Table Of ContentAtatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sosyal Bilimler Dergisi Journal of Social Sciences
Sayı/Number 50, Haziran/June 2013, 115-142
EMEVİLER ZAMANINDA ERMENİSTAN TOPRAKLARINA YÖNELİK
İSLAM FETİHLERİ VE ERMENİSTAN’DA ARAP İDARE SİSTEMİNİN
KURULMASI
Islamic Conquests Towards Armenian Lands During Emevis And The
Establishment of Arabic Management System in Armenia
Erol KÜRKÇÜOĞLU
ÖZ ABSTRACT
Yüzyıllar boyunca birçok devletin ve Throughout centuries, Armenian lands
medeniyetin buluşma noktası olan Ermenistan which are the meeting point of many states
toprakları gerek siyasi gerekse iktisadi and civilizations are located on significant
anlamda önemli bir noktada yer alır. Bu point both politically and economically. The
coğrafyanın kuzey-güney, doğu-batı endeksli fact that this geography is situated in North-
yolların üzerinde yer alması da medeniyetler south, east-west based roads started the
arası etkileşimin kapısını aralamıştır. interactions between civilizations. That Arabic
Ermenistan topraklarında Arap varlığının existence started to be seen in Armenian
görülmeye başlaması, uzun bir süre Doğu lands was a glimmer of hope for the
Roma ve Sasanilerin zulümleri altında kalan Armenians who were oppressed by East-
Ermeniler için umut ışığı olmuştur. Zira Romans and Sasanians for a long time. For,
onların yaşamış oldukları kimlik karmaşası the identity crisis they experienced has
Arapların onlara tanımış oldukları hoşgörülü disappeared thanks to the tolerant policies of
politikaları sayesinde ortadan kalkmış bu Arabic people, and this helped Armenians to
durum Ermenilerin Arap yönetimini kolaylıkla accept Arabic management easily. Emevis’
kabullenmelerini sağlamıştır. Emevilerin occupation of Armenian lands in accordance
topraklarını genişletme siyasetleri with their policies of expanding their
doğrultusunda Ermenistan topraklarını ele territories caused the significant existence of
geçirmeleri bu coğrafyada Muaviye Arabic government in that geography starting
döneminden Abdülmelik dönemine kadar from Muaviye period till the period of
Arap etkisinin belirgin olarak yaşanmasına Abdulmelik. This study is about the
neden olmuştur. Bu makale Müslüman appreciation of Muslim Arabians towards
Arapların Ermenilere verdikleri değer ve onlar Armenians and the respect shown by them
üzerinden izledikleri siyaset sonucu kimliksel towards Armenians’ identity existence as a
varlıklarına duyulan saygıyı konu result of Arabians’ policies over Armenians.
edinmektedir.
Anahtar kelimeler: Emeviler, İslam Key Words: Emevıs, Islamic Conquests,
Fetihleri, Ermenistan, Arap idare sistemi Armenia, Arabic Management System
Doç.Dr.,AtatürkÜniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Elmek: [email protected]
116
SBD 50 Erol KÜRKÇÜOĞLU
Ermenistan toprakları1 tarihte birçok güçlü devletlerin arasındaki
sürtüşmelerde, komşu büyük devletlerin de ardı arkası kesilmeyen
mücadelelerinde, daima savaş alanı olmuştur. Ermenistan bu mücadeleler
neticesinde ya galip devletlerinin birinin eline düşmüş ya da savaşan
devletlerarasında taksim edilmişti. Bu büyük devletlerden bazılarının
zayıflamaları anında Ermeniler yeniden kısa bir süre için ya tamamen ya da
kısmen bağımsızlıklarına kavuşmayı başarmışlardır.2 Bilindiği üzere Ermenistan
kuzeyden güneye ve doğudan batıya doğru uzanan yolların üzerinde yer
almaktadır. Bu şartlar altında Ermenistan denilen bölgede, daimi bir hükümet
özellikle milli, mütecanis, devamlı ve kuvvetli bir Ermeni varlığını kabul etmek
imkânı yoktur.3
Araplardan önce bölgenin iki güçlü devleti olan Doğu Roma ve Sasanilerin
zulmü altında kalan Ermeniler, Müslüman Arapları ve hükümetini kolaylıkla ve
mukavemetsiz kabul ettiler. Zira Ortaçağ boyunca Doğu Roma ve Sasanilerin
bağnazlık ve zulmünden usanan Ermeniler, Müslümanların bölgeye getirdiği
şefkat ve adalete sığındılar. 4
M.S. 7. yüzyılda İslam dininin ortaya çıkmasından itibaren hilafeti elinde
tutan güçler dini doktrinin yayılması için devlet kurma ve fetih politikası
izlemişlerdir. Böylece Müslüman Arapların egemen oldukları coğrafyayı savaşlar
yoluyla genişletmeye başlaması sonucu Ortadoğu ve Ermenistan platosundaki
tarih radikal bir şekilde değişti. Arapların İran-Sasani Devleti’ni tamamen ele
geçirmesi ve Doğu Roma Devleti’nin batıya çekilerek savunma pozisyonu alması
ile Ermenistan çevresinde bölgesel dengeleri sağlayacak bir güç de kalmadı. Doğu
Roma ve Sasani Devletleri’nin güçten düşmesiyle, neredeyse tüm Ermenistan
bölgesi 9. yüzyıla kadar Müslüman Arap yönetimi altına girdi.5 Ermenistan’ı ele
1 Ermenistan sözü sınırları belirlenmiş olan ülke devlet değil, bir coğrafi arazi gibi kabul
edilmiştir. Anadolu’nun kuzey ve kuzeydoğusunu ihtiva eden ve bazı kaynaklarda ‚Yukarı Ülke‛
olarak adlandırılan bu bölgenin Ermeni toplulukları ile hiçbir alakası yoktur. Bu itibarla adı geçen
coğrafi yöre, bugün Ermeni olarak tanıdığımız toplumun kaderine bağlanamaz. Ermenilerin,
Ermenistan iddiaları zaman zaman ‚Coğrafi Bölge‛ olarak tartışılabilirlik kazanmış ise de, hiçbir
zaman ‚tarihi gerçek olmamış‛ ve mesnetsiz kalmıştır. (Bkz: Gafar Çakmaklı, ‚Ermeni Meselesi‛,
Tarihin İzi İle, Bakü, 2008 s. 17)
2 İbn-i Havkal, Suretu’l- Arz, Farsça Çev. Cafer Şiar, Tahran, 1365 Ş (1987 M.), s. 91-92.
3 Erol Kürkçüoğlu, Roma’dan Selçuklu İdaresine Ermeniler, Erzurum, 2005, s.10
4 Cihangir Zeynaloğlu, Muhteser Azerbaycan Tarihi, Bakü, 1992, s.17; Mirza Bala, Ermeniler ve
İran, Haz.Yavuz Ercan, Ankara, 1994, s.17; Yakût et-Homevi, Mucemu’l-Buldân, I, Beyrut, 1979,
s.161
5 Ayşe Övür, ‚Eskiçağ’da Kilikia Bölgesi’nde Armenia Kökenli Feodaller‛, Toplumsal Tarih, Sayı:
150, İstanbul, Haziran 2006, s. 76; Jean-Claude Cheynet, Bizans Tarihi, Çev: İsmail Yerguz,
Ankara, 2008, s.51-52.
117
Emeviler Zamanında Ermenistan Topraklarına Yönelik İslam Fetihleri SBD 50
geçiren Araplar, daha önce Sasani Şahânşah Hanedanı’nın Kafkasya ötesinde
(Mavera-yı Kafkasya) oynadığı rolü üstlenmişlerdi.6 Ermenistan’ın Müslümanların
eline geçmesi askeri nedenlerden çok, siyasal ve etnik nedenlerin bir sonucu idi.
İran’daki Sasani topraklarının Müslümanların eline geçmesinden sonra
Araplar şüphesiz Doğu Roma ile daha iyi mücadele edebilecekti. Zira Doğu
Roma çölden kopup gelen ve başlangıçta önem verilmeyen bu ordunun ele
geçirdiği yerleri tekrar geri almak için mücadele ediyordu. Artık İran tarafından
gelebilecek bir tehlike kalmadığı için Emeviler döneminde daha Muaviye b. Ebû
Süfyân’ın halifeliği zamanında Müslümanlar güçlerini daha ziyade kuzey ve
batıya yöneltmişlerdi. Çünkü batıda Doğu Roma İmparatorluğu kendisine komşu
olan İslam beldelerine saldırılar düzenliyordu.7
1. Muaviye ve Emevi Devleti’nin Kuruluşu
Kureyş kabilesinin Ümeyyeoğulları boyundan olan Muaviye, bu kabilenin
liderlerinden Ebû Süfyân b. Harb’ın oğludur. Babası Kureyş kabilesinden olup
Uhud ve Hendek savaşlarında komutanlık yapmıştır. Annesi ise Hz. Hamza’yı
öldüren Hind’dir. Mekke’nin fethinde Müslüman olan Muaviye b. Ebû Süfyân, bir
süre Peygamber Efendimizin kâtipliğini de yapmıştır.8 Muaviye’nin İslam Devleti
içindeki ilk siyasi kariyeri Hz. Ebubekir tarafından Suriye’ye gönderilen abisi
Yezid b. Ebu Süfyân’ın yanında 638 yılında başlamıştır. Onun bir veba salgınında
ölümü üzerine Muaviye, Hz. Ömer tarafından önce Ürdün, ertesi yıl da Dımaşk
(Şam) valiliğine tayin edilmiştir. Bu atamanın Yezid’in veliahtı olarak yapıldığı
yorumlarına annesi Hind’in ‚Muaviye kimseye veliaht olamaz! Bütün Arapları
toplasanız ve Muaviye’yi de içlerine atsanız istediği şeyi elde ederek aralarından
sıyırılıp çıkar‛ sözü ile siyasi kabiliyetinin yüksekliğine ve ailesi tarafından özel
olarak yetiştirildiğine dikkati çekmektedir.9
Hulefâ-i Raşidin döneminden sonra (632-661) Suriye’nin merkezi Şam’da
kurulan İslâm tarihinin bu ilk hanedan devleti adını kurucusu Muâviye b. Ebû
Süfyân’ın mensup olduğu Beni Ümeyye (Ümeyyeoğulları) kabilesinden almıştır.
Muaviye ve ondan sonraki iki halife bu kabilenin Süfyâni kolundan, diğer on bir
6 L. N. Gumilev, Eski Ruslar ve Büyük Bozkır Halkları, I, Çev: D. Ahsen Batur, İstanbul, 2003,
s.69.
7 Ziya Kazıcı, Müslüman Hıristiyan İlişkileri Tarihi, İstanbul 2011, s.72; Abdulhuseyn Zerrin Kub,
Şafak-ı İslam, Tahran, 1385 Ş, s. 87-98; Albert Hourani, Arap Halkları Tarihi, Çev: Yavuz Alogan,
İstanbul, 1997, s.53.
8 Mahfuz Söylemez, ‚Siyasi Tarih‛, İslam Tarihi El Kitabı, Editör: Eyüp Baş, Ankara, 2012, s. 327-
328; İhsan Süreyya Sırma, Hilafetten Saltanata Emeviler Dönemi, İstanbul, 2010, s.19-20.
9 Mustafa Demirci, ‚Muaviye’nin Liderlik Sırları‛, Derin Tarih, Sayı: 4, İstanbul, Temmuz 2012
s.59.
118
SBD 50 Erol KÜRKÇÜOĞLU
halife ise aynı ailenin Mervâni kolundandır. Mekke’nin fethine kadar Müslüman
olmamakla direnen Emeviler’in büyük çoğunluğu fetih esnasında başta reisleri
Ebû Süfyân (Muâviye’nin babası) olmak üzere diğer müşriklerle birlikte
İslâmiyeti kabul etmişlerdir. Muaviye, Hz Ali’nin 40 (661) yılında bir Hârici
tarafından şehit edilmesinden sonra, Suriye halkından ‚Emir’ül-Müminin‛
unvanıyla biat aldı. Hz Ali’nin yerine halife seçilen Hz. Hasan’ın Irak ordusuna
güvenememesi ve diğer bazı sebeplerle mücadeleden vazgeçerek kendisine biat
etmesiyle, 41 yılı Rebiyü’levvel ayının sonlarında (Temmuz 661) İslâm dünyasının
tamamını hâkimiyeti altına aldı, böylece yaklaşık doksan yıl Müslümanları idare
edecek olan Emevî Devleti’ni kurmuş oldu.10 Muaviye, M. 661 yılında İliya
(Kudüs) şehrinde halife ilân edildi. Onun hilâfet makamına geçişi üzerine Şam
şehri o sırada hudutları oldukça belirli bir duruma gelmiş bulunan İslâm
İmparatorluğu’nun başşehri haline geldi.11
Muaviye’nin tesis ettiği iktidar, sadece İslâm Halifeliği topraklarının
güçlendirilip sağlamlaştırılmasına değil, aynı zamanda ülkenin genişlemesine de
şahit olmuştur. Muaviye sadece bir hanedan sülâlesi müessesesi değil, aynı
zamanda Hz Ömer’den sonra İslâm Hilâfetini ikinci olarak yeni baştan kuran bir
devlet başkanıdır. 12
Muaviye ülkede siyasi istikrarı sağladıktan sonra uzun süreden beri
durmuş olan fetihleri yeniden başlattı. Bu fetihler üç ayrı cepheye yöneliyordu.
Bu cephelerden biri de, Doğu Roma hâkimiyetindeki Anadolu ve Ermenistan
cepheleri idi. Bu cepheler için Suriye orduları görevlendirilmişti. Gücünü,
kendisine samimi bir şekilde bağlı olan Suriye ordusundan alan Muaviye, İslâm
toplumunun içinde bulunduğu şartları iyi bir şekilde değerlendirerek kurucusu
olduğu devletin temellerini sağlamlaştırdı.13
10 İsmail Yiğit, ‚Emeviler‛, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 11, İstanbul 1995 s.87-88;
Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Çev: Fikret Işıltan, Ankara, 1991, s.109; Şehbenderzade
Ahmet Hilmi, İslam Tarihi, I, Dini Düşünce ve İslam, Haz: Ziya Nur Aksun, İstanbul, 1993, s.317;
A. A. Vasiliyev, Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çeviren: Arif Müfid Mansel, Ankara, 1943, s.271;
Gregory Abû’l Farac, Abû’l Farac Tarihi, I, Çev: Ömer Rıza Doğrul, Ankara, 1945, s.183; İbn Kesir,
El Bidâye Ve’n Nihâye Büyük İslam Tarihi, VIII, İstanbul, 1995, s.32-36; Mahmud Şakir, Hz.
Adem’den Bugüne İslam Tarihi, 3, Çev: Ferit Aydın, İstanbul, 1993, s.119; Patricia Crone, Ortaçağ
İslâm Dünyasında Siyasi Düşünce, Çev: Hakan Köni, İstanbul, 2007, s.110.
11 Philip K. Hitti, Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi, Çev: Salih Tuğ, I, İstanbul, 1995, s.301-308;
Hourani, Arap Halkları Tarihi, s.49; İbn Kesir, El Bidâye Ve’n Nihâye Büyük İslam Tarihi, VIII, s.
39-40; Speros Vryonıs, ‚Bir Dünya Varlığı Bizans‛, Cogito Bizans, Çev: Zarife Biliz, Sayı: 11,
İstanbul, 1999, s.40.
12 Bernard Lewis, Tarihte Araplar, Çev: Hakkı Dursun Yıldız, İstanbul, 2000, s. 91-93.
13 Yiğit, ‚Emeviler‛, TDVİA, 11, s.89.
119
Emeviler Zamanında Ermenistan Topraklarına Yönelik İslam Fetihleri SBD 50
2. Suriye Valisi Muaviye’nin Ermenilere Karşı İzlediği Siyaset
Ermenistan’daki Doğu Roma-Arap çekişmesinin yaşandığı bu ilk yıllarda
(640-650’li yıllar) Doğu Romalılar, Müslümanlara karşı kesin bir zafer
kazanamadılar. Müslümanlarla savaşmalarından değerli tecrübeler elde etmiş
olabilirler, fakat buna yönelik herhangi bir sonuç 640’lı ve 650’li yılların
bölgedeki askeri ve siyasal çekişmelerinde ortaya çıkmadı. Durum son derece
güvenilmezdi ve Doğu Romalıların Müslümanlara karşı etkili taktikler
geliştirmede ve Müslümanlara direnmek amacıyla halkın taahhüdünü kazanmada
başarılı olup olmayacakları belli değildi. Ermenistan’ın büyük kısmının
Müslümanların eline geçmesi, Doğu Roma’nın askeri ve siyasal liderliğinin
savunmasızlığı ve devam eden başarısızlığını ayrıca Ermeniler arasında eski
sorunların devam ettiğini göstermektedir.14
Hz. Osman döneminde Ermeni General Theodore Reshtuni ile imzalanan
anlaşmadan sonra, Ermenilerle ilişkiler her zaman dostane sürmemiştir. Ermeni
tarihçisi Sebeos, Müslümanlarla çok çetin savaşlar yapıldığına değinir. İlişkiler
daha olası Doğu Roma ittifakını önlemeye yönelik olan iki tarafın çıkarlarını göz
önünde bulunduran bir dengede sürdürülmüştür. Ancak Ermenilerin istikrarsız
tutumu ve özellikle Doğu Roma ile olan geleneksel bağları nedeniyle yapılan
anlaşma fazla uzun ömürlü olamamıştır. Özellikle Doğu Roma’nın buraya
müdahalesinin ardından Ermenistan’ın tamamını fethetmek için harekete
geçilmiş ve ordu Gürcistan’a kadar ilerleyip Tiflis’i ele geçirmiştir. Belazuri’nin
verdiği bilgilere göre Gürcistan üzerinde fetihlere devam eden Cerrah b.
Abdullah, Tiflis halkı ile de bir anlaşma imzalamıştır.15
Doğu Roma orduları ile Arap orduları arasında Fırat kıyısında yapılan bir
savaşta Theodoros Reshtuni’nin oğlu Vart, savaşın sonucunu belirleyecek bir
anda Doğu Romalılar’ın geriye çekilebilecekleri dubalı köprüyü kesti ve böylece
Arapların onları nehre dökmesini sağladı (653-654). Oğlunun bu ihanetinden
sonra Theodoros Reshtuni’ye Arapların himayesine geçmek kalıyordu. O da
derhal böyle yaptı. Suriye Valisi Muaviye böyle bir katılımın önemini anlayarak
Ermenistan’a mahalli muhtariyeti fazlasıyla gözeten serbest bir statü tanıdı.
Muaviye: ‚Kaç yıl olmasını isterseniz, sizinle benim aramda o kadar yıl anlaşma
olsun. Yedi yıl boyunca sizden hiç vergi almayacağım, ama yemine uygun olarak
siz ne isterseniz onu vereceksiniz. Ülkenizde 15. 000 süvari besleyip ihtiyaçlarını
karşılayacaksınız. Bu süvari birliğinin Suriye’ye gelmesini istemeyeceğim. Ama
gitmesini emrettiğim her yere gitmesini sağlayacaksınız. Kalelerinize emirler,
14 Walter E. Kaegi, Bizans ve İlk İslâm Fetihleri, Çev: Mehmet Özay, İstanbul, 2000, s. 298.
15 İsrafil Balcı, İlk İslam Fetihleri, Savaş-Barış İlişkisi, İstanbul, 2011, s.181.
120
SBD 50 Erol KÜRKÇÜOĞLU
Arap memurlar, tek bir süvari bile yollamayacağım. Ama hiçbir düşman
Ermenistan’a gelmemelidir. Eğer Grekler üzerinize yürürlerse istediğiniz kadar
yardımınıza birlik göndereceğim‛. Oluşan bu siyasi durum üzerine
Nakhararlardan (Ermeni derebeyleri) ve Piskoposlardan oluşan bir kurul
Theodore Reshtuni ve Patrik III. Nerses’in yönetimi altında Ermenistan’da
toplandı ve Muaviye’nin önerilerini kabul etti.16
Theodore Reshtuni ve diğer Ermenilerin Muaviye’ye bölgelerini terk
etmeleri gibi olaylarla ilgili tecrübeler muhtemelen pek çok firarın yaşandığı
Ermeni sınırındaki birliklerin güvenilmezlikleri hakkında İstanbul yönetiminde ve
Doğu Roma askeri komutasında endişe ve korkular giderek artmıştı. Gerçekte
Theodore Reshtuni’nin Ermenilerin sadakatlerini Muaviye’ye satması
muhtemelen Doğu Roma Ermeni kuvvetleri içerisindeki gerilimi artırdı. Doğu
Roma İmparatoru Herakleius’un (610-641) torunu II. Konstans (641-668)
Ermenistan üzerinde Doğu Roma kontrolünü tesis etmeye yönelik önemli bir
çabaya girmeye teşebbüs etti. Fakat Müslümanların idaresini tercih eden
Ermenilerle karşılaştı. Müslümanlar yerel halkla yeterli bağ kurdukları gibi, katı
Doğu Roma otoritesinin baskısı ihtimaline karşı yerel duruma yeterince adapte
olmuşlardı.17
3. Emevi Halifesi Muaviye ve Ermeniler
Suriye Valiliği sırasında gerek ülke içinde, gerekse Doğu Roma’ya karşı
siyasetiyle adından en çok bahsedilen şahıslardan biri olan Muaviye, halife
olduktan sonra gücünü daha da artırdı. Valiliği döneminde Doğu Roma’ya karşı
iç siyasi problemler nedeniyle ara verdiği kara ve deniz seferlerine halifeliğinin
henüz ilk yıllarında tekrar başladı ve aralıksız sürdürdü. Öyle anlaşılıyor ki ana
gayesi Doğu Roma’nın başkenti İstanbul’u almaktı.18
661’de Araplar Ermenistan üstünde hakimiyetlerini yeniden kurdular.
Halife Muaviye, Hamazasp Mamigonyan’ın kardeşi Prens Krikor Mamigonyan’ı
vali tayin etti. O da 662’den 685’e kadar Ermenistan’ı yönetti. Halifeden Krikor’u
başlarına geçirmesini isteyenler bölgedeki Nakhararlar ve Patrik III. Nerses’ti.
16 Rene Grousset, Hıstoıre De L’Armenie, Paris, 1947, s. 300-301; M. Aktok Kaşgarlı, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu Uygarlığına Giriş, Ankara, 1984, s. 14; The Armenian History Attributed to
Sebeos, taranslated with notes: R. W. Thomson, Historical Commentary: James Howard-
Johnston, Liverpool, 1999, s. 135-136.
17 Kaegi, Bizans ve İlk İslâm Fetihleri, s. 297-301; Georges I. Bratianui ‚La Mer Noire Des Origines
a la Conquete Ottomane‛, Acta Historica, IX, Monachii, 1969, s.155.
18 Cesim Avcı, İslâm-Bizans İlişkileri, İstanbul, 2003, s. 70; Julius Wellhausen, Arap Devleti ve
Sükûtu, Çeviren: Fikret Işıltan, Ankara, 1963, s.54.
121
Emeviler Zamanında Ermenistan Topraklarına Yönelik İslam Fetihleri SBD 50
Halifenin bu yaklaşımı şüphesiz Arapların hoşgörüsünü ve Ermenilere müspet
yaklaşımının göstergesidir. 19
Doğu Roma İmparatoru II. Konstans zamanında Arap ilerleyişi
durdurulamamış ve Ermenistan Arap orduları tarafından fethedilmiştir.
Böylelikle VII. Asrın ortalarından itibaren Ermenistan’da Arap hâkimiyeti dönemi
başlamıştır. Bu tarihe kadar bölge üzerinde Doğu Roma-Sasani mücadelesi yerini
Arap-Rum savaşlarına bırakmıştır.20
Muaviye’nin Doğu Roma Devletinin bir iç siyasi probleminde taraflar için
önemli bir unsur haline geldiği görülmektedir. 667-668 yılında devlete karşı
ayaklanmış bulunan Armeniakon Theması21 Strategosu Saborius general
Sergius’u Şam’a gönderip imparatora karşı Muaviye’den yardım istedi.
Karşılığında Doğu Roma’ya düzenleyeceği seferlerde kendisine yardımcı olacağına
söz veriyordu.22
Muaviye, hilafet makamında tek başına kalması üzerine23 İslami fetihlerin
yeniden başlaması ve her yerde ilerlemelerin kaydedilmesini de beraberinde
getirdi. Bunlardan biri de Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’da görüldü.
Çünkü Halife Muaviye’nin Kafkaslarla ilgili ilk işi Ermenistan, Gürcistan ve
Arrân’da24 Doğu Roma hâkimiyetini benimsemiş idarecilere (hâkimlere) birer
19 Grousset, Histoıre De L’Armenie, s.304-305.
20 El-Belâzuri, Futuhu’l- Buldan, Çev: Mustafa Fayda, Ankara, 1987, s.278-282; Ziya Bünyadov,
VII-IX. Asırlarda Azerbaycan, Bakü, 1989, s.103; Ebû Hanife Dineverî, İslam Tarihi, ‚el-Ahbar et
Tıvâl‛, Çev: Nusrettin Bolleli-İbrahim Tüfekçi, İstanbul, 2007, s.128; David Marshall Lang,
Armenia Craddle Of Civilization, Londra, Tarihsiz, s.176-178.
21 Armeniakan Theması: Doğu Roma İmparatoru Herakleios (610-641) İmparatorluğu
yepyeni temeller üzerine yeni baştan kurarak idari ve askeri reformları gerçekleştirmiştir. Bu
reformların en önemlisi ‚Thema Sistemi‛ adı verilen devlet reformu idi. Thema sürekli olarak
belirli bir yerde bulunan askeri garnizona verilen addı. Görevi bulunduğu toprakları savunmaktır.
‚Armeniak Theması‛ VII. Yüzyılda kurulmuştur. Konstantin Porfirojent’e göre bu thema
Ermenilerin bulunduğu yöreye yakın olması nedeniyle Armeniak adını almıştır. Bkz. İlber Ortaylı
Türkiye İdare Tarihine Giriş, Ankara, 1996, s. 33; Jean-Pierre Bodmer, ‚Selçuklular Anadolu’da‛,
Çev: Ali Osman Öztürk, Cogito Selçuklular, Sayı: 29, İstanbul, 2001, s. 33-34; M. Aktok, Kaşgarlı
‚Ortaçağ Ermeni Kaynakları‛ Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, Sayı: 5, İstanbul, Temmuz 1985, s.
57, W. Barthold, İslâm Medeniyeti Tarihi, M. Fuad Köprülü, Ankara, 1963, s. 95, Ostrogorsky,
Bizans Devleti Tarihi, s. 90.
22 Avcı, İslâm-Bizans İlişkileri, s. 70.
23 İbnü’l- Esir, El Kâmil Fi’t Tarih Tercümesi, III, Çev: Ahmet Ağırakça, İstanbul, 1986, s.412-416.
24 Arrân: Kür ve Aras nehirleri arasında yer alan Arrân’ın kuzeyinde Şirvan ve Şeki, güneyinde
Ermenistan ve Azerbaycan, güneydoğusunda ise Mugan vardır. Eski Yunan ve Romalılar devrinde
Albania adı verilen bölge, Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra Arrân (Errân) adını
almıştır. İslâm öncesi devirde Kafkas Albaniası’nın merkezini teşkil eden Arrân aslında bütün
Doğu Mavera-yı Kafkasya’yı içine almaktadır. Araplar Arrân’ı Halife Osman zamanında (644-
122
SBD 50 Erol KÜRKÇÜOĞLU
mektup göndererek bunları yeniden İslam hilafetini tanımaya çağırmak oldu.
Bunun üzerine belki başka çıkar yolları olmayan ve Müslümanlarla mücadeleyi
göze alamayan bölge idarecileri bu çağrıya olumlu cevap vererek, İslam
hâkimiyetine girmiş oldular. Böylece Kafkaslarda fazla uzun sürmeyen Doğu
Romalıların hâkimiyeti sona ermiş ve İslam hâkimiyeti yeniden kurulmuş
oluyordu. Bilhassa geçmişte Doğu Romalıların ağır vergi yükü ve mezhep baskısı
altında kalmış olan Ermeniler, İslam hâkimiyetini kendileri için daha uygun
buluyorlardı.25
662 yılında Emevi Halifesi Muaviye, Grigor Mamikonean’ı Ermenistan’a
vali olarak atadı. Buna karşılık Ermenilerde Emeviler’e vergi vermeyi kabul
ettiler. Böylelikle Ermenistan üzerinde hakimiyet tesis etmek amacıyla Doğu
Roma İmparatorluğu ile Emevi Devleti arasında meydana gelen bu ilk
mücadeleler Müslümanların zaferiyle sonuçlandı.26 Muaviye’nin Ermeniler
üzerinde hakimiyet kurmasının temel sebebi ise Doğu Romalıların mezhep farkı
yüzünden Ermenilere karşı yaptıkları ağır muamelelere, Ermenilerin tehcire
(zorla göçe), baskıya, şiddete maruz kalmaları karşısında, Ermeniler kendi
istekleri sonucunda Arap tabiiyetini kabul etmişlerdir.27
II. Konstans’ın ölümünden sonra Doğu Roma tahtı oğlu IV. Konstantinus
(668-685)’a kaldı. Onun iktidar dönemi de Müslümanların bitmez tükenmez
akınlarıyla geçti. Ancak Doğu Romalılar artık Müslümanlar karşısında eskisi
kadar çaresiz değillerdi. 674-678 yılları arasında İstanbul kuşatmasının Araplar
açısından hüsranla bitmesi Orta-Doğu’da yeni bir dengenin oluşmasına yol açtı.
Artık Emevilerle Doğu Romalıların hakimiyet alanı kati surette belirlenmişti.
Halifelikle Doğu Roma İmparatorluğu arasında varılan anlaşma uyarınca
Ermenistan üzerinde ortak hakimiyet hakkına sahip olacaklardı.28
Muaviye 680’de vefat ettiği zaman Emeviler bir imparatorluk halini
almıştı. Arabistan, Irak, İran, Suriye, Filistin, Güneydoğu Anadolu, Mısır,
Afrika’nın kuzeyi bu imparatorluk sınırları içinde idi.29
656) fethettiler, sonra burası Hazarlar tarafından ele geçirilmesine rağmen bilâhare tekrar
Arapların eline geçti. (Bkz: Abdülkerim Özaydın, ‚Arrân‛, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm
Ansiklopedisi, 3, İstanbul, 1991, s. 394; A. Zeki Velidi Togan, ‚Arrân‛, İslam Ansiklopedisi, I,
İstanbul, s. 596.)
25 Ali İpek, ‚İlk İslami Dönem Müslüman – Ermeni Münasebetleri‛, Dünden Bugüne Türk Ermeni
İlişkileri, Editörler: İdris Bal-Mustafa Çufalı, İstanbul, 2003, s. 25
26 Vahan M. Kurkjian, A History of Armenia, New York, 1958, s. 177, Kaegi, Bizans ve İlk İslâm
Fetihleri, s. 294, T.W. Arnold, İntişar-ı İslâm Tarihi, Ankara, 1982, s. 210.
27 Esat Uras, Tarihte, Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul, 1987, s. 72.
28 İzzet Çıvgın, Ortaçağ Tarihi, Ankara, 2008, s. 308.
29 Edward N. Luttwak, Bizans İmparatorluğu’nun Büyük Stratejisi, Çev: M. Efe Tuzcu, İstanbul,
2012, s.282-283; Kaşgarlı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Uygarlığına Giriş, s.13.
123
Emeviler Zamanında Ermenistan Topraklarına Yönelik İslam Fetihleri SBD 50
Bu kadar geniş topraklara hükmeden Muaviye, kurucusu olduğu Emevi
Devleti’nin şahsında İslam dünyasını bir bayrak altında toplamayı başarmıştır.
Gerçekten başta Muaviye olmak üzere ilk Emevi Halifeleri kendilerini evrensel
dünya imparatorluğuna dahil etmeye çalışmışlardır.30
İbn Haldun, ‚Tarih‛inde şunları söyler: ‚Muaviye’nin devleti ve onun
yaptığı işler Raşid halifelerin devleti ve onların yaptığı işlere eklenmelidir. Zira
Muaviye ve kurmuş olduğu devlet; fazilet, adalet ve sosyal yönden onları takip
etmektedir.‛31
Araplar, Muaviye’nin şahsında hükümdarlık kudretinin sembolünü
görmektedirler. Mes’udi’nin inancına göre Muaviye’den sonra işbaşına geçen
Emevi halifeleri, onun maharet derecesine ulaşamazlar, olsa olsa ancak onu taklit
edebilirlerdi. Sufyanîler’e mensup bu dahi hükümdara karşı duymuş oldukları az
yakınlığa rağmen Mervanîler Muaviye’nin devlet adamlığı vasfını takdirle
karşılamışlardır.32
Yaklaşık bir asırlık ömrüyle (661-750) Emevi iktidarı, bir devlet için kısa
sayılsa da genç İslâm Devleti için uzun sayılabilecek bir hâkimiyet kullanmıştır.
Olayın Emevi-Haşîmî mücadelesi yönü bir tarafa bırakıldığında dönemin fetihler
açısından son derece faydalı geçtiğini söyleyebiliriz.33
4. Muaviye Sonrası Emevi-Ermeni İlişkileri
Araplar’da saltanat geleneği yoktu. Fakat Muaviye, oğlu Yezid (680-683)
için bu ortamı hazırlamıştı. Yezid okumuş aydın takımınca beğeniliyorsa da, aşırı
dindarlar kendisinden hoşlanmıyorlardı. Yezid kuşkusuz onların iddialarını
gerçekleştirmek ve Peygamber soyunu başa geçirmek yolundaki çabalarını
önleyebilecek güçte görünmüyordu.34 Arap zihniyetine uymayan bir usûlü,
‚Hükümdarın daha hayatta iken bir veliahd seçmesi‛ usûlünü koyan ve bütün
itirazlara rağmen bunu tatbik eden Muâviye, bu suretle, Bizans tesiri altında
kaldığını açıkça göstermiş oluyordu. Fakat bu çok zeki, sabırlı ve ölçülü Halife,
devletini kurarken, asla mutlak ve müstebit bir hükümdar gibi hareket etmedi.
30 Nadia Maria El Cheik, Arapların Gözüyle Bizans, Çev: Mehmet Moralı, İstanbul, 2012, s.87.
31 Peygamber Efendimizin (S.A.V) Doğumundan-Günümüze İslam Tarihi, I, Yazanlar: İslâm
Araştırmaları Komisyonu (Mısır), İstanbul, 2010, s. 204.
32 Bahriye Üçok, İslâm Tarihi Emeviler-Abbasiler, Ankara, 1979, s. 38.
33 Murat Ağarı, İslâm Coğrafyacılığı ve Müslüman Coğrafyacılar (Doğuşu ve Gelişimi ve
Temsilcileri), İstanbul, 2002, s. 148.
34 Claude Cahen, Türkler Nasıl Müslüman Oldular, Çev: T. Andaç-N. Uğurlu, İstanbul, 2011, s. 55,
Naile Velihanlı, Arap Hilâfeti ve Azerbaycan, Bakü, 1993, s. 31; Crone, Ortaçağ İslâm Dünyasında
Siyasi Düşünce, s.110.
124
SBD 50 Erol KÜRKÇÜOĞLU
Arap kabilelerinin psikolojisini çok iyi bildiği için, eski halifelerin ananesinden
ayrılmadı. Müslüman Arapların eşrafı, Arap kabilelerinin reisleri, Mekke ve
Medine Aristokratları, muhtelif İslâm vilâyetlerinin temsilcileri ile daima sıkı
münasebetlerde bulundu. Suriye’nin fethinden beri Şam’da Valilik yaptığı için
muhiti çok iyi bilen, Doğu Roma’dan kalma yönetimi de ülke sathında uygulayan
Muaviye, Hristiyan halkın da büyük sevgi ve itimadını kazanmıştı35
Emevi yönetiminde Yezid b. Muaviye’nin ölümüyle meydana gelen otorite
boşluğundan istifade eden Ermenistan halkı tekrar ayaklandı. Fakat
Abdulmelik’in iktidara geçmesiyle otorite boşluğu giderilmiş oldu.36
685’de Abdülmelik (685-705) pek güçlükle karşılaşmadan babası
Mervan’ın yerine Emevi Hükümdarı oldu. Emeviler’in Mervani kolundan gerçek
anlamda ilk hükümdar olan Abdülmelik, Emevi Devleti’nin ikinci kurucusu
sayılır. Aynı zamanda hanedanın yönetim konusunda kuşkusuz en yetenekli
hükümdarıydı.37
Abdülmelik, yeni halife olduğu zaman her bakımdan çok parçalı bir
devletin başına geçmişti. Devleti eski sınırlarına kavuşturmak ve toplumsal
bütünlüğü sağlamak için çok uğraştı. Sonunda bu hedefine ulaştığı gibi fetih
hareketlerini kaldığı yerden tekrar başlattı.38
Emevi Halifesi Abdulmelik (685-705), 685 yılında Doğu Roma İmparatoru
II. Justinianos (685-695)’la bir anlaşma imzaladı. Yapılan anlaşmaya göre Arrân,
Gürcistan ve Ermenistan’dan alınan yıllık vergi Emeviler ile Doğu Roma arasında
bölünmeye başladı. Böylelikle Zakavkazya (Kafkas-Ötesi) her iki kudretli devlet
için nüfuz bölgesi haline geldi.39
685 yılında Doğu Roma ile Emeviler arasında yapılan barış antlaşması
sonrası, Emevi aleyhtarı Irak ve El-Cezîre40 uçlarındaki Ermeniler’in 686 yılından
35 W. Barthold, İslâm Medeniyeti Tarihi, Başlangıçla İzah ve Düzeltmeler; M. Fuad Köprülü,
Ankara, 1963, s. 130-131.
36 Ali Aksu, Mervan b. Muhammed ve Emevi Devleti’nin Yıkılışı, İstanbul, 2007, s.51-52.
37 Cahen, Türkler Nasıl Müslüman Oldular, s. 57.
38 Ali Aktan, İslâm Tarihi Başlangıcından Emevilerin Sonuna Kadar, Ankara, 2011, s. 283.
39 Bünyadov, VII- IX Asırlarda Azerbaycan, s. 103; D. M. Dunlop, The History of the Jewish
Khazars, New Jersey, 1954, s. 59-60; Şahin Uçar, Arapların Anadolu Seferleri, İstanbul, 2007,
s.143; Kevork Aslan, Armenia and the Armenians, Translated: Pierre Crabitesi New York, 1920,
s.61; H. Thorossian, Histoire De L’Armenie Et Du People Armenien, Paris, 1957, s.86.
40 Cezire: Cezire, Ceziretü Asûr, İklimi Asûr’da denilen bu bölge Dicle’nin doğusunda kalan
Meyyâfârikin (Silvan), Erzen, Siirt, Zap Havzası ve Fırat’ın batısındaki Adıyaman bölgesini içine
almaktadır. El-Cezîre, Anadolu-Irak-Suriye bölgelerini birbirine bağlaması itibariyle büyük bir
tarihi ve stratejik öneme sahiptir. (Ramazan Şeşen, ‚Cezire‛, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm
Ansiklopedisi, 7, İstanbul, 1993, s. 509.)
Description:edecek olan Emevî Devleti'ni kurmuş oldu.10 Muaviye, M. 661 yılında İliya . 661'de Araplar Ermenistan üstünde hakimiyetlerini yeniden kurdular.