Table Of ContentÖLÜM DELTASI
Delta Neyi Gizliyordu da
Sırrına Yaklaşanlar Ölüyordu?
Önay YILMAZ
ÖLÜM DELTASI
Delta Neyi Gizliyordu da
Sırrına Yaklaşanlar Ölüyordu? / Önay YILMAZ
Her hakkı saklıdır. Bu eserin aynen ya da özet olarak hiçbir bölümü, telif
hakkı sahibinin yazılı izni alınmadan kullanılamaz.
DESTEK YAYINEVİ: 107
EDEBİYAT: 27
Genel Yayın Yönetmeni: Ertürk AKŞUN
Editör: Melisa Ceren HASMADEN
Teknik Hazırlık: Esma ÇERÇİL
Kapak: Derin
1. Baskı: Kasım 2010
Yayıncı Sertifika No: 13226
ISBN 978-605-4455-03-4
© Destek Yayınevi
İnönü Cad. 33/4 Gümüşsuyu
Beyoğlu / İstanbul
Tel : (0212) 252 22 42
Fax : (0212) 252 22 43
www.destekyayinlari.com
[email protected]
Baskı ve Cilt Kayhan Matbaacılık Tic. Ltd. Şti.
Davutpaşa Cd. Güven Sanayi Sitesi C Blok No: 244 Topkapı-İstanbul
Tel: (0 212) 612 31 85
ÖLÜM DELTASI
Delta Neyi Gizliyordu da
Sırrına Yaklaşanlar Ölüyordu?
Önay YILMAZ
ÖNAY YILMAZ İstanbul'da doğdu. Marmara Üniversitesi
İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 1984 yılında
Hürriyet Gazetesi’nde muhabir olarak gazeteciliğe başladı.
1994 yılında İnter Star televizyonunda çalıştı. Aynı yıl,
Milliyet Gazetesi’ne geçerek, burada muhabir ve İstanbul
Haber Servisi Şefi olarak görev yaptı. Halen aynı gazetede,
çevre, bilim, tarih konuları ağırlıklı olmak üzere özel
araştırma haberlerine imza atmakta ve serbest muhabir olarak
çalışmaktadır. Çeşitli yarışmalarda kazandığı ödüllerin yanı
sıra, üç kez (1996, 1997 ve 2005) Türkiye Gazeteciler
Cemiyeti Başarı Ödülü'ne layık görüldü. Son olarak da 2010
Bülent Dikmener Ödülü’ne layık görüldü.
Yazarın diğer kitapları; ilk kitabı "Nazilerle Beş Yıl"
(Remzi Kitabevi) 2005 yılında, ikinci kitabı “Bandırma
Yolcuları” (Alfa Yayınları) 2008 yılında, üçüncü kitabı “117
soruda Türkler” (Alfa Yayınları) ve dördüncü kitabı
“Poseidon’un Laneti” (Güncel Yayıncılık) 2009 yılında
yayımlandı.
Bana her zaman destek olan ve benden,
sevgilerini esirgemeyen Sami ve eşi Aysel Önahçı’ya
GİRİŞ
6 Kasım Pazar
Güzel bir kasım sabahıydı. Doğancalı Salih, küçük
sandalıyla Çernek Gölü’nde küçük sandalıyla balık avlıyordu.
Deltadaki göllerde ve denizde tuttuğu balıkları köyde satarak
geçimini sağlıyordu Salih. Balıkçılık babadan kalma bir
meslekti. Gerçi deltada göçmen kuşlar projesi yüzünden
kasım ayında balık avı yasaktı. Ancak Salih’in bu yasağa pek
aldırdığı yoktu. Hiç kimse ve hiçbir proje, onun bu göllerde
balık avlamasını engelleyemezdi. Kaç kuşaktır bu böyleydi.
Hiç kimse, eski köye yeni adet getiremezdi.
Oltasını atmış beklerken gözü suyun üzerinde çırpınan bir
cisme takıldı. Cisme doğru yaklaşmaya başladı. Yaklaştıkça
bunun yaralı iri bir kuş olduğunu gördü. Küreğin de
yardımıyla kuşu sudan çıkardı. Bu iri bir kazdı. Onu
yaralayanın ne olduğunu anlamak için sağını solunu
incelemeye başladı. Sonra incelemeyi bıraktı. Olta takımlarını
topladı. Yaralı kazı kıyıya çıkarmak için küreklere asıldı.
Belki bir yardımı dokunabilirdi. Kasabadaki veterinerine
götürmeye karar verdi. Birden sazlıklardan bir kuş sürüsü
havalandı. Canhıraş bir şekilde bağırıyorlardı. Kuşları
ürkütenin ne olduğunu anlamak için dikkatlice sazlıkların
olduğu yere gözlerini dikti. Sazlıkların arasında hareket eden
bazı karaltılar gördü. Ama ne olduğunu bir türlü seçemedi.
Sanki bir şeyler ters gidiyordu. Gözetlendiği hissine kapıldı.
Hızla küreklere asıldı.
İki Gün Sonra, 8 Kasım Salı
Kuş bilimci Arda, çadırından çıkmış dürbünüyle çevreyi
gözlüyor ve birtakım notlar alıyordu. Dürbünüyle deltanın
doğu tarafındaki göller bölgesinde havalanan bir kuşu takibe
aldı. Kuş aniden yön değiştirdi. Yalpalıyordu. Sonra bir taş
gibi Gıcı Gölü’nün batı tarafına düştü. Herhangi bir patlama
sesi duymamıştı. Yani kuş bir avcı tarafından vurulmamıştı.
Arda yerinden fırlayarak kuşun düştüğü yöne doğru hızla
yürümeye başladı. Kuşu gördü. İri bir kuştu. Zavallı hayvanın
yarısı suya batmıştı. Sazlıkların arasında hareketsiz bir şekilde
yatıyordu.
İyice yaklaştı. Kuşun yanına geldiğinde iri bir kaz olduğunu
fark etti. Onu yavaşça sudan çıkardı. Eline aldığında
vücudunun göğüs kısmına bir iğne saplı olduğunu gördü.
Bunu kim yapmış olabilirdi ki. Bu bölgede bir ekibin, göçmen
kuşlarla ilgili bir proje yürüttüğünü biliyordu. Belki ekipten
birilerinin işiydi. Ne olursa olsun onu bu halde bırakmaya
gönlü razı olmadı. Kucakladığı gibi çadırına götürdü. Kuş
uyuşturulmuştu. Kazı daha dikkatle incelerken eline birşey
takıldı. Eline takılan cismi inceledi. Gördüğü manzara
karşısında adeta şok olmuştu. Hemen cep telefonuna sarıldı.
Ancak aradığı kişiye ulaşamıyordu. Aradığı kişinin
telefonuna bir mesaj bıraktı. Birden çevresinde birtakım
çıtırtılar duydu. Arkasını döndüğünde dünyası karardı ve
olduğu yere yığıldı.
16 Kasım Çarşamba
İsmail deltada avlanıyordu. Koşu Köyü’nün birkaç yüz
metre güneyinde pusuya yatmıştı. Onun da tıpkı balıkçı Salih
gibi av yasağına falan aldırdığı yoktu. Burası onun köyüydü
ve hiç kimse onun avlanmasını engelleyemezdi. Av onun için
bir tutkuydu. Ara sıra avlanmanın kime ne zararı vardı ki?
Description:Kızılırmak Deltası'nda da iki hafta içinde üç kişi esrarengiz bir şekilde ölür. Cinayet masası baş komiseri Çetin Akın, bu kaza sonucu ölümlere şüpheyle yaklaşır. Ve ölümlerin nedenlerini araştırmaya başlar. Ölümlerden, gazeteci arkadaşı Ahmet Kerim'i de haberdar ederek