Table Of ContentOSMANLI(cid:146)DAN CUMHURİYET(cid:146)E MİSYONER,
ERMENİ, TER(cid:214)R VE AMERİKA D(cid:214)RTGENİNDE T(cid:220)RKİYE
Do(cid:231). Dr. M. Metin H(cid:220)LAG(cid:220)*
Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkilerin
başlangı(cid:231) tarihi 19. asırın ilk yıllarına kadar uzanır. İki devlet arasındaki ilk
m(cid:252)nasebetler siyas(cid:238) olmaktan ziyade ticar(cid:238), din(cid:238) ve k(cid:252)lt(cid:252)rel boyutlu bir ge-
lişme izlemiştir.
Osmanlı idaresindeki Anadolu ve Ortadoğu topraklarının yer altı ve
yer (cid:252)st(cid:252) kaynakları bakımından zenginliği, sahip olduğu pazar niteliği ve
ulaşım olanakları 1830(cid:146)lu yıllardan itibaren Amerika Birleşik Devletleri(cid:146)nin
ilgisini (cid:231)ekmiştir. Amerika Birleşik Devletleri; Osmanlı Devleti ile imzala-
dığı daha ilk anlaşmadan ve ticar(cid:238) alandaki ilk yakınlaşmadan itibaren bu
toprakların ve barındırdığı zenginliğin kendi (cid:231)ıkarları adına ne tarzda, hangi
(cid:246)l(cid:231)(cid:252)lerle ve toplumun hangi kesimleriyle yakın m(cid:252)nasebetler kurularak elde
edilebileceğini araştırmaya y(cid:246)nelmiştir. Bu politikanın sonucu olarak Os-
manlı topraklarında yaşayan ve (cid:246)zellikle Anadolu coğrafyasında hayat s(cid:252)r-
mekte olan Ermeniler, bu ilişkilerde ve (cid:246)n g(cid:246)r(cid:252)len Amerikan hedeflerinin
ger(cid:231)ekleştirilmesinde (cid:246)nemli bir unsur olarak kabul g(cid:246)rm(cid:252)ş ve Amerika
Birleşik Devletleri i(cid:231)in b(cid:252)y(cid:252)k bir (cid:246)nem arz etmişlerdir. Amerika Birleşik
Devletleri ile Ermeniler arasında ilk m(cid:252)nasebetlerin kurulmasına, Ermenile-
rin Amerika Birleşik Devletleri(cid:146)nin menfaatlerini ger(cid:231)ekleştirmede bir maşa
haline getirilmesine ise Amerikan misyonerleri aracılık etmişlerdir.
Hıristiyanlığı tanıtma, yayma ve yeni inanırlar kazanma demek olan
misyonerlik Hıristiyanlığın temel (cid:246)zelliklerinden biri olmuştur. Bu politi-
kayla misyonerlik Hıristiyanlık kadar eski ve k(cid:246)kl(cid:252) bir din(cid:238) unsur haline
gelmiştir. Daha sonraki tarihlerde (cid:246)rg(cid:252)tl(cid:252) bir kurum olarak v(cid:252)cut bulacak,
ama(cid:231)lı ve şuurlu bir din(cid:238) tebliğ faaliyeti başlatacak olan bu mesleğin (cid:246)nc(cid:252)le-
ri Havariler olmuştur1. Başlangı(cid:231)ta bu minvalde bir mana taşıyan misyoner-
* Erciyes (cid:220)niversitesi Fen-Edebiyat Fak(cid:252)ltesi Tarih B(cid:246)l(cid:252)m(cid:252) (cid:214)ğretim (cid:220)yesi, Kayseri.
1 Osman Cilacı, Hıristiyanlık Propagandası ve Misyoner Faaliyetleri, Diyanet Vakfı
Yay., Ankara 1982, s. 7; Hidayet M. Vahapoğlu, Osmanlıdan G(cid:252)n(cid:252)m(cid:252)ze Azınlık ve
Yabancı Okulları, 2. Bas., Boğazi(cid:231)i Yay., İstanbul 1992, s. 25.
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
lik kelimesi zamanla, (cid:246)zellikle 17. asırdan itibaren, yeni anlamlar kazanarak,
(cid:147)dal(cid:226)let(cid:148) ve (cid:147)sapıklık(cid:148) i(cid:231)erisinde bulunduğuna inanılan toplumlara hidayet
yolunu g(cid:246)sterme (cid:231)abası yanında, ticar(cid:238), siyas(cid:238) ve k(cid:252)lt(cid:252)rel ama(cid:231)larla diğer
toplumlara g(cid:246)nderilme anlamlarını da i(cid:231)erecek şekilde bir kullanım kazan-
mıştır. Dolayısıyla misyoner temelde bir din adamı demektir. Fakat misyo-
nerler, d(cid:252)nyanın d(cid:246)rt bir tarafına yayılmış olmalarından, bulundukları belde
ve b(cid:246)lgelerin din(cid:238) karakterlerini, n(cid:252)fus, dil ve k(cid:252)lt(cid:252)r yapılarını, yer altı ve
yer (cid:252)st(cid:252) kaynaklarını tetkik ve tespit etme noktasında yapmış oldukları (cid:231)a-
lışmalar dolayısıyla, bir başka y(cid:246)n(cid:252)yle de "tarih-toplum-k(cid:252)lt(cid:252)r araştırmacı-
sı"2 olmuşlardır.
Osmanlı coğrafyasında misyonerlik faaliyetlerinin tarihi, araştırmala-
rın yabancılık duyduğu bir konu değildir. Bilindiği gibi, Anadolu’da faaliyet
g(cid:246)stermeye başlayan ilk misyoner grubu daha 1220 yılında İstanbul’a gelen
Saint Fran(cid:231)ois tarikatına mensup Franciscain rahiplerinden Katolik
Kapusenler (Freres Mineurs) olmuştur. Bug(cid:252)n sadece Conventueller diye
anılan bu rahipler İstanbul’a gelen en eski Katolik misyonerleri idiler. Bu
misyonerlerin İstanbul’da yaptıkları en (cid:246)nemli iş Bizans ve Roma kiliseleri-
nin birleştirilmesini ger(cid:231)ekleştirmek, yani Greklerin katolikleşmelerine (cid:231)a-
lışmak olmuştur. Conventual rahipleri ayrıca (cid:246)ğretim işiyle de meşgul ol-
muşlardır. Ancak bu noktadaki (cid:231)alışmaları belki diğerlerine nispetle biraz
daha sınırlı olarak İstanbul’un fethinden (cid:246)nce olduğu gibi sonrasında da,
Latin kiliselerinin yanında bulunan okullarda, kilise ruhan(cid:238) dairesinde oturan
Latin ailelerinin (cid:231)ocuklarını okutmaktan veya kilisede g(cid:246)rev alacak (cid:231)ocukla-
rı kilise okullarında okutmaktan ibaret kalmıştır3.
Osmanlı (cid:252)lkesine giren ikinci grup Katolik misyoner grubu
Dominikenlerdir. Bir iddiaya g(cid:246)re bunların İstanbul’a gelişi 13. y(cid:252)zyılın ilk
yarısı i(cid:231)inde, başka bir iddiaya g(cid:246)re ise aynı y(cid:252)zyılın ikinci yarısında ger-
(cid:231)ekleşmiştir. Osmanlı topraklarında faaliyete başlayan diğer bir Katolik
misyoner grubu da Cezvitler olmuştur. 1583 Kasımının sekizinci g(cid:252)n(cid:252) beş
kişilik bir grup h(cid:226)linde Osmanlı (cid:252)lkesine ayak basan Cezvit misyonerleri
Bazı araştırmacılar da Hz. İsa(cid:146)nın ve havarilerinin yapmış olduğu dini yayma (cid:231)a-
lışmalarının, teşkil(cid:226)t halinde yapılan organize bir faaliyet olmadığı, sadece tebliğ amacı
taşıdığı d(cid:252)ş(cid:252)ncesiyle bu d(cid:246)nemdeki (cid:231)alışmalara misyoner faaliyetleri olarak bakmamak
lazım geldiğini belirtmektedirler. Bkz.: Şaban Kuzgun, (cid:147)Misyonerlik ve Hıristiyan Mis-
yonerliğinin Doğuşu(cid:148), Erciyes (cid:220)niversitesi İlahiyat Fak(cid:252)ltesi Dergisi, No. 1, Cumhuri-
yetin 60. Yılına Armağan, Kayseri 1983, s. 66.
2 Necmettin Tozlu, (cid:147)Osmanlı İmparatorluğunda Misyoner Okulları(cid:148) Osmanlı, Yeni T(cid:252)r-
kiye Yayınları, Ankara 1999, C. 5, s. 329.
3 Nurettin Polvan, T(cid:252)rkiye’de Yabancı (cid:214)ğretim, C. I, Mill(cid:238) Eğitim Bakanlığı Yayınları,
İstanbul 1952, s. 66 ve 69-70.
58
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
aynı yılın 18 Kasımında St. Benoit Manastır ve Kilisesi’ne yerleştirilmişler-
dir. Yerleşir yerleşmez yaptıkları ilk işlerden biri ise burada hemen bir okul
a(cid:231)mak olmuştur. Cezvitler, tarikatlarının 1773 yılında Papa XIV. Clement
tarafından lağvedilmesine kadar, Rumlar ve Ermeniler arasında, 190 yıl s(cid:252)-
reyle İstanbul’da faaliyetlerini s(cid:252)rd(cid:252)rmekten geri durmamışlardır. İstanbul’a
Cezvitler(cid:146)den sonra gelen diğer bir misyoner grubu ise Capucinsler olmuş-
tur. 1626 Temmuzunun yedisinde (cid:252)(cid:231) kişilik bir Capucin misyoner grubu
İstanbul’a gelmiş ve St. Georges Kilisesi’ne yerleşerek, Cezvitler gibi onlar
da, kilise b(cid:252)nyesinde a(cid:231)tıkları bir okul ile eğitim alanında kendilerini ispat-
lamaya (cid:231)alışmışlardır.
Fransa, Colbert H(cid:252)k(cid:252)meti zamanında bu misyonerlerin eğitim faali-
yetlerinden faydalanmak istemiş ve Osmanlı Devleti’ndeki Fransız el(cid:231)iliğine
ve konsolosluklarına terc(cid:252)man yetiştirmek maksadıyla Krallık Ticaret Mec-
lisi 18 Kasım 1669 tarihinde her (cid:252)(cid:231) yılda bir kere Fransa’dan Capucinlerin
İstanbul ve İzmir’deki okullarına altı dil oğlanı g(cid:246)nderilmesine karar ver-
miştir. 1718’de alınan son kararla da Capucinler’in İstanbul’daki okulunda
on iki dil oğlanı bulundurulmuştur4.
Osmanlı (cid:252)lkesinde faaliyet g(cid:246)steren ikinci gurup misyonerler ise Pro-
testanlar olmuştur. Daha İngiltere Cumhuriyeti’nin il(cid:226)n olunduğu 1646 yı-
lında Londra’da yer alan yeni Parlamento Hıristiyanlığın neşri i(cid:231)in bir cemi-
yet teşkili cihetine gitmiştir. 1698, 1792 ve 1805 tarihlerinde bu cemiyet
mevcut teşkil(cid:226)tını, yaptığı atılımlarla daha geniş bir alana yaymaya (cid:231)alış-
mıştır.
Osmanlı Devleti’nin siyas(cid:238) durumunun sunduğu imk(cid:226)nlar ve Katolik
misyonerlerin faaliyetlerini hızla s(cid:252)rd(cid:252)rmelerine engel olma arzusu, Protes-
tan misyonerlerini Osmanlı (cid:252)lkesindeki (cid:231)alışmalarını 19. asrın ilk yarısında
bir kez daha g(cid:246)zden ge(cid:231)irmeye ve etkinlik sağlayıcı tedbirler almaya sevk
etmiştir. Yapılan (cid:231)alışmalar ilk başta ve bakışta din(cid:238) ve mezheb(cid:238) nitelikli bir
(cid:231)er(cid:231)eve i(cid:231)inde g(cid:246)r(cid:252)nm(cid:252)ş olsalar bile, ger(cid:231)ekte İngiltere’nin Fransa ve Rus-
ya’ya karşı Osmanlı (cid:252)lkesinde kullanabileceği Protestan kitlenin meydana
getirilmesi (cid:231)alışmasından başka bir şey olmamıştı. Daha sonra 19. y(cid:252)zyılda
İngiltere’nin (cid:231)oğunlukla y(cid:252)r(cid:252)tt(cid:252)ğ(cid:252) Protestanlık faaliyetlerine Amerikan
Protestan faaliyet gurupları da katılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri siyas(cid:238)
bir teşekk(cid:252)l haline gelmede gecikmiş olması dolayısıyla her sahada olduğu
gibi, diğer devletlere nispetle, misyonerlik faaliyetleri konusunda da ge(cid:231)
kalmış, ancak b(cid:246)yle olmasına rağmen netice itibariyle kendi adına elle tu-
tulur bir başarıyı ger(cid:231)ekleştirme istidadı g(cid:246)sterebilen bir (cid:252)lke olmuştur.
4 Ayrıntılı bilgi i(cid:231)in bkz. Polvan, a.g.e., s. 60-125.
59
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
Bilindiği gibi Osmanlı topraklarında yaşayan Katoliklerin koruyucu-
luğunu Fransa ve Avusturya, Ortodoksların koruyuculuğunu ise Rusya (cid:252)st-
lenmiştir. Adı ge(cid:231)en bu (cid:252)(cid:231) devlet 1840 tarihinden itibaren L(cid:252)bnan ve Suriye
b(cid:246)lgelerinde M(cid:252)sl(cid:252)manlarla Hıristiyanlar arasında meydana gelen (cid:231)atışma-
lardan faydalanarak kendi mezheplerinden olanları himaye etmek bahane-
siyle olaylara m(cid:252)dahale etmişler, bu vesileyle n(cid:252)fuzlarını kuvvetlendirmeye
(cid:231)alışmışlardır. B(cid:246)yle bir gelişme ise İngiltere(cid:146)yi, b(cid:246)lgede etkin hale gelme
politikası g(cid:252)den diğer devletlerin n(cid:252)fuzlarını dengede tutabilmek i(cid:231)in, mez-
heb(cid:238) bir himaye kurma siyasetini g(cid:252)tmeye sevk etmiştir. Fakat b(cid:246)yle bir
himayeye konu teşkil edecek bir Protestan topluluğu bulunmadığı i(cid:231)in de
(cid:246)nce b(cid:246)yle bir topluluğu v(cid:252)cuda getirmek (cid:252)zere harekete ge(cid:231)miş, 1840 yı-
lında Kud(cid:252)s’te bir Protestan mabedi inşa etmek (cid:252)zere Osmanlı Devleti(cid:146)nden
m(cid:252)saade olunmasını istemiştir. Babıali (cid:246)nceleri bu talebe pek sıcak bakma-
mış ise de nihayet 1842(cid:146)de Kud(cid:252)s’te ilk Protestan kilisesinin tesisi m(cid:252)mk(cid:252)n
olabilmiştir. Bu ilk adımın ger(cid:231)ekleştirilmesinin ardından kurulan bu yeni
kilise i(cid:231)in Protestan m(cid:252)ntesipler temin etmenin m(cid:252)cadelesine başlanmıştır.
İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’dan gelen muhtelif Pro-
testan misyonerleri, (cid:246)zellikle İngiliz konsoloslarının madd(cid:238) ve manev(cid:238) des-
tekleri sayesinde, başka din ve mezheplere mensup halkı Protestan yapmak
(cid:252)zere hummalı bir faaliyete başlamışlardır5. Dolayısıyla T(cid:252)rkiye(cid:146)ye gelen
ilk Protestan misyonerleri 1804’ta kurulmuş olan (cid:147)British and Foreign Bible
Society(cid:148)ye mensup din adamları olmuşlardır. Bunlar, (cid:231)alışmalarına (cid:246)nce-
likle İzmir ve (cid:231)evresinden başlayarak, misyoner faaliyetleri a(cid:231)ısından As-
ya(cid:146)nın anahtarı olarak kabul edilen Anadolu(cid:146)nun i(cid:231)lerine doğru ilerlemeye
gayret etmişlerdir6.
(cid:214)nceleri İngiltere(cid:146)nin y(cid:246)nlendirip desteklediği Protestan misyoner ve
misyonerlik faaliyetleri, bu t(cid:252)r (cid:231)alışmalara biraz gecikmeli olarak katıldığını
belirttiğimiz Amerika Birleşik Devletleri tarafından, 19. asrın ilk (cid:231)eyreğin-
den 20. asrın ilk (cid:231)eyreğine kadar yaklaşık bir asrı kapsayacak bir d(cid:246)nem
i(cid:231)inde gayet hızlı ve etkin bir şekilde s(cid:252)rd(cid:252)r(cid:252)lecektir. B(cid:246)ylece Osmanlı top-
raklarında a(cid:231)ılan ve a(cid:231)ılacak olan mabet, hastane, yetimhane, okul ve benze-
ri kurumlar vasıtasıyla mezhep propagandalarına girişilecek, bir taraftan
Ermeniler Protestanlaştırılmaya, bir Protestan topluluğun oluşması ve pa-
lazlanması i(cid:231)in (cid:231)alışılırken diğer taraftan ise Osmanlı (cid:252)lkesinde yavaş yavaş
v(cid:252)cut bulmaya başlayan Protestan cemaat (cid:252)zerinde himaye hakkı elde edil-
mek istenecektir. (cid:214)nceleri sade ve yalın bir talep, akabinde ise bir hak ola-
5 A. Alper Gazigiray, Osmanlılardan G(cid:252)n(cid:252)m(cid:252)ze Kadar Vesikalarla Ermeni Ter(cid:246)r(cid:252)-
n(cid:252)n Kaynakları, İstanbul 1982, s. 68.
6 Kamuran G(cid:252)r(cid:252)n, Ermeni Dosyası, İstanbul 1988, s. 57-58.
60
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
rak elde edilmeye (cid:231)alışılacak olan bu imtiyaz arayışı, ileriki satırlarda g(cid:246)r(cid:252)-
leceği (cid:252)zere, zaman zaman Osmanlı idaresi ile Amerika Birleşik Devletle-
ri(cid:146)ni karşı karşıya getirecektir. Bu t(cid:252)r ihtilaflar iki devlet arasında siyas(cid:238)
krizlerin doğmasına yol a(cid:231)manın (cid:246)tesinde, ileriki yıllara hazırlık olmak (cid:252)ze-
re Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Ermeni Meselesi diye adlandırı-
lan bir meselenin de yavaş yavaş ortaya (cid:231)ıkmasının ilk adımları atılmaya, alt
yapısı oluşturulmaya, o g(cid:252)n i(cid:231)in Osmanlı Devleti(cid:146)ne karşı, bug(cid:252)n ise T(cid:252)rki-
ye Cumhuriyeti aleyhinde kullanılacak olan bir kadro yetiştirilmeye7 baş-
lanmıştır.
Misyonerler genel olarak sabırlı, (cid:231)alışkan, feragat sahibi, sır saklama-
sını bilen kimseler olmak gibi (cid:231)ok y(cid:246)nl(cid:252) hususiyetlere sahip olmuşlardır.
Misyonerlik her ne kadar din(cid:238) bir mana taşımışsa da misyoner faaliyetleri
sadece din(cid:238) esaslar (cid:231)er(cid:231)evesinde yapılmakla sınırlı kalmamış, yapılan faali-
yetler siyas(cid:238), iktisad(cid:238), i(cid:231)tima(cid:238) ve idar(cid:238) alanlardaki her t(cid:252)rl(cid:252) (cid:231)alışmayı kapsa-
yacak şekilde olduk(cid:231)a geniş ve (cid:231)ok farklı ama(cid:231)lara y(cid:246)nelik olarak y(cid:252)r(cid:252)t(cid:252)l-
m(cid:252)şt(cid:252)r. Hatta gerektiğinde, Roma İmparatorluğu yahut Osmanlı Devleti
tarihinde yaşanan bir dizi (cid:246)rnekte olduğu gibi, kurulu d(cid:252)zeni değiştirmeye
veya yıkmaya y(cid:246)nelik isyan ve ayaklanmalara rehberlik etmek veya bu t(cid:252)r
olaylara iştirak etmek gibi bir noktaya kadar uzanmıştır. Bu durumdan dola-
yıdır ki 18. asır Fransız yazar ve filozoflarından Voltaire (1694-1778) mis-
yonerleri (cid:147)koyun postuna girmiş ejderhalar(cid:148) olarak tavsif etmiş ve (cid:147)d(cid:252)nya-
yı bin d(cid:246)rt y(cid:252)z yıl kana boyadıklarına(cid:148)8 inanmıştır.
Osmanlı Devleti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerin
başlaması ve gelişmesi a(cid:231)ısından ticar(cid:238) faaliyet ve m(cid:252)nasebetlerin ilk ve
temel unsurlardan biri olduğunu belirtmiştik. Bunun b(cid:246)yle olmasında ve
belirli bir seviyeye ulaşmasında ise Amerikan misyonerlerinin k(cid:252)(cid:231)(cid:252)msen-
meyecek bir payı olduğu aşikardır. Zira misyonerlerin din(cid:238) (cid:231)alışmaların ya-
nında meşgul oldukları diğer bir alan da mal(cid:238) ve iktisad(cid:238) konular, Osmanlı
(cid:252)lkesinin yer altı ve yer(cid:252)st(cid:252) zenginlikleri ile potansiyel ticaret hacmi ol-
muştur. Bu noktalarla bir (cid:231)ok Amerikan misyoneri meşgul olmuş, i(cid:231)inde
bulunduğu b(cid:246)lgenin haritalarını (cid:231)izmiş, resimlerini (cid:231)ekmiş, yer altı zengin-
liklerine ulaşabilmek i(cid:231)in zenginliği muhtemel olan yerlerde, bir takım ve-
sileler ve isimler altında, fırsat bulduk(cid:231)a kuyular a(cid:231)tırmış ve kazılar yaptır-
mıştır. Yemen’de faaliyet g(cid:246)steren ve esas ismi G. Wayman Bury iken niye-
tini ve kimliğini gizleyerek takma ad kullanma yoluna giden Abdullah
Mansur bu t(cid:252)r (cid:231)alışmalar i(cid:231)erisindeki misyonerlerden sadece birisi olmuştur.
7 Gazigiray, a.g.e., s. 70.
8 Tozlu, a.g.m., s. 329-30.
61
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
Sivas(cid:146)ta bulunan Amerika konsolosu ise hazırladığı raporlarla, Amerikan
emperyalizminin ve ona aracılık eden kurumların Anadolu’nun engin zen-
ginliğine, maden kaynaklarına ve genel yapısına dikkatini (cid:231)ekmeye9 (cid:231)alış-
mıştır.
Amerikan misyonerleri bir taraftan yaptıkları tespit ve (cid:231)alışmalarla
Osmanlı topraklarında yer alan zenginliklerden ve sunulan imk(cid:226)nlardan
kendi (cid:252)lkeleri ve halkları lehine azam(cid:238) derecede faydalanmaya (cid:231)alışırken,
diğer taraftan ise Osmanlı (cid:252)lkesinin iktisad(cid:238), mal(cid:238) ve sanayi alanlarında ge-
lişmesini (cid:246)nleyici girişimler i(cid:231)erisinde olmuşlardır. (cid:214)rneğin yerli sanayiin
g(cid:252)(cid:231)lenmesi yolunda g(cid:252)mr(cid:252)k hadlerinin y(cid:252)zde elli oranlarına kadar y(cid:252)ksel-
tilmiş olması misyonerleri derinden rahatsız etmiş, bu t(cid:252)r uygulamaların son
bulması i(cid:231)in yoğun bir (cid:231)aba sarf etmelerine yol a(cid:231)mıştır. Bu noktada vermiş
oldukları m(cid:252)cadele bir taraftan bu t(cid:252)r uygulamaların son bulmasını sağlar-
ken, diğer taraftan ise Osmanlı sanayiinin gelişmesini (cid:246)nleyen nedenlerden
birisini oluşturmuştur. Mr. Hamlin(cid:146)in ifadesi ile: "Ne zaman ki, h(cid:252)k(cid:252)metin
bu politikası (cid:246)zellikle İngiltere tarafından tamamıyla yıkılmış, T(cid:252)rkiye’nin
sanayisi (cid:231)(cid:246)km(cid:252)ş ve (cid:252)lke hızlı bir zaaf s(cid:252)reci i(cid:231)erisine girmiştir(cid:148)10.
Misyonerlerin en bariz (cid:246)zelliklerinden bir diğeri ise haber toplama ve
bilgi edinme faaliyetleri olarak karşımıza (cid:231)ıkmaktadır.
Misyonerler bulundukları yerlerde ve (cid:231)evre b(cid:246)lgelerde meydana gelen
olayları, hadiseleri ve bunların nedenlerini bir kısım siyas(cid:238) makamlara ve
bağlı bulundukları merkezlere rapor etmişlerdir. (cid:214)rneğin Anadolu(cid:146)da d(cid:246)rt
sene Amerika Birleşik Devletleri adına misyonerlik faaliyetinde bulunmuş
olan Frederic Davis Garin, (cid:147)Osmanlı topraklarında Ermeni Buhranı ve
1894 Kıt(cid:226)li ile Vukuat-ı Mukaddimesi ve Tafsilatı(cid:148) adı altında Ermenileri
haklı g(cid:246)steren bir kitap neşretmiştir11. Yine Amerika Birleşik Devletleri
adına Van(cid:146)da faaliyet g(cid:246)steren başka bir misyoner (cid:147)Ermeni Buhranı(cid:148) başlı-
ğı altında Sason hadiselerine dair bir kitap kaleme almış ve Londra(cid:146)da bir
(cid:231)ok kimseye n(cid:252)shalarını g(cid:246)ndermiştir12. Merzifon Anadolu Koleji(cid:146)ni idare
eden Amerika misyonerlerinden biri tarafından Ermenilerin Ankara(cid:146)da yar-
gılanmalarını ve bu yargılama dolayısıyla ortaya (cid:231)ıkan durumu konu alan
9 Bu t(cid:252)r raporlara (cid:246)rnek olması bakımından bakınız: Kayseri Sancağı Hakkında Teğ-
men Bennet Tarafından Hazırlanan Genel Rapor (1880), ˙eviren: Uygur
Kocabaşoğlu, Aralık 1996, Kayseri.
10 Tozlu, a.g.m., s. 333.
11 Başbakanlık Osmanlı Arşivi (Kısaca: BOA), Sadaret Hususi Maruzat Evrakı (Kı-
saca: Y.A.Hus.): Dosya No: 327; Sıra No: 61; Tarih: 14. 1. 1312.
12 BOA, Y.A.Hus.: Dosya No: 338; Sıra No: 100; Tarih: 15. 05. 1313.
62
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
bir makale Presbiterian adındaki İngiliz gazetesinde neşredilmiştir13. Yine
Standard Gazetesi(cid:146)nde bir kısım misyonerlerle Madam Tomayan tarafından
g(cid:246)nderilmiş olduğu tahmin olunan Ankara Mahkemesi(cid:146)nin konu edildiği bir
mektup yayımlanmıştır14. Yine Van ve Bitlis(cid:146)te bulunan iki Amerikalı mis-
yoner b(cid:246)lgelerindeki yerel (cid:231)atışmaları Erzurum(cid:146)da bulunan İngiliz konsolo-
su Mr. Zahrab(cid:146)a iletmişlerdir15. Beraberinde iki pasaport taşıma imk(cid:226)nı
bulan, İngiliz ve Osmanlı kimliği ile halk arasında dolaşan, onlar gibi giyi-
nip onlar gibi konuşan bir kısım misyonerler bağlı bulundukları devletin
hedeflerini ger(cid:231)ekleştirmede onlara azam(cid:238) derecede yardımcı olmaya (cid:231)alış-
mışlardır16.
B(cid:252)t(cid:252)n bunlardan dolayıdır ki misyonerler yakın ve Orta Doğu(cid:146)daki
durumla ilgili İngiliz ve Amerikan enformasyonunun temel kaynaklarından
birini teşkil etmişlerdir17. Amerika Birleşik Devletleri(cid:146)nin konsolosluk men-
suplarını belirlemede ve onları tayini noktasında misyoner şahsiyetlere b(cid:252)-
y(cid:252)k yer vermesi ve itibar etmesi, atadığı el(cid:231)i, el(cid:231)ilik katibi, konsolos ve kon-
solos yardımcıları ve saireyi bile zaman zaman misyonerlerden se(cid:231)miş ol-
ması misyonerlerin siyas(cid:238) faaliyetler i(cid:231)erisinde bulunmalarını teşvik eden en
(cid:246)nemli unsurlardan biri olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri(cid:146)nin bu y(cid:246)n-
deki politikasında ısrarlı davranması ise hem misyoner faaliyetlerini sınır-
lamak konusunda alınan ve alınması d(cid:252)ş(cid:252)n(cid:252)len Osmanlı tedbirlerine karşı
caydırıcı bir rol oynamış ve hem de misyonerlere serbest(cid:231)e hareket etme
cesaret ve fırsatı bahşetmiştir. (cid:214)rneğin 1894 yılında (cid:246)nde gelen misyoner-
lerden B. D. W. Henter Harput’ta bulunan Amerikan konsolosluğuna kon-
solos yardımcısı olarak atanmak istenmiştir. O g(cid:252)nk(cid:252) Osmanlı h(cid:252)k(cid:252)meti
Amerika Birleşik Devletleri’nin bu kararına muhalefet etmiş ve atama bir
s(cid:252)re i(cid:231)in ertelenmiş ise de aynı g(cid:246)reve bir başka misyoner, Dr. Thomas H.
Norton atanmıştır. Robert Koleji’nin kurucusu ve ilk m(cid:252)d(cid:252)r(cid:252) Cyrus Hamlin
(1811-1900)(cid:146)in iki defa Amerika(cid:146)ya başbakanlık etmiş olan Grover
Cleveland (1837-1908)’a Osmanlı karasularına Amerikan donanmasının
g(cid:246)nderilmesi tavsiyesinde bulunarak saldırgan bir "gunboat" diplomasisi
kışkırtıcılığı yapması (cid:246)rneğinde olduğu gibi, gerek Amerikan okullarında ve
gerekse Amerikan konsolosluklarında g(cid:246)rev yapan ve siyasetle i(cid:231) i(cid:231)e olan
misyonerler T(cid:252)rk-Amerikan diplomasisinin ve ikili ilişkilerin şekillenme-
13 BOA, Y.A.Hus.: Dosya No: 289; Sıra No: 90; Tarih: 29.7.1311.
14 BOA, Y.A.Hus.: Dosya No: 276; Sıra No: 69; Tarih: 10.12.1310.
15 Bu t(cid:252)r bilgilendirmeler i(cid:231)in bakınız: Bil(cid:226)l N. Şimşir, İngiliz Belgelerinde Osmanlı
Ermenileri (1856-1880), Ter. Şinasi Orel, İstanbul 1986, s. 100, 101, 108, 107, 418,
419, 420.
16 Tozlu, a.g.m., s. 333.
17 G(cid:252)r(cid:252)n, a.g.e., s. 55.
63
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
sinde (cid:246)nemli bir rol oynamışlardır. Biraz da b(cid:246)yle bir yapının etkisi ve neti-
cesi dolayısıyladır ki 1901(cid:146)de Amerika Birleşik Devletleri(cid:146)nin idaresi kendi-
sine teslim edilecek olan ve her ne hikmetse 1906 yılında Nobel Barış (cid:214)-
d(cid:252)l(cid:252)(cid:146)ne layık g(cid:246)r(cid:252)lm(cid:252)ş olan 26. Amerikan başbakanı Theodore Roosevelt
(1858-1919) d(cid:252)nyada (cid:246)ncelikle ve herkesten evvel ezmek istediği iki (cid:252)lke-
den birisinin Osmanlı Devleti olduğunu beyan etmiştir18.
Yukarıda da ifade edildiği (cid:252)zere Osmanlı topraklarına ilk gelen mis-
yonerler iktisad(cid:238), din(cid:238), k(cid:252)lt(cid:252)rel ve siyas(cid:238) noktalar başta olmak (cid:252)zere impa-
ratorluğu genel yapısı itibariyle tanımaya (cid:231)alışmışlar, m(cid:252)hendis, seyyah,
topograf, doktor ve daha değişik unvan ve sıfatlarla (cid:246)nemli incelemelerde
bulunmuşlardır. Misyonerlik faaliyetleri başlangı(cid:231)ta sadece M(cid:252)sl(cid:252)man ol-
mayan unsurlara değil, Osmanlı vatandaşı b(cid:252)t(cid:252)n herkese hitap etmeyi ama(cid:231)
edinmiştir. B(cid:246)yle bir anlayışın gereği olarak da Amerikan misyonerleri (cid:246)n-
celikle M(cid:252)sl(cid:252)manlar ve n(cid:252)fuzlarından faydalanmak (cid:252)zere İzmir’deki Yahudi
d(cid:246)nmeleriyle ilgilenmeye başlamışlardır. Ancak gerek ilk keşif incelemele-
rinden yaklaşık on yıl sonra, Eli Smith ve Harrison Gray Otis Dwight adlı
iki misyonerin bir yıl kadar s(cid:252)rm(cid:252)ş olan ikinci araştırma gezisi ve gerekse
Yahudilerin muhalefeti ve M(cid:252)sl(cid:252)manların protestanlaştırılmasının yapılan
yatırıma ve verilen emeklere değmeyeceği şeklindeki o tarihe kadar edinilen
tecr(cid:252)beler neticesi bu yaklaşım bi(cid:231)iminden vaz ge(cid:231)ilmiştir. Bunun (cid:252)zerine,
biraz da zorunlu olarak daha sonraları gayet m(cid:252)mbit bir alan olduğu anlaşı-
lacak olan, ancak bu d(cid:246)nemde madd(cid:238) ve manev(cid:238) durumları fecaat arz eden...
ahlak ve maneviyatları ifsat etmiş bulunan19 Hıristiyan azınlıklar, (cid:246)zellikle
de Ermeniler arasında (cid:231)alışmanın gerekli olduğu kararına varılmıştır20.
B(cid:246)yle bir karar ile, Ermeni unsurunun din, k(cid:252)lt(cid:252)r ve ekonomik (cid:231)ıkar-
ları bakımından Fransa, İngiltere ve Rusya tarafından parsellenmeye (cid:231)alışıl-
dığı bir devrede, (1860-1870) Amerika Birleşik Devletleri de, bir taraftan
Osmanlı coğrafyasında kurduğu misyoner (cid:246)rg(cid:252)tleri, okulları, yetimhaneleri,
hastaneleriyle ve diğer taraftan kendi (cid:252)lkesinde Ermenilere sağlamış olduğu
imk(cid:226)nlarla bu unsur (cid:252)zerinde etkili olmaya (cid:231)alışmıştır. Birinci D(cid:252)nya Sava-
şı(cid:146)na kadar ge(cid:231)en s(cid:252)re zarfında da Ermenilik davasını siyas(cid:238) bir d(cid:252)zeye ge-
tirmeyi başarabilmiştir. (cid:214)yle ki Ermeniler a(cid:231)ısından genel olarak Amerika,
(cid:246)zel olarak ise Boston şehri21, Ermeni Mill(cid:238) Mukavemet Komiteleri(cid:146)nin ku-
18 Tozlu, a.g.m., s. 332.
19 Kocabaşoğlu, (cid:147)XIX. Y(cid:252)zyılda Osmanlı İmparatorluğu(cid:146)nda Amerikan Okulları(cid:148), Os-
manlı, C. 5, s. 341., s. 341.
20 BOA, Y.A.Hus: Dosya No: 352; Sıra No: 89; Tarih: 19. 12. 1313; G(cid:252)r(cid:252)n, a.g.e., s. 55.
21 BOA, Y.A.Hus.: Dosya No: 225; Sıra No: 8; Tarih: 1319 L. 14.
64
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
rulması22 ve faaliyetlerini hi(cid:231) bir engel ve sınırlama ile karşılaşmadan gayet
rahat bir şekilde s(cid:252)rd(cid:252)rme fırsatı buldukları yer olmuştur. Burada teşkil(cid:226)tla-
nan ve mukavemet komiteleri oluşturan Ermeniler bilakis Amerika(cid:146)daki bir
kısım din(cid:238) cemaat ve kurumlardan ilgi ve alaka g(cid:246)rm(cid:252)şler, hatta bu t(cid:252)r ce-
maat ve cemiyetler Ermenileri m(cid:252)dafaa etmek (cid:252)zere ortaya (cid:231)ıkan problem-
lerde Osmanlı Devleti(cid:146)ne şiddetle aleyhtarlık etmişlerdir23.
Amerikan misyonerleri tarafından Ermenilere y(cid:246)nelik faaliyetlerin na-
sıl s(cid:252)rd(cid:252)r(cid:252)lmesi gerektiği sorusunun cevabını bulmak ve programını yap-
mak (cid:252)zere 1860 yılında Harput’ta bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda alı-
nan ve yarım asra yakın bir s(cid:252)re uygulamada kalacak olan karara g(cid:246)re yapı-
lacak (cid:231)alışmaların (cid:246)ncelikle (cid:252)(cid:231) misyon dahilinde olması benimsenmiştir.
Buna g(cid:246)re; kabaca Trabzon’dan Mersin’e (cid:231)ekilecek bir (cid:231)izginin batısında
kalan ve diğerlerine nispetle (cid:246)nceliği ve (cid:246)nemli bir yeri olan ve 1832 yılında
merkez haline getirilen İstanbul(cid:146)a il(cid:226)veten Merzifon, İzmit, Kayseri, Bursa,
Manisa ve Sivas istasyonlarından oluşan bu b(cid:246)lge Batı T(cid:252)rkiye Misyonu
olarak adlandırılmıştır. Bu b(cid:246)lge zaman zaman k(cid:252)(cid:231)(cid:252)k (cid:231)aplı değişikliklere
uğramışsa da genel olarak b(cid:252)t(cid:252)nl(cid:252)ğ(cid:252)n(cid:252) muhafaza etmiştir. Sivas’ın hemen
g(cid:252)neyinden Mersin’e, Mersin’den de Halep’e (cid:231)ekilen doğrular i(cid:231)inde kalan
ve merkezini Anteb(cid:146)in teşkil ettiği, Halep, Adana, Antakya ve Maraş istas-
yonlarından meydana gelen (cid:252)(cid:231)gen alanı ise Merkez(cid:238) T(cid:252)rkiye Misyonu o-
luşturmuştur. Bu iki misyonun dışında ve doğusunda kalan topraklar ise
Doğu T(cid:252)rkiye Misyonu olarak benimsenmiştir. Harput merkezli bu misyo-
nun (cid:246)nde gelen istasyonlarını ise Harput, Bitlis, Erzurum ve Mardin24 teşkil
etmiştir.
Son d(cid:246)nem i(cid:231)erisinde Amerika(cid:146)nın en (cid:246)nemli faaliyet alanlarından biri
haline gelen ve Protestan misyonerlerinin faaliyetlerini şekillendiren ve a-
dım taşlarını oluşturan b(cid:246)yle bir yapılanmanın neticesindedir ki d(cid:252)nyanın
paylaşılmasına biraz ge(cid:231) fakat etkin ve hızlı bir şekilde katılmış olan Ame-
rika Birleşik Devletleri(cid:146)nin desteğindeki Protestan misyonerlerinin (cid:231)alış-
maları g(cid:252)nden g(cid:252)ne gelişme imk(cid:226)n ve ortamı bulmuştur. Bu ortamın oluş-
masında bir dizi ikili antlaşmaların varlığı dikkat (cid:231)eker. Bu noktada (cid:246)rnek
olması bakımından 1830 yılında Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı
Devleti arasında imzalanmış olan ticaret antlaşması zikredilebilir. Bu ant-
laşma, s(cid:246)z konusu adım taşları i(cid:231)erisinde en ziyade (cid:246)nem arz edenlerinden
biri ve Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı Ermenileri arasındaki iliş-
22 BOA, Yıldız Esas Evrakı (Kısaca: Y.E.E.): Kısım No: 11; Evrak No: 300-301; Zarf
No: 54; Kutu/Karton No: 136.
23 BOA, Y.A.Hus.: Dosya No: 321; Sıra No: 68; Tarih: 09. 09. 1312.
24 Kocabaşoğlu, a.g.m., s. 342.
65
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 10, Yıl : 2001
kilerin gelişiminde gerek siyas(cid:238) ve gerekse iktisad(cid:238) şartların oluşumunu
sağlamış olması bakımlarından olduk(cid:231)a ehemmiyetlidir. 1839(cid:146)da Tanzimat
Fermanı(cid:146)nın il(cid:226)n edilmesi bu adım taşlarından ikincisi ve misyonerlerin
Osmanlı topraklarında faaliyetlerini hızlandırmalarına imk(cid:226)n veren bir diğer
etkenidir.
Amerika Birleşik Devletleri ile Osmanlı Ermenileri arasındaki ilişkiler
1840(cid:146)lı yıllardan sonra daha b(cid:252)y(cid:252)k ve hızlı gelişmelere sahne olmuştur.
B(cid:246)yle bir değişim ve gelişimin gerisinde ise Amerikan misyonerlerinin eği-
tim alanındaki faaliyetleri, Osmanlı idaresinde meydana gelen bir kısım de-
ğişiklikler ve dolayısıyla imparatorlukta her sınıftan insanın eğitime giderek
artan bir şekilde ihtiya(cid:231) duyması; (cid:246)zellikle Tanzimat Fermanı(cid:146)nın sağladığı
atmosfer ve Protestanların m(cid:252)stakil bir kiliseye kavuşmuş olmaları; dolayı-
sıyla da ayrı bir millet olarak kabul g(cid:246)rmeleri ve b(cid:252)t(cid:252)n bu ve benzeri geliş-
melerin Amerikan misyoner okullarına olan talebi artırması; misyoner o-
kullarının nitelik ve nicelik bakımlarından bir kısım değişikliklere uğraması;
klasik din(cid:238) eğitim anlayışı yerine daha d(cid:252)nyev(cid:238) yahut laik diye tanımlanabi-
lecek bir uygulamaya25 y(cid:246)nelinmesi ve benzeri hususlar yer almıştır.
1856(cid:146)da il(cid:226)n edilen Islahat Fermanı ile İngiltere ve Fransa’nın istediği
şekilde bir vicdan h(cid:252)rriyeti prensibinin (cid:246)n g(cid:246)r(cid:252)lmesi, diğer bir ifade ile
mezhep değiştirme serbestiyetinin tanınması Protestan misyonerlerin faali-
yetlerini (cid:231)ok daha rahat ve geniş bir şekilde s(cid:252)rd(cid:252)rmelerini m(cid:252)mk(cid:252)n kılmış-
tır. Ayrıca gerek il(cid:226)n edilen fermanlar ve gerekse s(cid:252)rd(cid:252)r(cid:252)lmeye (cid:231)alışılan
yenileşme (cid:231)abaları neticesinde Amerikan misyonerlerinin (cid:231)alışmaları daha
bir hız kazanmış ve gelişmiştir. İleriye y(cid:246)nelik hedeflerin belirlenmesinde
ise "Milletler Sistemi" ve (cid:147)Kapit(cid:252)lasyonlar" gibi istismara a(cid:231)ık iki zayıf
noktadan azami derecede istifade edilmiştir.
Misyonerler, ayak bastıkları ancak inan(cid:231)ları, lisanları, siyas(cid:238) ve k(cid:252)lt(cid:252)-
rel yapıları ile yeni tanıştıkları toplumlarda kabul ve itibar g(cid:246)rebilmelerini
sağlayabilmek ve aynı zamanda (cid:246)n g(cid:246)rd(cid:252)kleri hedefe ulaşabilmek i(cid:231)in o
(cid:252)lke veya beldenin en ziyade ihtiyacı olan alanlarda hizmet sunmayı tercih
etmiş g(cid:246)z(cid:252)kmektedirler. Bu noktadan bakıldığında misyonerlik (cid:231)alışmasın-
da eğitimin (cid:246)zel bir yeri ve (cid:246)nemi olmuştur. Kazandırılmak istenen idealle-
rin, ulaşılmak istenen hedeflerin, toplumlara n(cid:252)fuz etmenin ve gen(cid:231) nesle
ulaşabilmenin en uygun vasıtası olması dolayısıyla eğitim vazge(cid:231)ilmez bir
durum arz etmiştir. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu XIX. y(cid:252)zyıl
itibariyle yabancı devletlerin eğitim alanında yoğun bir faaliyetine sahne
olmuştur. Başta İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri olmak (cid:252)zere Fran-
25 A.g.m. ve yer.
66
Description:rinden yaklaşık on yıl sonra, Eli Smith ve Harrison Gray Otis Dwight adlı iki misyonerin bir yıl Fırka Kumandanlığıyla Amasya Mutasarrıf- lığına özel