Table Of ContentKAMU PERSONEL SEÇME SINAVI
2013 ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ
DEĞERLENDİRME RAPORU,
SORULARI VE ÇÖZÜMLERİ
Temmuz, 2013
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ
“Eski ve Yeni Türk Dili” ile ilgili toplam 13 soru sorulmuştur. Sorular, “Eski Türkçe”den başlayarak “Osmanlı Türkçesi”ne kadarki bilgi-
leri kapsamaktadır. Bu bölümde “Türkiye Türkçesi”ne (Günümüz Türkçesine) ait herhangi bir soru sorulmamış, günümüz Türkçesinin
ses, yapı, sözcük türleri ve cümle bilgisine ilişkin sorulara yer verilmemiştir. Sorularda çoğunlukla “biçim bilgisi” üzerinde durulmuş
ve döneme ait sözcük dağarcığı yoklanmıştır. Bu bölümdeki sorular, dikkatli bir okuma getiren sorulardır. Çeldiriciler oldukça güçlü
hazırlanmıştır (özellikle 9. soru). Soruların güçlük derecesi yüksektir. Sınavın ayırt edici sorularının büyük bölümünün bu bölümde yer
aldığı söylenebilir. Ayrıca soruların kapsam geçerliliği yüksektir.
“Türk Halk Edebiyatı” ile ilgili toplam 9 soru sorulmuştur. Soruların güçlük derecesi yüksek olmamakla birlikte 14. sorunun “Halkbilim
Araştırma Yöntem ve Kuramları”na ilişkin olması ilginçtir. Ayrıca sadece bu bölümün değil, sınavın da seçici sorulardan biri olan 22. soru
zor bir soru olması bakımından dikkat çekicidir. Bunun dışındaki sorular ise zor olmayan sorulardır. 16. soru, “Türk Halk Edebiyatı” ile
“Yeni Türk Edebiyatı”nı birleştiren bir soru olmuştur. Bu bölümdeki ilginç sorulardan biri de 17. sorudur. Soru, zor olmamakla beraber
akademisyenler arasındaki yaklaşım farkını göstermektedir. Nitekim soruda “destan” bir “nazım şekli” olarak değil, “nazım türü” olarak
gösterilmiştir. Bu nedenle bundan sonraki sınavlarda da bu tür adlandırmaların bir ayırt ediciliği olmayacakmış gibi görünmektedir.
“Eski Türk Edebiyatı” ile ilgili olarak 9 soru sorulmuştur. Soruların çoğu, verilen metnin yorumlanmasına ilişkindir. Bu nedenle bilgi
olmadan da metin doğru yorumlanmışsa doğru cevaba kolaylıkla ulaşılabilir (25, 26 ve 28. sorular). “Edebî sanatlar” bu başlık içinde
sorulmuştur ve “aruz bilgisi”yle ilgili de 1 soruya yer verilmiştir. Bu bölümde yer alan 27. soru ayırt ediciliği yüksek olmakla birlikte D
seçeneğindeki bilginin doğruluğu ya da yanlışlığının kesin olarak belirlenebilmesi için “musammat”ın ilk bendinin de verilmesi yerinde
olurdu. Bu nedenle bu soru da sınavın zor sorularından biri olarak değerlendirilebilir.
“Yeni Türk Edebiyatı” ile ilgili 9 soru sorulmuştur. Bu bölümde yer alan sorular sınavın zorluk derecesinin en düşük olduğu sorulardır.
Kapsamı nedeniyle oldukça geniş bir içeriğe sahip bu alandan sorulan sorularda ayrıntıya inilmemiş, temel bilgiler yoklanmak isten-
miştir. 1 soru “Tanzimat Edebiyatı”yla, 1 soru “Servetifünun Edebiyatı”yla, 4 soru ise “Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı”yla ilgilidir.
32. soruda, dolaylı olarak “sanatçı-dönem-zihniyet-estetik tavır” incelenmiş ve verilen bilginin örneğinin bulunması istenmiştir. 1 soru-
da “Yeni Türk Edebiyatının Oluşumu ve Kaynakları” ile ilgilidir. 1 soruda da “şiirde ahenk”i sağlayan unsurlardan redif sorulmuştur .
Soru No: Soru No:
1. Dünya Dillerinin Sınıflandırılması 26. XVII. Yüzyıl Türk Edebiyatı
2. Çağdaş Türk Yazı Dilleri 27. Divan Edebiyatı Nazım Şekil ve Türleri
3. Orhun Türkçesi ve Uygur Türkçesi Metinleri 28. XVI. Yüzyıl Türk Edebiyatı
4. Türk Dili ve Lehçelerinin Sınıflandırılması 29. XVII. Yüzyıl Türk Edebiyatı
5. Eski Anadolu Türkçesi Metinleri 30. Divan Edebiyatının Kaynakları (Şair Tezkireleri)
6. Harezm Türkçesi 31. Divan Edebiyatı Nazım Şekil ve Türleri
7. Uygur Türkçesi 32. Türk Edebiyatında Akımlar
8. Orhun Türkçesi 33. Türk Şiirinde Ahenk Ögeleri
9. Çağatay Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi 34. Yeni Türk Edebiyatının Oluşumu ve Kaynakları
10. Eski Anadolu Türkçesi 35. Tanzimat Edebiyatı
11. Eski Anadolu Türkçesi (Sanatçılar) 36. Servetifünun Edebiyatı
12. Osmanlı Türkçesi 37. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (Coşku ve Heye-
cana Bağlı Metinler)
13. Türkçenin Ses Özellikleri 38. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (Öğretici Metin-
ler)
14. Halk Bilimi Araştırma Yöntem ve Kuramları 39. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (Anlatmaya
Dayalı Metinler-Roman)
15. Türk Destanları 40. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (Anlatmaya
Dayalı Metinler-Hikâye)
16. Türk Halk Fıkraları 41. Şiirde Ahengi Sağlayan Ögeler
17. Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimi ve Türleri 42. Edebiyat Öğretiminde Yararlanılan Öğretim Yöntem
ve Teknikleri
18. Halk Hikâyeleri 43. Edebî Metinlerde Bakış Açısı
19. Âşık Edebiyatı (Sanatçılar) 44. Anlatmaya Dayalı Metinlerin Biçim ve İçerik Özellik-
leri
20. Tekke (Dinî-Tasavvufî) Edebiyatı (Sanatçılar) 45. Şiirin İçerik ve Biçim Özellikleri
21. Âşık Edebiyatı 46. Edebî Akımlar
22. Âşık Edebiyatı Nazım Şekli ve Türleri 47. Hikâye Türleri
23. Aruz Bilgisi 48. Metinlerin Sınıflandırılması
24. Edebî Sanatlar 49. Öğretim İlke ve Yöntemleri
25. Divan Edebiyatının Mitolojik Kaynakları 50. Öğretim İlke ve Yöntemleri
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
ÖĞRETMENLİĞİ TESTİ
1. Bu testte 50 soru vardır.
1. Aşağıdaki eşleştirilmiş dillerden hangileri yapı 3. Aşağıdaki eserlerden hangisi runik alfabeyle
bakımından benzer değildir? yazılmamıştır?
A) Çince – Tibetçe A) Altun Yaruk
B) Arapça – Farsça B) Bilge Kağan Yazıtı
C) Bulgarca – Lehçe C) Köl Tigin Yazıtı
D) Portekizce – Rumence D) Irk Bitig
E) İngilizce – Flemenkçe E) Tunyukuk Yazıtı
Çözüm: Yapı bakımından diller üç gruba ayrılır: Çözüm: Türk-runik (Orhun, Köktürk) alfabesi, Göktürkler ve
kısmen de II. Göktürk Devleti’nin devamı olan Uygur Türk-
A. Yalınlayan (=Tek Heceli) Diller: Çince, Tibetçe, Viet-
çesine ait kimi metinlerde kullanılmıştır. II. Göktürk Devleti
namca, Baskça gibi.
zamanına tarihlenen Orhun Yazıtları (Köl Tigin, Bilge Kağan
B. Bağlantılı ve Kaynaştıran (=Eklemeli) Diller: ve Tunyukuk Yazıtları) ile Uygurlara ait Maniheist Çevrede
a. Bağlantılı Diller: Türk dili ve köken bakımından içinde yazılmış olduğu sanılan, aynı zamanda bir fal kitabı olan
yer aldığı Ural-Altay dilleri ile bazı Asya ve Afrika dilleri gibi. Irk Bitig Türk-runik alfabesiyle oluşturulmuştur. Altun Yaruk
ise yine Uygurlara ait Uygurca yazılmış bir eserdir. Ayrıca
b. Kaynaştıran Diller: Gürcü, Eskimo, Kızılderili dilleri gibi.
eserin Arap harfleriyle yazılmış bir nüshası da mevcuttur.
C. Bükümlü (=Çekimli) Diller:
a. Kök Bükümlü Diller: Arapça ve içinde yer aldığı Hâmi- Cevap A
Sâmi dilleri gibi.
b. Gövde Bükümlü Diller: İngilizce, Almanca, Fransızca
vb. Hint-Avrupa dilleri gibi.
Çince ve Tibetçe, köken bakımından “yalınlayan”; Bulgar-
ca-Lehçe, Portekizce-Rumence, İngilizce-Flemenkçe “bü-
kümlü diller”den “gövde bükümlü” dillere aittir.
Arapça ve Farsça ise “bükümlü diller”dir ancak Arapça “kök 4. Bir Türk dili olmasına rağmen r/z ve I/ş ses denk-
bükümlü”, Farsça ise Hint-Avrupa dil ailesine mensup oldu- likleri bakımından Moğolcayla paralellik göster-
ğundan “gövde bükümlü” bir dildir. mesi ve çok erken dönemlerde Genel Türkçeden
ayrılması ile de Altayistik ve Türkoloji çalışmala-
Cevap B
rında önemli bir yere sahip olan Türk dili aşağıda-
kilerden hangisidir?
A) Halaçça B) Altayca C) Hakasça
2. Aşağıdakilerden hangisi Kıpçak grubu yazı dille- D) Çuvaşça E) Yakutça
rinden biri değildir?
A) Nogayca
Çözüm: Çuvaşça, Türk Dilleri arasında, bir taraftan Moğol-
B) Kumukça caya diğer taraftan da Fin-Ugor dillerine olan yakınlığı ile
özel bir yer tutar. Bu nedenle, bir Türk dili olduğunun kanıt-
C) Karaçay-Balkarca
lanması uzun tartışmalardan sonra gerçekleşmiştir. Çuvaş-
D) Başkurtça ların ataları olan Bulgar Türklerinin, Orta Asya Türk toplulu-
ğundan ayrılıp batıya doğru göç eden ilk Türk boyları içinde
E) Hakasça
olmaları nedeniyle (bu göçün milat sıralarında gerçekleştiği
düşünülüyor) Çuvaşça, Türk dilleri içinde en eski olanıdır
ve tek başına Batı Türkçesini temsil eder. Çuvaşça, bir r/l
Çözüm: Türk dili ve lehçelerinin sınıflandırılmasına yönelik
dili olan ilk Türkçe Dönemi’nde Türk dil birliğinden ayrıldığı
farklı yaklaşımlar (Talat Tekin tasnifi, R. Rahmeti Arat tasnifi
için yine bir r/l dili olan Ana Çuvaşçaya, buna karşılık diğer
vb.) söz konusudur. Bu tasniflerde farklı başlıklar altında
bütün Türk dilleri bir z/s dili olan Ana Türkçeye giderler.
da olsa “Nogayca, Kumukça, Karaçay-Balkarca, Başkurtça/
Başkırtça” Türk dilinin Kıpçak grubu içinde yer alır. Hakasça Bu nedenle soru kökünde tanıtılan Türk dili, Çuvaşçadır.
ise “Güney Sibirya Türk lehçeleri” içinde çoğunlukla “Altay
ve Tuva Türkçesi”yle bir arada değerlendirilir. Cevap D
Cevap E
3 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
5. 7. Ol ödün ayıg ögli tigin, inisi, inçe tip sakıntı: Ögüm
kaŋım içim tiginke sever, mini aklayur erti. Amtı içim
I. Kara eşek başına uyan ursaŋ katır olmaz.
taluyka barıp erdini kelürser, takı agırlıg bolgay men
II. Kız anadan görmeyince ögüt almaz. takı uçuz bolgaymen tip sakıntı: amtı birle barayın!
Ötrü kaŋı hanka inçe tip ötünti: içim tigin ölüm yirke
III. Yapagulu gökçe çimen güze kalmaz.
barır. Negülüg kalır men teŋrim?
IV. Güyegü ogul olmaz.
Bu parçaya göre Uygur Türkçesiyle ilgili olarak
V. Kül depecük olmaz. aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Bu cümleler aşağıdakilerin hangisinden alınmış A) Belirli geçmiş zaman eki, tonlu sesle sonlanan
olabilir? sözcüklere de tonsuz biçimde eklenmektedir.
B) Yönelme durumu ekinin ünsüzü uyum dışındadır.
A) Garib-name
C) Eklerin sonundaki -g sesi korunmuştur.
B) Dede Korkut
D) Gelecek zaman için kullanılan ek “-sar/-ser”dir.
C) Kutadgu Bilig
E) Geniş zaman ekine eklenen kişi eki zamir
D) Divanü Lügâti’t-Türk kökenlidir.
E) Atebetü’l-Hakayık
Çözüm: Metinde geçen “sakıntı (düşündü)”, “ötünti (hitap
etti)” sözcükleri belirli geçmiş zamanda çekimlenmiştir. Söz-
cükler tonlu bir ünsüzle bitmesine rağmen (n) belirli geçmiş
Çözüm: Öncülde verilen cümlelerin -ki bunlar atasözüdür-
zaman eki “-tı/-ti” tonsuz biçimde eklenmiştir.
dil özelliklerine dikkat edildiğinde Eski Anadolu Türkçesine
“taluy-ka (okyanusa)”, “han-ka (hana)”, “yir-ke (ülkesine)”
ait özellikler taşıdığı görülür. Kutadgu Bilig, Divanü Lügâti’t-
sözcüklerine gelen yönelme durumu eki, ünsüz uyumu dı-
Türk ve Atabetü’l-Hakayık Karahanlı Türkçesi ile kaleme
şındadır.
alınmış yapıtlardır. Seçeneklerde Eski Anadolu Türkçesi
“ayıg, agırlıg” sözcüklerinde ek sonundaki “-g” korunmuştur.
özellikleri gösteren iki eser vardır. Bunlardan birincisi Garib-
“sever, aklayur (nefret eder)” fiilleri III. tekil kişi “o” ile çekim-
name, ikincisi Dede Korkut’tur. Bu iki eserden Dede Korkut
lenmiştir ve kişi zamiri kökenlidir.
atasözleri bakımından oldukça zengindir. Bu nedenle veri-
Ancak Uygur Türkçesindeki ”-sar/-ser” günümüz Türkçesin-
len atasözleri Dede Korkut’a aittir.
deki “-se/-sa”nın (şart) karşılığıdır. Uygur Türkçesinde gele-
cek zaman için “-gay” eki kullanılır (bolgay men > olacağım).
Cevap B
Cevap D
6. Kazan tig kaynap uş sevdâ bişürdüm
8. Bilig bilmez kişi ol sabıg alıp yagru barıp üküş kişi
I
I II
Nizâmî balıdın halvâ bişürdüm öltü gol yergerü barsar Türük bodun ölteçisen
II III Ötüken yer olurup arkış türkiş ısar neŋ buŋug yok.
Ötüken yiş olursar bengü il tuta olurtaçı sen Türük
Bu beyitteki altı çizili ekler sırasıyla aşağıdakilerin
hangisinde doğru olarak verilmiştir? III
bodun tok arkuk sen açsar tosık ömez sen bir todsar
A) vasıta – bulunma – isimden fiil
açsık ömez sen antagıŋın üçün igidmiş kaganıŋın
B) zarf-fiil – ayrılma – fiilden fiil
IV
sabin almatin yir sayu bardıŋ.
C) fiilden fiil – ilgi – geniş zaman
V
D) vasıta – ayrılma – geniş zaman
Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisi
E) zarf-fiil – ilgi – fiilden fiil
fiilimsi değildir?
A) I B) II C) III D) IV E) V
Çözüm: Verilen beyit, Harezm Türkçesinin dil özelliklerini
göstermektedir (Kutb’un Hüsrev ü Şirin mesnevisinden alıntı). Çözüm: Verilen metin Orhun Yazıtları’na aittir.
bilig bil – mez kişi [Günümüz Türkçesiyle cahil (bilgi bilme-
kayna – p (günümüz Türkçesiyle “kaynayıp) > “p” zarf-fiil
yen) kişi] > “-mez” sıfat-fiil
ekidir.
bar – ıp (Günümüz Türkçesiyle varıp) > “-ıp” zarf-fiil
Nizâmî bal – ı – dın (günümüz Türkçesiyle Nizâmî’nin ba-
il tuta olur – taçı sen [Günümüz Türkçesiyle hükmedeceksin
lından) > “-ı-” iyelik eki, “-dın” ayrılma durumu ekidir.
(tek başına sözcüğün anlamı” oturacak”] > “-taçı” gelecek
biş – ür – dü – m (günümüz Türkçesiyle pişirdim) > “biş-” zaman eki
fiiil kökü, “-ür-” fiilden fiil yapım eki, “-dü-” görülen geçmiş igid – miş kağan (Günümüz Türkçesiyle beslemiş hakan) >
zaman eki, “-m” I. tekil kişi ekidir. “-miş” sıfat-fiil
al – matin (Günümüz Türkçesiyle almadan) > “-matın” zarf-fiil
Cevap B
Cevap C
4 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
9. Türk nazmıda çü min tartıp alem 11. Türk diline kimsene bakmaz-ıdı
Eyledim ol memleketni yek-kalem Türklere hergiz gönül akmaz-ıdı
Klasik Çağatayca ile yazılmış bu beyitte geçen Türk dahı bilmezidi ol dilleri
hangi sözcükler, biçim bilgisi bakımından klasik
İnce yolı, ol ulu menzilleri
Osmanlıcada farklı kullanılmıştır?
Bu şiir aşağıdakilerden hangisine aittir?
A) nazmıda – memleketni
A) Gülşehrî
B) min – alem
B) Ali Şir Nevai
C) min – memleketni
C) Âşık Paşa
D) nazmıda – eyledim
D) Kadı Burhanettin
E) alem – eyledim
E) Kâşgarlı Mahmut
Çözüm: Çağatay Türkçesinde zamir “n”si kullanılmaz [naz-
mıda (Çağatay)-nazmında (Osmanlı)]. Çözüm: Verilen dörtlükte Türkçeye duyulan rağbetin azlı-
ğı dile getirilmiştir. Bilindiği gibi Âşık Paşa Garib-name adlı
Çağatay Türkçesinde belirtme durumu eki sözcüklere eserinde, devrin aydınlarının Türk diline gereken önemi ver-
“-nı/-ni” şeklinde eklenir [memlekteni (Çağatay Türkçesi) mediklerinden yakınır. Onun, millî dil ile bir edebiyat meyda-
-memleketi (Osmanlı Türkçesi)].
na getirmek isteyen Anadolu şairleri arasında çok önemli bir
yeri vardır.
Cevap A
Cevap C
12. Aşağıdaki dizelerin hangisinde karşıt anlamlı
sözcükler birlikte kullanılmamıştır?
10. Ebû Nâsır bin Zâhir bin Muhammed es-Serahsî
A) Bâkî çemende hayli perîşan imiş varak
rahmetu’llâhi ‘aleyhi bir kitâb cem eylemiş kim her bir
Benzer ki bir şikâyeti var rûzgârdan
sözi biŋ cân değer; ammâ gördüm ki terkîb muhallel
ve muhabbat olga bolga ‘ibâretince yazmışlar. Dile- B) Zevki kederde mihneti râhatta görmüşüz
dim ki bu latîf ve şerîf nüshanuŋ lutfi ve şerefi dahı
Âyînedir biribirne subh u şâmımız
artuk ola; ol sakîm ‘ibâretten sarîh ve fasîh ve rûşen
Türkçeye döndürdüm. C) Minnet Hudâya devlet-i dünyâ fenâ bulur
Bu parçada geçen “sarîh ve fasîh ve rûşen Türkçe” Bâkî kalır sahîfe-i ‘âlemde adımız
ile aşağıdakilerden hangisi kastedilmektedir? D) Kapında sâil olmak gayre mihmân olmadan
A) Karahanlı Türkçesi yeğdir
B) Harezm Türkçesi Gedâ-yı kûyun olmak Mısr’a sultân olmadan
yeğdir
C) Çağatay Türkçesi
E) Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
D) Eski Uygur Türkçesi
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz
E) Eski Anadolu Türkçesi
Çözüm: Soru, Osmanlı Türkçesi söz dağarcığını ölçen bir
Çözüm: Muhammed es-Serahsî (d. 1009/h.400 -
sorudur.
ö. 1090/h.483), Karahanlılar Devri’nde yaşamış Türk asıllı
fıkıh bilginidir. Hanefi mezhebine bağlı olan Serahsî’nin İs- B’de, “subh (sabah)-şâm (akşam); C’de, “fenâ bulmak
lam bilim dünyasındaki unvanı “İmamların Güneşi’ anlamı- (sona ermek)-bâkî kalmak (sürmek, devam etmek); D’de,
na gelen Şemsü’l-Eimme’dir. En tanınmış eseri Mebsut’tur. “gedâ (kul)- sultân (sultan); E’de, “neşât (sevinç)-gam
(üzüntü)” sözcükleri karşıt anlamlıdır. Ancak A seçeneğinde
Soruda verilen metin, Eski Anadolu Türkçesi özelliklerine karşıt anlamlı bir sözcükler kullanılmamıştır.
sahip mütercim, sözünü ettiği kitabı da çevirdiği Türkçe ile
yazdığına göre parçada geçen ibare ile “Eski Anadolu Türk- Cevap A
çesini kastetmiştir.
Cevap E
5 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
13. Aşağıdakilerden hangisi Türkçe kökenli değildir? Çözüm: Parçada sözü edilen destan, Sakalara (İskitlere)
ait Şu Destanı’dır. Destana kahraman olarak adını veren
A) taş B) baş C) diz
Şu, MÖ IV. yüzyılda yaşamış bir Türk hükümdarıdır. Onun
D) can E) kan yaşamı ve yaşadıkları etrafında söylenen ve Makedonyalı
Büyük İskender’in Türk illerine yürüyüşü ile birleştirilen bu
destan, Türkler arasında XI. yüzyıla kadar yaşamış ve bu
Çözüm: Türkçede kelime başında “c” ünsüzü bulunmaz. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından kayda geçirilmiştir.
Bu nedenle “can” Türkçe bir sözcük değildir.
Cevap C
Cevap D
14. Halk biliminin ilk kuram ve yöntemlerindendir.
Masalların incelenmesi amacıyla geliştirilmiş, daha
sonra diğer halk edebiyatı türlerinin incelenmesinde
de kullanılmıştır. Temel amacı; metinlerdeki motifleri
16. Aşağıdakilerden hangisi, Nasrettin Hoca’nın fıkra-
esas kabul ederek herhangi bir metnin ne zaman,
larından bazılarını nazma dönüştürmüştür?
nerede ortaya çıktığını ve ilk şeklinin nasıl olduğunu
A) Faruk Nafiz Çamlıbel
belirlemeye çalışmaktır. Motif Index of Folk Literature
bu kuramın en önemli eserlerindendir. B) Orhan Seyfi Orhon
Bu parçada sözü edilen kuram aşağıdakilerden C) Orhan Veli Kanık
hangisidir?
D) Yahya Kemal Beyatlı
A) Psikoanalitik
E) Rıza Tevfik Bölükbaşı
B) Sözlü Kompozisyon
C) İşlevsel Halk Bilimi
Çözüm: Nasrettin Hoca’nın fıkraları, Nasrettin Hoca
D) Tarihî-Coğrafi Fin Hikâyeleri adıyla Orhan Veli tarafından nazma dönüştürül-
müştür. Eser, çocuk edebiyatının da güzel örnekleri arasın-
E) Bağlamsal
da yer almaktadır.
Cevap C
Çözüm: Parçada özellikleri verilen kuram, Tarihî-Coğrafî
Fin kuramıdır. Tarihî-Coğrafî yöntemin kurucusu Julius
Krohn’dur. Krohn, Kalevela Destanı’nın kaynaklarını tespit
etmiş ve varyantların yayılma yollarını ve bunların nasıl
birleştiğini açıklamıştır. Bu yöntem sözlü halk anlatılarının
nerede ve ne zaman yaratıldığını ve onun muhtemel ilk şek-
linin ne olduğunu belirlemeyi amaçlar. Halkbilimi araştırma-
cısının yapacağı iş, bulabildiği bütün eş metinleri toplamak
ve bunlardan birini asıl metin olarak kabul edip daha bütün
metinler arasında yapacağı karşılaştırma sonucunda bu
anlatmanın ilk şeklini kurmak olacaktır. Bütün bu çalışma 17. Nice civânları eyledin türâb
anlatının yayılma yollarını, ilk defa nerede yaratıldığını be-
Bülbülün yerinde çağırır gurâb
lirleyebilecektir.
Çarşın pazarların hep olmuş harâb
Cevap D
Solmuş gazel dökmüş bostânın bâğın
On altı dörtlükten oluşan bir şiirden alınan bu şiir
parçasının nazım türü aşağıdakilerden hangisidir?
15. Zülkarneyn (İskender) Semerkant’ı geçerek Türk A) Destan B) Koşma C) Semai
ülkelerine yönelince, Türk hakanı ----, Hucend Irmağı
D) Türkü E) Varsağı
kıyısına kırk gözcü yerleştirerek ona karşı tedbir
almıştı.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden Çözüm: Soru kökünde yer alan “on altı dörtlük” ifadesi, bir
dörtlüğü verilen parçanın “uzun soluklu şiirler” olan ve ge-
hangisi getirilmelidir?
nelde olay anlatımına dayanan “destan”a ait olduğu söyle-
A) Oğuz Kağan B) Alp Er Tunga C) Şu nebilir.
D) Siyenpi E) Deli Dumrul
Cevap A
6 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
18. Halk hikâyecileri, anlattıkları hikâyelere zenginlik 20. XIV. yüzyılda özellikle Yunus Emre tarzını devam
katmak amacıyla aralarda asıl hikâyeden farklı olarak ettirmesiyle öne çıkmıştır. Asıl adı Alâaddin’dir.
kısa, mensur, ibret verici veya komik hikâyeler anlat- Kaynaklar onun, Abdal Musa’nın müridi olduğunu ve
maktadır. mahlasını ondan aldığını belirtir. Sade Türkçe ile sa-
mimi şiirler yazan şairin Divan’ından başka Gülistan,
Bu hikâyelere verilen ad aşağıdakilerden hangi-
Gevher-name, Minber-name, Budala-name, Saray-
sidir?
name, Dil-güşa gibi eserleri de bulunmaktadır.
A) Fasıl B) Karavelli C) Döşeme
Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden
D) Muhavere E) Kara hikâye hangisidir?
A) Abdal Zelilî
Çözüm: Halk hikâyeleri -genel olarak- dört ana bölümden B) Güvenç Abdal
oluşur:
C) Kazak Abdal
− Fasıl: Bu bölüm saz eşliğinde söylenen muhtelif şiirler- D) Pir Sultan Abdal
den oluşur.
E) Kaygusuz Abdal
− Döşeme: Bu bölümde âşık döşeme (ya da soylama)
adını verdikleri mensur bir tekerleme söyler.
− Asıl Hikâye: Hikâyenin olay örgüsünün anlatıldığı bö- Çözüm: Parçadaki “XIV. yy”, “Yunus Emre tarzını devam
lümdür. ettirmesi”, “Abdal Musa’nın müridi” gibi ipuçlarından ve ve-
rilen eserlerden yararlanılarak Kaygusuz Abdal seçeneğine
− Bitiş (ya da duvak kapama): Mutlu sonla biten
ulaşılır.
hikâyelerde bu bölümde bir güzelleme, aksi durumda
ise acıklı bir türkü söylenir.
Cevap E
Karavelli ise asıl hikâyenin aslında yer almayan ancak anla-
tıcısına göre eklenebilen kısa hikâyelerdir.
21. Âşıklığın esasını, karmaşık bir yapıya sahip olan rüya
Cevap B
oluşturmaktadır. Gerek âşıklık geleneğinde gerekse
halk arasında kabul gören rüya motifi, dört safhada
gerçekleşir.
Bu parçada belirtilen dört safha sırasıylaç aşağı-
dakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Hazırlık − Rüya görme − Uyanış − İlk deyiş
B) İlk deyiş − Hazırlık − Bade içme − Uyanış
C) Bade içme − Uyanış − Rüyaya yatma − Hazırlık
19. Türk süsleme sanatının önde gelen minyatürcülerin-
D) Rüyaya yatma − Bade içme − Hazırlık − Rüya
dendir. Asıl adı Abdülcelil Çelebi’dir. Aslen Edirneli
görme
olup daha sonra İstanbul’a gelmiş ve burada ölmüş-
E) Uyanış − İlk deyiş − Rüya görme − Hazırlık
tür. Atalar Sözü Destanı’yla ünlenmiştir.
Bu parçada anlatılan sanatçı aşağıdakilerden
hangisidir? Çözüm: Halk hikâyelerinin kahramanları değişik şekillerde
birbirlerine âşık olurlar. Bunlardan biri de “bade içme yoluy-
A) Güvahi
la âşık olma”dır. Bade, rüyada içildikten sonra insanlara şiir
B) Âşık Ömer söyleme yeteneğini kazandıran manevî bir içkidir. Âşıkların
bir kısmı bunu “dolu” olarak adlandırır. Bir anlamda âşık ye-
C) Bayburtlu Zihnî
teneğini bu yolla ilahî bir temele de dayandırır.
D) Levnî
Anadolu sahası araştırıcıları bade içme motifini dört ana
E) Gevherî başlık altında değerlendirmişlerdir:
1. Hazırlık Safhası: Âşık ve maşukun bade içmeden önce-
ki (âşık olmadan önceki) durumunun ele alınması.
Çözüm: “Türk süsleme sanatının önde gelen minyatürcüle-
rindendir.” ve “Atalar Sözü Destanı” ipuçlarından seçenek- 2. Rüya: Bir yerde (çeşme, harman, mezarlık) uyuma, pir
(aksakallı ihtiyar, derviş, Hazreti Hızır) elinden üç bade
lerde yer alan Levn’i’ye ulaşılır.
içilmesi.
Cevap D 3. Uyanış: Baygın vaziyette yatan kahramanın saz sesini
duyunca uyanması.
4. İlk deyiş: Âşığın rüyada olanları şiirle ifade etmesi.
Cevap A
7 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
22. Fitil-veş giy külâhı şem‘a-yı sûzâneden çıkma 24. Aşağıdaki beyitlerin hangisinde teşhis sanatı
vardır?
Dolaş şem‘in civârın merkez-i pervâneden çıkma
A) Bûydan hoş rengden pâkîzedür nâzük tenün
Beslemiş koynında gûyâ kim gül-i ra‘nâ seni
Eğer maksat seyâhatse gönül deryâ-yı vahdette
B) Ser-nâme-i muhabbeti cânâna yazmışam
Habâb-ı bâde-veş devret leb-i peymâneden çıkma
Hasret risâlesin varak-ı câna yazmışam
Aruz ölçüsü ile yazılan bu beyitler aşağıdaki na-
C) Geldümse ne var ben şu‘arâ bezmine âhir
zım türlerinden hangisine örnektir?
Âdet budur âhirde gelir bezme ekâbir
A) Divan B) Semai C) Selis
D) Ey Necâtî yüri sabr eyle elünden ne gelür
D) Satranç E) Kalenderî
Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler
E) Tahammül mülkini yıkdun Hülâgû Han mısın kâfir
Çözüm: Soruda verilen beyitler aruzun “mefâ’îlün-
mefâ’îlün-mefâ’îlün- mefâ’îlün” kalıbıyla yazılmıştır. “Semai” Aman dünyâyı yakdun âteş-i sûzân mısın kâfir
de aruzun bu kalıbıyla yazılan aruzlu âşık edebiyatı nazım
şekillerinden biridir.
Çözüm: Teşhis, insana özgü niteliklerin doğadaki varlıklara
Cevap B aktarılmasıdır (kişileştirme). A seçeneğinde “gül-i ra’nâ” in-
sana özgü “koynunda beslemek” eyleminin faili olarak gös-
terildiği için “teşhis” sanatı yapılmıştır.
23. Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn Cevap A
Derd çok hem-derd yok düşman kavî tâli’ zebûn
Bu beyitte kullanılan aruz vezni; “dost”, “rahm” ve
“derd” sözcüklerini bir kapalı, bir açık (– .) hece değe-
rinde okumayı gerektirir.
Aşağıdaki beyitlerin hangisinde benzer bir durum
söz konusudur?
A) Bezm-i ‘aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Ne temettu‘ bulunur neyde sadâdan gayrı
B) Beni cândan usandurdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhumdan murâdum şem‘i yan-
25. Gûyiyâ Nûşînrevân-ı subhdur kim ‘adl içün
maz mı
Lâceverdî kubbeye zencîr-i zer asar güneş
C) Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çâre su Bu beyitte geçen “Nûşînrevân”ın divan şiirinde
anılan özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
D) Gitdün ammâ ki kodun hasret ile cânı bile
A) Güneş gibi parlak olması
İstemem sensüz olan sohbet-i yârânı bile
E) Âkıbet gönlüm esîr itdün o gîsûlarla sen B) Mavi gökyüzünü temsil etmesi
Hey ne câdûsın ki âteş bağladun mûlarla sen C) Sabah ülkesinin hükümdarı olması
D) Boynuna altından bir zincir asması
Çözüm: Sorudaki öncülde ifade edilen aruz kuralı “med”dir. E) Adaletli bir hükümdar olması
“Med” belli kurallar üzerine yapılır ve “med”in hangi sözcük-
lerde yapılabileceği bellidir. İki ünsüzle biten sözcükler de
bunlardan biridir. Çözüm: Nûşinrevân: Rivayete göre Kisrâ unvanıyla anılan
ilk İran şahıdır. Adaletiyle ve “Tâk-ı Kisrâ adıyla meşhur
D seçeneğindeki beytin vezni “fâ’ilâtün- fâ’ilâtün- fâ’ilâtün- sarayıyla ünlüdür. Sarayına bir çan bağlattığı ve kendisiyle
fâ’ilün”dür. İlk mısrada,
görüşmek isteyenlerin bu çanın zincirini çekerek onu çağır-
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki… dığı ve şikâyetini ve ihtiyacını söylediği rivayet edilir. Divan
şiirinde de sarayı, çanı ve adaleti ile anılır.
__ . __ __ /__ . __ __ /
“eşk” sözcüğü vezin gereği bir buçuk hece değerinde okun-
Cevap E
muştur.
Cevap C
8 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
26. XVII. yüzyıl şairlerinden Sabit, Zafer-name adlı 28. Nevâyî ger işitseydi nevâ-yı bülbül-i tab‘um
mesnevisinin başında
Diyeydi yahşırak tuymuşdur ol üslûb-ı Selmânı
Urup nazm-ı Leylâ vü Mecnûn’a el
XVI. yüzyıl şairlerinden Hayalî’nin bu beytinden
Deliye söz atma sakın vâz gel
hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
diyerek aşağıdakilerden hangisini anlatmak iste-
A) Hayalî, Selman’ın üslubunu beğenir.
miş olabilir?
B) Nevai, etkili olmuş bir şairdir.
A) Leylâ ve Mecnun’un dilinin ağır terkiplerden
C) Hayalî, Nevai’yi “yahşırak” sözcüğüyle Çağatay-
oluştuğunu
ca konuşturmuştur.
B) Leylâ ve Mecnun’un yazılmış en iyi aşk mesne-
D) Hayalî, yetenekli bir şair olduğu kanısındadır.
visi olduğunu
E) Hayalî, şiirlerine Nevai’nin ilgisiz kaldığını iddia
C) Leylâ ve Mecnûn’un gerçeklikten uzak olduğunu
etmektedir.
D) Nazım yerine nesri tercih ettiğini
E) Yeni ve farklı konular bulmak istediğini
Çözüm: Beyitte, Hayâlî kendi üslubunu Selmân’ın üslubuy-
la karşılaştırıyor. Buradan onun üslubunu beğendiği çıkarı-
labilir. Beyitte hitap doğrudan otorite kabul edilen Nevâyî’ye
Çözüm: Beyitte Leyla ve Mecnun konulu (artık sıradanlaş-
yönelik olduğundan Nevâyî’nin, döneminde ne kadar etkili
tığı için) şiirlerden vazgeçilmesi (vaz gel) gerektiği söylen-
olduğunu gösterir. “yahşırak”, “daha iyi” anlamında Çağa-
miştir. Bununla ilgili seçenek ise E’dir.
tayca bir sözcüktür ve “yahşırak diyeydi” ifadesiyle Nevâyî,
kendi dilinde konuşturulmuştur. Beytin ilk dizesinde “Eğer
Cevap E
Nevâyî benim bülbüle benzeyen şair yaradılışımın nağme-
lerini işitseydi” ifadesiyle Hayâlî kendini yetenekli bir şair
olarak gördüğünü ifade etmiştir. Ancak beyitte Nevâyî’nin
Hayâlî’nin şiirine kayıtsız kaldığını gösterir bir ifade yoktur.
27. Hasret-i hançer ile cism-i felâket-zâ hayf
Oldı sad pâre meger gitdi o bî-pervâ hayf Cevap E
Haşre dek vird-i zebân ola Nedîmâ vâ-hayf
Hâr-ı fürkatle Neşâtî-i hazînün vâ-hayf
Dâmen-i ülfeti çâk oldı girîbânı bile
Son bendi verilen bu musammatla ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Neşati, Nedim’in şiirini tahmis etmiştir.
B) 1, 2 ve 3. mısralar Nedim’e; 4 ve 5. mısralar
Neşati’ye aittir.
C) Şiirin nazım şekli müsebbadır.
D) Nedim, Neşati’nin şiirini tazmin etmiştir.
29. Şekil ve içerik özellikleri bakımından kasidede farklı
E) Methiye türünde yazılmış bir şiirdir.
bir tarz ortaya koyan şair; “nesib” ve “methiye” bölüm-
lerini kısaltmış, özellikle “fahriye” bölümünü genişlet-
Çözüm: Verilen musammat beş mısralık bentlerden oluş- miştir. Hatta “nesib” bölümünü tamamen kaldırarak
muştur bu nedenle nazım şekli “müsebba” olamaz. Müseb- doğrudan “fahriye” ile başladığı kasideleri de vardır.
ba, 7 mısralık bentlerden oluşur. Dizeler tanınmış bir şah-
Bu parçada şiirinin özelliklerinden söz edilen şair
sın, övgüsünde olmadığından türü methiye değildir. Neşatî,
Nedim’den önce yaşamış bir şairdir. Bu nedenle Nedim’in aşağıdakilerden hangisidir?
şiirini tahmis etmemiştir (beş dize hâline getirme). A) Nedim B) Nev’î C) Nef’î
Soruda parçanın yalnızca son bendi verilmiştir. Bu neden- D) Nabi E) Nailî
le “tazmin” ile ilgili kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün de-
ğildir. Soru bu yönüyle çok değildir. Son bent olduğundan
bentte iki mahlas bulunmaktadır. Ancak ilk üç dize Nedim’e Çözüm: Kasidede üstat olmasının ötesinde “fahriye”de (ken-
(Nedîmâ=Ey Nedim ifadesi de ipucu olarak kullanılabilir), dini övme) oldukça başarılı olan şair, Nefi’dir. Hatta Nef’î kimi
son iki dize ise Neşatî’ye aittir.
kasidelerinde, kasidenin klasikleşmiş bölümleme anlayışından
farklı olarak kimi kasidelerine doğrudan fahriyeyle başlamıştır.
Cevap B
Cevap C
9 Diğer sayfaya geçiniz.
2013 - KPSS / ÖABT 000000000
30. Tezkiresini yazarken Cami’nin Baharistan’ını, Ali Şir 32. Dış dünyayı olduğu gibi değil, o andaki ruh hâllerine
Nevai’nin Mecalisü’n-Nefais’ini ve Sehi Bey’in Heşt göre nesnelerin kendilerinde bıraktıkları izlenimleriyle
Behişt’ini model almakla beraber, onların kronolojik yansıtırlar. Bu nedenle, bu şairlerin varlıklara yakla-
tasnifine karşılık, alfabetik sıralamayı tercih etmiştir. şım biçimi sezgici ve idealisttir.
Türk edebiyatında bu uygulama ilk kez onun tarafın-
Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada sözü edilen
dan kullanılmıştır.
anlayışla yazılmış olabilir?
Bu parçada sözü edilen tezkire yazarı aşağıdaki-
A) Gelecek zamanlarda
lerden hangisidir?
Ölüleri balkonlara gömecekler
A) Âşık Çelebi B) Beyani C) Ahdî
İnsan rahat etmeyecek
D) Latifî E) Âlî
Öldükten sonra da
Çözüm: 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar devam B) Sivas’ta Ulu Cami avlusunda çocuklar
eden tezkire türü, geniş zaman dilimi içinde farklı şeklî gö-
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
rünümlerle karşımıza çıkmıştır. Bu eserler, Herat ekolü tez-
kirelerini kendilerine örnek almakla birlikte, başta tertip tarzı Açıyorlar küçük esmer avuçlarını
olmak üzere birçok değişikliğe de uğramıştır. Herat tezkireleri
Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!
tasniflerini tabaka üzerine kurarken bizde bu yöntemi Latifî,
çok pratik bir şekle dönüştürmüş ve şairleri alfabetik olarak
C) Sen ve ben
sıralamaya başlamıştır. Latifî’den sonra bu çağdaş usul, kü-
çük istisnaları dışında Türk tezkireciliğinin vazgeçilmez tertip Ve deniz
tarzı olmuştur.
Ve bu akşam ki lerzesiz, sessiz
Cevap D Topluyor bû-yı rûhunu gûyâ
D) Yalnız ikimiz bir de o: Ma’bûde-i şi’rim;
Yalnız ikimiz, bir de onun zıll-ı cenâhı
Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-ı siyâhı
Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim.
E) Hasret beni cayır cayır yakarken
Bedenimde buzdan bir el yürüyor
Hayâline çılgın çılgın bakarken
Kapanası gözümü kan bürüyor
Çözüm: Soruda verilen bilgi, empresyonist (izlenimci) sa-
31. Seyahat-namenin özel bir türüdür. XVII. yüzyıldan
natçılara ait bir bakış açısıdır. Dış gerçeklik görüldüğü gibi
sonra yaygınlık kazanmıştır. Anlatılan yerlerin siyasi,
değil, sanatçının bakış açısıyla yeniden yaratılarak sunulur
kültürel ve ekonomik özelliklerinin de yer aldığı gezi
ve dış dünyayla sanatçının içinde bulunduğu durum arasın-
notlarıdır.
da koşutluk kurulmaya çalışılır.
Bu parçada özellikleri verilen tür aşağıdakilerden
Seçeneklerde bu koşutluğu C seçeneği sağlamaktadır
hangisidir?
(Sen-ben/deniz-akşam).
A) Sefaret-name
Cevap C
B) Pend-name
C) Kıyafet-name
D) Sur-name
E) Gazavat-name
Çözüm: Soruda özellikleri verilen tür, sefirlerin (bugünkü
büyükelçi) görevleri sırasında bulundukları yerlerdeki izle-
nimlerini aktardıkları “sefaret-name”lerdir. En ünlüsü Yirmi-
sekiz Çelebi Mehmet’in Paris Sefaret-namesi’dir.
Cevap A
10 Diğer sayfaya geçiniz.
Description:Karavelli ise asıl hikâyenin aslında yer almayan ancak anla- .. Uygulama. C) Kavrama. Kavrama. D) Uygulama. Analiz. E) Değerlendirme. Analiz.