Table Of ContentK I R G IZ
DEVL E T GE L EN E Ğ İ
VEM A N A S
Askar AKAYEV
Rusçadan Çevirenler
Saliha İbrahimova
Ergeşbay Rahmanov
Tuğba Şimşek
İçindekiler
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in takdimi 7
.................................................................................
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın takdimi 9
..............................................................................................
Önsöz 13
.....................................................................................................................................................................................................
1. Bölüm
Eski devirlerin miras ve sırları 19
................................................................................................................................
2. Bölüm
Kırgızistan hepimizin evi 39
...............................................................................................................................................
3. Bölüm
Kahramanlık destanı ve tarihî olaylar 53
.............................................................................................................
4. Bölüm
Kırgız devletindeki yabancı baskınlar 63
.............................................................................................................
5. Bölüm
Yüce Kırgız devleti 81
................................................................................................................................................................
6. Bölüm.
Cengiz Han döneminde Kırgızistan’ın durumu 91
...................................................................................
7. Bölüm
Timur zamanı 107
...........................................................................................................................................................................
8. Bölüm
Hokand dönemi 125
.......................................................................................................................................................................
9. Bölüm
Rusya’nın Ala-Too’ya girişi 147
.....................................................................................................................................
10. Bölüm
Kırgızistan’daki Sovyet hakimiyeti 167
.................................................................................................................
11. Bölüm
Bağımsız Kırgızistan devletinin doğuşu 215
....................................................................................................
12. Bölüm
Kırgızistan, insan hakları ülkesidir 255
.................................................................................................................
13. Bölüm
Çin ve Kırgızların tarihine bakış 277
........................................................................................................................
14. Bölüm
“Manas destanı” ve Kırgız devletçiliği 311
........................................................................................................
15. Bölüm
Tarihin anaforunda Kırgızistan’ın güney bölgeleri 331
......................................................................
16. Bölüm
Kırgızların tarihî kaderinde dağların yeri 347
................................................................................................
17. Bölüm
Fizikçi gözüyle passionarnost kavramı 365
........................................................................................................
Sonuç 393
..................................................................................................................................................................................................
Kaynakça 401
........................................................................................................................................................................................
9. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel’in takdimi
Kırgızistan Cumhuriyeti’nin de ğerli Cumhurba şkanı, karde şim ve dostum Askar Akayev’in, T ürkiye
Türkçesine çevrilen Kırgızistan tarihi ile ilgili değerli eseri, Türk okurlarına takdim edilmektedir.
Sovyetler Birli ği’nin kendili ğinden da ğılması sonras ında, ba ğımsızlığını kazanan Orta Asya
Cumhuriyetlerinden Kırgızistan’ı ilk tanıyan ülke Türkiye’dir.
Tarihin derinliklerine gidildiği zaman, birçok halktan teşekkül eden, büyük Türk toplumunu Adriyatik’ten
Çin Seddi’ne kadar olan geniş coğrafyada bulmakta zorlanmayız.
Bir tarafta Çin, diğer tarafta Slav ve Fars, Arap, daha sonra da Bat ı tesirleri altında kalmış bulunan bu
büyük topluluk, varlığını ve kimliğini korumuş, tarih ve kültür hazineleri meydana getirmiştir.
Kırgız halkı, ezelden ebede süregiden bu büyük olay içerisinde seçkin bir yer işgal eder.
Manas destanı, Kırgızların destanı olduğu gibi, bütün Türk halklarının destanıdır.
Hoca Ahmed Yesevi, Abay, Ali Şir Neva î, Mahdum Kuli, Fuzul î, Mevl âna, Yunus Emre, Ka çkarlı
Mahmud, Yusuf Hashacib, İbn-i Sina, Firdevsi, Farabi, Buhari ve Tirmiz î tarihin derinliklerindeki günümüzü
aydınlatan değerlerdir ve hepimizin değerleridir.
Tarihin doğru bilinmesi kadar önemli bir olay tasavvur edemiyorum.
Türk-Kırgız işbirliği ile kurulan Manas Üniversitesi, bilimin aydınlığını tarihimize de getirecektir.
Kırgızistan Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı olan değerli devlet ve bilim adamı aziz kardeşim Askar
Akayev’i, Kırgız halkına ve büyük Türk Dünyası’na yaptığı hizmetlerden dolayı tebrik ediyorum.
Süleyman Demirel
Türkiye Cumhuriyeti
9. Cumhurbaşkanı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın takdimi
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sayın Askar Akayev’in Kırgız Devlet Geleneği ve Manas adl ı değerli eserinin
Türkiye’de yayınlanmış olmasından dolayı büyük bir mutluluk duydum. Say ın Akayev’in bilge ki şiliğini
yansıtan bu kitaptan Türk okuyucusunun öğreneceği çok değerli bir bakış açısı olduğuna inanıyorum.
Sayın Askar Akayev, K ırgız Devlet Gelene ği ve Manas adl ı bu de ğerli çalışmasında, Kırgız tarihini
başlangıcından bugüne kadar ayrıntılı bir şekilde inceliyor. Ama Sayın Akayev, bu kitabında tarihte yaşanmış
olayların bir dökümünü vermiyor yalnızca, “kalbinden geçen tarih”i anlatıyor. Bu yüzden de kitap, hiçbir tarih
kitabında görülemeyecek bir sıcak anlatıma ve bilgece bir yaklaşıma sahip.
Kitabın Manas Destan ı üzerine oturtulmuş olması çok anlamlıdır. Bin yıllık geçmişiyle gerek hacim ve
gerekse içerik bakımından çok büyük bir destan olan Manas, K ırgızların milli benli ğini oluşturan ruhun
cisimleşmiş halidir. Say ın Akayev’in deyi şiyle, “uzun y ıllar boyunca halk ın yüksek manevi ideallerini,
bağımsızlık, iyilik, adalet, yüksek manevi ve etik değerleri ve en önemlisi bağımsız bir devlet olma özlemlerini
canlandırmış” olan Manas, yalnızca Kırgızların değil, bütün Türklerin ortak milli duyarlılığını temsil eden çok
önemli bir eserdir.
Sayın Akayev, “hikayeleri eski ama günümüz için nasihatli” olduğunu söylediği Manas’tan, önümüze ışık
tutan şu yedi ilkeyi süzerek çıkarmaktadır: Birlik ve beraberlik, uluslar arası anlaşma, dostluk ve işbirliği, milli
onur ve vatanperverlik, durmadan çalışma ve o çalışma arkasından gelişme ve refah, hoşgörü, yüce gönüllülük,
sabır, doğa ile uyumluluk, devleti sağlamlaştırma ve koruma...
Bu eser, kuşkusuz demokratikleşme sürecinde hızla ilerleyen ve dünya üzerinde hakettiği onurlu yerini alan
Kırgızistan Cumhuriyeti’nin en üst düzeyde dile getirilen manevi bir yol göstericisi olacaktır. Bunun yanı sıra
bu eser sadece Kırgızlar için büyük bir önem taşımakla kalmayıp bütün Türk dünyası için de aynı ölçüde yol
gösterici bir rol oynayacaktır.
Orta Asya Türklerinin tarihsel süreç içerisindeki seyrini Manas’ın görkemli ışığı altında izlemek gerçekten
de son derece heyecan verici. K ırk yıl gibi uzun bir çalışmanın ve kuşkusuz derin bir entelekt üel birikimin
sonucu olan bu eseri ortaya koymu ş olmas ından dolayı de ğerli kardeşim Sayın Askar Akayev’i b ütün
içtenliğimle kutluyorum. Bu kitabıyla Sayın Akayev, Kırgızistan’ı Türk kültürünün evrensel nitelikteki değerleri
üzerinde inşa edip çağdaş ve demokratik bir ülke olarak tarihteki yerini almas ına adamış bir lider, bir bilim
adamı ve bir aydın olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Sayın Akayev’in bilge ki şiliği bugüne kadar oldu ğu gibi bundan sonra da K ırgızistan halkının aydınlık
yarınları için vazgeçilmez bir esin kayna ğı olacaktır. Ve ayn ı şekilde Sayın Akayev’in uzakgörüşlülüğü dün
olduğu gibi bundan sonra da Türk Dünyasının dostluk ve işbirliği çerçevesinde kenetlenmesinde hayati bir şilev
görecektir.
Recep Tayyip Erdoğan
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Önsöz
31 Ağustos 2001’de Kırgızistan Cumhuriyeti, büyük bayramın ihtişamıyla bağımsızlığının 10. yılını kutladı.
Tarihimizin en zor dönemlerinin birini başarı ile tamamlayıp kendi bağımsız devletimizi kurduk ve bununla
gurur duymayı hak etmiş bulunuyoruz. O günlerde güzel yurdumuzun tüm diyarlarında halk ruhunun yükseldiği
hissediliyordu.
Bu olaydan iki ay önce, Haziran’da Unutulmaz 10 Yıl adlı kitabımı bitirdim. Kitabımı bayram günlerine
yetiştirmeye çalıştığım için tüm gücümü toplayarak hayli yo ğun olarak çalışmak zorunda kaldım. Kitabımın
“Sonuç” bölümünde şöyle yazmıştım: “Son bölüm de sona erdi... Rahatladım. Uykusuz geceler geride kalmış.
Masadan kalkıyorsun ancak düşünceler peşini bırakmıyor, çıkış yolunu arıyorlar...”
Düşünceler ger çekten de çıkış yolunu aramaya devam ediyorlard ı. Bayram g ünlerinden sonra
Cumhurbaşkanlığı görevinin gerektirdiği yoğun çalışma temposuna rağmen içimdeki manyetik güç beni tekrar
masanın başına oturttu. Bu güç, vatanımızın tarihiydi. Unutulmaz 10 Yıl adlı kitabım, hatıralarımda kalan son
10 yıl içinde ya şanan günlük olaylardan ibaretti. Ge çmişimize seslenişim, ruhumdaki farkl ı duygular ın
uyanmasına vesile oldu. Bu duyguların çocukluk döneminden beri şuuraltında yaşadıklarının farkına vardım.
Daha ilkokuldayken rahmetli babam bana köyümüzün çevresinde bulunan eski şehrin harabelerini gösterirdi.
10 metre y ükseklikteki duvarlar ve ta ş kal ıntıları hâlâ gözlerimin önünde. Daha sonra Çin Seddi’ni
gördüğümde, çocukluk yıllarımda gördüğüm duvarların bu eski Çin yapısına benzediğini anladım. Babam o
dönemin eğitimli insanı olarak gördüğümüz o şehrin adını bile söylemişti fakat ne yazık ki hafızamdan silinmiş.
1960’da babamın gösterdiği o eski şehrin kalıntılarının devletin talimatı üzerine tarların genişletilmesi için
yerle bir edilmesi, beni derinden etkilemi şti. Oralarda halen ne ot, ne de bu ğday yetişir. Toprak kötülüğü
affetmezmiş...
Ara sıra köy civarında insan eliyle işlenmiş “baba” denilen taş heykeller bulurduk. Çocuk olmamıza rağmen
bu taşların tarihin izleri olduğunu açıkça hissederdik.
Okulda bize okutulan Sovyetler Birli ği tarihi i çinde Kırgızistan tarihine yer verilmedi ği söylenebilir.
Babamın bende uyand ırdığı derin ilgi ve sevgiden sonra vatan ımızın tarihine olan bo şluk kalbimi derinden
yaraladı.
Şimdi St. Petersburg olan Leningrad’da ge çen üniversite yıllarım sırasında hem sayısal bilimlerine ilgim
uyandı, hem de vatanımın tarihine olan ve içimde yaşayan merak ve bilgi ihtiyacım bir beslenme kaynağı buldu.
O zamanlar SSCB İlimler Akademisi Leningrad şubesinin büyük kütüphanesinde V. Radloff, V. Bartold, A.
Bernştam, S. Abramzon, N. Aristov, Ç. Velihanov ve di ğer büyük oryantalistlerin eserlerinden tarihimizi
okuma fırsatı bulabildim. O eserler, az n üshada yayınlanıp çok dar bir çevrenin eline ulaşırdı. Aynı dönemde
önemli Rus oryantalisti Lev Guimilev taraf ından verilen ve büyük ilgi uyand ıran konferanslara kat ılırdım.
Petersburg döneminden kalmış Rus oryantalistlerinin kitapları, not ve konuşma özetleri halen bendedir; sonraki
yıllarda bunlardan sıkça faydalandım.
Tam o yıllarda, Kırgız halkının zengin tarih, kültür ve maneviyat dolu geleneklere sahip olduğunun bilincine
varmıştım. Çocukluk yıllarımda çevrelerinde yaşadığım dağlar, vadiler ve coşkun nehirler benim için yeni bir
boyut kazand ı. Eski ve Orta Çağ döneminde büyük İpek Yolunun yan ı sıra Çuy Vadisinden zengin
topraklarımıza ve batıda kalan diğer yerlere gözlerini dikmiş olan Hun, Türk, Moğol, Kara Hıtay, Oyratlar ve
diğer istilacıların sefer yolları geçerdi.
Liseyi bitirdiğim Novorossisk köyünün etrafındaki -babamın bana gösterdiği- eski şehrin harabelerinin
eskiden Batı Türk Kağanlığı, Türgiş ve Karluk Devletlerinin başkenti olan Suyab şehrinin kalıntıları olduğunu
öğrenmiştim. Ünlü Balasagun şehri Suyab’a çok yakındı. Yukarıda bahsettiğim “babalar”ın Türklerden kalmış
“balbal” taşları olduğunu sonradan öğrendim.
Manas Destan ının 1000. y ıldönümü kutlama törenlerinin hazırlıkları sırasında ise tarihimize daha bir
kuvvetli ve bilinçli olarak ilgi duymaya ba şladım. Birçok ülkenin devlet ve bilim adamlar ının, yazarlarının,
kültür ve sanat adamlar ının katıldığı büyük milli bayramın sıcak anıları hâlâ hafızamda. “Manas” destanının
ortaya çıkış nedenlerinin ara ştırılması sonucunda destanda anlat ılan olaylar ın, dünya tarihinin en eski
devirlerine kadar uzanan tarihimizin reel olayları ile bağlantılı oldukları görüldü.
O dönemde yapılan ve halkımızın şerefli geçmişinin güncel meselelerinin konuşulduğu ilmî konferanslar,
yuvarlak masa toplantıları, sempozyum ve seminerler hakkında çok güzel hatıralarım oldu. “Manas” destanının
yıldönümünün kutlandığı sene halkın ruhunun yükselişi, zengin tarihimizin yorumlandığı yeni araştırmaların,
monografi ve dersliklerin ortaya çıkışlarına vesile oldu. O. Karayev, V. Mokr ınin, V. Ploskih, B. Soltonoyev,
K. Usenbayev, T. Çorotegin ve diğer Kırgız bilim adamlarının bu konuda yapt ığı çalışmalar gerçekten çok
değerlidir. S. Klyaştornıy, Y. Hudyakov, S. Yahontov ve di ğer Rus bilim adamlarının tarihimize duyduğu ilgi
çok sevindiricidir. Bu bilim adamları içten teşekkürlerimizi hak etmişlerdir.
Rusya’daki tarihçilerin şarkiyat ile ilgili çalışmalarını okurken dikkatlerinin asl ında Kırgız halkının tarihi
üzerinde odaklaştıklarını görmek beni hayrete d üşürdü. W. Radloff, V. Bartold, A. Bern ştam ve isimleri
yukarıda geçen diğer bilim adamlar ı, iz s ürücülerinin titizlikleri ile yaz ılı ve maddi k ültürümüzü en ince
noktasına kadar inceleyerek Kırgız ulus ve devletinin şekillenmesinin ilk devirlerini tespit etmeye çalıştılar.
Oryantalistlerin geçmişimize duyduğu ilgi tesadüfi değildir.
Bilindiği gibi Eski ve Orta Çağda, Orta Asya “kaynayan kavimler kazan ı”nı and ırıyordu. Do ğuda
Moğolistan steplerinden bat ıdaki Atlantik Okyanusu’na kadar as ırlar boyunca say ısız ordu topraklar ımız
üzerinden geçti. Miladi takvimin ilk as ırlarında Hunlar taraf ından başlatılan ve Roma İmparatorluğu’nun
yıkılması ile sonuçlanan Kavimler Göçü’nün Kırgızistan topraklarından başladığı ihtimali büyük.
Bilim adamları, herhangi bir devletin, özellikle köklü ve zengin tarih î mirası olan devletlerin tarihlerinde
birçok araştırılmamış devir ve s ır olduğunu çok iyi biliyorlar. Ayn ı durum devletimizin tarihi i çin de söz
konusu.
Halen de tartışılmakta olan en anlaşılmaz sırlardan biri, Kırgız milletinin oluşumu ve Yenisey ve Tiyen-Şan
kökleri, atalarımızın yaşadıkları topraklar ve geniş Orta Asya topraklarına sonradan yaptıkları göçlerdir.
Ayrıca, şüphesiz ki sırların başında çok değer verdiğimiz “Manas” destanı yer almaktadır. Uzun bilimsel
araştırmaların sonucunda, insanoğlu tarafından vücuda getirilen bu muhteşem eserin 1000. yılının kutlaması
hazırlıkları sırasında, Manas’ın ortaya çıkışı, tarihî olayları ile olan bağlantıları ve eşi bulunmayan şiirselliği ile
ilgili çok az husus incelendi. Kırgız halkı için “Manas” sade tarih ve nazım eseri olduğundan yola çıkarak “ana
kitap” haline gelmiştir. Asırlar boyu Kırgızlar için Manas destan ı derin, suyu bol ve bereketli olan kaynak
konumunda olup devlet felsefesinin gelişmesi için teşvik konuları, milli birliğinin temelleri, kendi halkına sadık
kalmanın esasları, insanlık asaleti gibi kavramları bu kaynaktan beslenirdi. Destanın daha derinden incelenmesi
sonucunda, halkımızın kaderini büyük ölçüde etkilemiş olan bu eserin yeni boyutlar ı ortaya çıkarılacaktır.
“Manas”ın ileride parlayarak gelecek nesillerimizin yolunu aydınlatacağından şüphem yok.
Lisans ve doktora öğrencisi oldu ğum yıllarda Leningrad’daki k ütüphanelerde yaptığım çalışmaların,
Rusya’daki oryantalistlerin eserlerinden çıkardığım özetlerin, yıllar boyunca halk ımızın tarihine duydu ğum
yakın ilgi ve aral ıksız malumat derlemelerimi bir araya getirerek, bu kitab ın bir an bile ara vermedi ğim
düşüncelerimin ve 40 yıllık emeğimin meyvesi olduğunu söyleyebilirim.
Geçmişimize girerek, eski devirlerden kalma s ırları çözmeye, ilgimi çeken olayları ihata etmeye çalışan,
topraklarımızda aydın izleri kalan askerleri, devlet adamlarını anlatan bu kitabımın tam bir tarihî eser olduğunu
iddia etmiyorum. Analitik düşünme tarzına sahip bir insan olarak tabii ki baz ı hipotezleri ortaya çıkarmaktan
kendimi alamayacağım. Ancak yazdıklarım tam anlamıyla tarihî bir araştırma olarak algılanmamalı. Milletimin
tarihî mirasına olan sübjektif görüşlerimi ifade ederek “kalbimden üszülerek geçen tarihimiz”den bahsettim.
Description:Orta Asya Türklerinin tarihsel süreç içerisindeki seyrini Manas'ın görkemli ışığı altında izlemek .. 7 asır öncesinde Ala-Too'da Hıristiyanlığın yayılmasının arasında Kırgızistan-Çin devlet sınırıyla ilgili anlaşma imzalanmıştır.