Table Of ContentDemokratİkleşme Programı Medya Raporları Serİsİ - 1
İletişimsel Demokrasi-Demokratik İletişim
Türkiye’de Medya: Mevzuat, Politikalar, Aktörler
Yazarlar
Esra Elmas
Dilek Kurban
DEMOKRATİKLEŞME
PROGRAMI
İletişimsel Demokrasi-Demokratik İletişim
Türkiye’de Medya: Mevzuat, Politikalar, Aktörler
Yazarlar:
Esra Elmas
Dilek Kurban
İletişimsel Demokrasi-Demokratik İletişim
Türkiye’de Medya: Mevzuat, Politikalar, Aktörler
Bankalar Cad. Minerva Han
No: 2 Kat: 3
Karaköy 34420, İstanbul
Tel: +90 212 292 89 03 PBX
Türkiye Ekonomik ve
Fax: +90 212 292 90 46
Sosyal Etüdler Vakf›
[email protected]
Demokratikleme Program› www.tesev.org.tr
Yazarlar: Yapım: Myra
Esra Elmas Yayın Kimliği Tasarımı: Rauf Kösemen
Dilek Kurban Uygulama: Gülderen Rençber Erbaş
Koordinasyon: Sibel Doğan
Yayıma Hazırlayan: Üretim Koordinasyon: Nergis Korkmaz
Esra Bakkalbaşıoğlu
Çeviri:
Basım Yeri: İmak Ofset
Suzan Bölme
Basıkı Adedi: 250
(Lexicon Konferans Çevirmenleri)
Düzelti:
Elçin Gen
TESEV YAYINLARI
ISBN 978-605-5832-78-0
Copyright © Haziran 2011
Bu yay›n›n tüm haklar› sakl›d›r. Yay›n›n hiçbir bölümü Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler
Vakf›’n›n (TESEV) izni olmadan elektronik veya mekanik (fotokopi, kay›t veya bilgi depolama, vb.)
yollarla ço¤alt›lamaz.
Bu yayında belirtilen görüşlerin tümü yazarlara aittir ve TESEV’in kurumsal görüşleri ile kısmen
veya tamamen örtüşmeyebilir.
TESEV bu raporun yayımlanmasına katkılarından ötürü Avrupa Komisyonu’na, Friedrich Ebert
Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’ne, Açık Toplum Vakfı’na ve TESEV Yüksek Danışma
Kurulu’na teşekkür eder.
Arka Plan Bilgisi Raporu
Güncellenmiş Versiyon
Seçili Avrupa ülkelerinde, AB’de ve Avrupa
Konseyi’nde medya politikaları ve düzenleyici
pratikler: Türkiye Örneği
Esra Elmas
Dilek Kurban
Mayıs 2011
Proje profili
MEDIADEM, özgür ve bağımsız medyayı güçlendiren veya tam tersine engelleyen faktörleri
anlamayı ve açıklamayı amaçlayan bir Avrupa araştırma projesidir. Proje Belçika, Bulgaristan,
Hırvatistan, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Romanya, Slovakya,
İspanya, Türkiye ve İngiltere’de ülke bazında yapılan araştırmaları medya sektörleri ve çeşitli
türlerdeki medya servisleri açısından karşılaştırmalı bir bakış açısıyla analiz ederek bir araya
getirmektedir. Proje kapsamında, adı geçen ülkelerdeki medya politikalarının yapılanışının
araştırılmakta ve yeni medya araçlarının medya özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından sağladıkları
imkanlar ve yarattıkları zorluklar incelenmektedir. Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği ve Avrupa
Konseyi’nin devletin medya politikalarını tasarlanması ve uygulaması sürecinde yaptıkları dış
baskılar da proje kapsamında derinlemesine tartışılıp analiz edilmektedir.
Proje Başlığı: Avrupa Medya Politikalarına Yeniden Bakmak: Günümüz Demokratik
Sistemlerinde Özgür ve Bağımsız Medya’yı Değerlendirmek ve Talep Etmek
Proje süresi: Nisan 2010 - Mart 2013
AB finansmanı: yaklaşık 2.65 milyon Avro
Hibe anlaşması: FP7-SSH-2009-A no. 244365
4
İçindekiler
TESEV SUNUŞU, 7
ÖNSÖZ, 8
GİRİŞ, 11
TARİHSEL ARKA PLAN: TÜRKİYE’DE MEDYANIN GELİŞİMİ, 17
Tek Parti Dönemi: Medyanın Devlet Tarafından Araçsallaştırılması, 17
Çok Parti Yılları: Medyanın Manipülasyon İşlevi, 20
Askeri Rejimler ve Medya, 21
1980’ler ve Ekonomik Liberalleşme: Gazeteciliğin bir Sektöre Dönüşmesi, 22
1990’lar: Yeni Bir Medya Modeli, 23
Ekonomik Kriz ve Medya Sektörünün Yeniden Yapılanması, 25
AB’ye Katılım Süreci ve Medya, 25
TÜRKİYE’DE MEDYA, 29
Basın ve Yayın Medyası, 30
Haber Ajansları, 32
Online (Çevrimiçi) Medya, 33
Azınlık Medyası ve Muhalif Medya, 34
TÜRKİYE’DE MEDYA İÇİN DÜZENLEYİCİ YASAL ÇERÇEVE, 39
Medyaya İlişkin Yasal Düzenleme ve Politikaları Belirleyen Aktörler, 39
Medya Yapısına Yönelik Yasal Düzenlemeler, 40
Lisans Kuralları, 40
Medya Sahipliğine Yönelik Yasal Düzenlemeler, 44
İçeriğe Yönelik Yasal Düzenlemeler, 45
Anayasal Çerçeve, 46
Yasal Çerçeve, 46
Medyada Kültürel ve Siyasi Çoğulculuk, 50
Türkiye’de Medya Özgürlüğünün ve Bağımsızlığının Önündeki Engeller, 51
MEDYA POLİTİKASI VE DEMOKRATİK SİYASET: BİR DEĞERLENDİRME, 61
KAYNAKÇA, 64
6
TESEV Sunuşu
Etyen Mahçupyan, TESEV Demokratikleşme Programı
Demokrasi kuramının medyayı dördüncü bakış açısını ifade etmedi. Aksine, her cemaa-
kuvvet olarak resmetmesi, idealize edilmiş bir tin ayrı medyası oluşmaya başladı ve toplum-
toplumsal sisteme gönderme yapar. Bu durum, sal manipülasyondan iradi sansüre kadar
Batı ülkelerinde bile sınırlı bir gerçekliği birçok alışkanlık tüm sektörün ortak niteliği
yansıtırken, Türkiye’de neredeyse tümüyle haline geldi.
gerçekdışıdır. Çünkü Cumhuriyet’in kurup
Bugün bakıldığında Türkiye medyasının,
sistematize ettiği vesayet rejimi, medya
devletin ve hükümetlerin baskısı altında
açısından orduyla ilişkileri hayati hale getirmiş,
olmasından kaynaklanan sorunları kadar,
basını resmi ideolojinin ve milli meselelerin
kendi sermaye yapılarına ve ideolojik tercihleri-
taşıyıcısı olarak konumlandırmıştı.
ne dayanan sorunları da var. Üstelik bu durum,
Bu durum, yine Cumhuriyet’in pekiştirdiği demokratik yasalara hâlâ sahip olmayan, ifade
cemaatçi yapı içinde kimliksel bir anlam ve basın özgürlüğüne yabancı hukuk anlayışını
kazandı. Medya, devletin tanımladığı ‘merkez’ sürdüren bir ülkede yaşanıyor.
siyasetin sesi olduğu ölçüde, bu merkezin
Medyanın demokratikleşmesi, siyaset ve
kimliksel niteliğini de temsil etti. Böylece
bürokrasi üzerinde bağımsız ve sivil bir
merkez dışında kalanları ötekileştiren, laikliğin
denetimin oluşması ve toplumsal taleplerin
ve Türk etnik kimliğinin savunuculuğu sayesin-
kamusal alana çıkmasının sağlanması
de imtiyazlar kazanan bir basın dünyası ortaya
açısından hayati önem taşıyor. Bunun için
çıktı.
hukuksal çerçevenin, sahiplik yapısının
Siyasi gücün konjonktürel fırsatları değerlen- değişmesi, rekabet kurallarının işlemesi
dirmek üzere kullanılması ise, medyanın hem gerekiyor. Ama aynı zamanda, siyaset alanına
oligopolcü bir yapıya doğru evrilmesi ve paralel bir biçimde, medyanın zihniyetinin de
sınıfsal nitelik kazanmasıyla, hem de ekonomi- dönüşmesi şart.
nin diğer alanlarına yayılması ve bu alanlarda
TESEV, önümüzdeki dönemde bu önemli alana
da tekelci avantajlar üretmesiyle sonuçlandı.
ilişkin farklı çalışmaları kamuoyuna sunacak.
Böylece medya organları, kendilerini hükümet- Elinizdeki bu ilk rapor, medyanın tarihi arka
le pazarlık yapabilecek siyasi aktörler gibi planını, yasal düzenlemelerin geçmişteki ve
görmeye başladılar ve bu yaklaşım sektörü günümüzdeki durumunu özetleyen bir başlan-
hızla yozlaşmaya götürdü. gıç yayını niteliğindedir. Raporun, Türkiye’nin
demokratikleşmesini sağlayacak yapı taşların-
Öte yandan, son yirmi yılda siyaset alanının
dan biri olan medya alanının tartışmaya
genişlemesiyle birlikte, medyada da bir
açılmasına anlamlı bir katkı sunacağını
çeşitlenme ve çoğullaşma yaşandı. Ne var ki,
umuyoruz...
7
bu durum bir zihniyet dönüşümünü, çoğulcu bir
Önsöz
Mahmut Mutman, İstanbul Şehir Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü
Medyanın siyasi ve sivil yaşamdaki rolü yöneltmek için ikinci yaklaşımın eleştirel
yadsınamaz. Edmund Burke’a atfedilen o ünlü ruhuyla yazılmış gibi görünmektedir. Rapor,
“dördüncü kuvvet” ifadesi, medyanın siyasi özellikle demokratikleşme süreci, basın
ilişkiler ve hükümet üzerindeki kurumsal ve özgürlüğü ve medyanın bu süreçte oynadığı
siyasi nüfuzundan söz etmektedir. Bu kuvveti potansiyel rol açısından Türk medyasının
iki farklı şekilde görmek mümkün: medya ya tarihsel gelişimine ve bugünkü yapısına ilişkin
toplumda var olan çeşitli görüşleri ve bilgileri önemli bir araştırma niteliğindedir.
iletmede yardımcı bir araç rolü oynayan ve bu
Bu noktada önemli bir engel, kendisi de eski
sayede kamusal tartışmalar için ortak bir
askeri müdahalelerin bir mirası olan vesayet
zemin sağlayan bir güç olarak algılanabilir; ya
yapısının bir mirası olan eski mevzuat gibi
da, neyin söylemeye değer olup olmadığına
görünmektedir. Rapor, bu eski elitçi vesayet
karar veren, gündemi belirleyen ve siyasi ve
yapılarının (hem adli hem askeri) ve eski
ekonomik güçlerin baskısı altında siyasi
yönetmeliklerin medya içeriğini aleni ve örtük
kültürün söz dizimini ve söz varlığını belirleyen
şekillerde nasıl kısıtladığını ve manipüle
bir kuvvet olarak görülebilir.
ettiğini kapsamlı bir şekilde anlatmaktadır. Bu,
Türkiye’de yaşamakta olduğumuz gibi bir karmaşık bir konudur, çünkü medyayı kısıtla-
demokratikleşme döneminde, medyanın yan sadece eski elit davranışların ve baskıcı
yardımcı bir rol oynadığı yönündeki yaklaşım mevzuatın varlığı değil, her biri medyayı kendi
zorunlu gibi durmaktadır, çünkü her bir farklı menfaatleri için bir araç haline getirmek
sesin erişebildiği sağlıklı ve özgür bir kamusal isteyen siyasi partiler, baskı grupları ve
tartışma ortamına sahip olmaktan daha ivedi seçilmiş hükümetler dahil siyasi ve kurumsal
bir şey yok gibi görünmektedir ve medya bu yapıya nüfuz etmiş olan tüm vesayetçi, babadan
ortamın sağlanmasındaki başlıca stratejik kalma ve baskıcı gelenek ve alışkanların bir
aktörlerden biridir. Ancak, medya denen bütünüdür. Bu sayede eski yapılar ve alışkan-
yardımcı aracın başlı başına güçlü sosyal, lıklar demokratik reform ve liberalleşmenin
siyasi ve ekonomik kuvvetlere ve çıkarlara tabi yavaş yavaş ortaya çıktığı sürecin içinde
ve bunların kontrolü altında olan bir kurum varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Sonuç
olduğu ve demokratik tartışmaya ve argüman- olarak, yeni medya mevzuatı çoğu zaman
tasyona (spekülasyonculuk, sansasyonculuk, eskiyle yeninin garip bir karışımından ibarettir:
tabloid gazeteciliği vb.) her zaman uygun yeni özgürlükler getirirken, satır aralarında
olmayan bir dile ve kendi kurallarına sahip eski baskıcı alışkanlıkları da muhafaza
olduğu düşünülürse, ikinci yaklaşım da etmektedir (2004 tarihli Basın Kanunu buna iyi
kaçınılmaz gibi görünmektedir. Okuyacağınız bir örnektir). Genel olarak konuşmak gerekirse,
bu rapor Türk medyasını, kanun koyucularını, Kürtçe yayın yapan yeni bir devlet kanalı gibi
8
politikacılarını ve toplumunu birinci yaklaşıma bir dizi olumlu gelişme olsa da, yeni mevzuatın
birçok yönü ve eskinin kalıntıları basın ve yayın ekonomik elitten oluşan bu güçlü baskı
özgürlüğüne ciddi kısıtlamalar getirmektedir. grupları “postmodern darbe” olarak nitelendi-
Süreçte ortaya çıkan yeni düzenleyici kurumlar rilen 28 Şubat sürecinde olduğu gibi zaman
(özellikle RTÜK) de kayda değer bir cezalandır- zaman ittifaka da girerek, zaten kırılgan olan
ma gücüne sahiptir ve bu sorunlu tablonun demokratikleşme sürecini daha da karmaşık
diğer öğeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. hale getirmektedir. Sonuç olarak, ana akım
“Anti-Terör Kanunu”nun yanı sıra Ceza Kanunu medya devletin üç büyük kolu tarafından bir
da medyanın özgürlüğüne önemli darbeler araç haline getirilmeye devam etmektedir:
vuran ve böylece medya çıktısını dolaylı olarak yargı, asker ve hükümet. Bu, sivil toplumun
kontrol altında tutmaya yönelik hükümler çoklu sesinin kendine yer bulamadığı bir
içermektedir. durumdur.
Rapor, basın ve yayın kanunundaki liberalleş- Rapor, bu nedenle, mali kaynakları sınırlı olan
tirmenin (serbestleştirme), özel televizyon ve baskıcı bir yasal ve siyasal bağlamda
kanallarının açılmasının ve buna paralel olarak hareket etmek zorunda kalan küçük ancak
devam eden küreselleşme sürecinin Türk etkili azınlık medyasına ve alternatif medyaya
medyası, siyaseti ve toplumu üzerinde nasıl bir önemli yer ayırmaktadır. Ana akım kamusal
bileşik etki yarattığını göstermektedir. Bu alanda, Taraf Gazetesi ve haftalık Nokta
bakış açısından, liberalleşme ikili bir tablo Dergisi (ki artık hayatta değil) gibi alternatif
sunmaktadır. Bir yanda, bu süreç haftalık basın organlarının ayakta kalabilmesi, birkaç
dergilerden çok sayıda radyo istasyonuna, gazetecinin kahramanca çabaları sayesinde
televizyon kanalına ve yerel basın ve yayın mümkün olmuştur. Azınlık medyası da benzer
kuruluşlarına kadar her türden çok çeşitli koşullarla karşı karşıyadır. Bu açıdan, en ilgi
medya organlarının muazzam bir şekilde çekici alan, hayli yüksek derecede ifade
yayılmasını sağladı ve daha da önemlisi, özgürlüğünün ve farklı seslerden oluşan bir
internet gibi tamamen yeni bir kamusal ifade çeşitliliğin mevcut olduğu internet (kişisel
ortamının kapılarını açtı. Diğer yandan, bloglar, interaktif siteler vb.) ve özellikle de
liberalleşme ve özelleştirme medyada “sosyal medya” olarak adlandırılan alandır, her
tekelleşme yönünde ani bir etki yarattı ve diğer ne kadar internet kullanımı veya halkın
alanlarda da yatırımları olan büyük medya internet erişimi arzu edilen düzeylere henüz
şirketlerinin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı gelememiş olsa da. Bu nedenle, demokratik-
(raporda bu “çapraz tekelleşme” olarak ifade leşmenin yeni mecrayla gelen başlıca iki
edilmektedir). Büyük sermayenin medya faydasının altını çizmek önemlidir. Bu yeni
sektörüne girişi bir dizi yapısal etki yarattı: mecra, medya içeriğinin üretiminde vatandaş
daha küçük çaplı medya şirketlerine yer katılımını arttırmakta ve ana akım medyanın
bırakmadı ve bilginin ticarileştirilmesine ve filtrelerinden geçmesi imkânsız tartışmalı
gazetelerin tabloidleşmesine yol açtı. Dahası, haberlerin veya siyasi açıdan muhalif görüşle-
basının birkaç gazete sahibinin elinden her biri rin üretilebildiği alternatif bir alan sunmakta-
birkaç televizyon kanalına, gazeteye ve dır.
haftalık dergiye sahip olan güçlü işadamlarının
İşin olumsuz tarafına bakıldığında ise, raporun
eline geçmesiyle, medya mevzuatı üzerinde
da altını çizdiği gibi, sosyal medyada ve
kayda değer bir lobi gücüne sahip yeni bir
internette nefret söyleminin, ırkçılığın ve
ekonomik baskı grubu ortaya çıktı. Bir yanda
cinsiyetçiliğin aşırı kullanımı söz konusudur. Bu, 9
eski vesayet elitleri ve diğer yanda yeni
Description:umuyoruz Demokrasi kuramının medyayı dördüncü . Türkiye'de medya ile demokrasi ilişkisini anlamak duyurulduğu platform görevi görmüştür.