Table Of ContentThe Journal of Academic Social Science Studies
International Journal of Social Science
Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/JASSS7263
Number: 62 , p. 497-509, Winter I 2017
Yayın Süreci / Publication Process
Yayın Geliş Tarihi / Article Arrival Date - Yayınlanma Tarihi / The Published Date
21.08.2017 15.12.2017
GAZALİ’DE SEZGİNİN ANLAMI, KONUMU VE
SINIRI SORUNU
THE MEANING, POSITION AND LIMIT PROBLEM OF INTUITION IN
AL-GHAZALI
Arş. Gör. Ömür Karslı
ORCID ID: orcid.org/0000-0002-0028-6753
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü
Öz
Bu makalede bilgi felsefesi meselelerinden biri olan bilginin kaynağına ilişkin
sezginin mahiyeti, Gazali özelinde ele alınmıştır. Sezgi, felsefe tarihinde batıdan doğuya
birçok düşünürün felsefesinde kendine yer bulabilmiş bir kavramdır. Bu nedenle
sezgiye İslam filozoflarından 20. yüzyıl batı filozoflarına değin birçok isimde rastlamak
mümkündür. Ancak yaygınlığına karşın sezgi kavramı ile anlatılmak istenen açık
değildir. Bu durumun somut örneklerinden biri de Gazali’dir. İslam felsefesinde
sezgiciliğin en önemli temsilcilerinden sayılan Gazali, sezgi kavramının barındırdığı bu-
lanıklık nedeniyle araştırmacılar tarafından kolaylıkla Batılı filozoflarla karşılaştırılmak-
tadır. Hads ve intuition kavramları ile karşılaştırdığımız sezgi kavramının anlamı, bilg-
inin doğrudan, aracısız olarak kavranmasıdır. Bununla birlikte sezginin akli, tecrübi,
mistik ve estetik türleri bulunmaktadır. Bu sezgi türlerini örneklemek ve böylece Gazali
sezgiciliğinin farklılığını doğru tespit etmek için İbn-i Sina ve Descartes’taki sezgi türle-
rini inceledik. İbn-i Sina ve Descartes’daki sezgi-akıl ilişkisinin ardından Gazali
sezgiciliğinin dayandığı akıl eleştirisini değerlendirdik. Gazali’nin akıl eleştirisinden
vardığı sezgiciliğinin kaynağı Allah’tır ve Gazali kesin bilgiye Allah’ın yardımı ile
ulaştığını söylemektedir. Gazali’de farklı konumlarda karşımıza çıkan sezgi, duyu ve
akıl bilgisinin üstünde yer almasına rağmen sınırlıdır. Dolayısıyla Gazali felsefesindeki
sezgi kaynağı, konumu ve sınırı ile birlikte bir bütün teşkil etmektedir. Bu bütünsel yapı
dikkate alınmadan Gazali’deki sezginin diğer filozofların sezgi anlayışlarıyla
karşılaştırılması oldukça sorunludur. Böylesi karşılaştırmaların ne derece doğru
olduğunu tartışmaya açtığımız makalemizde sezgi kavramının anlamı, türleri, Gaz-
ali’deki mahiyeti incelenmiş ve Gazali sezgiciliğinin ayrıcalıklı yanları saptanmaya
çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Sezgi, bilgi, Gazali, İbn-i Sina, Descartes
498
Ömür Karslı
Abstract
In this article, one of the problems of epistemology, the meaning of intuiton as a
source of knowledge, examined especially in al-Ghazali’s philosophy. Intuition is a con-
cept that has found its place in many philosopher’s philosophy from the west to the east
in the history of philosophy. Therefore it is possible to find this concept in many names,
from Islamic philosophers to 20th. century philosophers. Despite its prevalence, howev-
er, it is not clear what is meant by the concept of intuition. One of the examples of this
situation is al-Ghazali. al-Ghazali, considered one of the most important representatives
of intuitionism in Islamic philosophy, is easily compared with western philosophers by
researchers because of the blurring of the concept of intuition. The meaning of the con-
cept of intuition that we compare with the concept of hads is that knowledge is grasped
directly. Along with that there are rational, experimental, mystical and aesthetic types of
intuition. We have studies the types of intuition in Avicenna and Descartes in order to il-
lustrate these types of intuitions and thus to correctly determine the difference of al-
Ghazali’s intuitionism. After studied the relation between intuition and knowledge in
Avicenna and Descartes, we discussed al-Ghazali’s critics to mind. The source of the in-
tuitionism that al-Ghazali’s gets from his criticss of mind, is God and al-Ghzali says that
certain knowledge comes with the help of God. The intuition that come across in differ-
ent positions in al-Ghazali is limited even though it is above the knowledge of senses
and knowledge of reason. Therefore the intuition in al-Ghazali’s philosophy constitutes
a whole together with its source, position and limit. Without considering this whole
structure, it is very problematic to compare the intuition of al-Ghazali with the other phi-
losopher’s intuitionism. In the article, which I discussed how such comparisons are true,
I examined the meaning, kinds and importance of intuition in al-Ghazali and tried to
identify the privileged aspects of al-Ghazali’s intuitionism.
Keywords: Intuition, knowledge, al-Ghazali, Avicenna, Descartes
Giriş sezgi kavramı, hem günlük dilde hem de fel-
Bilgi felsefesinin temel sorularından sefede yaygın bir kullanım alanına sahip bu-
biri olan, kesin bilgiye ne ile ulaşılabileceği, lunmaktadır. Sezginin, felsefedeki kullanım
antikçağın şüphecilerinden bugünün analitik alanına yakından bakıldığında, kavramın
düşünürlerine neredeyse tüm bir düşünce kapsamının epistemoloji ile sınırlı olmadığı,
tarihini meşgul etmektedir. Bu ana sorun, ahlak felsefesinde ve hatta B. Croce’de gördü-
barındırdığı ikincil sorunlar ile birlikte yalnız- ğümüz gibi sanat felsefesinde de önemli bir
ca bilgi felsefesini değil, felsefenin bütününü işleve sahip olduğu anlaşılmaktadır. Episte-
ilgilendirmektedir. Çünkü kesin bilgiye nasıl moloji alanı özelinde sezgi kavramına baktı-
ulaşılacağını bilmek, kişinin varlığı anlaması- ğımızda ise Platon’dan İslam filozoflarına,
na, varlık içinde kendi konumunu tayin etme- Descartes’dan Bergson ve Wittgenstein’a ka-
sine imkân vereceğinden, kesin bilgi sorunu dar kavramın, farklı adlandırmalar altında
varlığa bütünsel bir anlam vermenin de kilit tekrar tekrar kullanıldığına şahit olunmakta-
noktasıdır. Felsefe tarihine bakıldığında bu dır. Ancak cevaplanması gereken sorulardan
soruna verilen üç temel cevap ve bu cevapla- biri, sezgi kavramını kullanan filozofların
rın farklı çeşitlemeleri ile karşılaşmaktayız; aynı anlama mı yoksa farklı sezgilere mi işaret
kesin bilgiye akıl ile ya da duyu ile ya da sez- ettiğidir. Bergson’un kullandığı sezgi ile İbn-i
gi ile ulaşılabileceğini savunanlar olduğu gibi Sina’nın sezgisi aynı sezgi midir? Ya da Gaza-
akıl ve duyunun birlikteliğini veya akıl ile li ile Descartes’ın sezgiden edindiklerini öne
sezginin birlikteliğini savunan filozoflar da sürdükleri bilgi aynı mıdır?
olmuştur. Bu bağlamda Gazali merkezi öneme
Makalemizde üzerinde duracağımız sahip bir düşünürdür. İslam felsefesinde sez-
Gazali’de Sezginin Anlamı, Konumu ve Sınırı Sorunu 499
giciliğin temsilcilerinden sayılan Gazali, kesin bakmak yerinde olacaktır. Sezgi’nin Arapça-
bilgiye ulaşma açısından akıl bilgisi ve duyu daki karşılığı hads kelimesidir ve İslam Ansik-
bilgisi ile hesaplaşmış, kesin bilgiye ancak lopedisi’nde şöyle tanımlanmaktadır; ‚bir dü-
sezgi ile ulaşılabileceği noktasında karar kıl- şünce konusunun doğrudan doğruya, kasıt ve
mıştır. Bununla birlikte Gazali’nin kastettiği ihtiyar olmaksızın birden bire kavranması‛ ve
sezginin ne tür bir sezgi olduğunu ayırt etmek ‚bir işin veya olayın sonucunu tahmin etme,
gerekmektedir. Kelam, tasavvuf ve felsefenin ölçüp biçme; doğruluğundan emin olmadığı
kavşak noktasında duran Gazali’nin sezgiyi beyanlarda bulunma; hızlı ilerleyiş, çabuk
bilgi arayışında nasıl anlamlandırdığı, nereye kavrayış‛ (Hökelekli, 1997: 68). Fransızca
konumlandırdığı ve sınırını nasıl çizdiği soru- intuition kavramını karşıladığı belirtilen hads,
ları cevaplandırılmalıdır. Bu yapılmadığında ‚zihnin, birlikte meydana gelmeleri sebebiyle
sıklıkla karşılaşıldığı gibi Gazali’ci sezgi, yan- ilkelerden sonuçlara vasıtasız olarak hızla
lış bir şekilde diğer düşünürlerin sezgicilikle- intikal etmesi‛ olarak da farklı bir şekilde
riyle benzer bulunabilmektedir. tanımlanmaktadır. Gürsoy’a göre hads kavra-
Bu nedenle makalemizde öncelikle mını ‘akli sezgi’ şeklinde tercüme etmek daha
sezgi kavramının anlamını açığa kavuşturma- doğrudur (Gürsoy, 2015: 154) fakat İslam An-
ya çalışacağız. Sezginin farklı anlamları ışı- siklopedisi’nde Gazali ve diğer Meşşai filozof-
ğında farklı türleri olup olmadığını inceledik- ların keşif, ilham, rüya ve vahyi de hadsi bil-
ten sonra İbn-i Sina ve Descartes’daki sezgi gi’ye dâhil ettikleri söylenmektedir. Dolayısıy-
örneklerini kısaca ele alacağız. Ardından Ga- la hads’in dinsel ve mistik anlamları da bu-
zali’nin sezgi anlayışını odağımıza alacak ve lunduğu belirtilmektedir.
Gazali’deki sezginin anlamını, bilgi edinme- Hads kavramının karşılığı olarak gös-
deki konumunu ve sınırını açıklamayı dene- terilen Fransızca intuiton kavramının kökeni-
yeceğiz. Böylelikle Gazali ile Descartes ya da ne de bakmak, sezgi kavramını daha iyi an-
Gazali ile Bergson türü sezgi bağlamında lamamıza yardım edecektir. Aslında intuition
karşılaştırmaların ve benzeştirmelerin ne ka- kelimesinin kökeni Latinceye dayanmaktadır
dar doğruluk taşıdığını sorgulayacağız. ve Öktem’in de dile getirdiği gibi Latince
1. Sezgi’nin Anlamı anlamları ‚anlamak, görmek, gözlemlemek,
Sezgi kavramı, Türk Dil Kurumu’nun dikkatini vermek, dikkatlice bakmak, dolaysız
sözlüğünde yabancı bir dilden alındığına dair kavramak, bir anda yakalamak‛ gibi farklı
ibare olmadan tanımlandığına göre Türkçe bir şekillerde ifade edilebilir (Öktem, 2000: 160).
kavramdır. Türk Dil Kurumu’na göre sezgi, Bir başka kaynakta da intuition kelimesinin,
sezme yeteneği, feraset anlamına geldiği gibi Latince bakmak, üzerine düşünmek anlamla-
felsefedeki özel anlamı ise gerçeğin deneye ve rına gelen intueri kelimesinden türetildiği
akla vurmadan doğrudan doğruya kavran- ancak kelimenin teolojik bağlam içinde kulla-
masıdır (TDK, 2005: 1746). Bu tanım oldukça nıldığı bildirilmektedir(etymonline, 2017).
yetersiz bir tanımdır çünkü tanımdaki gerçek Yukarıda sıralanan tanımlardaki or-
vurgusu, varlığın ancak bir kısmını kapsa- taklıklara dayanarak sezgiyi tarif etmeye ça-
maktadır. Oysa sezgici düşünürlerin birço- lıştığımızda sezginin, bir konusu bulunduğu-
ğunda sezgi ile varlığın tümünü kuşatan, nu, o konu üzerinde yoğunlaşmayı işaret etti-
gerçeği aşkın bir bilgilenmeden bahsedilmek- ğini, o konu hakkında hızlı ve aracısız bir
tedir. Dolayısıyla sezginin Türkçe anlamı, bilgilenme yolu olduğunu öne sürebiliriz.
sezgici düşünürleri anlamak için doğru bir Ancak böyle bir tanım çerçevesinde kalmak,
kılavuz işlevi göremeyecektir. ayırt etmeyi arzuladığımız çeşitli sezgicilikler
Bu nedenle sezginin kendisine karşı- arasındaki farkı açıklamakta yeterli olmaya-
lık olduğu diğer dillerdeki tanımlamalarına caktır. Çünkü verilen tanımlarda sezginin
500
Ömür Karslı
içeriğine dair birçok vasıf bulunmakla birlikte deki sezginin, mistik sezgide olduğu gibi dile
kaynağına ilişkin bir vurgu göze çarpmamak- getirilemez ve sınanamaz bir bilgi sunduğu
tadır. Sezginin kaynağının belirlenmesi, sezgi görüşüne karşı çıkar. Haklı, İbn-i Sina’nın
türlerinin sınıflanmasını zorunlu kılacaktır. sezgi ile elde ettiği bilgisinin temellendirilebi-
İslam Ansiklopedisi’nde de altı çizildiği lir olduğu kanısındadır. Çünkü Haklı’ya göre
gibi birçok sezgi türü bulunmaktadır; akli bu sezgi ‚önermesel bir bilginin, subjektif
sezgi, tecrübi sezgi, mistik sezgi ve felsefi çıkarımla elde edilmesi‛dir (Haklı, 2007: 36).
sezgi (Hökelekli, 1997: 68). Öktem, bunların Haklı, sezgi bilgisinin rasyonel süreç içinde
yanında estetik ve psikolojik sezgi’nin varlı- anlam bulduğunu düşünmekte, sezginin ras-
ğından da bahsetmektedir (Öktem, 2000: 186). yonel olduğunu savunmaktadır (Haklı, 2007:
Çalışmamız bağlamında bizi ilgilendiren ise 38).
akli, tecrübî ve mistik sezgidir. Akli sezgi, Haklı, İbn-i Sina’nın kendi ifadelerine
akıldan kaynaklanan, akla ilişkin sezgiyi işa- başvurarak sezgiyi ‚bilinenden bilinmeyene
ret etmekte iken tecrübî sezgi ise duyulardan hızlı geçiş‛ olarak tanımlamaktadır (Haklı,
kaynaklanan, duyulara ilişkin sezgiyi işaret 2007: 44). Bahsedilen hızlı geçişin gerçekleş-
etmektedir. Bu iki sezgi türündeki ortaklık mesi ise kıyas yapan zihinde orta terimin
önemlidir, çünkü akli ve tecrübî sezgide bilgi- aniden belirmesi ile alakalıdır (Haklı, 2007:
lenmenin kaynağı kişinin kendisidir ve kişiye 45). Dolayısıyla Haklı’nın da altını çizdiği gibi
dışarıdan bir müdahale yoktur. Mistik sezgi ‚hiçbir şey bilmez iken sezgiyle bilmek diye
ise anılan sezgi türlerinden farklıdır. Çünkü bir şey, İbn Sina epistemolojisinde bulunma-
mistik sezgi ile kişi yalnızca kendi güçlerine maktadır‛ (Haklı, 2007: 43). O halde İbn-i
dayanarak bilgiye ulaşamaz; kişinin sezgi Sina’da sezgi, rasyonel sürecin bir biçimi ola-
yoluyla bilgilenmesine yardım eden üstün bir rak yorumlanabilirse, bu sezginin tamamen
gücün varlığı söz konusudur. Dolayısıyla kişinin kendinden kaynaklandığı ve gizem
mistik bilginin kaynağı, kişinin dışındadır. O taşıyan bir yanı bulunmadığı söylenebilmek-
halde mistik sezgi, dinsel sezgi ya da Tanrısal tedir.
sezgi, ilahi sezgi gibi adlandırmalarla da anı- Haklı’nın İbn-i Sina felsefesindeki
labilir. sezgiyi rasyonel sezgi olarak nitelendirmesine
Sezgi türlerini ve nedenlerini böylece karşılık Gürsoy aynı görüşte değildir. Sezgi-
açıkladıktan sonra bu sezgi türlerini örnekle- nin İbn-i Sina’da merkezi bir rol oynadığını
yecek iki filozofa yakından bakacağız. İbn-i söyleyen Gürsoy (Gürsoy, 2015: 154), sezginin
Sina ve Descartes’daki sezgi örneklerini ince- bu geniş felsefede farklı kullanımlarla karşı-
lemek, Gazali sezgisinin ayrıcalıklı yanını mıza çıktığına vurgu yapmaktadır (Gürsoy,
belirlemeye imkân verecektir. 2015: 157). Gürsoy, filozofun sezgiyi muhtelif
2. İbn-i Sina ve Descartes’da Sezgi şekillerde anlamlandırması hakkında şöyle
İbn-i Sina’da sezginin mahiyeti, üze- demektedir (Gürsoy, 2015: 163);
rinde uzlaşılmış bir konu değildir. Kimi araş- ‚Görülüyor ki İbn Sina sezgi kavra-
tırmacılar İbn-i Sina düşüncesinde sezgiye yer mını hem insanın bilme ve öğrenme
vermezken, bazı araştırmacılara göre İbn-i yetisinin tamamını ifade edecek kadar
Sina’da sezgisel bilgi bulunmaktadır. Ancak genel bir anlamda, hem de bu yetinin
söz edilen sezgisel bilginin türü de yine araş- en yetkin hali, ittisal için en üstün ha-
tırmacılar arasında tartışma konusudur. Ör- zırlık anlamında kullanmaktadır.
neğin Haklı’ya göre İbn-i Sina’daki sezgide Kavramın tanımındaki ifade ve ter-
dışsal hiçbir tesir bulunmazken, Türker ve minoloji değişiklikleri bazen kavra-
Gürsoy’a göre bulunmaktadır. mın mahiyetindeki önemli bir farklı-
Haklı, İbn-i Sina’daki sezgiyi incele- laşmaya yahut genel anlam ile özel
diği makalesinde, İbn-i Sina epistemolojisin- anlam arasındaki ayrıma yol verirken,
Gazali’de Sezginin Anlamı, Konumu ve Sınırı Sorunu 501
bazen de yalnızca bağlamın ve vur- feyzdir (Türker, 2010: 161). Türker, İbn-i Si-
gunun gerektirdiği farklılıklar olarak na’da zorunlu, ilksel önermelerin nasıl elde
değerlendirilebilir. Bu bağlamda, ba- edildiğini şöyle açıklamaktadır (Türker, 2010:
zen bilen özneye nispetin esas alındı- 168-169);
ğı, bazen bilme sürecinin başlangıcı- ‚Şu halde nefisteki ilk önermelerin iki
na, sürecin kendisine yahut nihayeti- ilkesi vardır. Birincisi, vehimde nefse
ne ilişkin vurguların öne çıktığı, ba- görünen tasavvurlardır. Bu tasavvur-
zen de bilginin kaynağı olan Faal lar olmasaydı nefsin feyze hazırlan-
Akıl’a nispetle tanımlandığı görül- ması mümkün olmazdı. İkincisi ise
mektedir.‛ faal aklın feyzidir. Şayet faal akıldan
Gürsoy’un söylediklerinden anlaşıl- ilk makuller gelmeseydi ilk önermele-
maktadır ki İbn-i Sina’da sezginin birden çok rin oluşması mümkün olmazdı.‛
türü ile karşılaşılmaktadır. Dolayısıyla İbn-i Türker’in bu açıklamalarına dayana-
Sina epistemolojisinde hem rasyonel sezgi, rak görüşlerinin Gürsoy ile aynı doğrultuda
hem de ilahi sezgi yer almaktadır. Gürsoy’un olduğunu, İbn-i Sina’da kendisinden kaynak-
da belirttiği gibi sezgi ‚akletmeye ilişkin kav- lanmayan bir sezginin, bilgiye ulaşılmasında
ramlar içinde, hem süreçle hem de sonuçla önemli bir işleve sahip olduğunu düşündü-
ilgili bir kavramdır‛ (Gürsoy, 2015: 167). Kişi- ğünü görmekteyiz. İbn-i Sina epistemolojisin-
nin içsel olarak yaşadığı bu süreç, kesin bilgi- deki bu ilahi sezgi, ilksel bilgilere kaynaklık
ye ulaşma yolundaki bireysel çabası, Hak- ettiğinden dolayı, bilginin temelinde yer al-
lı’nın yukarıda anılan subjektiflik vurgusuyla maktadır. Yani sezgi İbn-i Sina epistemoloji-
örtüşmektedir. Buna karşın Haklı’nın rasyo- sinde önsel bir karaktere sahiptir.
nel süreç içinde, zihinde birden beliren orta Sezginin, bilginin temelinde yer aldığı
terime dair düşüncesi, Gürsoy’a göre belir- bir başka önemli düşünür ise Descartes’dır.
menin kaynağı açısından yanlıştır. Gürsoy, Ancak görüleceği gibi Descartes’daki sezgi,
zihinde orta terimin aniden belirmesini sağla- kesin bilginin ilkeleri içine sinmiş olmakla
yanın aklın kendisi değil, Faal Aklın feyzi birlikte (Öktem, 2000: 161-162), bütünüyle
olduğunu dile getirmektedir (Gürsoy, 2015: aklın sınırları dâhilindedir ve akıl üstü bir
156). Dolayısıyla Gürsoy, Haklı’nın rasyonel içerik taşımamaktadır. Yöntemli bir şüpheci-
sezgi olarak yorumladığı orta terimin hızlı bir likle tüm bildiklerini eleştiri süzgecinden ge-
şekilde bulunmasını ilahi sezgi olarak yorum- çiren Descartes, apaçık ve varlığından şüphe
lamaktadır. duyulmayacak zorunlu ilk bilgilere ulaşmak
İbn-i Sina’da sezgi hususunda son istemektedir. Bu süreçte filozof, her şeyden
olarak Türker’in görüşlerine başvurduğu- şüphe etmesine rağmen kendi varlığından
muzda ise ilahi sezgi görüşünün yeniden şüphe edemediğini, dolayısıyla varlığından
karşımıza çıktığı görülmektedir. Ancak Tür- şüphe edilemeyen kendisinin kesin olarak var
ker’e göre de yalnızca Faal Akıl yardımıyla olduğu sonucuna ulaşır. Fakat Descartes’ın,
bilgiye ulaşılmaz. Kişinin, Faal Akıl’ın müda- kendi varlığının apaçık bilgisine ulaştığını
halesinden önce duyulardan edindikleri üze- söylemesine rağmen içini kemiren bir başka
rinde ayrıştırma ve birleştirme türünden iş- huzursuzluk dikkati çekmektedir. Descartes,
lemleri bulunmaktadır. Duyuma dair veriler ‘düşünüyorum, öyleyse varım’ önermesini
vehim tarafından işlendikten sonra nefse temellendirdikten hemen sonra sormaktadır
ulaşmaktadır. Fakat bu süreç dışsal bir müda- (Descartes, 1994: 33-34);
hale olmadan kişiyi bilgiye götürememekte- ‚Bundan sonra, genel olarak bir
dir. Kişinin zorunlu bilgilere erişmesini sağla- önermenin doğru ve kesin olması için
yan, bu sürecin yanında Faal Akıl’dan aldığı gereken şeyi gözden geçirdim; çünkü,
502
Ömür Karslı
mademki böyle olduğunu bildiğim kendinden kaynaklanmaktadır. Her iki düşü-
bir önerme bulmuştum, o halde bu nürde de sezgi, zorunlu ilksel önermeleri
kesinliğin neden ibaret olduğunu da kavramada katkı sağlayan önsel bir konumda
bilmem gerektiğini düşündüm. Ve bu: bulunmaktadır.
düşünüyorum, öyleyse varım’da dü- Gazali’deki sezgi anlayışına yakından
şünmek için var olmak gerektiğini baktığımızda ise anılan düşünürlerle ortaklık-
pek açık olarak görmemden başka, lar taşımasına karşın kendine has özellikler
hakikati söylediğimi bana garanti barındırdığı da gözlenmektedir. Gazali’yi bu
eden bir şey bulunmadığını görerek: düşünürlerden ayıran en önemli hususlardan
pek açık ve pek seçik olarak kavradı- biri, akla yönelttiği eleştiridir. Gazali’deki
ğımız şeylerin hep doğru olduğunu sezginin işlevi, ancak akıl eleştirisinden sonra
genel bir kural olarak kabul edebile- anlaşılabilmektedir. Bu sebeple öncelikle Ga-
ceğime; yalnız, seçik olarak kavradı- zali’nin aklı niçin eleştirdiği incelenmelidir.
ğımız şeylerin hangileri olduğunu 3. Gazali’nin Akıl Eleştirisi
tam olarak görmekte bazı güçlükler Gazali’nin düşünsel yolculuğunda ba-
bulunduğu yargısına vardım.‛ şat sorunu kesin bilgiye nasıl ulaşılabileceği-
Descartes’ın apaçık ulaştığını düşün- dir. Vural, ‚Gazzali felsefesinin en temel kav-
düğü bilgilerden emin olmasını sağlayacak ramlarının başında ‘zevk’ ve ‘yakin’ gelmek-
olan şey sezgidir. Descartes sezgiyi, ‚dikkatli tedir‛ (Vural, 2004: 143) derken, filozofun
ve arı zekânın onca kolaylıkla ve belirgin ola- kesinlik arayışına ve kesinlikten çıkış yoluna
rak biçim verdiği ve anladığımız şey üzerine gönderme yapmaktadır. Felsefi olmasının
herhangi bir şüpheye kesinlikle yer bırakma- yanında biyografik nitelikler de taşıyan el-
yan kavram‛ olarak tanımlamaktadır (Descar- Munkız’da belirtilen şüphe krizleri, bu kesin-
tes, 1999: 16). Descartes’a göre kişinin var lik arzusunun ne denli yoğun olduğuna işaret
olduğunu ve düşündüğünü bilmesini müm- etmektedir. Bu bağlamda duyu bilgisini ve
kün kılan sezgidir ve ilk ilkelerin de bilinmesi akıl bilgisini sırasıyla eleştirel değerlendirme-
sezgiyle gerçekleşebilmektedir (Descartes, den geçiren filozof, her birinin gücünü ve
1999: 16-17). Descartes’ın zihinsel sezgi olarak sınırını belirlemeye çalışmıştır. İki bilgi vası-
isimlendirdiği sezginin, aklın dışına taşmadığı tasıyla da derin bir hesaplaşmadan sonra dü-
görülmekle birlikte psikolojik bir işleve sahip şünür, bu bilgilenme kaynaklarının hangi
olduğu da anlaşılmaktadır. Aklın, yalnızca nedenlerden dolayı yetersiz kaldıklarını açık-
kendine dayanarak vardığı zorunlu önerme, lamıştır.
doğruluğuna tam güveni, yine akıl ile ilişki- İslam düşüncesinde Gazali’den önce
lendirilebilecek sezgi ile yakalamaktadır. Bu sufi gelenekte de akla karşı eleştirel bir duruş
durumda Descartes’daki sezgi, bilgiyi üreten bulunmaktadır. Fakat sufi gelenekteki akıl
bir sezgi değil ama bilgiye güvenilirliğini eleştirilerinin, aklın kendisini hedef almaktan
kazandıran bir şeydir. Zorunlu, ilksel öner- çok aklı kendisine kalkan olarak kullananlara
menin doğruluğu kendisi ile bilinebildiğinden yöneldiği bildirilmektedir. Göztepe bu duru-
ötürü Descartes’da da sezgi, önsel bir işleve mu şöyle izah etmektedir (Göztepe, 2007:
sahiptir. 301);
Görüldüğü gibi sezginin birçok türü ‚İlk dönem önde gelen kimi sufilerin
bulunmaktadır ve İbn-i Sina’da Faal Akıl’dan aklın bazı alanlarda yetersizliğini
alınan feyz olarak yorumlanan sezgi ilahi vurgulamalarının en önemli sebebi-
sezgiye uygun bir örnek oluştururken, Des- nin, bazı kelam âlimleri ve felsefecile-
cartes’daki zihinsel sezgi ise rasyonel sezgiye rin aklı tartışma ve rakiplerini küçük
örnek teşkil etmektedir. İbn-i Sina’da sezginin düşürme aracı olarak kullanmaları,
kaynağı dışsal iken Descartes’da sezgi kişinin akla aşırı derecede önem vermeleri ve
Gazali’de Sezginin Anlamı, Konumu ve Sınırı Sorunu 503
bazılarının onu tek bilgi kaynağı ola- yolun hangisi olduğunun bulunması bireysel-
rak görmeleri olduğu görülmektedir.‛ liği aşan toplumsal bir hedefi gerçekleştirmeyi
Buna dayanarak sufilerin akla karşı de mümkün kılmaktadır.
olumsuz tutum takınmalarının sebeplerini Gazali’nin akla yönelik felsefi eleştiri-
psikolojik ve felsefi olarak ayırabiliriz. Bu lerini incelemeye başladığımızda odak nokta-
sebeplerle Gazali’nin akıl eleştirilerinin örtüş- sını filozofların oluşturduğuna şahit olmakta-
tüğü kısımlar bulunmaktadır. Gazali de aklın yız. Ancak filozofları eleştirmeden önce, baş-
tek bilgi kaynağı olarak sunulmasından rahat- ka bir deyişle filozofların kullandığı aklı eleş-
sızdır. Herhangi bir doğruya akıl ile ulaşıla- tirmeden önce Gazali, içine düştüğü şüphe
bildiği gibi akıl dışında kaynaklar ile de ulaşı- krizlerindeki akıl değerlendirmesinden bah-
labileceğini savunan Gazali, Tehâfüt El- seder. İlkin duyu bilgisinin, gerçeği kavra-
Felasife’nin yirminci meselesinde bu görüşünü makta oldukça yetersiz olduğunu gören Ga-
dile getirmiştir (Gazali, 2002: 228); zali, aklın duyu bilgisinin yanlışlığını ortaya
‚Biz deriz ki: Bu anlatılan şeylerin ço- koyduğunu söylemektedir (Gazali, 2016: 9).
ğu dine aykırı değildir. Biz de ahirette Ardından aklın zorunlu önermelerinin kesin
maddi lezzetlerden daha büyük, çeşit- doğruluk değeri taşıyıp taşımadığını sorgula-
li lezzetler olduğunu inkâr etmiyoruz. yan Gazali, güvenilir olmakla birlikte bu
Bedenden ayrıldıktan sonra ruhun önermelerin kesin olmama ihtimalini günde-
bakasını da inkâr etmiyoruz. Fakat biz me getirmektedir. Gazali, aklın duyuları ge-
bunu akıl ile değil, dinin bildirmesi ile çersiz bırakması gibi, akıl üstü bir gücün de
bilmekteyiz. Çünkü dinde, ahiretten aklı geçersiz bırakma ihtimalinin bulunduğu-
söz edilmiştir. Ahiret ise, rûhun baka- nu düşünmektedir. el-Munkız’da Gazali şu
sı olmadan anlaşılmaz. Biz filozofların sözlerle akla dair şüphesini açıklamaktadır
bu hususta yalnız akıl ile bilindiği id- (Gazali, 2016: 9-10);
dialarını reddetmekteyiz.‛ ‚Bunun üzerine duyular işe karışıp
Gazali’de sufilerin psikolojik ve felsefi şöyle dediler: ‘Akli bilgilere duydu-
ağırlıklı akıl eleştirilerine bir üçüncü boyut ğun güvenin duyulara dayalı bilgilere
daha eklenir ki bu da sosyolojik eleştiridir. duyduğun güven gibi olmadığından
Gazali’ye göre filozoflar tartışmalardaki sözde nasıl emin olabilirsin? Halbuki daha
üstünlüklerine dayanarak akılcı tutumlarını önce bize güveniyordun. Akıl hâkimi
tüm alanlara yaymakta ve topluma yanlış bir gelip bizi yalanladı. Eğer o gelip bizi
rol model olmaktadır. Bu hususta Gazali, yalanlamasaydı, sen bize güvenmeye
inançlı kimseleri uyarmakta, filozofların kimi devam edecektin. Aynı şekilde aklın
bilimlerdeki akla dayalı üstünlüklerinin, her kavrayışının ötesinde bir başka hâkim
sahada geçerli olamayacağını ifade etmektedir daha olabilir. O da ortaya çıktığı za-
(Gazali, 2016: 26-27-28). Dolayısıyla Gazali’nin man aklın, duyu organlarını yargıla-
kesinlik arayışı ve bu süreçteki ana durakla- rında yalanlaması gibi akıl hâkimini
rından biri olan akıl eleştirisi, sosyolojik bir yargılarında yalanlayacaktır. Aklı ya-
arka plana da dayanmaktadır. el-Munkız’daki lanlayacak böyle bir hâkimin ortaya
şüphe krizleri, kişisel bir sorun olmanın öte- çıkmamış olması onun varlığının
sinde toplumsal karmaşayı da resmetmekte- imkânsız olduğunu göstermez.’‛
dir. Gazali’nin Hz. Peygamber’in ‚Ümmetim Biraz sonra ise Gazali aklın zorunlu
yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan kur- önermelerine güvenilemeyeceği düşüncesin-
tulan bir tanedir‛ hadisini anması (Gazali, den vazgeçmektedir. Ancak tam da yukarıda-
2016: 3), kesinlik arayışının temelini oluştur- ki pasajda belirtildiği gibi, aklın dışında, aklın
makla birlikte, kurtuluşu sağlayacak doğru ötesinde bir güce dayanarak aklın zorunlu
504
Ömür Karslı
önermelerinin kesin doğruluğuna ikna olmak- Gazali, mantık ve matematiğin konusu gereği
tadır. Gazali, Allah’ın yardımıyla zorunlu din ile ilgili olumlu ya da olumsuz hiçbir ilgi-
önermelerin doğru ve değişmez olduğunu sinin olmadığını yazmaktadır (Gazali, 2016:
kabul etmiştir (Gazali, 2016: 12); 26). Buna karşın bu bilimlerden doğan bir
‚Nihayet Yüce Allah beni bu hastalık- tehlike söz konusudur ki, bilimlerden değil
tan kurtardı. ... Eskiden olduğu gibi, bilim adamlarının davranışlarını taklit eden
zorunlu akli bilgileri, güven ve kesin- halktan kimi insanlardan kaynaklanmaktadır.
lik üzere, kabul edilir ve ve güvenile- Mantık ve matematikteki kesinlik ile açıklık-
bilir görmeye başladım. Bu hastalık- tan yola çıkarak, bu bilimlerde mesai harca-
tan kendiliğimden deliller düzerek yan insanların her alanda böylesine açık ve
veya birtakım önermeleri ardarda sı- kesin fikirlere sahip olduğunu sanan bazı
ralayarak kurtulmuş değildim. Hasta- insanlar, bu nedenle bu bilim adamlarının din
lıktan sadece Yüce Allah’ın gönlüme hakkındaki hafifseyici, önem vermez tavırla-
akıtmış olduğu bir nur sayesinde kur- rının da açık ve kesin delillere dayandığını
tuldum.‛ düşünür ve onların bu tutumlarını taklit eder-
Burada Gazali’nin bahsettiği nur ile ler. Gazali bu ciddi tehlikenin üzerinde önem-
ilgili değerlendirmeleri bir sonraki bölüme le durarak cahil halkın bu bilimlere yaklaşır-
bırakırsak, akla dair önemli bir eksiklik göze ken dikkatli olmasını istemektedir. Mantık ve
çarpmaktadır. Akıl, kendisinin üretimi olan matematik ile ilgili ikinci tehlike ise bu bilim-
zorunlu bilgilerini temellendirmekten ve bu lerden değil ama din âlimlerinden beslenmek-
zorunlu bilgilerin doğruluğuna kendini ikna tedir. Bu defa da Gazali, mantık ve matemati-
etmekten acizdir. Gazali’ye göre akıl, kendisi- ğin kesin delillerini taassupla reddeden din
nin eksikliğini ancak kendisi dışındaki bir âlimlerini eleştirmektedir ve onların bu tutu-
güçle giderebilmektedir. Buna göre Gazali’de munun din ile uzlaşmadığı gibi filozoflar ile
akıl, bütünüyle terk edilen bir bilgi vasıtası din âlimleri arasında kutuplaşma yarataca-
olmamakla birlikte aklı aşkın bilgi vasıtaları ğından da endişelenmektedir.
ile desteklenmesi gerekmektedir. Aksi takdir- Gazali, mantık ve matematik bilimleri
de akıl, kendine karşı kör kalmaktadır. bahsinde değindiği, halkın bu bilim adamla-
Aklın, epistemolojik konumunu böy- rının metafiziğe ilişkin tavırlarını örnek al-
lece belirledikten sonra şüphe krizinden çıkan mamasına ilişkin eleştirisini, felsefenin bö-
Gazali, kesin bilgiyi arayanları kelamcılar, lümlerinden ilahiyatı ele alırken biraz daha
batıniler, filozoflar ve mutasavvıflar olmak netleştirmektedir. Gazali, filozofların hatala-
üzere dört gruba ayırmaktadır. Bizi akıl eleşti- rının çoğunun ilahiyat alanında olduğunu,
risinin yoğunlaştığı filozoflar ilgilendirdiği çünkü filozofların ilahiyat alanında, mantıkta
için Gazali’nin kelam ve batınilik eleştirisi belirledikleri kesin delillere riayet etmeden
üzerinde durmayacağız. Gazali’ye göre birçok akıl yürüttüklerini belirtmektedir. Gazali bu
görüş ayrılığının bulunduğu felsefe mecra- düşüncesini birkaç yerde şöyle dile getirmiştir
sında yer alan filozoflar üç sınıfta kategorize (Gazali, 2016: 31, 33);
edilebilmektedir. Filozoflar materyalist, natü- ‚Ne var ki, dini meseleleri ele alırken
ralist ve ilahiyatçı filozoflar olarak üç grupta koydukları bu şartlara bağlı kalma-
değerlendirilmektedir. Fakat Gazali, hangi mışlar, son derece esnek davranmış-
grupta olursa olsun tüm filozofların dinen lardır. ... Filozofların yanılgılarının
inkârcı nitelikleri taşıdığını ve ateist oldukla- çoğu ilahiyat alanındadır. Mantık
rını bildirmektedir (Gazali, 2016: 22). Gazali, ilimlerinde belirledikleri kesin delilde
felsefenin ise altı bölüme ayrılabileceğini söy- bulunması gereken şartlara ilahiyat
lemektedir. Bu bölümler matematik, mantık, alanında bağlı kalmayı başaramamış-
doğa bilimleri, ilahiyat, siyaset ve ahlaktır. lardır.‛
Gazali’de Sezginin Anlamı, Konumu ve Sınırı Sorunu 505
Bu nedenle Gazali, filozofların ilahi- bir bilme gücü olup olmadığı mesele-
yat konularındaki görüşlerini yargılamaktadır sidir. O, el-Münkız mine’d-Dalâl ve
ve onların üç meselede kâfir(bedenin ahirette Mişkâtü’l-Envar’da akıl alanı üstünde
yeniden dirilmesi sorunu, Allah’ın cüzileri zevk alanı diye vasıflandırdığı bir
bilmesi sorunu ve evrenin ezeliliği sorunu), alanın varlığını kabul etmektedir. Bu
on yedi meselede ise bidatçı sayılması gerek- alan esas itibariyle peygamberlere ve
tiğini söylemektedir ve bu meseleleri ayrıntılı velilere aittir. Fakat orada sıradan in-
olarak bir başka kitabında yazdığını, filozofla- sanların da belirli ölçüde nasipleri
rın söz konusu görüşlerini o kitapta çürüttü- vardır. Bununla birlikte Miracü’s-
ğünü eklemektedir (Gazali, 2016: 33-34). Kas- Salikin gibi eserlerinde aklın en yük-
tedilen Tehâfüt El-Felasife kitabının hemen sek bir güç olduğunu söylemektedir.
girişinde Gazali, filozofların ilahiyata dair İhya’ü Ulûmi’d-Din’de ise, akılla ula-
delillerinin tahminden öte bir değer taşımadı- şılan sonuçlarla sezgi yoluyla ulaşılan
ğını, ilahiyat bilgilerinin mantık ve matematik sonuçların aynı olduğu, yani sezgi ile
ile doğrulanamayacağını belirtmektedir (Ga- ulaşılanların daha yüksek olmadığını
zali, 2002: 11). söylemektedir. Onun birbirinden fark-
Gazali, ilahiyat konusunda felsefeyi lı bu görüşlerini, geçirmiş olduğu fikri
eleştirirken, felsefenin hatasının mantıktaki değişim ve hakikat arayışının bir neti-
ilkelerine uymamaktan mı kaynaklandığını cesi olarak görmek mümkündür.‛
düşünmektedir yoksa felsefenin salt akla da- Benzer biçimde Çubukçu da Gazali’de
yalı bir etkinlik olarak ilahiyat konusunda aklın değişen anlamlarına değinmektedir.
kesin bilgi vermesinin doğası gereği mümkün Gazali’nin bazı kitaplarında akıl anlamına
olmadığını mı düşünmektedir? Gazali’ye göre gelmek üzere ruh, kalp ve nefs kavramlarını
akıl ilkesel olarak yani özü gereği, ilahiyat kullandığını söylemektedir (Çubukçu, 2004:
konularına dair kesin bilgi üretebilecek bir 87). Bununla birlikte yorumcuların üzerinde
yapıda değildir. İlahiyata dair bilgiler ancak uzlaştığı hususlardan biri, Gazali’nin akıl
başka bir bilgi vasıtası ile elde edilebilir. Bu ötesi bir bilgi vasıtasını kesin bilgiye ulaştıra-
nedenle Gazali niçin felsefe ile tatmin olmadı- cak güvenilir kaynak olarak vasıflandırmasına
ğını açıklarken şu ifadeleri kullanmaktadır rağmen akıldan da vazgeçmediği yönündedir.
(Gazali, 2016: 44); Akıl, sınırlı gücüne karşın terk edilmemelidir.
‚Felsefeyi iyice öğrenip anladıktan ve Gazali, akla sırtını dönen mutasavvıfları şid-
bozuk taraflarını ortaya koyup tenki- detle eleştirmektedir ve ilim öğrenmekten asla
dini yaptıktan sonra anladım ki bu geri durulmamasını salık vermektedir (Gazali,
ilim de amacı tam olarak gerçekleş- 2004: 52);
tirmekten uzaktır. Akıl tek başına bü- ‚Zamanımızda tasavvuf adı altında
tün isteklere cevap verecek ve bütün birtakım nasipsiz kimseler türemiş.
zor meselelerin üzerinden sır perdesi- ...İşleri, daima yıkanıp temizlenmek,
ni kaldıracak güçte değildir.‛ süslü renkli elbise ve seccadelerle
Gazali’nin bu ifadelerine karşın Vural, kendilerine özel bir şekil vermek ve
Gazali düşüncesinde aklın değişen bir konu- daima ilmi ve âlimleri kötülemektir.
ma sahip olduğunu düşünmekte ve akıl anla- ...Bunlar insanların şeytanı, Allah ve
yışının Gazali’nin farklı dönemlerinde muhte- Resûlünün düşmanlarıdır. Çünkü Al-
lif okumalara açık olduğuna işaret etmektedir lah Teâlâ ve Resûlü ilmi ve âlimleri
(Vural, 2004: 144-145); övmüşler, insanları ilim öğrenmeye
‚Gazali felsefesinin tartışmalı konula- davet etmişler. Hal sahibi olmayan ve
rından birisi de zevkin, aklın üstünde ilim de öğrenmeyen bu bedbahtların
506
Ömür Karslı
bu çeşit sözleri nasıl doğru olur?‛ özne bir şeye inanmalı, o şey doğru olmalı, o
Gazali’nin mutasavvıflar arasındaki şeyi bilmeli (bildiğini bilmeli), o şeyin doğru-
ayrıksı duruşuna ve bilgiyi problematik bi- luğu zorunlu olmalı, o şeyin doğruluğu son-
çimde ele alışına atıfta bulunan Küken, bu suza kadar doğru kalmalı ve o şeyin doğrulu-
nedenlerle Gazali’nin bir sufi değil de mistik ğu tesadüfi olmamalıydı. Karşılaştırıldığında
filozof olarak kabul edilmesi gerektiğini dü- görülmektedir ki Gazali’nin kesin bilgi tanı-
şünmektedir (Küken, 1997: 224). Gerçekten de mındaki birçok nitelik, Farabi’nin tanımı için-
Gazali, akla ölçülü yaklaşımıyla sufilerden de bulunmaktadır.
ayrılmaktadır ve tasavvuf ile felsefeyi birbiri- Gazali’ye göre güvenilir, şüphe ba-
ne yaklaştırarak kesin bilgiye ulaşma nokta- rındırma ihtimali dahi taşımayan ve emin
sında akla da sezgiye de yer vermektedir. olunabilecek bilgi ancak Allah’tan gelen bilgi-
4. Gazali’de Sezginin Anlamı, Ko- dir. Gazali bunu ‘nur’ olarak adlandırmakta-
numu ve Sınırları dır. Kişinin sorularının güvenilir cevabı, doğ-
Duyularda ve akılda, kesin bilgiye rudan Allah’tan gelen ve kişinin kalbine dolan
ulaştıracak sağlamlığı ve eminliği bulamayan bu ‘nur’da saklıdır. Gazali şüphe krizleri için-
Gazali, kesin bilgiye sezgi ile ulaşılabileceğini deyken kavuştuğu ‘nur’ için şöyle demektedir
öne sürmektedir. Bunun için öncelikle Gaza- (Gazali, 2016: 12); ‚Bu hastalıktan, kendili-
li’nin kesin bilgiden ne anladığı doğru bir ğimden deliller düzerek veya birtakım öner-
şekilde kavranmalıdır. Gazali, kesin bilgiyi el- meleri ardarda sıralayarak kurtulmuş değil-
Munkız’da tarif etmektedir (Gazali, 2016: 6); dim. Hastalıktan sadece Yüce Allah’ın gön-
‚Yakin bilgi, bilinenin kuşkuya yer bı- lüme akıtmış olduğu bir nur sayesinde kur-
rakmayacak şekilde açığa çıktığı; yan- tuldum. Bu nur, bilgilerin büyük bir kısmının
lışlık ve yanılgı ihtimali olmayan bil- anahtarıdır.‛ Gazali sezgi kavramını kullan-
gidir. Kalbe bu yönde farklı en küçük maz; buna karşın sözünü ettiği bilgilenme
bir ihtimal dahi gelmez. Aksine bu biçimi yukarıda sunduğumuz sezgi tanımına
yakinliğe, yanılgı ve yanlışlıktan uzak birebir uymaktadır. Bilginin dolaylı olan istid-
olma güveninin eşlik etmesi gerekir. lal sürecinden geçmeden Allah’tan doğrudan
...Güven içinde olunmayan hiçbir bil- gelmesi, süreç içinde azar azar değil de bir-
gi kesin bilgi değildir.‛ denbire olması gibi özellikler sezginin temel
Görüldüğü gibi Gazali kesin bilgi ta- özellikleridir. Bu sezgi kişinin kendinden
nımında şüphe ve yanlışlık ihtimalinin bu- kaynaklanmadığı, Allah’tan geldiği için Gaza-
lunmamasına vurgu yaptığı gibi, kesin bilgi- li’deki sezginin Tanrısal sezgi olduğu açıkça
nin psikolojik bir boyutu olduğuna da vurgu anlaşılmaktadır.
yapmakta ve bu bilginin güven duygusu Gazali, ‘nur’un niteliğine ilişkin açık-
vermesi gerektiğinin altını çizmektedir. Bu lama denemesinde Kur’an-ı Kerim’den yar-
bağlamda Gazali’nin bilgi anlayışı ile Pla- dım almakta ve Hz. Muhammed’in görüşleri-
ton’un Theaitetos diyaloğundaki bilgi tanı- ne de başvurmaktadır. Kuran’da geçen ‘gön-
mında kısmi benzerlikler bulunmaktadır lün açılması’ ifadesi ‘nur’la ilgilidir. En’am
(Ağırman&Türkmetin, 2012: 199). Ancak Ga- ayetinde ‘Allah her kimi doğruya erdirmek
zali’nin kesin bilgi tanımı, Farabi’nin kesin isterse onun göğsünü İslam’a açar’ geçen
bilgi tanımı ile daha çok benzerlik taşımakta- ‘göğsünü açmak ifadesi, Hz. Muhammed’e
dır. Black’in makalesinde bahsedilen Farabi göre ‘O, Allah’ın kalbe bıraktığı bir nur-
epistemolojisindeki kesin bilginin altı koşulu, dur.’(Gazali, 2016: 13). Hz. Muhammed ‘gön-
Gazali’nin tanımındaki özelliklerle örtüşmek- lün açılması’nı ise ‘Aldatıcı dünya yurduna
tedir. Farabi’nin kesinlik için koştuğu şartlar; ilgi göstermeyip, ebediyet yurdu olan ahirete
inanma, doğruluk, bilme, zorunluluk, sonsuz- yönelmektir.’ şeklinde yorumlamaktadır.
luk ve arızi olmama idi (Black, 2006: 16). Yani Gazali’deki sezgi bilgisi olan nur iki
Description:İbn-i Sina ve Descartes'daki sezgi-akıl ilişkisinin ardından Gazali sezgiciliğinin dayandığı Intuition.http://w ww.etymonline.com/index.php?allow.