırlıların ve
Yunanlıların mecazi olarak tanımladıkları ve rahipler devleti
Amon'un başkenti olan bu esrarengiz şehir, bu kadar muazzam
boyutlarda olamazdı, nitekim şehrin duvarlarından günümüze
kalanlar birkaç önemsiz kalıntıdan başka birşey değildir.
Acaba Yunanlılar yüz rakamını "çok" anlamında mı kul
lanmışlardı?.. Bunu belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Bazı çağdaş yazarlar bu muazzam yörenin, Nil'in batı
yakasını, yani Ölüler Şehrini de içine aldığım ileri sürerler;
fakat Batı Dağına bitişik olan Vadinin özellikleri ve surlardan
en ufak bir ize rastlanmaması, anlaşılmayanın yarattığı
ümitsizlik duygusundan doğan bu hipotezlere inanmamıza ola
nak veımez.
Ancak, dünyanın Güneyden Kuzeye doğru akan yegâne
nehrinin katettiği Mısır'ın yakıcı kumları üzerinde
yürüyeceksek, anlaşılmaza, gizemliye, esrarengize ve tinsele,
ama yine de son derece insani olana kendimizi alıştırmak zorun
dayız.
10