Table Of ContentCilt 7
K Ü L T ÜR B A K A N L I ĞI VE T A R İH V A K F I ' N IN O R T AK Y A Y I N I D IR
Yıldız Sarayı Arabacılar Dairesi Barbaros Bulvarı 80700 Beşiktaş - İstanbul
Baskı: Ana Basım AŞ
İstanbul 1994
' Cilt: Numune Mücellithanesi
© 1993, 1994 Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı
Her hakkı saklıdır. Yazılar ve görsel malzemeler, izin alınmadan tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kullanılamaz.
Süreli yayınlarda kısa alıntılar, kaynak gösterilerek kullanılabilir.
ISBN 975-7306-00-2 (Takım) / ISBN 975-7306-07-X (VII. Cilt)
Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı'nm Ortak Yayınıdır.
TARİH VAKFI ADINA SAHİBİ
Prof. Dr. İlhan Tekeli
YAYIN KURULU
Prof. Dr. Semavi Eyice (Başkan)
Prof. Doğan Kuban (Başkan)
Nuri Akbayar, Çağatay Anadol
Ekrem Işın, Necdet Sakaoğlu
Orhan Silier, Özkan Taner
Prof. Dr. Zafer Toprak
YAYIN KOORDİNATÖRÜ
Çağatay Anadol
EDİTÖRLER
Nuri Akbayar, Ekrem Işın
Necdet Sakaoğlu, Oya Baydar
Doç. Dr. M. Baha Tanman, M. Sabri Koz
Dr. Bülent Aksoy, Prof. Dr. Afife Batur
Yalçın Yusufoğlu
YAYIN KOORDİNATÖRÜ YARDIMCISI
Ekrem Çakıroğlu
ARAŞTIRMA
Ayşe Hür
SON OKUMA
Sevil Emili İlemre
YAYIN SEKRETERİ
Canset Aksel
GÖRSEL EDİTÖRLÜK
Ferda Erentürk, Gül Gülbahar
Cengiz Kahraman
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Sevil Emili İlemre
GRAFİK TASARIM
Haluk Tuncay
DÜZELTİ
Nur Arıkan, Nuray Tekin
BİLGİİŞLEM - DİZGİ - UYGULAMA
Elif Doğancan, Saliha Bilginer
Filiz Bostancı, Nalan Cevizli, Esma Savaş
PLAN VE HARİTALAR
Prof. Doğan Kuban
Şebnem Kürşat, Zeynep Öncel
Cenk Sönmez
MALİ İŞLER KOORDİNATÖRÜ
Mustafa Yalçın Atalay
İDARİ MÜDÜR
Sayra Öz
TANITIM - REKLAM
Hülya Üstün, Nesrin Balkan
MUHASEBE - TİCARET - ABONE
Hasan Şenyer, Güngör Tekgümüş
Belgin Uçar, Asım Uçar
Fethi Yılmaz, Erol Uçar
OFİS HİZMETLERİ
Çetin Eşit, Hüseyin Özcan, Satılmış Şener
HARİTA BİLGİSAYAR HİZMETLERİ
Ful Ajans
İ S T A N B UL A N S İ K L O P E D İ Sİ Y A Z A R L A RI
/ Kasım 1994 tarihine kadar İstanbul Ansiklopedisi yazı ailesine katılanlar
Panayot Abacı, Aygül Ağır, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Tanju Akad, Şebnem Akalın, Nuri Akbayar, Dr. M. Rıfat Akbulut,
Gökhan Akçura, Fehmi Akgün, Doç. Dr. Günkut Akın, Doç. Dr. Nur Akın, Dr. Semiha Akpınar, Prof. Gazanfer Aksakoğlu,
Tülay Aksan, Atilla Aksel, Dr. Bülent Aksoy, Hatice Aksu, Hulki Aktunç, İrkin Aktüze, Fatma Akyürek, Prof. Filiz Ali,
Prof. Dr. Ali Alparslan, İ. Birol Alpay, Dr. Üstün Alsaç, Haşmet Altınölçek, Yener Altuntaş, Prof. Dr. Metin And, Dr. Robert Anhegger,
Çetin Anlağan, Prof. Dr. Ahmet Aran, Mümtaz Arıkan. Özdemir Kaptan Arkan. Hakan Arlı. Prof. Dr. Güven Arsebük.
Yar. Doç. Dr. Necla Arslan, Doç. Dr. Tülay Artan. Cem Atabeyoğlu, Dr. Meral Avcı, Dr. Sedat Avcı, Ruhi Ayangil, Pelin Aykut,
Dr. Çiğdem Aysu, Laleper Aytek. Tuna Baltacıoğlu, Rebii Baraz. Prof. Dr. Örcün Barışta. Vedat Başaran, Başar Başarır,
Prof. Dr. Afife Batur, Enis Batur, Selçuk Batur, Ümit Bayazoğlu. Oya Baydar, Sema Baykan, Prof. Dr. Turhan Baytop, Cengiz Bektaş
Doç. Dr. Murat Belge, Doç. Dr. Oktay Belli, Doç. Dr. Albrecht Berger, Ercüment Berker. Prof. Dr. Eşher Berköz, Fikret Bertuğ,
İncila Bertuğ, Can Binan, Çelen Birkan, Sula Bozis. Ali Esat Bozyiğit. Sevim Budak, Gülay Burgaz, Cengiz Can, Eray Canberk,
Doç. Dr. Turgut Cansever. Prof. Dr. Gönül Cantay, Yar. Doç. Dr. Oğuz Ceylan, Meltem Cingöz, Dr. Filiz Çağman, Serpil Çakır,
Deniz Çalışır, Raşit Çavaş. Prof. Dr. Kâzım Çeçen, Besim Çeçener. Bünyamin Çelebi, Rezan Çelebi, Doç. Dr. Atilla Çetin.
Fahrettin Çiloğlu, Tülay Çobancaoğlu, A. Vefa Çobanoğlu, Tülin Çoruhlu. Yar. Doç. Dr. Yaşar Çoruhlu, Prof. Dr. Mehmet Çubuk,
Krikor Damadyan, Saadettin Davran. Doç. Dr. Jak Deleon, Prof. Dr. Yıldız Demiriz. Prof. Dr. Işın Demirkent. Belgin Demirsar,
Celil Dinçer, Doç. Dr. Kriton Dinçmen, N. Esra Dişören, Ayhan Doğan, Yar. Doç. Dr. İsmail Doğan, Atilla Dorsay,
Prof. Dr. Emre Dölen, Dr. Mustafa Duman, Seza Durudoğan, Melih Duygulu, Zerrin Ediz, Ergün Eğin, Dr. Müfid Ekdal, Oktay Ekinci,
Güldeniz Ekmen, Doç. Dr. Edhem Eldem, Alev Eraslan. Bülent Erdem, Orhan Erdenen, Esra Güzel Erdoğan, Hülya Erdoğan, Kutluay
Erdoğan, Nilüfer Ergin, Atay Eriş, Özkan Eroğlu, Konur Ertop, Doç. Dr. Cengiz Emzun, Jak Esim, Prof. Dr. Ufuk Esin, Burçak Evren,
Prof. Dr. Semavi Eyice, Ferruh Gencer, Dr. Sinan Genim, Dr. M. Turgay Gökçen, Cavidan Göksoy, Uğur Göktaş, Gérard Groc, Nejat
Gülen, Çelik Gülersoy, Nairn Güleryüz. Gülbin Gültekin. Yar. Doç. Dr. Nergis Günsenin, Mehmet Güntekin. Aykut Gürçağlar.
Yar. Doç. Dr. Murat Güvenç, Korel Haksun, Ahmet Hezarfen, Doğan Hızlan, Ayşe Hür, Ekrem Işın, Vartuhi S. İbişoğlu,
Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Selim İleri, Prof. Dr. Halil İnalcık. Tuğrul İnançer, Doç. Dr. Gül İrepoğlu, Yaman Irepoğlu,
Esin Demirel İşli, E. Nedret İşli, H. Necdet İşli, Erhan Işözen. Arzu İyianlar, Nuri İyicil, Nihal Kadıoğlu, Doç. Dr. Cemal Kafadar,
Yegân Kahya, Fahrünnisa (Ensari) Kara, Zafer Karaca, Enis Karakaya. Aynur Karataş, Haluk Kargı, Haluk Karlık, Hâlenur Kâtipoğlu,
İ. Gündağ Kayaoğlu, Arslan Kaynardağ, R. Sertaç Kayserilioğlu. Prof. Dr. Haydar Kazgan, Prof. Dr. Ahmet Keskin, Füsun Kılıç,
Zülal Kılıç, Gül Kocaaslan, Hara Koç, Hülya Koç, Dr. Orhan Koloğlu. Prof. Dr. Emre Kongar, M. Sabri Koz, Cemal Kozanoğlu,
Prof. Doğan Kuban, Ayşe Yetişkin Kubilay, Cemil Kuntay, Hasan Kuruyazıcı, Mehmet Zeki Kuşoğlu, Turgut Kut, Onat Kutlar,
Banu Kutun, Silva Kuyumcuyan. Prof. Dr. Önder Küçükerman. H. Edouard LaGro, Kuvvet Lordoğlu, Dr. Banu Mahir,
Aslı Davaz Mardin, Deniz Mazlum, Ahmet Menteş, Herkül Millas, Prof. Dr. Nuri Muğan, Ahmet Mülayim, Prof. Dr. Selçuk Mülayim,
Emine Naza, Yar. Doç. Dr. Nevra Neciboğlu, Dr. Eckhard Neubauer, Christoph K. Neumann. Ali H. Neyzi, Mevlüt Oğuz,
Tarkan Okçuoğlu. Prof. Dr. Uber Ortaylı, Silvyo Ovadya. Prof. Dr. Ayla Ödekan. Dr. Nazan Ölçer, Sami Önal, Şebnem Önal,
Emine Önel, Prof. Dr. Ferhunde Özbay, Nilüfer Zeynep Özçörekçi, Doç. Dr. Mehmet Özdoğan. Prof. Dr. Metin Özek,
Ahmet Özel, Engin Özendes, Zeynep Tülin Özgen, Prof. Dr. Nazmiye Özgüç, Burcu Özgüven, Mevlüt Özhan, Kaya Özsezgin,
Fikret Özturna, Atila Öztürk, Gönül Paçacı, Günay Paksoy, Doç. Dr. İskender Pala, Kevork Pamukciyan, Ali Pasiner,
Alpay Pasinli, Yar. Doç. Dr. Sacit Pekak, Ersu Pekin, Famk Pekin, Brigitte Pitarakis. Dr. Eugenia Popescu-Judetz, Dimitri Rayconovski,
Prof. Dr. Günsel Renda, Mustafa Saka, A. Selçuk Sakaoğlu, Necdet Sakaoğlu, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Yar. Doç. Dr. Mehmet Sakınç.
Fatih Salgar, Yıldız Salman, Mert Sandalcı, Turgut Saner, Alparslan Santur, Prof. Dr. Nil Sarı, Kenan Sayacı, Mustafa H. Sayar,
Giovanni Scognamillo, Nuri Seçgin, Burhanettin Seri, Vağarşag Seropyan, Prof. Dr. Yıldız Sey, Dr. Tanju Oral-Seyhan, Lütfü Seymen,
Ziya Nur Sezen, Prof. Dr. Haluk Sezgin, Prof. Dr. Frederick Shorter, Orhan Silier, Selim Somçağ, Mustafa Sönmez, Necmi Sönmez,
Halim Spatar, Prof. Dr. Hande Suher, Yasemin Suner, Hilmi Zafer Şahin, Yüksel Şahin, Mahmut Şakiroğlu, Süleyman Şenel,
Prof. Dr. A. M. Celal Şengör, Ömer Faruk Şerifoğlu, İlhan Şimşek, Ayten Şan Şölen, Alin Talasoğlu, Nail Tan.
Doç. Dr. M. Baha Tanman, Cinuçen Tanrıkorur, Dr. Gülsün Tanyeli, Dr. Uğur Tanyeli, Prof. Dr. Mete Tapan, Tülay Taşçıoğlu.
Figen Taşkın, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Doç. Dr. Şirin Tekeli. Selcan Teoman, Fatma M. Tepeci, Dr. Hülya Tezcan, Aksel Tibet,
Prof. Dr. Taner Timur, Yavuz Tiryaki, Hale Tokay, Fikret Toksöz, Veysel Tolun. Prof. Dr. Zafer Toprak, Zehra Toska,
E. Nükhet Tuncer, Famk Tuncer, Doç. Dr. Mete Tuncay, Eser Tutel, Prof. Dr. Erol Tümertekin, Nalan Türkmen, Reşat Uca, Esin Ulu,
Süha Umur, Ümit Ünkan, Cemal Ünlü, Rasim Ünlü, Artun Unsal, Prof. Dr. Suat Ürgenç, Ali Suat Ürgüplü, Behzat Üsdiken,
Dr. Owen Wright, Asnu Bilban Yalçın, Prof. Dr. Faik Yaltırık. Zeynep Yasa Yaman, Necdet Yaşar, Doğan Yavaş,
Prof. Dr. Alaecldin Yavaşça, Doç. Dr. Yıldırım Yavuz, Hasan Yelmen, Mehmet Yenen, Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu.
Prof. Dr. Stefanos Yerasimos, Uzay Yergün, Prof. Dr. Şerare Yetkin, Doç. Dr. Nuran Yıldırım. Prof. Dr. Ahmet Yıldıza, Yalçın Yusufoğlu.
Hulusi Yücebıyık, Prof. Dr. Atilla Yücel, Erdem Yücel, Dr. İ. Aydın Yüksel, Dr. Thierry Zarcone, Vefa Zat
7 SİNAN PAŞA KOŞKU
kilmiş olan fotoğraflarından görüldüğü ka rerek, 1589-1591 arasındaki ikinci sadare
darıyla, saçak kısmının üzerinde bugünkü ti sırasında bu köşkü inşa ettirdi.
ne benzer ortasında bir tuğranın yer aldı Köşkün inşasına 998/1589-90'da baş
ğı şatafatlı bir alınlıkla taçlandırılmış bir landı ve 990/1590-91'de bitirildi. Fakat Ah-
korkuluk bulunmaktadır. Bu parça, günü med Refik tarafından yayımlanan belge
müzdeki korkulukta mevcut değildir. ler arasında yer alan köşkün yapımı için
Çeşme, Taksim'deki yerine monte edi- Gelibolu'dan Rum asıllı işçiler getirtilmesi-
lerken burada çeşmeyle uyumlu bir du ne dair 1001/1592-93 tarihli yazıya bir an
var düzenlemesi yapılmıştır. Bu düzenlen lam verilemez, çünkü 909/1590-91'de köş
meye göre, çeşme cephesinin her iki ya kün yapımı tamamlanmış idi. Köşkün ya
nında ve sivri kemerli nişler içinde üçer pımı, döşenmesi ve açılış töreni tarihçi Se-
adet çeşme daha yapılmıştır. Bunların lü lânikî Mustafa Efendi(->) tarafından ayrın
leleri olmayıp, hamam kurnalarını andıran tılı olarak anlatılmıştır.
tekneleri ise halen yerindedir. Bunlar, ta III. Murad, Marmara Denizi'ne engin
mamen afonksiyonel olup, çeşmeyle yer manzarası olan bu köşkü çok beğenmiş,
leştirildiği duvar arasında uyumu sağla hattâ Selânikî'nin ifadesine göre, "nolaydı
yan birer süsleme öğesi olarak tasarlan şu kasr Sarây-ı Âmire dâhilinde yapılmış
mışlardır. olaydı" diyerek bu derecede güzel bir ese
Bibi. Çeçen, Taksim-Hamidiye, 165-166; A. rin saray kompleksi içinde bulunmayışın
Egemen, İstanbul'un Çeşme ve Sebilleri, İst.. dan dolayı üzüldüğünü belli etmiştir. Açı
1993, s. 44-47; Unsal, Eski Eser Kaybı, 60; Yün- lışta burada ziyafetler verilmiş, köşkün ar
gül, Taksim Suyu, 47. kasındaki Kabak Meydanı'nda cirit oyun
HALUK KARGI ları yapılmıştır. III. Murad burayı çok sev
diğinden sık sık geliyordu. Hastalığının
SİNAN PAŞA KÖŞKÜ ilerlediği bir dönemde son defa geldiğin
Sinan Paşa Çeşmesi Bugün Topkapı Sarayı olarak adlandırılan de limana giren gemilerin attıkları toplar
Haluk Kargt, 1994 Saray-ı Hümayun sınırları içinde bulunan yüzünden, köşkün camlarının kırılması
Sinan Paşa Köşkü (veya Kasrı), genellikle üzerine bir vehme kapılarak buradan sö
kaynaklarda ve yayınlarda İncili Köşk ola ğüdü ve az sonra da öldü.
SİNAN PAŞA ÇEŞMESİ rak geçer. Köşkün mefruşatına dair 1704'te Mimar Sinan'dan sonra hassa mimarlı
Beşiktaş'ta Hasan Paşa Karakolu yanında yazılan bir listede ise buraya "Hasbağçe'de ğı makamına geçen Davud Ağa(->), 16.
ve Sinan Paşa Camii'nin karşısında iken Çayır Köşkü dimekle maruf Sinan Paşa yy'ın sonlarında Osmanlı-Türk mimarisinin
1938'de Barbaros Meydanı düzenlemesi Kasrı...1' denilmiştir. Topkapı Sarayı'nın en ünlü yapı ustalarından idi. Sadrazam Sinan
esnasında buradan sökülmüş, daha sonra dış sınırında, Bizans döneminden kalan Paşa, Çarşıkapı'daki medrese ve türbesini
bir kısmı Taksim Açıkhava Tiyatrosu'nun Marmara tarafı surları üstünde olan bu de ona yaptırmıştı. Davud Ağa, Marmara
karşısındaki duvara yeni bir düzenleme ile köşk III. Murad döneminde (1574-1595), tarafı surları üstüne bu köşkü inşa etmiş ve
monte edilmiştir. Sadrazam Koca Sinan Paşa tarafından yap onu taşıyan taş kemerlerin arasına küçük,
Orijinal hali, küp gövdeli ve iki yüzlü tırılarak padişaha sunulmuştu. Osmanlı ta zarif bir de çeşme eklemeyi ihmal etme
olan bu çeşme, tamamen mermer malze rihinde pek iyi bir şöhreti olmayan fakat mişti. Bu küçük eserin kitabesinde, Mimar
me kullanılarak yapılmış olup bir yüzü 1580-1596 arasında 5 defa sadrazam olan Davud Ağa'nm adı açık surette okunur:
Taksim Açıkhava Tiyatrosu karşısındaki Koca Sinan Paşa, sınırsız servetiyle devle Tasaıruflar kılub mimarı Davûd/Nice sa
bugünkü yerine monte edilirken, diğer yü tin pek çok yerinde vakıf eserler yaptırdı natlar etdi anda mevcud/İçüb bu çeşme
zü de Sular İdaresi'nin Feriköy deposun ğından, sarayı çeviren surlarm üzerinde de den bây ü gedâlar / İdeler şah-ı devrâne
da muhafaza edilmiştir. padişahm zevk alacağı bir yerde güzel ve dualar.
Çeşmenin antik dönem Roma zafer tak muhteşem bir köşk yaptırmayı uygun gö Bu çeşmenin bulunduğu yer, halkın ra-
larım anımsatan cephesi, eklektisist bir
yaklaşımla düzenlenmiştir. Arşitrav ve ol
dukça dışa taşkın olan saçak kısmını taşı
yan dört adet İyon başlıklı sütun, çeşmenin
gövdesinden tamamen bağımsızdır. Çeş
menin cephesinde açılan enli ve kare ke
sitli yatay derzler ise yapay bir doku farkı
yaratmaya yöneliktir.
Çeşmenin dikdörtgen bir niş içinde yer
alan aynataşı üzerinde, güney kursu, için
den çiçekler çıkan bereket boynuzu ve tü
ye dönüşmüş yaprak öğeleri bulunmak
tadır. Çeşmenin lülesi koparılmış ve gü
nümüze ulaşamamıştır. Tekne kısmı ise
sağlam bir vaziyettedir.
Çeşme kemerinin hemen üzerinde ve
tam ortada, üzerindeki yazıları tamamen
kazınmış oval bir çerçeve içinde tuğra bu
lunmaktadır. Kemerin her iki yanında ve
sütunların arasında kalan cephe yüzeyinde
ise birer adet su içme çeşmesi vardır. Bun
ların kemerleri ve çanakları istiridye for
munda tasarlanmıştır.
Bugün çeşmenin saçak kısmı üzerinde
görülen mermer korkuluk büyük bir olası
Hilair'in bir gravüründe Sinan Paşa Köşkü.
lıkla orijinal olmayıp, sonradan aslına ben
zetilerek yaptırılmıştır. 1938'den önce çe Gouffier, Voyage Pittoresque de la Grèce, Paris, 1822
bu örtü bir kubbe biçimindedir. Esas me
kânın dört köşesinde birer baca yükselir.
Jouannin'in gravüründe bunlara birer mi
nare görünümü verilmiştir. S. H. Eldem bir
takım tahminlere dayanarak, aslında köş
kün orta mekânının bir kubbe ile değil, ah
şap bir çatı ile örtülü olması gerektiğini ile
ri sürer.
Köşkün arka tarafında, şimdi demiryo
lunun geçtiği yerde bir revağm olduğu da
tahmin edilir. Yine S. H. Eldem, köşkün
önünde kıyıda evvelce bir rıhtım bulundu
ğunu da ileri sürmüştür. Buraya bazen ka
Sinan Paşa yıklarla gelindiğini ve hattâ bunların bağ
Köşkü'nün lanması için mermer sütun gövdelerinden
bugüne kalan babalar olduğunu belirttiğine göre, herhal
alt kısmı. de en azından uygun bir iskelesi de ol
Nurdan Sözgen, malıydı. Fakat 1817-1820 arasında J. N. Hu-
•1994 yot tarafından suluboya olarak yapılan re
simde, köşkün önünde muntazam bir rıh-
hatça kullanabileceği bir yer değildi. An te Sinan Paşa Köşkü'nün de yok edilme tım vardır ve kenarında bir dizi ağaç di
cak, kasır, Bizans döneminde şehrin ünlü sine yol açtı. Abdurrahman Şeref(-»), Galib kilmiştir.
manastırlarından birinin kalıntısının hemen Paşa'nın ser-kurenalıkta bulunduğu sırada,
Bibi. R. Demangel-E. Mamboury, Le Quarti
yanında ve buradaki Soteros Ayazması'nın "fazla masraflara sebep oluyor" diyerek bu
er desManganes, Paris, 1939; H. Tezcan, Top
üstünde bulunuyordu. Bu ayazmanın yor köşkleri yıktırdığını yazar. 1872'de başla kapı Sarayı ve Çevresinin Bizans Devri Arke
tu gününde şehrin Ortodoks halkının bu yan demiryolu inşaatı ile köşk yalnız temel olojisi, 1st., ty (1989); Tarih-iSelânikî, 289-292;
raya girmesine, kıyıdaki çakılların üzerin ve alt kısmı kalmak suretiyle ortadan kal Abdurrahman Şeref, "Topkapı Saray-ı Hüma
de toplanmasına, büyük bir hoşgörü ile dırıldı. yunu", TOEM, I (1326); istanbul Asar-ı Atika
Müzeleri, Topkapı Sarayı Müzesi Rehberi, İst.,
göz yumuluyordu. Bu yortu kutlanışı Yu Yüzyıl boyunca unutulmuş olarak ka
1933, s. 10; R. E. Koçu, Topkapu Sarayı, 1st., ty
nan ayaklanmasına kadar (1821) her yıl lan Sinan Paşa Köşkü, yakın tarihlerde, (I960), s. 227-230; Eldem, Köşkler ve Kasır
sürdürüldü. Padişahlar, köşkün pencerele 1964'te, o yıllarda Topkapı Sarayı Müze- lar, I, 143-171; Eldem-Akozan, Topkapı Sa
rinden Rum reayanın bu dini törenini 200 si'nde görevli yüksek mimar Muallâ An- rayı, 99; M. Erdoğan, "Mimar Davud Ağa'mn
yıldan fazla bir süre boyunca seyrettiler. hegger tarafından temizlendi ve basit bir Hayatı ve Eserleri", TM, XII (1955), s. 179-204,
Çeşme ancak bu kıyıya gelebilenlere hiz araştırma yapıldı. Bu çalışmanm sonunda bilhassa s. 190; S. Eyice, "Davud Ağa", DİA, IX,
24-25; (Altınay), Onbirinci Asırda, 5-6; Com
met ediyordu. Ayazma ise bir yüzyıl unu köşkün evvelce duvarlarını süsleyen 16. te de Choiseul-Gouffier, Voyage pittoresque
tulmuşken ve 1921-1922 yıllarında Fran yy'ın güzel, çimlerinden bir hayli parça bu dans l'Empire Ottoman..., (2. bas.), Paris,
sız işgal kuvvetleri tarafından yapılan kazı lundu. S. H. Eldem de mevcut kalıntılar ve 1842; Jouannin-van Garfer, Turquie, Paris, ty,
lar sırasında tekrar meydana çıkarıldı. eski resimlerin yardımıyla köşkün alt yapı levhalar kısmı; G. Necipoğlu, Architecture, Ce
Padişahlarından bazıları arada bu köş sının rölövesini ve üstteki esas köşkün res- remonial and Power, The Topkapı Palace in
the Fifteenth and Sixteenth Centuries, New
ke iniyorlardı. Dolayısıyla köşk 17. ve 18. titüsyon denemesini çizmiştir. Köşkün 19. York, 1991, s. 226-231, resim 131.
yy'larda eski ihtişamını koruyordu. Sedad yy'ın başlarındaki dış görünümü, J. B. Hi-
SEMAVİ EYİCE
Hakkı Eldem(->) kaynağını belirtmemek- lair'in(->), Choiseul-Gouffier'nin(->) büyük
le beraber, Topkapı Sarayı Arşivi'nde bu kitabındaki gravürlerde, Jouannin-van
lunduğu tahmin edilen 1704'te yazılan bir Garfer'in Osmanlı tarihine ait eserinin re SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ
belge yayımlamıştır. Bu uzun listede Sinan simler kısmında ve ilk defa Gülru Neci- Beşiktaş'ta Barbaros Bulvarı(->) ile Beşiktaş
Paşa Köşkü'nün içindeki eşya ve mefru poğlu'nun yayımladığı, J. N. Huyot'nun, Caddesi'nin birleştiği yerde Barbaros Anı-
şat ayrıntılı olarak bildirilir. Bu liste Sinan Paris'te Bibliothieque Nationale'deki su tı'mn(->) bulunduğu parkın karşısındadır.
Paşa Köşkü'nün iç ihtişamı hakkında ye luboya resminde görülebilir. Sadrazam Rüstem Paşa'nın kardeşi Kap-
teri kadar fikir verir. Fakat 18. yy'ın ikinci Köşk, Marmara tarafındaki Bizans surla tan-ı Derya Sinan Paşa'nın yaptırdığı bu
yarısında bu güzel binanın düşüşü başla rının önüne eklenen, kesme taştan kemer külliye cami, medrese ve şimdi yıkılmış
mıştı. Hattâ 18. yy'ın sonlarında, istanbul' li bir alt yapının üstüne oturuyordu. De olan çifte hamamdan oluşmaktadır. Bir
da Fransa Krallığı'nın bir elçisi varken, ih nize doğru açılan bu çifte kemerin arasın likte yapılmış olması gereken hamam cami
tilal hükümetinin gönderdiği temsilci, bu da ise çeşme yer alır. Bu kaidenin ve iki ile bir ortak kompleks teşkil etmeyecek ka
köşkte padişahın huzuruna çıkacağının bil yanındaki kanalların soldakinin bitiminde dar uzakta, bugün Dolmabahçe Sarayı'nm
dirilmesi üzerine, "harap bir güvercinlikte bir dizi halinde taş konsollar sıralanır. Çık dış avlusu sınırında Hayrettin Iskelesi'ne
kabul edilmeyi istemiyorum" diyerek yur manın yan cephelerinden Sarayburnu tara giden yolun başındaydı. Donanmalar sefe
duna dönmüştür. fında bir, Ahırkapı tarafında ise iki kemer re Beşiktaş önünden çıktıkları için bazı
Köşk, 18. yy'ın sonlarında ilk yapıldı bulunur. Choiseul-Gouffier tarafından ya kaptan paşaların konutları da Beşiktaş'ta
ğından beri bazı değişikliklere uğramış ol yımlanan, köşkü 18. yy'ın sonlarındaki du idi. Sinan Paşa yapı bitmeden ölmüş (1553),
makla beraber henüz eksiksiz durumda rumu ile gösteren J. B. Hilair'in çizdiği gra külliye ölümünden sonra bitirilmiştir. Arap
idi, fakat ihmal edildiğinden harap olmaya vürde bu kaidenin üstündeki cumba biçi ça kitabesi 963/1555'te bittiğini gösterir.
başlamıştı. II. Mahmud döneminde (1808- mindeki mekân, geniş saçaklı, ahşap çatı Aynı tarih avludaki şadırvanın uzun tarih
1839) Rumeli yakasının tercih edilmesi ile lıdır. S. H. Eldem'e göre, bu cumba son kitabesinde de vardır. Büyük bir olasılık
köşk iyice unutuldu. Zaten III. Osman dö radan ilave edilmişti ve ahşap praçollara la kendi camii yanında yapılmasını istediği
neminden (1754-1757) beri, Sarayburnu (eliböğründe) dayanıyordu. Dikdörtgen bi türbe burada yapılamamış, Sinan Paşa Üs
bölgesinde büyük bir sahilsaray komp çimindeki kagir esas mekân ortada kare bir küdar'da Mihrimah Sultan Camii naziresi
leksi uzanıyordu. Bu saray 18ö3'te yanmış, kiüe halinde yükseliyor ve bunu bir kubbe ne gömülmüştür. Hadîka'da avlusunda
az sonra da Rumeli demiryolunun Sirke- örtüyordu. Choiseul-Gouffier'nin gravü bulunan mektebin 1051/l64l-42'de Kösem
ci'ye getirilmesi tasarlandığında, Abdüla- ründe bu kubbe Osmanlı mimarisine ol Sultan(->) tarafından yaptırıldığı yazılmıştır.
ziz, demiryolunun tam sahilden ve sarayın dukça yabancı bir biçimde piramit şeklin Mektebin iç avlu ortasında olması söz ko
bahçesinden geçirilmesine izin vermişti. dedir. Halbuki Jouannin ve van Garfer'in nusu olamayacağına göre, vaktiyle cami
Bu izin, kıyıdaki kasır ve saraylarla birlik Osmanlı tarihine dair kitabındaki gravürde nin etrafında bir de dış avlu olduğu söy-
3 SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ
lenebilir. Caminin son cemaat mahallinin
namaz hacmine eklenerek, yapının karak
terinin bozulması, Hammer'in bazı notları
na göre 1749'da olmuştur. Burada caminin
son cemaat mahalline açılan duvarları, bü
yük taşıyıcı payandalar bırakılarak yıkıl
mış, son cemaat sütunları da kaldırılarak
avluya bakan yeni bir duvar örülmüş, bü
tün bu yeni bölüm bir ahşap örtüyle kapa
tılmıştır.
Bu caminin Sinan'ın mekân araştırmala
rı içinde ilginç bir konumu vardır: Üskü
dar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ve
Şehzade Camii'nde kubbeli-kare strüktür
şemasını deneyen Sinan, Topkapı'daki Ah-
med Paşa ve Sinan Paşa camilerinde kub-
beli-altıgen şemanın denemelerini yapmış
tır. Fakat Sinan'ın üslubunun gelişmesinde
ki ilginç bir özellik olan eski modelleri ye
niden yorumlama tutumunu burada da gö
rüyoruz. Sinan Paşa Camii, Edirne'deki Üç
Şerefeli Cami'nin planım, boyutsal ve oran
sal farklar dışında, tümüyle yinelemiştir.
Orta mekânı örten kubbe altıgen bir ayak
Sinan Paşa Külliyesi, Beşiktaş
sistemine oturur. Taşıyıcı sistemin hacim
Elif Erim, 1993/TETTVArşivi
içinde kalan öğeleri oldukça küçük boyut
lara indirgenmiştir. Yan açıklıklar ikişer
kubbe ile örtülüdür. Üç Şerefeli Cami'nin ve 12,60 m genişliğindeki kubbeyi de ge tıya dönüştürülmüş olması muhtemeldir.
enteryörü ile karşılaştırıldığı zaman, Sinan ometrik şeklinin bütün sadeliği ile âdeta is Avludaki mermer şadırvan özgündür. Med
Paşa Camii'nin içinde, klasik dönemin teyerek arkaik olan bir tutumla, bu dik rese odalarının arkasında helaların bulun
strüktürel deneyiminin getirdiği bir rasyo- dörtgenin üzerine basit bir kasnakla oturt duğu bir küçük avlu vardır. Sinan Paşa'mn
nalizasyon içinde, Edirne'de yeni denenen muştur. Kasnak pencereleri yayvan payan cami bitmeden ölmesi, yapının, çağının di
bir şemanın acemiliğinden çok farklı, bo dalar arasına yerleştirilmiştir. ğer yapılarına göre çok daha sade olma
yutları minimuma inmiş, kolayca kendini Camiyi aydınlatan pencere düzeni de sına neden olmuştur. Yapı taş ve tuğla al
tanıtan bir mekânla karşılaşılır. Ayakların Üç Şerefeli Cami'nin aynıdır. Sinan bu ca maşık, ucuz bir duvar tekniği ile inşa edil
çok küçük boyutlara indirgenmiş olması, mide de Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Ca miş, cami mekânı ise fazla süslenmemiştir.
Üç Şerefeli Cami'de olmayan mekân bü mii'nde olduğu gibi, son cemaat mahalli Bugünkü bezeme ve vitraylar yeni resto
tünlüğünü sağlamıştır. Üç Şerefeli Cami'ye nin önüne bir ikinci saçak eklemiş ve ca rasyonlarda yapılmıştır.
göre yapı boyutlarının çok küçük olması,
milerinde ilk kez avlu revakları arkasına Caminin kıble duvarının doğu tarafına
oradaki pencere düzeni uygulandığı halde
medrese odaları yerleştirmiştir. Yapının bitişik olarak yapılmış, inşa tarihi belli ol
bu enteryörü, Edirne'deki örneğe göre çok
son cemaat mahallinin cami iç mekânına mayan ve eski fotoğraflarda görülen mah
aydınlık yapar. Beş açıklıklı son cemaat
katıldığı dönemde bu medrese odalarının fil ya da meşruta 1936-1937'de Vakıflar
mahalli, ortada büyük ve derin bir aynalı
bazılarının ve belki de cami girişinin yı İdaresi tarafından yaptırılan tamirde yıktı
tonoz ve yanlarda ikişer kubbe ile örtülü
kılmış olması olasıdır. Avludaki revak dü rılmıştır. Caminin medresesi de ilk tasarım
dür. Bu camide Sinan'ın eski cami şema
zeni de özgün durumunu korumamakta ve daki gibi bitmemiş olabilir. 1970-1972'de
sını yineleme tutumu o kadar ileri gitmiştir
medrese odaları bugün çatı ile örtülü bu yapılan restorasyonda ise medrese odala
ki, bundan önceki yapılarında o kadar ge
lunmaktadır. Bunların özgün durumunun rının önü çirkin madeni bir doğrama ile
lişmiş dış yapı tasarımlarıyla karşımıza çı
diğer medreseler gibi, kurşun örtülü kub kapatılarak cami avlusu tümüyle karakteri
kan Sinan, burada Üç Şerefeli Cami'deki
beler şeklinde düşünülmüş ve Sinan Pa- ni yitirmiştir. Bu tamir esnasında, caminin
gibi, basit bir dikdörtgenler prizmasından
şa'nın ölümüyle basit bir çatı ile örtülmüş 19. yy'm seçmeci üslubu ile bezenmiş olan
oluşan alt yapıda hiçbir hareket yapmamış
ya da 1930'lu yıllardaki vakıf tamirinde ça- içi, klasik üslupta bir bezeme ile değişti
rilmiştir.
Sinan Paşa'mn cami ile birlikte yapılan
çifte hamamı caminin güneybatısında,
epeyce uzakta yapılmıştı. Tophane-Beşik-
taş yolu genişletilirken 1957'de yıktırılmış
tır. Denize doğru uzanan erkek ve kadın
lar hamamlarından, erkekler bölümüne ya
pının aksından, kadınlar bölümüne ise ona
dik batı cephesinden giriliyordu. Tromp-
lu kubbeli erkekler soğukluğunun ahşap
galerilerle hareketli enteryörü R. E. Ko-
çu'nun ilgili makalesinde Nezih'in bir eski-
ziyle gösterilmiştir. Eski haritalarda, kül
hanla birlikte 600 m2'lik bir alan işgal eden
bu çifte hamam, Koçu'nun betimlemesi
ne bakılırsa, sekizgen orta hacim ve dört
halvet ve eyvanlı erkekler sıcaklığıyla bo
yut ve plan olarak büyük bir olasılıkla, Si
nan'ın Samatya'da 1547'de yaptığı Yakub
Ağa Hamamı'na, benziyordu.
Koçu'nun Beşiktaş Deresi'nin altından
SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ 4
Kesme taştan inşa edilmiş olan yapılar top
luluğu klasik Osmanlı mimarisinin en gü
zel örneklerinden biridir.
Külliye binaları, asimetrik planlı bir av
lu içinde muntazam olarak yer alan medre
se, türbe ve sebilden oluşmaktadır. Tüm ya
pıları güney ve batı yönünden çevreleyen
dövme demir şebekeli kesme taş duvarlar
itinalı işçilik gösterir. Anacaddeye bakan
avlu duvarının, türbe hizasına gelen nokta
sında, yoldan geçenlerin dua etmeleri için
sivri kemerli, demir şebekeli, kemer alınlık
ları rozetli büyük bir açıklık bırakılmıştır.
Yine bu çevre duvarı ile medrese arasında
ki bahçe kısmı, daha sonra 18. yy'ın son
larında hazire haline getirildiğinden, duva
rın sekiz ünitelik bölümü yıktırılarak, barok
üslupta kemerlerle daha da yükseltilmiş ve
böylece bu kabirlerin dıştan görülebilme
si sağlanmıştır. Kemerlerin kilit taşları iri
motiflidir. Duvar üzerindeki bu iki farklı üs
lup kolayca fark edilmektedir. Sinan Paşa Külliyesi, Çarşıkapı
Külliyenin basık kemerli cümle kapısı Ertan Uca. 1994/TETTV Arşivi
O 5 t) 15 20 25m
da bu cephe üzerinde yer almaktadır, bi
raz ileride, cadde ile sokağın kesiştiği yer
Medrese odaları avlu tarafında, üzeri
Sinan Paşa Camii'nin restitüsyon planı: de sebil binası bulunur. Sokak içindeki ba
1. Kapalı kısmın özgün durumu, 2. silmeli bir kapı ve şebekeli pencerelerle
tı duvarına iki tane daha kapı açılmıştır, bir
muhtemel özgün giriş. 3. bugünkü durum. avluya açılır. Her odada ikişer niş, birer
tanesi sebilin, diğeri ise medrese ile türbe
Doğan Kuban ocak, doğu taraftaki köşe odalarda ise üçer
nin kapısıdır. Sebilin yanındaki girişin üs
niş. birer ocak bulunur.
tünde girift bir sülüs yazı ile "Bir hayva
Avludaki şadırvanın ortasında yine se
geçtiği bir köprünün yanında yapıldığı için na su veren yirmi sene, bir ağacı sulayan
kizgen ve mermerden yapılmış bir havuz
Köprü Hamamı diye adlandırıldığını söyle kırk sene, bir mümine su veren ise yetmiş
vardır. Doğudaki revağm orta kemeri altın
diği bu hamam, yıkıldığı sırada İskele Ha sene oruç tutmuş gibidir" anlamında ha-
da, çıkrık tertibatının mermerleri kırılmış
mamı olarak tanınırdı. Koçu 18 Temmuz dis-i şerif okunmaktadır.
bir su kuyusu bulunur, bunun yanında bir
1811'deki büyük bir sel felaketinde hama Medrese: Klasik Osmanlı tarzında yapıl
de mermerden mamul su teknesi yer alır.
mın su ile dolarak içeridekilerin boğulma mış olan medrese, dikdörtgen planlı, re-
sını İstanbul'da yankı uyandıran bir olay vaklı avlulu olup, yalnız üç taraftan öğren Türbe: Sinan Paşa Türbesi, klasik Os
olarak nakleder. ci odaları ile çevrilmiştir. Dershane, alışıl manlı türbeleri içinde en güzel örnekler
den biridir. Çevre duvarına yakın olarak
Bibi. R. E. Koçu, "Beşiktaş İskele Hamamı". İS mışın dışında olarak, yatık vaziyette med
inşa edilen türbe külliyeye hâkim unsur
TA, V, 2579-2580; (Konyalı), Abideler. 95-96: D. reseye bitiştirilmiştir, dershane revağı hem
Kuban. "Beşiktaş'ta Sinan Paşa Camii", Mimar medreseye, hem de dershaneye girişi sağ durumundadır. Onaltıgen form gösteren
lık ve Sanat, (196ı), s. 112-115; Kuran. Mimar bina kesme taştan yapılmıştır. Yapının dı
lar. Revaklı avluyu üç yönden çevreleyen
Sinan, 97-99; Müller-Wiener, Bildlexikon. 419. şım, saçak kısmının altında her taraftan çe
öğrenci hücreleri on altı adet olup kare
DOĞAN KUBAN viren stalaktitli bir korniş süsler. Kornişin
planlıdırlar. Kubbeyle örtülü olan bu oda
üstünde, palmetlerin yan yana gelmeleriy
lar avluya birer pencere, dışarıya ise altlı
SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ le oluşmuş bir friz bulunur. Türbenin her
üstlü iki sıra pencere ile açılmaktadır. Alt
Eminönü İlçesinde, Beyazıt, Çarşıkapı'da takiler söveli, üsttekiler de sivri kemerli ve yüzünde iki sıra halinde pencereler açıl
Yeniçeriler Caddesi ile Bileyiciler Soka- alçı şebekelidir. Baklavalı başlıklı on dört mıştır, üst sıradakiler yuvarlak kemerli ve
ğı'nın kesiştiği noktada yer alan bu külliye, adet sütun ile taşınan pandantifli revak alçı şebekelidir, bir pencere, bir sağır pen
Sadrazam Koca Sinan Paşa tarafından kubbeleri iç taraftan tuğla örgülü, dıştan cere şeklinde düzenlenmiştir. Birer atlama
1002/1593'te Mimar Davud Âğa'ya yaptırıl kurşun kaplıdır. Revak kubbeleri hücre- lı olarak açılan alt sıra pencereleri de siv
mıştır. "Yemen Fatihi'' olarak tanınan Koca lerinkinden daha küçük boyuttadır. Yine ri kemerli ve mermer ajurludur. Üstteki ke
Sinan Paşa'nın (ö. 1596) büyük bir imarcı revak kubbelerini taşıyan kemerlerin ara merlerin hepsi kırmızı-beyaz taşlarla işlen
olduğu bu külliyenin yamsıra İstanbul'da, larında yer alan üçgen boşluklarda birer miştir. Türbenin basık kemerli kapısının
Anadolu, Suriye ve Rumeli'nin çeşitli yer tane çörten açılmıştır ki, bunlar toplam on önünde beş adet kare sütunun taşıdığı bir
lerinde pek çok hayratı tespit edilmektedir. dört tanedir. sundurma yer alır. Kapının etrafını ince
kornişler çevirmektedir, kemerin üstünde
Medresenin dikdörtgen iç avlusunun
mermer pano bulunmakta, ancak herhan
ortasında sekizgen planlı bir şadırvan bu
gi bir kitabe yer almamaktadır.
lunur, şadırvanın çatısı klasik Osmanlı üs
lubunda baklavalı başlıklı sekiz sütun ile İç mekânda her köşede beşgen payeler
taşınır. Medresenin batısında bulunan ders üzerinde siyah mermerden stalaktitli baş
hane, erken devir Osmanlı mimarisinde lıklar yerleştirilmiştir. Kubbe göbeğinde
çok görülen ters "T" planını andırmaktadır. yuvarlak bir madalyon içinde, siyah zemin
İki sütun ve bir payeye oturan dilimli ke- üzerine beyaz sülüs yazı ile ayet (Zümer
merleriyle üç gözlü revağa sahiptir. Bu re- Suresi, 55) okunmaktadır.
vakların iki bölümü kubbe, diğeri de to Türbenin kubbesi esas mekândan daha
nozlu örtülüdür. Dershanenin duvarları bir küçük çapta uygulanmış, bunun altında
sıra taş, üç sıra tuğla ile alternatif olarak iş ikinci bir saçak oluşturulmuştur..İçinde üç
lenmiştir. Mekânı örten tromplu kubbe se tane ağaç sanduka ile iki tane mermer la
kizgen kasnak üzerine oturmuş olmasıyla hit bulunan türbe çok bakımsız ve harap
klasik form gösterir, kubbe içindeki kalem vaziyettedir.
işi dekorlar son devre aittir. Sebil Külliyenin tam köşesinde yer alan
5 SİNAN-I ATİK
sebil, çevre duvarının dışına taşmaktadır. mann tarafından da benimsenmiştir. M.
Yerden yarım metre yükseklikteki mermer Gedeon ise Sinan Paşa Mescidi olan ka
platform üzerinde sekizgen form gösterir. lıntının Petrion'daki Ayios İoannes Pródro
Klasik stildeki stalaktitli başlıklı sütunlar mos Kilisesi olabileceğini iddia etmiştir.
yapıyı yüzeylere ayırır, her yüzey sivri ke Ancak bina I. Basileios döneminde (867-
merli ve altta demir şebekeli, üstte ise mer 886) yaptırıldığına göre. mevcut şapelin
mer ajurludur. Aralarındaki mermer pa mimarisine ters düşmektedir. Nihayet A.
nolara yine girift sülüs yazı ile yazılmış 16 M. Schneider, Gül Camii(->) yanında ol
mısralık kitabe kartuşları yerleştirilmiştir. duğu ve 13-14. yy'larda yeniden kuruldu
Külliyenin, Sadrazam Koca Sinan Paşa ğu bilinen Evergetes Manastırına ait bir
tarafından 1593'te, Hassa Başmimarı Da- parça olabileceğini iddia etmiştir. Son yıl
vud Ağa'ya yaptırıldığını bu kitabeden öğ larda R. Janin. tekrar Paspatis ile Mordt-
reniyoruz. Avludan sebile bir geçit vardır, mann'ın hipotezine dönerek, bu kalıntının
bu koridorun kapısı üstünde, lacivert ze -çok ihtiyatlı bir ifade kullanarak- Ayia Ju
min üzerine altın yaldızla "Ve sakâhum liana Kilisesi olabileceğine işaret etmiştir.
Rabbuhum şarâben tahûrâ" ayeti okunur. Her ne olursa olsun, bu bina alt kısmı bel
Bu geçitin iki tarafında su hazneleri bulun ki daha eski olmakla beraber, bilhassa ap
maktadır. Sebil dıştan geniş saçaklı bir ça sisinin üst kısmı ile tamamen Paleólogos
tı ile örtülüdür. Hanedam(->) dönemi özelliklerine sahiptir.
Bu şapel kalıntısı, 16. yy'da I. Süleyman
Dershane ve medrese bakımlıdır, günü
(Kanuni) döneminde (1520-1566) ünlü sad
müzde Balkan Türkleri Dayanışma ve Kül
razam Rüstem Paşa'mn kardeşi Kaptan-ı olan bu mescit, 1918 yangınından sonra
tür Derneği ile İlim ve Edebiyat Eseri Sa
Derya Sinan Paşa (ö. 1553) tarafından mes hiçbir izi kalmayacak surette kaybolmuştur.
hipleri Meslek Birliği (ÎLESAM) tarafından
kullanılmaktadır. cide çevrilmiştir. 1546 tarihli İstanbul Va Bibi. Ayvansarayî, Hadîka. I, 127, no. 28; Pas
kıfları Tahrir Defterihde adı geçmediği patis, ByzantinaiMeletai, 1st., 1877, s. 384-385
Bibi. A. Refik, Türk Mimarları, İst., 1937, s. 27
ne göre 1546'dan sonra ve Sinan Paşa' ve aradaki gravür; Mordtmann, Esquisse, 74,
vd; Ayvansarayî, Hadîka. II. 21; İnciciyan, İs
mn 1553'te ölümünden önce mescide dö no. 129; M. Gedeon, Byzantionon heortolo-
tanbul, 23; K. Çelebi. Tuhfetü 'l-KibarfîAs
gion, 1st., 1899, s. 52, not 2 ve 202; Schnei
habı l-Bihâr, İst., 1141, s. 97 vd: T. Öz. "Top- nüşmüş olmalıdır. Ayvansarayî ise Hadî
der, Byzanz, 72 ve levha 8; J. P. Richter, Qu
kapı Sarayı Müzesinde Yemen Fatihi Sinan Pa ka 'da mescidin sadece kiliseden çevrilmiş
ellen der byzantinischen Kunstgeschichte, s.
şa Arşivi", Belleten, S. 37, s. 171-193; Selânikî olduğunu ve Kaptan Sinan Paşa'nın vakfı 245-246; J. Pargoire. "Le couvent de l'Evergé-
Mustafa Efendi. Tarih-i Selânikî. II, İst.. 1989. olduğunu bildirir. tés a Constantinople". Echos d'Orient, IX
s. 581 vd.
Mescit. 19. yy'da bu bölgedeki büyük (1906). s. 228-232; Janin, Eglises et monestères.
DOĞAN YAVAŞ 508-510 (Evergetes Manastırı hakkında), s.
yangınlardan birinde harap olarak, bir da
259-260 (Ayia İuliana Kilisesi hakkında); Zi
ha ihya edilmeden kalmıştır. Paspatis'in 19. ya. İstanbul ve Boğaziçi, II, 62; A. M. Schnei
SİNAN PAŞA MESCİDİ
yy'ın ikinci yarısında hazırlanan kitabın der. "Mauern und Tore am Goldenen Horn",
Fatih ilçesinde, Küçükmustafapaşa'da Aya da, Galanakis tarafından çizilen ve litograf Nachrichten d. Akad. Göttingen, 1950, s. 75; S.
Kapısı'nın iç tarafında, evler arasında he ya olarak basılan gravürde (1877), harap Eyice. Son Devir Bizans Mimarisi, 1st., 1980 (2.
men hemen kaybolmuş durumdadır. halde ve üstü açık olarak gösterildiğine gö bas.), s. 52-53. levha 90-95; Müller-Wiener,
Bildlexikon, 198-199; Th. F. Mathews, Early
Çok küçük eski bir Bizans kilisesinden re, daha o yıllarda kaderine bırakılmış du churches, 260-261; Fatih Camileri, 202.
(şapel) çevrilmiş olan mescit tuğlalarının rumda idi. Belki Ağustos 1782'de Gül Ca SEMAVİ EYİCE
renginden dolayı Kızıl Mescit olarak da ad mii yakınından çıkan yangında veya da
landırılır. Yapının hangi eski Bizans kili ha yakın bir ihtimal ile 1833'te yine Ciba- SİNAN PAŞA SEBİLİ
sesi veya şapeli olduğu bilinmez. Dış du li Kapısı civarında başlayan yangında ha
bak. SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ
varlarında görülen taş ve tuğla süsleme rap olmuştur. Sahipsiz kalan bu tarihi ese
ler, 13. yy'ın sonlarına ve 14. yy'ın ilk ya rin etrafına bitişik olarak ve hattâ üstüne
SİNAN PAŞA TEKKESİ
rısına ait olduğunu gösterir. Belki de da yoğun biçimde evler yapılmıştır. 1972'de
bak. NECCARZADE TEKKESİ
ha büyük bir dini yapının müştemilatı da doğu tarafında 4,50x5,50 m ölçülerinde yer
olabilir. A. G. Paspatis bu şapel kalıntısının altında tonozlu bir mahzen bulunmuştur.
SİNAN-I ATİK
Ayia Iuliana en to Petrio Kilisesi olabile W. Müller-Wiener'e göre, komşusu şapel
ceğini yazmış, sonraları bu görüş Mordt- ile bağlantısı bulunmayan bu kalıntı belki (?, ? -1471, İstanbul) Mimar,
bir Bizans evinin bodrumu olabilir. "Azadlı Sinan", "Eski Sinan" olarak da
Uzunluğu, apsis çıkıntısı hariç. 12 m ka tanınır. "Atik" sözcüğü "eski" yanında "azat
dar olan bu binanın tam ve doğru bir planı edilmiş" anlamına da gelir. Tam adı Sina-
çizilememiştir. Herhalde yan duvarları, de neddin Yusuf bin Abdullah'tır.
ğişik malzeme ve teknikten anlaşıldığına Hıristiyan asıllı olduğu konusunda gö
göre burası mescide çevrildiğinde tamir rüş birliği vardır. Ancak Rum olduğu yo
görmüştür. Apsisin dış cephesinde 13-14. lundaki savlar doğruluk kazanmamıştır.
yy'ların üslubuna uygun olarak tuğladan Nasıl yetiştiği konusunda da bilgi yoktur.
yapılmış süslemeler görülür. Bunların ara İstanbul'un fethinden sonra saray mimarlı
sında bir meander motifi ile süslü geniş bir ğına getirildiği sanılmaktadır. Bu görev
friz dikkati çeker. Apsisin yukarı kısmında deyken 1463'te yapımına başlanıp 1470'te
ise nişlerin içindeki alınlıklarda yine tuğla tamamlanan Fatih Külliyesi'nin(->) mimar
dan zikzak motifler bulunuyordu. Aynı lığını yapmıştır. Külliyenin tamamlanma
teknikte işlenmiş benzeri tuğla süslemeler sından sonra tutuklanmış ve hapisteyken
Fenarî Isa Camii'nin güney bölümü ile Ese- ölmüştür. Kaynaklar Fatih Camii'nin kub
kapı Mescidi olan binada da görülür. Sinan besini Ayasofya'dan daha alçak yaptığı için
Paşa Mescidi yakınında bazı Bizans duvar II. Mehmedîn (Fatih) gazabına uğradığı
kalıntıları tespit edilmiştir. Sinan Paşa'nın nı ve bu yüzden tutuklandığını yazarlar.
Beşiktaş'ta Mimar Sinan yapısı külliyesin Sinan-ı Atik'in Aralık 1464 ve Eylül 1469
den başka (bak. Sinan Paşa Külliyesi), Gu- tarihli iki vakfiyesinden istanbul'da hayli
reba Hastanesi yakınında Yenibahçe'de bir taşınmazı olduğu, Fatih'te bir de zaviye
mescidi daha vardı. İlgi çekici bir minaresi kurduğu öğrenilmektedir. Ölümünde ken-
SİNANÎLİK 6
di yaptırdığı Yavuzselim'deki Kumrum nib Efendi'nin 1307/1889-90 tarihli Mec-
Mescit'in haziresine gömülmüştür. Bu mes mua-i Tekâyâ'smda. ise Eyüp'teki Ümmî Si
cit Mimar Atik Sinan Mescidi olarak da ta nan Tekkesi'nden "Pîşvây-ı tarikat-ı Aliy-
nınır. Ölümünden sonra yerine Ayas bin ye-i Sinaniyye" olarak söz edilmektedir.
Abdullah(->) geçmiştir. İstanbul'da Sinanîliğin faaliyet göster
Bibi. İ. H. Konyalı, Fatih'in Mimarlarından diği tekkeler şunlardır:
Azadlı Sinan, İst., 1953; Sicill-i Osmanî, III, Ümmî Sinan Tekkesi: Topkapı-Şehremi
103; Ayvansarayî, Hadîka, I, 171; Öz, İstanbul ni arasında, Arpa Emini Mahallesi'nde bu
Camileri, I, 94; Ayverdi, Fatih III, 439; (AJtınay),
lunan bu tekke 958/1551'de Pir İbrahim
Mimarlar, 23-24; Anonim, Tevarih-i Âl-i Os
man, İst., 1946, s. 160-1Ö3; Fatih Camileri, 155. Ümmî Sinan tarafından kurulmuş, 1320/
İSTANBUL 1902'de Hatice Atiyetullah Hanım tarafın
dan yeniden inşa ettirilmiş, Cumhuriyet
SİNANÎLİK döneminde ortadan kalkmıştır. Ümmî Si
nan'ın vefatında tekkenin postuna dama
Halvetîliğin, İbrahim Ümmî Sinan (ö. 1568)
dı ve halifesi Halepli Arap Şeyh Şerif Meh-
tarafından İstanbul'da kurulmuş olan kolu.
med Efendi (ö. l6l4) ile torunu (kızının
Sinanîliğin piri olan Şeyh İbrahim Üm oğlu) "Ümmîsinanzade" olarak tanınan
mî Sinan'ın hayatı, tasavvufi kimliği ve Şeyh Cedd Hasan Efendi (ö. 1677) geçmiş,
menkıbeleri hakkında çeşitli kaynaklarda Cedd Hasan Efendi ayrıca Pazar Tekke-
dağınık ve birbiriyle çelişen bilgiler yer si'nin de ikinci postnişini olmuştur. Dev
almakta, henüz bu hususta, söz konusu rinin ileri gelen musikişinaslarından Şeyh
bilgilerin sentezim oluşturacak nitelikte il Hasan Efendi'nin aynı zamanda Divan-ı
mi çalışmalar bulunmamaktadır. Doğum İlahiyat sahibi bir tasavvuf şairi olduğu, ay-
yerinin Prizren çevresi, Bursa veya Kara nca Mecâlis-iSinaniye, Künûzü'l-Hakâyık
man olduğuna dair farklı rivayetler vardır. fîRumûzü 1-Dakâyık ve Fezâilü 'ş-Şuhûr
Bazı kayıtlar Bursalı olma ihtimalini güç rak faaliyete geçen 5 tekkeden ancak 3 ta adlı eserler kaleme aldığı tespit edilmekte
lendirmekte, diğer taraftan Sinanîliğin, İs nesinde Sinanî meşihatının devam edebil dir. Birbirine komşu olan bu iki Sinanî tek
tanbul dışında Anadolu'da hemen hiç ta diği, diğer ikisinin zamanla başka tarikatla kesinin meşihatı 18. yy'm sonlarına kadar
nınmamasına karşılık Rumeli'de çok yay rın denetimine geçtiği tespit edilmektedir. Ümmîsinanzade ailesine mensup şeyhler
gın olması Ümmî Sinan'ın Prizren civarın Sinanîliğin şehrin topografyası açısından (Hüseyin Hüsameddin Efendi [ö. 1734],
da doğmuş olabileceğini düşündürmekte da belli bir çerçeve ile sınırlı kaldığı, biri Mustafa Efendi [ö. 1766] ve Hasan Efendi
dir. Medrese tahsili görmüş, âlim bir kişi dışında diğer bütün tekkelerin suriçinde- [ö. 1795D tarafından müştereken yürütül
olmasına rağmen gördüğü bir "mana" (ta ki mahallelerde (Osmanlı dönemindeki ta müş, 1795'te Şeyh Hasan Efendi'nin vefa
savvuf terminolojisinde manevi işaret içe birle "nefs-i İstanbul'da") yer aldığı ve söz tı üzerine Ümmî Sinan Tekkesi'nin postu
ren rüya) üzerine, Hz Muhammed'in, mu konusu tarikat kolunun, faaliyetlerini, özel na Nizamî Şeyh Mustafa Efendi (ö. 1799),
alliminin ancak Allah olduğu anlamını ifa likle Topkapı-Şehremini ekseninde yoğun arkadan Şeyh Mustafa Zekâî Efendi (ö.
de eden "ümmî" sıfatını kendisine lakap laştırdığı dikkati çeker. Bu arada tarikatın 1812) geçmiştir. Şeyh el-Hac Hasan Sima-
olarak aldığı nakledilmektedir. merkezini oluşturan âsitanenin tekkeler vî'nin halifesi olan Üsküdarlı Mustafa Ze
Şeyh İbrahim Ümmî Sinan, Halvetîliğin, den hangisi olduğu hususu da yeterince kâî Efendi'nin aslında Halvetîliğin Şabanî
"Orta Kol" olarak anılan Ahmedî (Yiğit açıklık kazanmamıştır. İstanbul'daki diğer koluna mensup olduğu, ancak aynı za
başı) kolunun kurucusu, "Yiğitbaş Velî" la tarikat pirlerinden farklı olarak, Ümmî Si manda Sinanîlikten de icazetli bulunduğu
kaplı Şeyh Ahmed Şemseddin Marmara- nan'ın, bizzat tesis ettiği ve hayatı boyun anlaşılmaktadır. Bu tarihten itibaren "Zekâî
vî'nin halifelerinden Şeyh İzzeddin Kara- ca şeyhlik yaptığı tekke yerine, halifelerin Tekkesi" ve "Zekaîzade Tekkesi" adlarıy
manî'ye intisap ederek kendisinden hilafet den birisinin tekkesinde gömülmesi muh la da zikredilmeye başlayan Ümmî Sinan
almış, 16. yy'm ortalarına doğru İstanbul'a temelen Sinanîlik'te "âsitane" ile "pir maka Tekkesi M. Zekâî Efendi'nin neslinden ge
gelmiş, Topkapı'da 958/1551'de kurduğu mı" statülerini haiz iki farklı merkezin doğ len şeyhlerin denetiminde bir Sinanî-Şaba-
tekkesinde irşat faaliyetlerini yürütmüş, ve masına yol açmıştır. Nitekim II. Mah- nî merkezi olarak faaliyetini sürdürmüş
fatında, halifelerinden Nasuh Dede'nin mud'un kızlarından Saliha Sultan'ın 1249/ tür (bak. Ümmî Sinan Tekkesi).
1834'teki düğününe davetli şeyhler ara
Eyüp'te tesis ettiği tekkeye defnedilmiş-
tir. Bursalı M. Tahir Efendi, Manisa'daki sında "Şehremini kurbünde Ümmî Sinan Pazar Tekkesi: Topkapı'da, Arpa Emi
Muradiye Kütüphanesi'nde Risale-i Şeri- Asitanesi şeyhi Zekaîzade Hasan Efendi' ni Mahallesi'nde, Pazar Tekkesi Sokağı'nda,
fe-i îstanbulî Ümmî Sinan adında bir ese nin" adı geçmekte, Bandırmalızade A. Mü- Ümmî Sinan Tekkesi'nin yakınında yer alan
rini gördüğünü belirtmektedir. Yunus Em
re üslubunu devam ettiren, duru Türkçe
ile kaleme aldığı tasavvufi içerikli şiirlerin
den birçoğu bestelenmiş ve tekkelerde
yüzyıllar boyunca okunagelmiştir. Özellik
le Erenlerin sohbeti elegiresi değil/İkrar
ile gelenler mahrum kalası değil ve Sey
rimde bir şehre vardım / Gördüm sarayı
güldür gül mısraları ile başlayan ilahileri
çok ünlüdür. Türbesi halen önemli bir zi-
yaretgâh olma özelliğini sürdürmektedir.
"İstanbul merkezli" bir tasavvuf ekolü
olan Sinanîlik sosyokültürel açıdan da (ayi
ni, erkânı, teşrifatı vb) Osmanlı başkentine
has özellikler sergiler. Ancak Halvetîliğin,
İstanbul'da tekkelerin kapatılmasına (1925)
kadar varlığını sürdüren diğer ana kolla
rına (kuruluş sırasıyla Sünbülîlik, Şabanîlik,
Uşşakîlik ve Cerrahîlik) oranla Sinanîliğin
daha az yayılmış olduğu, bu kola bağlı ola-