Table Of ContentDemir
Küçükaydın
Seçimlerde
Sosyalist
Politika
(Seçim Dönemleri Yazıları)
(1979 – 2015)
Yayınları
SSeeççiimmlleerrddee SSoossyyaalliisstt PPoolliittiikkaa
((SSeeççiimm DDöönneemmlleerrii YYaazzııllaarrıı))
((11997799 –– 22001155))
DDeemmiirr KKüüççüükkaayyddıınn
BBeeşşiinnccii SSüürrüümm
MMaarrtt 22001155
DDiijjiittaall YYaayyıınnllaarr
İİnnddiirr –– OOkkuu –– OOkkuutt -- ÇÇooğğaalltt –– DDaağğııtt
BBuu kkiittaapp KKööxxüüzz ssiitteessiinniinn ddiijjiittaall yyaayyıınnııddıırr..
KKaarr aammaaccıı oollmmaaddaann,, ookkuummaakk vvee ookkuuttmmaakk iiççiinn,, iinnddiirrmmeekk,, ddiijjiittaall oollaarraakk bbaassmmaakk vvee
ddaağğııttmmaakk sseerrbbeessttttiirr..
AAllıınnttııllaarrddaa kkaayynnaakk ggöösstteerriillmmeessii ddiilleenniirr..
YYaayyıınnllaarrıı
İçindekiler
1979 Seçimleri 8
Prolataryanın Taktikleri ve Seçimler 8
1994 Seçimleri 12
İnfo İstanbul Netine Yollanan Duyuru ve Çağrı 12
Seçimlere Katılmak Genelkurmaydan Yana Olmaktır 13
1999 Seçimleri 15
Demokrasi, Seçimler ve Tarih 15
2002 Seçimleri 17
HADEP, Seçimler ve Baraj 17
ÖDP, EMEP, Sosyalistler ve HADEP’e Açık Mektup 20
Ayşe Düzkan’ın Eleştirileri Üzerine 23
Sosyalist Partilere Oy Vermeyin!.. Oyunuzu HADEP’e verin! 27
Politika Anlayışı, Hedefler ve Taktikler Üzerine 31
İyimserlik ve Kötümserlik Üzerine 37
“Emek, Barış ve Demokrasi Bloku”na Açık Mektup 39
Hava Döndü 46
Coşku Duymayandan Kuşku Duy! 49
Seçimler ve Sonrası Üzerine Beyin Fırtınası 52
Bloğun Oluşumu, Anlamı ve Sonuçları Üzerine Değerlendirmeler 54
Nitelik: Heyecan ve Coşku 54
Nicelik: Anket sonuçları 55
Karşı Taraftan Delil 55
Barajın Kerameti 57
Yüzde on barajı olmasaydı, muhtemelen blok oluşmazdı 57
Yüzde On Barajı yanlış ve hatalı politikalar ve onların sonuçlarını temizliyor 60
Yüzde On Barajı Bloğa İktidar Sunabilir 61
Bloğun Birinci Parti veya İktidar Olma Olasılığı 64
Blok İletişim sitesinin Amacı 67
Duyuru ve Çağrı 68
Dev-Genç’in Basübadelmevt’i 74
Matrix ve İnternette Blok 77
ÖDP’lilere ve ÖDP’ye Açık Mektup 81
DEHAP Çatısı Altında Seçime Giren Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’na Uygulanan
Sansüre Karşı Mücadele Çağrısı 85
Bir ÖDP’linin sorularına Cevaplar 88
Bloğun Gücü ve Güçsüzlüğü 92
(İlk İmzacılara Mektup) 95
Dev-Gençliler’den Çağrı (İlk İmzacılar) 97
Dev-Gençliler’den Çağrı (Tam İmzalı) 98
Doğal ve Toplumsal Süreçlerde Kritik Sınırlar ve Senkronizasyonların Önemi 103
DEHAP’ın Eyüp Mitingi’nin Düşündürdükleri 107
Seçim Yasakları, Medya ve Demokrasi 120
Can Dündar’dan Al Haberi 122
İki Farklı ÖDP’li 125
Rıza Aydın’a Kısa Bir Cevap 128
Politika ve Ahlak 131
Seçim Sonuçları Üzerine Öngörüler 134
Öngörüler ve Yanılgılar 140
Seçim Sonuçları ve Bloğun Geleceği 146
Blok Deneyleri ve Geleceği Üzerine Düşünceler (1) 150
Blok Deneyleri ve Geleceği Üzerine Düşünceler (2) 156
Bloğun Geleceği Üzerine Düşünceler 164
Bir Ortaklaşa Günlük Gazete Bloğu Önerisi 166
Sosyalistlerin Seçim Sonuçları Değerlendirmelerinin Değerlendirmesi 169
Bir Ortaklaşa Günlük Gazete Bloğu Önerisi 174
Sosyalistlerin Seçim Sonuçları Değerlendirmelerinin Değerlendirmesi 177
Çağrıcı Arkadaşlara, (A.Çelik Bağcı Ender Güleç Nurten Demirci’ye) 182
Politik İslam, AKP ve Sosyalistler 185
Kıyafet Kavgasının İlk Anlamı 188
AKP İktidarı, Genelkurmay, Sosyalistler ve Politika 194
Kıbrıs Seçimleri (2003) 198
Kıbrıs’taki Seçimlerin Diyalektiği 198
Kıbrıs’ta Seçimler ve Şimdi Ne Yapmalı? 201
Amerika Birleşik Devletleri Seçimleri (2004) 205
Amerikan Seçimleri ve Sosyalistlerin Programsızlığı 205
Irak Seçimleri (2005) 208
Irak Seçimlerinin Düşündürdükleri 208
Almanya Seçimleri (2005) 211
Alman Seçimleri: Solun Başarısı mı? 211
2007 Seçimleri 217
AKP, Bürokratik Oligarşi ve Seçimler 217
Sosyalistler ve Seçimler 229
Prolataryanın Taktikleri ve Seçimler 229
Seçimlerden Sonra 234
Gerçekleşmiş Öngörüler: 2002 Genel Seçimlerinin Hemen Ardından Seçim Sonuçları ve
AKP İktidarı Hakkında Yazılmış Yazılar 242
2011 Seçimleri 243
Barış ve Demokrasi Partisine, Sosyalistlere ve Demokratlara Seçimlere İlişkin Somut Bir
Öneri 243
Emek, Barış ve Demokrasi Bloğunun Türk (Sosyalist) Adaylarına Açık Mektup 247
2002 Seçimleri Derlemesini Sunuş 258
Seçimler, Blog Adayları ve Ertuğrul Kürkçü’nün Seçilmesinin Anlamı 259
Zaferde Yenilgi, Yenilgide Zafer 267
Seçim Sonuçları Üzerine İlk Değerlendirmeler (1) 267
Seçim Sonuçları Üzerine İlk Değerlendirmeler (2) 276
Blok, Sosyalistler ve Kürt Özgürlük Hareketinin Başarısızlıklarını Nedenleri 285
Blok Milletvekillerine Yemin Töreni İçin Bir Öneri: Türbanla ve Kravatsız 300
Kıyafet Kavgasının İlk Anlamı 305
Eurovizyon, Modernleşme ve Demokratikleşme 311
Bir Gazetecinin Soruları ve Cevaplar 315
Sorular 315
Cevaplar 315
Blok Vekilleri Meclise Nasıl Dönmeli? 320
Sırrı Süreyya Önder’e ve Ertuğrul Kürkçü’ye Mektup 323
7 Haziran 2015 Seçimleri 328
Magna Carta, Firavunlaşma, Erdoğan ve Fidan’ın İstifası Üzerine Mantıksal Çıkarsamalar
328
Birleşik Haziran Hareketi, Seçimler ve HDP 339
Haziran Hareketi Mahcup Etmedi 347
“Herşeyi ve Hiçbirşeyi Konuşmak” 347
“İleriye Kaçmak” 349
İlkelliği Ebedileştirmek 349
Her Kayıp Bir Kazançtır 350
“Yelkencilik” 350
CHP ile HDP’yi eşitlemek, CHP’den Yana Tavır koymaktır 351
Marksizm'in ve Sosyalizmin Kırbacı 352
Oportünistlerle Uzlaşanlar En Tehlikeli Oportünistlerdir 352
BİRLEŞİK HAZİRAN HAREKETİ’NİN 7 HAZİRAN GENEL SEÇİMLERİNE YÖNELİK
KAMUOYUNA DUYURUSU 353
HDK-HDP’nin Kendine Sosyalist Diyen Bileşenleri ve Seçimler 356
Birleşik Haziran Hareketi Erdoğan ve AKP’ye Nasıl Hizmet Ediyor? 364
HDP’nin Barajı Aşmasının Örgütsel Sorunları ve Çözümü Üzerine 371
Birleşik Haziran Hareketi ve Erdoğan’ın Ortak Kaderi: Baraj 378
HADEP, Seçimler ve Baraj 379
“Birleşik” Haziran Hareketi’nin “Birleşik”i Ne Anlama Gelir? 383
Birlik = Bölünme: Unutulan Bir Denklem 384
HDP’ye Oy Ver - Barajı Yık - Diktatörü Durdur - Barışı Sürdür Girişimleri Ağı 388
Erdoğan Ergenekon İttifakı ve HDP’nin Yapması Gereken Hamle 393
HDP’yi Destekleyen 68’liler Bildirisi Üzerine 398
Dev-Genç’in Basübadelmevt’i 402
(2002 Seçimlerindeki) Dev-Gençliler’den Çağrı (Tam İmzalı) 404
1979 Seçimleri
PPrroollaattaarryyaannıınn TTaakkttiikklleerrii vvee SSeeççiimmlleerr
Seçimlere ilişkin Marksist görüşleri Lenin'den yapacağımız bir kaç alıntı ile görelim.
"Seçimlerde, gerçekten geniş ve en geniş kitlelerin çıkarlarım yüceltmek isteyen kişinin
en başta gelen görevi, KİTLELERİN POLİTİK BİLİNCİNİ GELİŞTİRMEKTİR. " (Lenin, "Bir
Kere Daha Particilik ve Ademi Particilik Üzerine", Biz majiskülledik)
"(. . . ) Sosyal-Demokratlar için seçimler, özel bir siyasal işlem değildir, bin bir türlü
vaatte bulunarak sandalye kazanmaya çalışmak değildir, ama sınıf bilinci olan
proletaryanın SİYASAL DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN İLKELERİNİ VE TEMEL İSTEKLERİNİ
SAVUNMAK İÇİN ÖZEL BİR FIRSATTIR. " (Lenin, "Reformcuların ve Devrimci Sosyal-
Demokratların Seçim Bildirgeleri", Biz Maj. )
"Kitlelerin politik bilincini geliştirmek"; "proletaryanın siyasal dünya görüşünün
ilkelerini ve temel isteklerini savunmak" sadece seçimlere has görevler değildir; bunlar
bir proletarya partisinin her zaman yapması gereken görevlerdir. Demek ki, seçimler
görevlerin niteliğinde bir değişme yaratmamaktadır... Bu durumda seçimlere, bu
herzamanki görevlerin yapılmasında yararlanılacak bir olanak, bir "fırsat" olmanın
ötesinde fazla bir anlam yük-lememek gerekir. Onun için Lenin, yukarıdaki alıntıda "özel
bir fırsat"tır diyor.
Ama bu "olanak" ya da "fırsat" ve ilh. olmayı da fazla abartmamak gerekir. Bu olanak
çoğu kez, son derece küçük ve mütevazi birşeydir. Ama kitleleri eğitmek için, varını
yoğunu ortaya koyan bir proletarya partisi açısından hiç bir olanak, ne kadar küçük ve
önemsiz olursa olsun üzerinden atlanamaz. Onun için Lenin'in partisi, en anti-
demokratik usullere göre yapılan Duma seçimlerinden yararlanmayı ihmal etmemiştir.
"Hepimiz şunu gayet iyi biliyoruz ki, 1912 seçimleri (1911 ve 1908'de olduğu gibi,
koşullar durumu radikal olarak değiştirmedikçe) ne bir "geniş" ne de bir "açık" "kitle "kitle
seferberliği" getirmeyecektir ve getiremez. Verebileceğinin tümü eylem için pek de geniş ve
açık olmayan MÜTEVAZI BİR OLANAKTIR ve BU OLANAK KULLANILMALIDIR." (Lenin,
"Seçim Kampanyasının Temel Sorunları", Biz Majiskülledik)
"(. . . )Gerici Duma toprak sahiplerine yönetimi, gücü; burjuvaziye pazarlıklarını
yapabileceği j bir alanı ve proletaryaya da ÇOK AZ BİR SÖZ HAKKI veriyor. Bu durumda
KÜÇÜK SÖZ HAKKI ÖNEMLİ BİR FAKTÖR OLUYOR. Bu küçük SÖZ HAKKINA
GEREKSİNMEMİZ VAR. Seçim kampanyasına, kitle içinde devrimci çalışma yapabilmek için
gereksinme duyuyoruz. (...)" (Lenin, "Dördüncü Duma Seçim Kampanyası ve Devrimci-
Sosyal Demokratların Görevleri", Biz Maj. )
Seçim kampanyasından, devrimci çalışma için; kitlelerin devrimci eğitimi için
yararlanma sonucunda, bir yan ürün olarak (ki çoğu kez seçimler de proletaryanın
devrimci savaşının yan ürünleridirler) parlamento kürsüsünden yararlanma olanağı da
doğabilir, yani bazı temsilciler burjuva parlamentoya girebilir. Bu da, yine, kitlelerin
devrimci eğitimi için bir olanaktır. Ama sadece bir olanak ve eğitim için bir olanak. . .
Gerek seçimler gerek parlamento bir proletarya partisi için iktidara gelmek için bir
yol olamaz mı?.. Hayır olamaz. Çünki bir bütün olarak burjuva devletinin ve özel olarak
parlamento denen organın yapısı; onun, ezilen sınıflar tarafından bir iktidar organı
olarak kullanılmasına elvermez. Ancak, burjuva devletinden bağımsız olarak,
çoğunluğun sömürücüler karşısında korunmasını sağlayacak bir devletin tohumu,
embriyonu olan organlar (örneğin Sovyetler, işçi Konseyleri vs. ) proletaryanın
partisinin iktidara gelebilmesi için bir yol, bir araç olabilirler. Olabilmeleri her zaman
olacakları anlamına gelmez. Ortada başka bir cihaz olmasa bile, burjuva partileri
çoğunlukta olduğu sürece, bu tür organlar burjuvazi tarafından bir İktidar aracı olarak
kullanılabilirler. Çünkü saf olarak, çeşitli tarihsel ve diğer etkilerden soyutlanmış olarak
düşünüldüğünde, burjuvazinin egemenliğinin kaynağında, onun üretim araçları
üzerindeki mülkiyetinin bulunduğu; bu nedenle, en demokratik (militer ve bürokratik
bir aygıtı olmayan) cumhuriyetin bile özünde burjuva diktatörlüğü olduğu görülebilir.
Evet, burjuvazi, soyut olarak, proletarya diktatörlüğünün aleti olan bir devleti - ki bu
özünde halkın silahlı olmasıdır - silahlı halk çoğunluğu kapitalist özel mülkiyeti
kaldırmaya karar vermedikçe kendi egemenliğinin aracı olarak kullanabilir. Ama böyle
bir araç, emekçiler burjuvazinin ekonomi üzerindeki egemenliğine son vermeye karar
verdiğinde, emekçilere karşı kullanılamayacağından; aksine emekçi çoğunluğu iradesine
hizmet edeceğinden, barışçıl bir devrimi mümkün kılan tek araç olur. Diğer bir deyişle,
barışçıl bir devrimin tek garantisi, silahlı halk ve militarizm ve bürokrasiden
yoksun bir devlettir. Ancak böyle bir devletin varlığı şartında seçimler; halkın
iradesini yansıtan organlardaki çoğunluk iktidara gelmek için bir yol olabilir.
Ama böyle bir devlet, çok özel bazı durumlar dışmda - örneğin Şubat devriminden
sonra tüm ordunun Sovyetleri desteklediği, halkın silahlı olduğu şartlarda Sovyetler
iktidarı alsaydı böyle bir durum sözkonusu olurdu. Bu noktaya Lenin özellikle dikkati
çekmiştir. - günümüzde hiç bir ülkede yoktur. Geçen yüzyılda da, Marks ve Engels'in çok
ihtiyatla belirttikleri gibi, herkesin silahlı olduğu, düzenli bir bürokrasisi ve ordusu
olmayan İngiltere ve Amerika böyle bir devlete en yakın devletler olmuştur.
Bütün bu nedenlerledir ki, burjuva parlementolar ve seçimler, proletarya partisi için
iktidara giden bir yol, bir araç, kazanılacak bir "mevzi", ele geçirilecek bir organ değil;
kitlelerin siyasi eğitimi için yararlanılabilecek mütevazı olanaklardırlar.
Şimdi, Türkiye'deki yazında en çok karıştırılan bazı noktaları aydınlatmak gerekiyor.
Birincisi, seçim kampanyasından kitlelerin devrimci eğitimi için yararlanmak ile
parlamento kürsüsünden - yine aynı amaçla - yararlanmak ayrı ayrı şeylerdir. Bu ayrılık
niçin önemlidir? Çünkü, kimileri, seçim kampanyalarını, parlamentoda kürsü elde etmek
için yararlanılacak bir olanak olarak düşünmektedirler. . . Bu yanlış bir kavrayıştır, seçim
kampanyasının amacı - sık sık söylendiği gibi - kitlelerin bilincini geliştirmede
kullanmak için parlamentoda kürsü kazanmak değil; doğrudan doğruya kampanyanın
olanaklarından yararlanarak kitlelerin politik bilincini geliştirmektir, ya da bir
proletarya partisi için böyle olmalıdır.
Amaç, parlamentoda kürsü kazanmak olmaz; seçim kampanyalarından da
yararlanarak kitleleri eğitmek olursa, bu faaliyetlerle, bir yan ürünü olarak, yine aynı
amaçla yararlanılabilecek bir olanak elde edilmiş olur.
Bu çok belirsiz gibi görülen ayrım yapılınca, kampanyada yapılacak
propagandanın içeriği ile oyların kimlere verilmesinin istendiği arasında bir
ayrım yapmak gerektiği ortaya çıkar. Propagandanın içeriği bir program
sorunudur; öze değgin bir sorundur. Ama kime oy verileceği sorunu, taktik bir
sorundur. Birincisindeki yanlış, özden; büyük bir yanlıştır; ikincisindeki yanlış
biçimden; küçük bir yanlıştır.
Unutmayalım "doğru" bir taktik, doğru bir programı her zaman varsaymayacağı gibi;
doğru bir programın her zaman doğru taktiklerle bir arada olacağını düşünmek te saçma
olur. Ama programda ve taktikteki yanlışları aynı ayarda; aynı değerde kabul etmek,
daha da büyük bir yanlış olur.
Bu ayrımlar özellikle, Türkiye'de varolan bir düzineden fazla proletarya sosyalizmi
iddialı parti ve "siyaset"lerin sınıf özlerini tahlil etmek bakımından önem taşımaktadır.
Örneğin bugün, herkes birbirine şu soruyu soruyor: "Siz kime oy verilmesini
isteyeceksiniz? . . Aday gösterecek misiniz? . . . vs."
Bir proletarya sosyalisti, bir devrimci işçi için bu sorular öyle birincil derecede önemli
değildir. Kime oy verileceğinde doğru bir tesbitte bulunamamak ikinci derecede
önemlidir. Bir bilinçli işçi, hiç bir zaman kendini bu burjuva kavrayışına adapte
etmemelidir. O daima, kime oy vermek gerektiğinden önce, "programı nedir, hangi
şiarları savunmaktadır?" diye düşünmelidir; "Seçim çalışmanızın içeriği ne olacaktır?"
diye sormalıdır.
(...)
Lenin " 'Sol' Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı" adlı eserinde, bu ayrıma dayandığı
için, İngiliz Komünistlerine, Mac Donalt'lara oy verebileceklerini söyler. Çünkü
ajitasyonun içeriği, program devrimcidir.
Bu ayrım çok önemli olduğu içindir ki proletarya sosyalistleri pek çok durumlarda
(örneğin kendilerine verilecek oyların gericiliği güçlendireceği gibi durumlarda
birkaç dereceli seçimlerin üst turlarında vs. ) tercihan küçük burjuva demokratlarına; o
da yoksa burjuva ilericilere, hatta liberallere oy vermekten çekinmezler. Çünkü, şuna ya
da buna oy vermek, yapılan propagandanın içeriğini herhangi bir şekilde etkilemez. Öz:
Sağlamdır.
Türkiye'deki o muazzam küçük-burjuva devrimciler kitlesi, tüm dikkati daima taktik
sorunlara yığdığından (ki bu, burjuva nitelikli programları gizlemeye yolaçtığından,