Table Of ContentİLHAN MİMAROĞLU
*
MÜZİK TARİHİ
Bilgi Dizisi: 16
Varlık Yayınlan: 385
Beşinci basını: 1995
ISBN 975-434-046-3
Kapak: Ekin Nayır
Ofset hazırlık: Varlık Yayınlan/ Moonstar Grafik
Baskı: Kurtiş Matbaaa
VARLIK YAYINLARI AŞ.
Cağa]oğlu Yokuşu 40/2,34440 Cağaloğlu/ İstanbul
Tel: 522 69 24 - Faks: 512 95 28
İLHAN MİMAROĞLU
Müzik Tarihi
07
Vtartıkvysymlan
YAZARIN ÖBÜR KİTAPLARI:
Amerika Sesleri (Doğuş Basımevi, 1965)
Caz Sanatı (Yenilik Yayınlan, 1958)
Onbir Çağdaş Besteci (Forum Yayınlan, 1961)
Günsüz Günce (Pan Yayıncılık, 1989)
İLK BASKININ ÖNSÖZÜ
İki yüz şu kadar sayfa içinde bir musiki tarihi! Bana sorarsanız çok
uzun. Çok kısa diyecekler de çıkabilir ama. Bir musiki tarihinden ne istedi
ğine bağlı. Başlangıçlardan bugünlere bütün olayların uzun uzun anlatılma
sı isteniyorsa, üç yüz şu kadar sayfa yetmez. Olayların ne uzunlukta anlatıl
masını istediğinize göre, iri ya da ufak birkaç cildi göze almak gerek. Yok,
olayların ana çizgilerini vermekle yetinilecekse birkaç sayfacık bile işe ya
rar. öylesi de var.
Bir bakıma birkaç sayfacıkla yetindim sayılır. Önemli olayları ana çiz
gileriyle verdim. Fakat olay anlatmakla kalmadım. Amacım bu değildi. Da
ha çok, musiki bilincinin evrimi üzerine söz etmek, bu evrimin öyküsünü
anlatmak istedim. Türlü adlar düşündüm bu kitap için. "Musiki Sanatının
Evrimi" dedim; "Musiki Tarihi Üzerine Bir Söyleşi” dedim; "Musikide Ya
ratış Bilinci Üzerine Bir Deneme" dedim, daha da aşağı indim derken,
"Besteciler Üzerine Bir Sohbet" dedim. Sonuçta gene o yalm, kesin ad bas
kın çıktı: "Musiki Tarihi".
Yadsmamaz, türlü görünüşleriyle bir musiki tarihi bu. Evre evre ele
alınmış bütün konular, yüzyıllara bölünmüş, anlatışta olayların ve kişilerin
tarih boyunca sıralanışına uyulmuş, genellikle çoğu musiki tarihinin verdi
ği kalıp biçim gözetilmiş... Bununla birlikte, olayları sıralamakla yetinme
yip, daha doğrusu olaylar üzerine bilgi vermeyi en aza indirip, musiki tari
hinin genel anlamına doğru yönelmeyi seçmiş olmam bakımından, bir öğ
retici kitap, kupkuru bir bilgi kitabı izlenimi veren "Musiki Tarihi" adı be
ni biraz yadırgatıyor ve "Söyleşi" gibi, "Deneme" gibi daha esnek tanıtımla
ra doğru eğiyor.
Ne olursa olsun, bu kitap bir ders kitabı değildir; ansiklopedi ödevi
görebilecek bir kitap da değildir. Musiki tarihi okumayı olay bilgisi edin
mekle bir tutanların bu kitabı okurken yanlarında bir de musiki ansiklope
disi bulundurmalarım salık verebilirim. Hele, bestecilerin yaşayışlarıyla ilin
tili olaylardan çoğunlukla uzak durdum. Çünkü, bir sanatçıma varoluşunu
hayatının değil, eserlerinin belirttiği konusundaki yaygın görüşe ben de ka
tılıyorum, bu bir. İkincisi, sözü edilen her bir bestecinin hem hayatım,
5
hem de yaratıcılığının özelliklerini ve musiki tarihindeki durumunu anlat
maya kalkmak, anlatıştaki konu bağlantılarını koparırdı; kitabın önceden
çizdiğim genel biçimlendirme içindeki tutarlılığım dağıtırdı; amaç musiki
sanatının evriminden söz etmiş olmaksa, amaçtan uzaklaşılmasına yol açar
dı.
Bir de dflygusal ilintileri olan konu var karşımda: Bizim musikimiz...
Bu kitap, sanat musikisinden söz etme amacıyla yazılmış olduğu için, baş
ka Ülkelerin halk musikisine de, bizim halk musikimize de bir yer ayırmak
gerekmezdi Ama bir de Türk sanat musikisi" denen, kiminin de "alatur
ka" diye adlandırmayı seçtiği bir musiki var. Ondan ne haber? Bu musiki
den, kitabın başındaki bölümde, eski uygarlıklarının musikisinin anlatıldığı
bölümde söz edilebilirdi. Gerçekte de, yeri orasıdır. Bununla birlikte,
Türk sanat musikisinin olsun, tümüyle İslâm musikisinin olsun, ayn bir
inceleme konusu olduğunu düşünüyorum. İlle de ayn bir incelemeyi gerek
tirecek bir önem taşıdığı için değil... Yalnızca, toplumumuzun bir gerçeği
olması bakımından... Türk musikisinin batı musikisini etkilemesine gelin
ce, kimi Avrupa eserinde (bu ara Mozart’ın Türk Marşı"nda, ya da Beet
hoven’in Dokuzuncu Senfonisi’nin son bölümünde) Mehter musikisi yankı
larına rastlanması gibi geçici ve yalnız kalmış olgulara genel akımlar için
de değinilmesi gerekmezdi. Unutmamış olmak için, bu olgudan burada
söz etmek yeter sanırım.
Bir savla, bir taslamayla mı çıkıyorum bu kitapta okuyucu karşısına?
Pek de değil. Dünyada o kadar çok, hem de o kadar iyi musiki tarihleri
var ki, orta Türk okuyucusuna genel bilgileri, genel görüşleri -öznel bir
açıdan bile olsa- aktarmak için yazılmış bir musiki tarihi kitabı, bunların
arasında bir yer edinebileceğini taslayamaz. Yalnızca, bu kitabın bugüne
kadar yurdumuzda yayınlanmış -ister çeviri, ister yazma- bütün musiki
tarihlerinden biraz daha iyi olduğunu söyleyebilirim (bu ne bir başandır,
ne de alçak gönüllülüğe aykırı bir söyleniş, çünkü iyi musiki kitapları bakı
mından yoksunluğumuz apaçık ortada); bir de, musiki sanatmın en ileri
akımlarına yer vermesi bakımından da bir özelliği var; bununla birlikte bu
da olağanüstü bir şey değil, çünkü 1961 yılında bitirilmiştir.
Bu kitabı okuduktan sonra birkaç kişi -umalım ki biıkaç yüz kişi —
daha sanat musikisiyle ilgilenmeye başlasın, kitap görevini yerine getirmiş
demektir.
İlhan K. MİMAROĞLU
Moda, İstanbul, Ocak, 1961
6
İKİNCİ BASKININ ÖNSÖZÜ
"Musiki Tarihi"ni bundan dokuz yıl önce nasıl yazdığımı unutamam:
Kolaylıkla, istekle, sevinçle. Aradan geçen yıllardan sonra kitabı yeniden
ele aldığımda değiştirilmesi gereken birçok bölüm buldum gerçi, yaptım
da bu değişiklikleri. Ama bunların çoğu, yenilenmesi gereken bilgilerin ge
rektirdiği değişikliklerdi. Kitabın özünün, tutumunun, biçiminin ve anlatış
özelliklerinin başka olması gerekmiyordu.
Yeniden ele alma fırsatı çıktığında böyle bir kitabı, değil orasında bu
rasında düzeltmeler, değiştirmeler yapmak, bilemediniz yeni bilgiler ekle
mek, her şeye yeni baştan girişeceğimi, yeni bir Musiki Tarihi yazmak iste
yeceğimi sanırdım. Oysa bu gözle okumaya başladığımda dokuz yıl önce
yazmış olduklarımı, bu kitabı yazarken o günlerde kendime çizdiğim sınır
ların ve gözettiğim amaçların ışığında, yapmış olduğumdan daha iyisini ya
pabilmenin elimde olmadığını anladım.
Hem sevinerek anladım bunu, hiç olmazsa bugüne kıyasla daha az ol
gun, daha az yetişmiş olmam gereken yıllarda yaptığım bir çalışmanın ba
na kıvanç veredurmakta olması nedeniyle; hem de üzülerek, o günlerin ko
laylığını, isteğini ve sevincini bugün artık bulamayacağım için. Yaşar Nabi
Nayır 1960 yılı sonlarına doğru benden bir musiki tarihi yazmamı istediğin
de, en çoğundan bir ayda bitireceğimi sanmıştım çalışmamı. Fazla iyimser
mişim: Üç aylık geceli gündüzlü bir çalışmanın sonucunda çıkmıştı bu kir
tap ortaya. Bu kez, ikinci baskı için düzeltmeler yapmamı istediğinde, on
beş günde bitirebileceğimi sandım bu işi. Bitirebilirdim de. Altı ayda bitir
dim.
Dedim ya, bir şeyler yitirdim aradan geçen yıllar boyunca. Bu ikinci
baskıya eklediğim tümcelerde, bilgilerde, bölümlerde bu yitirişin nedenleri
ni sezinleyebilirsiniz. Söyleyeyim isterseniz özet olarak: Türkiye’de sanat
musikisi çalışmalarının yozlaşadurması; daha da önemlisi, bütün dünyada,
batının sanat musikisinin sonunun göründüğünün anlaşılmaya başlaması.
Dokuz yıl önce bu kitabı kolaylıkla, istekle, sevinçle yazarken ya uzağı gö-
remiyordum, ya da gerçek dışı bir dünyada yaşıyordum.
Bir noktaya daha değineyim bu loşa önsözü bitirmeden önce. İlk yaz-
7
dığımda bu kitabı, öz Türkçe kullanmakta aşırılığa gittiğimi söyleyenler ol
du. Oysa o günler benim görüşüm, ılımlı bir dil kullandığım yolundaydı;
hele ılımlı olmayı bir düşünsel ve eylemsel günah saydığım bu günlerde
baktığımda yeniden dokuz yıl önceye, değil aşın öz Türkçe, aşın OsmanlI
ca bile sayılabileceğini gördüm yazdıklanmın. Bununla birlikte dil değişikli
ği yapmadım bu ikinci baskısında kitabın. Kitabı yazılmış olduğu gündeki
diliyle saklamak için değil yalnız, hem de köksel bir öz Türkçecilik çabası
nın iyice yenilgiye uğramış olduğunu, öz Türkçenin en inançlı savaşçılan-
nın bile ayaklarını denk alma kaygısına kapılmış, demek oluyor ki inançla
rını yitirmiş, savaşı bırakmış olduklarım gördüğüm için.
İstanbul-New York
Haziran-Aralık 1969
İlhan MİMAROĞLU
8
ÜÇÜNCÜ BASKININ ÖNSÖZÜ
Birkaç gözlem:
1. Kitabın Ok baskısıyla İkincisi arasında dokuz yıl, İkincisiyle üçünctt-
sü arasmda on sekiz yıl geçti. Bu ölçüye göre dördüncü baskı üçüncüden
36 yıl sonra, beşinci baskı dördüncüden 72 yıl sonra yapılacaktır
2. Üçüncü baskıda kitabın adı "Musiki Tarihi" yerine "Müzik Tarihi"
oldu. Gerekçe: Çoğunluğun "musiki" yerine "müzik" demesi. Böylece, Os-
manlıca bir sözcüğün yerini Fransızcası aldığında o sözcük Türkçeleşmiş
oluyor. Çoğunluğun dediğine uyarak değiştirdiğim başka sözcükler de var.
Çoğunluğun ne diyeceğini bilemediği sözcüklerse olduğu gibi duruyor.
3. Kitaba bu kez, her nedense, "Müzik Geçmişbilimi" denmedi. Gide
rek, kitaptan "betik" diye de söz etmiyoruz. Belki de "betik" sözcüğü hem
de "tezkere" anlamına geldiği için. Yaptığı işe saygısı olan hangi yazar bir
"Müzik Tezkeresi" yazmak ister?
4. Bir kitabı yeni bir baskıyla ortaya çıkarmaktaki amacın, düzeltme
ler, eklemeler yapmak, önceki baskılarda bulunmayan bilgileri sunmak ol
duğuna göre, bunların yapılmış olduğuna güvenebilirsiniz. Ya, önceki bas
kılarda bulunan, ama bu üçüncü baskıya girmemiş bölümler yok mu? Bö
lümler değil. Orada burada gereksiz birkaç satır. Atılan tek bir bölüm,,
"Diskogfafya" bölümü. Neden? Çünkü o bölümde önereceğim plakların ço
ğunun, belki de bu kitap baskıya verilmeden, yayından kalkacağını bildi
ğim için. Bundan önce öyle oldu. Böylece bir diskograiya sunmak, okuyu
cunun işine yaramaz bir uğraş olup çıkıyor.
Bu üçüncü baskıyı, 1960 yılında bu kitabı yazmamı benden isteyen
Yaşar Nabi Nayır’ın anısına sunuyorum.
İlhan MİMAROĞLU
New York, Ağustos 1987
9
Description:Evrimi" dedim; "Musiki Tarihi Üzerine Bir Söyleşi” dedim; "Musikide Ya gerekmezdi Ama bir de Türk sanat musikisi" denen, kiminin de "alatur.