Table Of ContentCilt 5
K Ü L T ÜR B A K A N L I ĞI VE T A R İH V A K F I ' N IN O R T AK Y A Y I N I D IR
ISTANBUL
A N S İ K L O P E D İ Sİ
Yıldız Sarayı Arabacılar Dairesi Barbaros Bulvarı 80 700 Beşiktaş - İstanbul
Baskı: Ana Basım AŞ
İstanbul 1994
Cilt: Numune Mücellithanesi
© 1993, 1994 Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı
Her hakkı saklıdır. Yazılar ve görsel malzemeler, izin alınmadan tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kullanılamaz.
Süreli yayınlarda kısa alıntılar, kaynak gösterilerek kullanılabilir.
ISBN 975-7306-00-2 (Takım) / ISBN 975-7306-05-3 (V. Cilt)
Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfi'nın Ortak Yayınıdır.
TARİH VAKFI ADINA SAHİBİ
Prof. Dr. İlhan Tekeli
YAYIN KURULU
Prof. Dr. Semavi Eyice (Başkan)
Prof. Doğan Kuban (Başkan)
Nuri Akbayar, Çağatay Anadol
Ekrem Işın, Necdet Sakaoğlu
Orhan Silier, Özkan Taner
Prof. Dr. Zafer Toprak
YAYIN KOORDİNATÖRÜ
Çağatay Anadol
EDİTÖRLER
Nuri Akbayar, Ekrem Işın
Necdet Sakaoğlu, Oya Baydar
Doç. Dr. M. Baha Tanman, M. Sabri Koz
Dr. Bülent Aksoy, Prof. Dr. Afife Batur
Yalçın Yusufoğlu
YAYIN KOORDİNATÖRÜ YARDIMCISI
Ekrem Çakıroğlu
ARAŞTIRMA
Ayşe Hür
SON OKUMA
Sevil Emili İlemre
YAYIN SEKRETERİ
Canset Aksel
GÖRSEL EDİTÖRLÜK
Laleper Aytek, Gül Gülbahar
Cengiz Kahraman
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Sevil Emili İlemre
GRAFİK TASARIM
Haluk Tuncay
DÜZELTİ
Nur Arıkan, Nuray Tekin
BİLGİİŞLEM - DİZGİ - UYGULAMA
Gülderen Rençber, Saliha Bilginer
Filiz Bostancı, Nalan Cevizli, Esma Savaş
PLAN VE HARİTALAR
Prof. Doğan Kuban
Şebnem Kürşat, Zeynep Öncel
Cenk Sönmez
MALİ İŞLER KOORDİNATÖRÜ
Mustafa Yalçın Atalay
İDARİ MÜDÜR
Sayra Öz
TANITIM - REKLAM
Hülya Üstün, Nesrin Balkan
MUHASEBE - TİCARET - ABONE
Pervin Mutlu, Güngör Tekgümüş
Belgin Uçar, Asım Uçar, Fethi Yılmaz
OFİS HİZMETLERİ
Erol Uçar, Hüseyin Özcan
Satılmış Şener
HARİTA BİLGİSAYAR HİZMETLERİ
Ful Ajans
İ S T A N B UL A N S İ K L O P E D İ Sİ Y A Z A R L A RI
1 Temmuz 1994 tarihine kadar İstanbul Ansiklopedisi yazı ailesine katılanlar
Panayot Abacı, Aygül Ağır, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Tanju Akad, Şebnem Akalın, Nuri Akbayar, Dr. M. Rıfat Akbulut,
Gökhan Akçura, Fehmi Akgün, Doç. Dr. Günkut Akın, Doç. Dr. Nur Akın, Dr. Semiha Akpmar, Atilla Aksel, Dr. Bülent Aksoy,
Hulki Aktunç, İrkin Aktüze, Fatma Akyürek, Prof. Filiz Ali, Prof. Dr. Ali Alparslan, İ. Birol Alpay, Dr. Üstün Alsaç, Haşmet Altınölçek,
Yener Altuntaş, Prof. Dr. Metin And, Dr. Robert Anhegger, Çetin Anlağan, Prof. Dr. Ahmet Aran, Mümtaz Arıkan, Hakan Arlı,
Prof. Dr. Güven Arsebük, Doç. Dr. Tülay Artan, Cem Atabeyoğlu, Dr. Meral Avcı, Dr. Sedat Avcı, Ruhi Ayangil, Pelin Aykut,
Dr. Çiğdem Aysu, Laleper Aytek, Tuna Baltacıoğlu, Rebii Baraz, Prof. Dr. Örcün Barışta, Vedat Başaran, Başar Başarır,
Prof. Dr. Afife Batur, Enis Batur, Selçuk Batur, Oya Baydar, Prof. Dr. Turhan Baytop, Cengiz Bektaş, Doç. Dr. Murat Belge,
Doç. Dr. Oktay Belli, Doç. Dr. Albrecht Berger, Ercüment Berker, Prof. Dr. Eşher Berköz, Fikret Bertuğ, İncila Bertuğ,
Can Binan, Çelen Birkan, Sula Bozis, Ali Esat Bozyiğit, Sevim Budak, Gülay Burgaz, Cengiz Can, Eray Canberk,
Prof. Dr. Gönül Cantay, Yar. Doç. Dr. Oğuz Ceylan, Meltem Cingöz, Dr. Filiz Çağman, Serpil Çakır, Raşit Çavaş,
Prof. Dr. Kâzım Çeçen, Besim Çeçener, Bünyamin Çelebi, Rezan Çelebi, Doç. Dr. Atilla Çetin, Fahrettin Çiloğlu, Engin Çizgen,
Tülay Çobancaoğlu, A. Vefa Çobanoğlu, Prof. Dr. Mehmet Çubuk, Saadettin Davran, Doç. Dr. Jak Deleon, Prof. Dr. Yıldız Demiriz,
Prof. Dr. Işın Demirkent, Belgin Demirsar, Celil Dinçer, Doç. Dr. Kriton Dinçmen, N. Esra Dişören, Ayhan Doğan,
Yar. Doç. Dr. İsmail Doğan, Atilla Dorsay, Prof. Dr. Emre Dölen, Dr. Mustafa Duman, Seza Durudoğan, Melih Duygulu, Zerrin Ediz,
Ergün Eğin, Dr. Müfid Ekdal, Oktay Ekinci, Güldeniz Ekmen, Doç. Dr. Edhem Eldem, Alev Eraslan, Bülent Erdem, Orhan Erdenen,
Esra Güzel Erdoğan, Hülya Erdoğan, Kutluay Erdoğan, Nilüfer Ergin, Atay Eriş, Özkan Eroğlu, Konur Ertop, Doç. Dr. Cengiz Eruzun,
Jak Esim, Prof. Dr. Ufuk Esin, Burçak Evren, Prof. Dr. Semavi Eyice, Ferruh Gencer, Dr. Sinan Genim, Dr. M. Turgay Gökçen, Cavidan
Göksoy, Uğur Göktaş, Gérard Groc, Nejat Gülen, Çelik Gülersoy, Nairn Güleryüz, Gülgün Gültekin, Yar. Doç. Dr. Nergis Günsenin,
Mehmet Güntekin, Aykut Gürçağlar, Yar. Doç. Dr. Murat Güvenç, Korel Haksun, Ahmet Hezarfen, Doğan Hızlan, Ayşe Hür,
Ekrem Işın, Vartuhi S. İbişoğlu, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Selim İleri, Prof. Dr. Halil İnalcık, Tuğrul İnançer,
Doç. Dr. Gül İrepoğlu, Yaman İrepoğlu, E. Nedret İşli, H. Necdet İşli, Erhan İşözen, Arzu İyianlar, Nuri İyicil, Nihal Kadıoğlu,
Doç. Dr. Cemal Kafadar, Yegân Kahya, Fahrünnisa (Ensari) Kara, Zafer Karaca, Enis Karakaya, Aynur Karataş, Haluk Kargı,
Haluk Karlık, Hâlenur Kâtipoğlu, İ. Gündağ Kayaoğlu, Arslan Kaynardağ, R. Sertaç Kayserilioğlu, Prof. Dr. Haydar Kazgan,
Prof. Dr. Ahmet Keskin, Füsun Kılıç, Zülal Kılıç, Gül Kocaaslan, Havva Koç, Hülya Koç, Dr. Orhan Koloğlu,
Prof. Dr. Emre Kongar, M. Sabri Koz, Prof. Doğan Kuban, Ayşe Yetişkin Kubilay, Hasan Kuruyazıcı, Mehmet Zeki Kuşoğlu,
Turgut Kut, Onat Kutlar, Banu Kutun, Silva Kuyumcuyan, Prof. Dr. Önder Küçükerman, Kuvvet Lordoğlu, Dr. Banu Mahir,
Aslı Davaz Mardin, Ahmet Menteş, Herkül Millas, Prof. Dr. Nuri Muğan, Ahmet Mülayim, Prof. Dr. Selçuk Mülayim, Emine Naza,
Yar. Doç. Dr. Nevra Neciboğlu, Dr. Eckhard Neubauer, Christoph K. Neumann, Mevlüt Oğuz, Tarkan Okçuoğlu,
Prof. Dr. İlber Ortaylı, Silvyo Ovadya, Prof. Dr. Ayla Ödekan, Dr. Nazan Ölçer, Emine Önel, Prof. Dr. Ferhunde Özbay,
Nilüfer Zeynep Özçörekçi, Doç. Dr. Mehmet Özdoğan, Prof. Dr. Metin Özek, Ahmet Özel, Zeynep Tülin Özgen,
Prof. Dr. Nazmiye Özgüç, Burcu Özgüven, Mevlüt Özhan, Kaya Özsezgin, Fikret Özturna, Atilla Öztürk, Gönül Paçacı,
Günay Paksoy, Doç. Dr. İskender Pala, Kevork Pamukciyan, Ali Pasiner, Alpay Pasinli, Yar. Doç. Dr. Sacit Pekak, Ersu Pekin,
Faruk Pekin, Brigitte Pitarakis, Dr. Eugenia Popescu-Judetz, Dimitri Rayconovski, Prof. Dr. Günsel Renda, Mustafa Saka,
A. Selçuk Sakaoğlu, Necdet Sakaoğlu, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Fatih Salgar, Yıldız Salman, Mert Sandalcı, Turgut Saner,
Alparslan Santur, Prof. Dr. Nil Sarı, Kenan Sayacı, Giovanni Scognamillo, Burhanettin Seri, Vağarşag Seropyan,
Prof. Dr. Yıldız Sey, Dr. Tanju Oral-Seyhan, Lütfü Seymen, Ziya Nur Sezen, Prof. Dr. Haluk Sezgin, Prof. Dr. Frederick Shorter,
Orhan Silier, Selim Somçağ, Mustafa Sönmez, Necmi Sönmez, Prof. Dr. Hande Süher, Hilmi Zafer Şahin, Yüksel Şahin,
Mahmut Şakiroğlu, Süleyman Şenel, Prof. Dr. Celal Şengör, Ömer Faruk Şerifoğlu, İlhan Şimşek, Ayten Şan Şölen, Alin Talasoğlu,
Nail Tan, Doç. Dr. M. Baha Tanman, Cinuçen Tanrıkorur, Dr. Gülsün Tanyeli, Dr. Uğur Tanyeli, Prof. Dr. Mete Tapan, Tülay
Taşçıoğlu, Figen Taşkın, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Doç. Dr. Şirin Tekeli, Selcan Teoman, Dr. Hülya Tezcan, Aksel Tibet, Prof. Dr. Taner
Timur, Yavuz Tiryaki, Hale Tokay, Fikret Toksöz, Veysel Tolun, Prof. Dr. Zafer Toprak, Zehra Toska, Doç. Dr. Mete Tuncay,
Eser Tutel, Prof. Dr. Erol Tümertekin, Nalan Türkmen, Reşat Uca, Esin Ulu, Süha Umur, Ümit Ünkan, Cemal Ünlü, Rasim Ünlü, Prof.
Dr. Suat Ürgenç, Ali Suat Ürgüplü, Behzat Üsdiken, Dr. Owen Wright, Asnu Bilban Yalçın, Prof. Dr. Faik Yaltırık, Zeynep Yasa Yaman,
Necdet Yaşar, Doğan Yavaş, Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça, Doç. Dr. Yıldırım Yavuz, Hasan Yelmen, Mehmet Yenen,
Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu, Prof. Dr. Stefanos Yerasimos, Prof. Dr. Şerare Yetkin, Doç. Dr. Nuran Yıldırım,
Prof. Dr. Ahmet Yıldızcı, Hulusi Yücebıyık, Prof. Dr. Atilla Yücel, Erdem Yücel, Dr. İ. Aydın Yüksel,
Dr. Thierry Zarcone, Vefa Zat
1 KIRKÇEŞME TESİSLERİ
KDRKÇEŞME TESİSLERİ
Kırkçeşme İsale Hattındaki Kemerler
Roma döneminde Konstantinopolis'e.su
getiren ilk isale hattının Hadrianus zama No Kemerin Göz Açıklığı Yi ksekliğı Uzunluğu Düşünceler
nında (117-138) yapıldığı bilinir. I. Cons- Adı Sayısı (m) (m) (m)
tantinus zamanında (324-337) ise Istranca-
1 Kirazlı Kemer 1 2 4,5 34 Kirazlı Bent kolu
lar'dan gelen çok uzun isale hattının bir bö
lümü veya tamamı yapılarak tarihi yarıma 2 Develioğlu K. 2 6,65-2,60 7,5 62,60 Topuz + Kirazlı
da bol suya kavuşmuştu. Belgrad Orma- 3 Alacahamam K. 1 2.55 7,5 32,50 Topuz + Kirazlı
m'nda bugünkü Kırkçeşme isale hattının 4 Çeşnigir=Yosunlu K. 1 2,65 7,30 44,70 Topuz + Kirazlı
bulunduğu yerdeki isale hattı ile sukemer-
5 Paşa Kemeri üstte 7
lerinin, I. Theodosius (hd 379-395) tara
(Balıkzade) altta 5 5 yol 12,40 102 Paşa Deresi
fından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.
1 yüksek dere 16,40
Geç Roma döneminde İstanbul'a su ge
tiren isale hatlarının hepsi şehri kuşatan 6 Kara Kemer 1 4,20 12,5 61,20 Doğu kolu
kavimler tarafmdan 7. yy'dan itibaren yı 7 Kovuk Kemer üst 21
kılmıştır. Bizans döneminde bunların bir (Kırık Kemer) alt 10 4-5,27 35 408 Üç katlı kemer
1
bölümü onarıldı ise de sonra hepsi harap en alt 4 Doğu kolu
oldu. Bizans döneminde şehir surlarının yan 12
dışında çok sayıda sarnıç yapıldı. 1204'te- 8 Ayvat veya Ortadere K. 5 4,20 8,30 195,15 Batı kolu
ki Latin istilasından sonra şehir şebekesi
9 Kurt Kemeri 1 5,25 14,21 305,40 Bau kolu
de tahrip edilince eski suyolları bir daha
10 Uzun Kemer üst 50
onarılamadı. İstanbul'un fethine kadar ge
alt 47 4,5-5,5 25 711 Batı kolu
çen süre zarfında, birkaç önemsiz isale hat
tının dışında, yeni bir isale hattı yapılmadı, 11 Mağlova Kemeri büyük 8 üst 13,45 İki katlı ana
şehrin suyu sarnıçlardan sağlandı. II. Meh- (Muallak Kemer) küçük 8 alt 16,75 36 258 kol üzerinde
med (Fatih) (hd 1451-1481), İstanbul'un 12 Güzelcekemer üst 11 29,5
fethinden hemen sonra şehre temiz su sağ (Gözlüce) alt 8 5,9 (tem.) 34,5 165 Ana kol
lamak amacıyla, eski suyollarının onarıl
13 Arpacı Kemeri 1 2,5 4,4 13« Cebeciköy kolu
masını, genişletilmesini ve yeni suyolları
nın yapılmasını emretmişti. Fethi takip e- 14 Cebeciköy Kemeri 1 1,5 5 10,50 Cebeciköy kolu
den yıllarda Fatih tarafından Fatih, Turunç- 15 Azizpaşa Kemeri 1 1,5 16,5 17« Cebeciköy kolu
luk, Şadırvan suyolları ile Beylik Suyolu ve 16 Delikkaya Kemeri 1 4,30 5,90 22,25« Cebeciköy kolu
bunların dağıtım şebekeleri yaptırıldı. Ay
17 Viran Kemer 1 (3,45) 7 20« Anakol Cebeciköy'de
rıca Bizans döneminde I. Theodosius tara
1,90 Güzelcek.'den sonra
fından yaptırıldığı sanılan ve tamamen yı
kılmış olan isale hattının Cebeciköy kolun 18 Kumrulu Kemer 1 1,90 7,85 24« Ana kol
dan Bozdoğan Kemeri(-») altındaki, yine 19 Sansüleyman Kemeri 1 1.5 5,20 16,10« Ana kol
Fatih tarafından yaptırılan sıra çeşmeler 20 Çiftlikönü Kemeri 1 6 5,30 18« Ana kol
arasındaki bölümü yeniden yapılır gibi
21 Kirazdibi Kemeri 1 1 4 17,8« Ana kol
onarıldı ve Cebeciköy kolu ile Balıklıha-
vuz'un suyu bu çeşmelere akıtıldı. Daha 22 Avludere Kemeri 1 3 5 17« Ana kol
sonra Mahmud Paşa, Bayezid ve Koca Mus 23 Uzunkoltuk Kemeri 1 3,5 5 16,5« Ana kol
tafa Paşa tarafından yeni suyolları yapıla
24 Bulakbaşı Kemeri 1 3.5 2,5 22,5« Ana kol
rak şehrin su ihtiyacı karşılandı.
25 Çiftekemer no.l 1 2 3.80 • 17,70« Ana kol
I. Süleyman (Kanuni) döneminde (1520-
1566) Osmanlı Devleti'nin sınırları üç kıta 26 Çiftekemer no.2 1 3,40 3,86 15,50« Ana kol
ya yayıldı ve alanı çok genişledi. Şehirde su 27 Balıklı Kemer 9 3,70-3,70 9,50 125« Ana kol
kıtlığı başladı. Atlara yüklenen su tulumla- 3,70-3
n ile satılan sular çok pahalandı. Kanuni su 3-2,90
kıtlığına kesin bir çare bulmak istiyordu. 3-3-3
Bir gün av amacıyla Kâğıthane Deresi ci 28 Valide Kemeri 4 2,80-3,20 5,10 28,80(*) Ana kol
varlarında gezinirken eski bir suyolundan
29 Dolap Kemeri 1 3,70 4,30 24,70/*) Ana kol
sızan suları görünce buradaki suları İstan
bul'a getirmenin mümkün olup olmadı 30 Keçe Suyu Kemeri 1 3,50 3,80 22,5« Ana kol
ğını araştırmak için bir komisyon kurdu, 31 Koyun Geçidi K. no.l 1 2 4,5 18 Ana kol
ayrıca Mimar Sinan'ı da bu işi incelemek
32 Koyun Geçidi K. no.2 1 2 6 14 Ana kol
le görevlendirdi. Sinan'ın Belgrad Ormam'n-
dan Bizans döneminde gelen sulan in 33 Sinekli Kemer 1 2 5,6 16,10« Ana kol
celedikten sonra, bunların İstanbul'a akı- (*) Engele kadar olan uzunluğu göstermektedir.
tılmasının mümkün olabileceğini, fakat
çok para sarf etmek gerektiğini bildirmesi
üzerine Kanuni derhal inşaata başlanması lan çıkacağını, bu yüzden su getirmenin narak söylentilere son verdi ve inşaatı de
nı emretti. uygun olmayacağını iddia etmesini Kanu vam ettirdi.
Devrin sadrazamı Rüstem Paşa ile ba ni dinlemedi ve inşaatın devam etmesi em Kırkçeşme Tesisleri'nin inşası hakkında
zı ileri gelenler bu suların İstanbul'a ge rini verdi. İnşaata başlandıktan sonra mu Tezkiretü 'l-Bünyan ve Tezkiretü 'l-Ebniye
tirilmesine muhalefet ettiler. Rüstem Pa halifler bu defa Sinan'ın bu işi becereme adlı, Sâî tarafından Sinan'dan naklen ya
şa, Sinan'ın emrine verilen su uzmanı Kiriz yeceğini, o bölgede yeterli suyun bulun zılan eserlerde, ayrıntılı bilgiler vardır. Ay
(Gürz) Nikola'yı hapsettirdi. Rüstem Paşa' madığım, sarf edilen paraların boşa gide rıca Eyyubî'nin Menakıb-ı Sultân Süley
nın İstanbul'a bol su getirildiği takdirde ceğini ileri sürerek padişahı bu işten vaz man Hân veya Risâle-i Padişahname ad
Osmanlı Devleti'nin çeşitli yerlerinden in geçirmeye çalıştılar. Kanuni Belgrad Orma- lı eserinde 1563'te yıkılan kemerlerden son
sanların İstanbul'a gelerek şehrin kalaba- nı'na baskın yaparak bizzat durumu tah raki onarımlar hakkında 58 sayfalık bilgi
lıklaşacağını, iskân ve beslenme zorluk- kik ettikten sonra Sinan'a iltifatlarda bulu verilmiştir. Tezkirelerin yazıldığı sırada Si-
KTRKÇEŞME TESİSLERİ 2
kemer üzerinden geçerek şehir sularının
dışında Eğrikapı Maksemi'ne ulaşır. Bura
da debi ölçümleri yapıldıktan sonra şeh
re iki galeri ile su verilir. Ana galeri Boz
doğan Kemeri'nin altında, Tezgâhçılar Ca
mii karşısındaki Tezgâhçılar Maksemi'ne
girer, oradan bir kol Tahtakale'ye, diğeri
Gedikpaşa üzerinden Sultanahmet Mey
danındaki Ayasofya Kubbesi'ne ulaşır.
Eğrikapı Maksemi'nden çıkan ikinci ga
leri Sulukule üzerinden, Haseki Hastane
si civarından Yedikule'ye gider.
Kırkçeşme Tesisleri, şehrin 34 m'den
daha alçakta olan bölgelerini, Halkalı su
ları ise yüksek yerleri besler. Topkapı Sa
rayı 34 m'den daha yüksekte bulunduğun
dan, bugünkü bilet gişelerinin arkasında
bulunan biri 22 m, diğeri 26 m derinliğin
de, çapları 5,6 m ve 6,50 m olan iki kuyu
ya su verilir. Kuyular alt taraftan birbiri ile
bağlantılıdır. 5,20 m çapındaki kuyunun
içerisine bir merdiven ile inilir. Buradaki
dolaplar ile su çekildiği için tesise "dolap"
adı verilmiştir. 1715'te yapılan dağıtım şe
masına göre dolaplara günde 357,5 m3
su verilir. Kırkçeşme Tesisleri su alma ter
tibatı, çökeltme havuzlan 55 km'lik galeri
şeklindeki isale hatları, debi ölçme tertiba
tı, dağıtım kubbeleri, dağıtım şebekesi, su
terazileri, çeşmeleri ile komple bir su ge
tirme ve dağıtma tesisidir.
Ayrıca Kırkçeşme Tesisleri, Mimar Sinan'
ın yaptığı, gerek hacim ve gerekse mas
raf bakımından da en büyük yapıdır. Ay
nı zamanda yapılan Süleymaniye Camii te
sisleri ile beraber 35.000.000 akçeye, Kırk
çeşme Tesisleri ise 50.000.000 akçeye mal
olmuştur. Teknik yönden de tesis mükem
meldir. Bilhassa bu tesis içerisindeki Mağ
lova Kemeri mimarlık ve mühendislik yö
nünden bir şaheserdir. Bugüne kadar tek
nik mükemmeliyet ile mimari mükemme
liyeti meze eden böyle bir sukemeri yapıl
mamıştır.
Kırkçeşme Tesisleri'nin yapımında bü
tün teknik sorumluluk Sinan'ın üzerinde
dir. Aynı yıllarda Süleymaniye Camii dahil
daha birçok inşaat yine Sinan tarafından yü
rütülmüştür. Kırkçeşme'nin yapımında ba
zı kaynaklarda adı geçen Kiriz Nikola'nın,
Sinan'ın yanında çalışan bir uzman veya
bir kalfa olmaktan ileri gitmediği açıktır.
Kırkçeşme, Taksim ve Hamidiye Sulan isale hattı.
İsale Hattı: Kırkçeşme Tesisleri'nin isa
Kâzım Çeçen
le hattı, esas itibariyle iki koldan teşekkül
eder. Bunlardan suyu bol olanı Kâğıthane
nan 90 yaşının üzerinde olduğu için bazı lova Kemeri ile Kurt Kemeri tamamen, Deresi'nin kollarından Kirazlı, Topuz ve
kemerlerin kat sayılarını karıştırmıştı. Şehir Uzun Kemer'in ise 16 gözü yıkılmış, Ko Paşa derelerinden su alan doğu kolu, diğe
şebekesi ve dağıtım kollan hakkında ise Si vuk Kemer ile Güzelcekemer'in ayaklan te ri yine Kâğıthane Deresi'nin biraz daha
nan'ın yazdığı Tevzi Defteri'nde ayrıntılı mele kadar oyulmuştur. Bu sırada İskender memba tarafında bulunan Ayvat Deresi, Or-
bilgiler vardır. Kırkçeşme Tesisleri'nin isa Çelebi Çiftliği'nde avlanan Kanuni de bo tadere ve Bakraçdere'den su alan batı ko
le hatları yapılırken, Bizans döneminde ya ğulma tehlikesi geçirmiştir. Yıkılan ke ludur. Bu iki koldan gelen sular Kemer
pılmış ve tamamen yıkılmış olan bölüm merler onarılarak 1564'te tesis tekrar hizme burgaz'ın güneybatısındaki Başhavuz'da
ler yol gösterici olarak kullanılmış, yalnız te girmiştir. Batılı kaynaklarda Mağlova Ke- birleşir ve ana isale galerisine girerek Mağ
iki kemerde eskilerin temelleri kullanılmış meri'ne İustinianos Kemeri denmesi hata lova Kemeri yardımı ile Alibeyköy Deresi'
tı. Ayncayeni kollar eklenmiş, dağıtım kub lıdır. 1563'te yıkılan Mağlova Kemeri de Si ni geçtikten sonra, Cebeciköy Deresi'nden
beleri, su terazileri, dağıtım kolları, çeşme nan yapısıdır, I. İustinianos ile hiçbir ilgi gelen bir kolu da alarak güneye doğru
leri ile devrinin en gelişmiş ve teknik yön si yoktur. O. Dalman bu Mağlova Kemeri' devam eder. Balıklıhavuz'un alt tarafında
den kusursuz olan bir su sistemi meydana nin bir tek taşının dahi Bizans döneminden batıdan gelen bir koldan da su alır. Bu kol
getirilmiştir. 1554'te başlayan inşaat 1563'te kalmadığını yazar. battaldır ve halen hiç su gelmemektedir.
bitirilerek şehre su verilmiştir. 20 Eylül 1563' Kırkçeşme Tesisleri'nin isale hatları İs İsale hattı baştan itibaren çok sayıda bü
te İstanbul'a o güne kadar görülmemiş şid tanbul'un 25 km kadar kuzeyindeki Bel- yük ve küçük kemer ve delmelerden ge
dette 24 saat sürekli yağmur yağmış, Mağ- grad Ormanı'ndan gelir, dereleri birçok çerek Eğrikapı Maksemi'ne ulaşır. İsale
3 KIRKÇEŞME TESİSLERİ
Nakkaş Osman'ın Tarih-i Sultan Süleyman'da yer alan minyatüründe Kırkçeşme isale hattı, 16. yy.
Çeçen, Taksim-Hamidiye
hattının üzeri hiçbir yerde açık değildir, su ların katıldığı anlatılmakta ve sonunda "bir Sinan'm Kırkçeşme isale hattında yap
daima üstü kapalı kanal veya galerilerden büyük kemerin altında Kırkçeşme itti" di tığı galeriler normal inşa debisinin çok ü-
geçer. Kemerlerde de kanalın üstü çatı ye yazılmakta ve bu ifadeden Bozdoğan Ke- zerindeki debileri de geçebilecek kapasite
şeklinde sal taşları ile kapatılmıştır. meri'nin kuzeyinde bulunan Kırkçeşme de inşa edilmiştir. Şahıslar tarafından son
Kırkçeşme Tesisleri'nde irili ufaklı 33 adıyla anılan sıra çeşmelerin de Fatih ta radan bulunan membalar, teker teker ve
adet sukemeri yapılmıştır. Bunların çoğu rafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Fatih ya birçok memba bir isale kolu ile ana ga
küçük ve bir gözlüdür. 5 tanesi ise abide tarafından yaptırılan ve tamir edilen isa leriye bağlanmak suretiyle isalenin debisi
yapılardandır. Sonradan yapılan bentler ise le hattına gelince; Topkapı Sarayı Müzesi'n- ve dolayısıyla isale hattının toplam uzun
doğu kolu üzerindeki Karanlık Bent, Bü de Sinan tarafından yapıldığı sanılan kro luğu da zamanla artmıştır. Bu şekilde sonra
yük Bent ve Kirazlı Bent ile batı kolu üze kide Cebeciköy Deresi'nin sağ sahilinden dan bağlanan sulara "katma" adı verilir. Kat
rindeki Ayvat Bendi'dir (bak. Ayvat Bendi; gelen kolun başına "Kırkçeşme Başı", di manın debisinden belirli bir miktarı "hak-
Büyük Bent; Karanlık Bent, Kirazlı Bent). ğerlerine ise Kâğıthane Suyu ve "Resü'l Kâ- k-ı mecra" yani kanal hakkı olarak bırakı
Kırkçeşme isalesindeki abide sukemer- riz" diye yazılmıştır. larak diğer bölümü katmayı yapan şahsın
leri, doğu kolunda Kovuk Kemer, Paşa Ke Tezkiretü 'l-Bünyan'da. Kırıkçeşme'nin şehirdeki vakfına, evine, hamamına veya
meri; batı kolunda Uzun Kemer, iki kol bir yapımına başlanmadan evvel Stanbula çe bahçesine tahsis edilirdi. 1925'te isalenin
leştikten sonra yani Başhavuz'dan sonra kilip suya kıllet / Azaldı Kırkçeşme yaşı ga tüm debisi 210 lüle (10.900 mV gün) ola
Mağlova Kemeri ile Güzelcekemer'dir. yet, beyti ile Kırkçeşme Suyu'nun 1554'te rak verilmiş ise de Vakıf Sular Defteri'nde
Kırkçeşme isale galerilerinin boyutları, aktığı anlaşılmakta, ayrıca Chester Betty tahsis edilen su miktarı 334 lüledir (17.413
yer yer, çok az farkla değişmektedir. Hep Dublin Kütüphanesinde bulunan Süley- mVgün). O halde aradaki bu fark, katma
sinin aynı elden çıktığı zemin cinsine gö manname'deki (1579) Kırkçeşme kroki ların zamanla ortadan kalkmasından ile
re büyük veya küçük yapıldığı, belki de sinde Cebeciköy ile Eğrikapı Maksemi a- ri gelmiştir veya 334 lülelik debi, suyun
bir bölümünün eski suyolu olduğu kabul rasındaki bütün sukemerlerine "Kemer-i daha bol olduğu devrelere aittir.
edilebilir. Atik" denmesi, fakat diğerlerinin adlarının Kırkçeşme Tesisleri'nin isale hatlarının
Tursun Bey'in Tarih-iEbü'lFeth adlı ki yazılması, Sinan'ın padişaha yarım günlük surlar dışında kalan bölümü 431 yıldan
tabında fetihten sonra Fatih'in yaptırdığı yere kadar suyollarının hazır olduğunu beri sürekli çalışmaktadır. Çeşitli yıllarda
suyolları hakkında bilgi verdiği bölümde söylemesi, Cebeciköy ile Bozdoğan arasın yapılan tadilat ve tamirlerle bazı yerlerin
eskiden yapılmış sukemerlerinin hepsinin daki sukemerlerinin ve galerilerinin Fatih orijinal şekli bozulmuştur. Tesis 1564'te ni
yıkılmış olduğu, bunların Fatih tarafından tarafından yeniden yaptırıldığını ispatla hai olarak çalışmaya başladıktan sonra, a-
yeniden yaptırıldığı, isaleye yeni memba- maktadır. na galeriye bağlanan katmalar dolayısıyla,
KIRKLAMA 4
tesisin debisi çok artmış fakat zamanla bu de, II. Dünya Savaşı'ndan sonra yeni açı Kırk hamamında iki lohusanm karşılaş
570'ten fazla katmadan ancak birkaç tane lan yollar ve yapılan binalarla şehir büsbü maması esastı. Bu nedenle ya önceden ha
si çalışır halde kalmış, diğerleri harap ol tün tanınmaz hale gelmiştir. Çeşmeler, su mamcı haberdar edilerek bir başka lohu
muş, çoğunun izi dahi kalmamıştır. 1620' ları akmadığı için, fonksiyonlarını kaybet sanm hamama alınmaması temin edilir ve
den 1818'e kadar isale kollarının başına mişler, yapılan binalar ve açılan yeni yollar ya hamama girilmeden hamam içerisinde
toplam 4 bent inşa edilerek derelerin su la da birçoğu ortadan kalkmış, bu yüzden başka bir lohusanm bulunup bulunmadı
ları yağışlı mevsimlerde toplanmış ve şeh şehir içi şebekesinin yerinde tespit edilme ğına dikkat edilirdi. Durumları elverişli o-
re verilen debi bu suretle artırılmıştır. si hemen hemen imkânsız hale gelmiştir. lan aileler kırk hamamı münasebetiyle ha
İsale hattı hakkında elimizde bulunan Ana Dağıtım Kubbeleri ve Şebeke: mamı tuttukları için böyle bir endişe du
belgeler arasında en önemlisi ve en eski Bunların en önemlisi Eğrikapı Maksemi' yulmazdı.
si Topkapı Sarayı Müzesi III. Ahmed Kütüp- dir(->). Eyüp'teki yerlere su vermek için son Kırk hamamında kırklama şu şekiller
hanesi'nde yer alan 1815 no'lu krokidir. radan Eyüp Kubbesi de yapılmıştır. Eğrika de yapılmaktaydı: Hamama götürülen ço
Krokinin kimin tarafından ve hangi tarih pı Kubbesi'ne gelen ana galerinin bir ko cuk temizlendikten sonra kurna boşaltılır,
te yapıldığı belli değildir. Sinan tarafından lu Tezgâhçılar Kubbesi'ne, diğeri Sulukule sıcak ve soğuk muslukların her ikisi birden
yapılmış olması ihtimali büyüktür. Kubbesi üzerinden Haseki ve Yedikule'ye açılarak kurnaya su akıtılırken çocuğun an
Diğer belgeler Tezkiretü 'l-Bünyan, gider. Tezgâhçılar Kubbesi'nde galeri yine nesi sağ elini suyun içerisine sokar, 40'a ka
Tezkiretü 'l-Ebniye, Fransız su şirketinin iki kola ayrılır, biri Tahtakale'ye, diğeri Ge- dar saymak suretiyle suyu eliyle dalgalan-
yaptığı harita, Galip Ata, Sadi Nirven ve dikpaşa, Sultanahmet'ten Ayasofya Kubbe dırırdı. Bu su, 40 tas olmak üzere çocuğun
Osman Nuri'nin yazdığı kitaplardır. Dağı si'ne ulaşır. Ana galeriden ve sondaki kub vücuduna dökülürdü.
tım şebekesi üzerine ise Sinan'ın Tevzi belerden künklerle şehre su dağıtılır. Bu' Kaplumbağa kabuğunun içine miras
Defteri, 1715 tarihli dağıtım krokisi, İs arada küçük taksim yerleri, su kuleleri ve kalmış altın konulur; kaplumbağa kabu
mail Remzi'nin yaptığı şebeke planı en kuyular ile 580 çeşmeye su verilir. Sinan dö ğu ile altın, 41 kere suya batırılır, kabuğun
önemli belgelerdir. Katma isalelerinin bağ neminde Kırkçeşme Tesisleri'nden bes içerisindeki su çocuğun başından dökülür
lantıları hesaba katılmayacak olursa Sinan lenen çeşmelerin sayısı 300 kadardır (bak. dü. Hamam tası yüzüstü kapatılarak çocuk
tarafından Savaklar'a (Eğrikapı Maksemi) Tablo). üzerine oturtulur, su kalmış olmasın diye
kadar yapılan tüm isale galerilerinin uzun Bibi. R. Anhegger, "Eyyubî'nin Menâkıb-ı Sul kulağı emilir ve tütsülenirdi.
luğu, doğu kolu galerileri 13.992 m; batı tan Süleyman'ı", TD, I (1949); Çeçen, Su Te Kırk hamamında ebe, çocuğu şöyle kırk
kolu galerileri 11.592 m; Cebeci kolu gale sisleri, 1974; K. Çeçen, "İstanbul'da XVI. yy'da- lardı: Taze bir ördek yumurtası bir tasın i-
rileri 4.490 m; Başhavuz'dan Savaklar'a ki Su Tesisleri", II. Uluslararası Türk-İslâm Bi çerisinde çalkalanır, çocuk yumuşak ve
kadar olan galeriler ve Küçükköy'deki lim ve Teknoloji Tarihi Kongresi, III, 1986, s. sabunlanmış bir tülbentle silinip yıkandık
105-122; Çeçen, Kırkçeşme Tesisleri; O. Dal
(Yahudi Katması) ile beraber 25.300 m ol man, Der Valens Aquädukt in Konstantinopel, tan sonra bu yumurta çocuğun vücuduna
mak üzere toplam 55.374 m'dir. Bamberg, 1933; Galip Ata, "İstanbul Evkaf Su sürülürdü. Bu işlem çocuğu ördek gibi su
Kırkçeşme Tesisleri'nin galerileri her yer ları", Sıhhiye Mecmuası, S. 16 (1922); Kuran, ya alıştırmak amacıyla yapılırdı. Biraz son
de yaklaşık 55x175 cm boyutundadır. Ga Mimar Sinan-, Meriç, Mimar Sinan; Sâî Musta ra ebe rubiye altınını kurnanın musluğun
fa Çelebi, Tezküretü'l-Bünyan, İst., 1315; Tur
lerilerin üzerleri tuğla veya taşla yarım da dan akan suya çarpa çarpa üç İhlas, bir Fa
sun Bey, Tarih-i EbülFeth, İst., 1977; Kırk
ire şeklindeki tonozlarla kapatılmıştır. 20-40 çeşme ve Kâğıthane Suyunun Hicri 976 tiha okuyarak kırklama suyunu kurnaya
m arasında muayene bacaları yapılmıştır. (1568-69) Senesinde Mimar Sinan Tarafın akıtır, çocuk bu su ile yıkanırdı. Kırklama
İsale hattında 55.374 m uzunluğundaki dan İstanbul'a Ait Tevzi Defteri, Atıf Efendi da esas, işlemin kırk sayılarak yapılmasıy
galerilerin dışında 570 adet katmaya ait i- Kütüphanesi, no. 173- dı.
sale kolları ile şehir içi galerileri ve dağıtım KAZIM ÇEÇEN İstanbul'da eskiden başta arpacık ve
şebekesi bu hesaba dahil değildir. göze inen perde olmak üzere birtakım has
KIRKLAMA
Abide Kemerler: Kırkçeşme Tesisleri i- talıkların iyileştirilmesi amacıyla "kırklama"
çerisinde iki veya 3 katlı ve çok gözlü ke Doğumun 40. günü anne ve çocuğu has adıyla başka büyüsel işlemler de yapıldı
merler vardır. Bunların arasında gerek mü talık ve diğer kötülüklerden korumak ama ğı bilinmektedir.
hendislik ve gerekse mimarlık bakımından cıyla evde ya da hamamda yapılan gele Bibi. M. Z. Ora], "İstanbul'da Doğum ve Ço
en önemli olanı şüphesiz Mağlova Keme- neksel işlemlere verilen ad. cuk Hakkında Âdetler ve inanışlar", HBH, S.
ri(->) veya Muallak Kemer'dir. Uzun Ke- Doğum yapan lohusa kadın 40 gün müd 23-24 (Mayıs 1933), s. 251-257; M. H.Bayrı,
mer(->), Paşa Kemeri(->) Güzelcekemer(->) detle sokağa çıkarılmaz, doğumlarından "İstanbul'da Doğum ve Çocukla İlgili Âdetler
(Cebeciköy Kemeri) gibi, Kovuk Kemer(->) itibaren 40 gün geçmemiş olan çocukların ve İnanmalar", HBH. X, S. 113 (Mart 1941), s.
97-103; ay, İstanbul Folkloru, 1972, s. 108; K.
de abide kemerlerdendir ve bu sonuncu ve lohusaların karşılaşmamasına dikkat e-
İlgaz, "İstanbul'da Doğum ve Çocukla İlgili
nun bir bölümü Bizans döneminden kal dilir, iki Konuşanın karşılaşması halinde ço Âdetler ve İnanmalar", TFA, IV, S. 84, 93 (Tem
mıştır. İki katlı kemerlerden Paşa Kemeri' cuklardan birini kırk basacağına inanılırdı. muz 1956, Nisan 1957), s. 1338-1339, 1481-
nin daha sonra yapılmış olduğu ve Sinan Kırk basması çocuğun büyüyememesi, cı 1482; Ali Rıza, Bir Zamanlar, 110-114; Paka-
ile hiçbir ilişkisi olmayabileceği düşünülür lız kalması demektir. Doğumun üzerinden lm, Tarih Deyimleri, III, 269; Musahibzade, İs
tanbul Yaşayışı, 1992, 35.
se de Sinan tarafından 1563-1564'te yapıl henüz 40 gün geçmemiş lohusaların bir
dığı kesindir. Bu kemerlerin haricinde abi birlerini ziyaret etmemeleri bu yüzdendir. AYNUR KARATAŞ
de sayılamayacak fakat tek katlı, çok göz Eskiden İstanbul'da doğumları üzerin
lü önemli kemerler şunlardır: 62,60 m u- den 40 gün geçmemiş çocukların mecbu KISIKLI
zunluğundaki Develioğlu Kemeri, 32,5 m riyet halinde bir yerde bulunmaları duru Üsküdar İlçesi'ne bağlı semt ve aynı adı
uzunluğundaki Alacahamam Kemeri, 44,70 munda "kırklan karışmış!' denilerek çocuk taşıyan mahalle.
m uzunluğundaki Çeşnigir Kemeri, 61,20 lar sırt sırta getirilir, lohusalardan her bi İstanbul'un tarihi yerleşmelerinden o-
m uzunluğundaki Kara Kemer, 125 m u- ri, diğerinin çocuğunu alır ve bu suretle ço lan Kısıklı, Büyük ve Küçük Çamlıca te
zunluğundaki Balıklı Kemer ve 28,80 m u- cuklar değiştirilerek kırk basmasının önü peleri arasında yer alan vadi içi ile, tepele
zunluğundaki Valide Kemeri. ne geçilmiş sayılırdı. Ayrıca anneler birbir rin Üsküdar'a bakan batı yönündeki tatlı e-
Şehir Şebekesi: İstanbul'un yüksekteki lerine topluiğne verirlerdi. ğimli yamaçlara yayılmıştır. Bununla birlik
semtlerinin içme suyunu Halkalı suları te İstanbul'da eskiden kırk hamamına(-0 te aynı adı taşıyan semt Kısıklı çevresinde
min ederken, Kırkçeşme Eyüp semti ile sur gidildiğinde çocuğu burada kırklama âde ki mahallelerin bazı bölümlerini de kapsar.
lar içerisindeki bölgenin daha alçakta o- ti vardı. Çocuk ve lohusanm kırklanmasıy- Günümüzde Kısıklı Mahallesi, Altuniza-
lan, 34 m kotunun altındaki yerlerini besler. la dışarıdan gelebilecek her türlü tehlike de'deki(-») Millet Bahçesi'nin bitiminden
Kırkçeşme'nin tamamlanmasından sonra nin önüne geçildiği kabul edilir ve bu ne başlayıp Ümraniye Telefon Santralı binala
geçen 430 yıl zarfında meydana gelen yan denle doğumun 40. günü kırk hamamında rına kadar uzanmaktadır. Kısıklı Mahallesi,
gınlarla şehrin çehresi epeyce değişmiş ise veya evde, kırklama yapılırdı. güneyde Bulgurlu ve Cumhuriyet, güney-
5 KISIKLI
batı ve batıda Altunizade, kuzeybatıda Em
niyet, kuzeyde Yavuztürk ve Ferah mahal
leleri ve Darıcılar Deresi'yle, doğuda ise
Ümraniye ilçesi ile çevrilidir. Kısıklı'nm
ana ulaşım yollarını, Bağlarbaşı'ndan gele
rek I. Çevre Yolu'nu aşan Kısıklı (eski
Tophanelioğlu) Caddesi ve bunun devamı
Alemdağ Caddesi oluşturur. Kısıklı Meyda-
nı'ndan Büyükçamlıca Tepesi'ne doğru yö
nelen Kısıklı-Büyükçamlıca Caddesi, tepe
yi sarmalayarak Kısıklı'ya ulaşan Çamlıca
Caddesi, Alemdağ Caddesi'nden ayrılarak
Ferah Mahallesi'ne yönelen Ferah Cadde
si ve Nato Yolu Caddesi ile Kısıklı Mey- 1916'da
danı'ndan güneye yönelen Bulgurlu ve Kü- Kısıklidan bir
çükçamlıca caddeleri diğer önemli ulaşım görünüm.
arterleridir. Sertaç
Kayserilioğlu
Kısıklı isminin çevrede bulunan çok sa koleksiyonu
yıda su kaynağıyla ilişkisi olduğu söylenir.
Buna göre, Kısıklı Türklerin dar kaya oyuk
mud (hd 1808-1839), Sürurâbâd Kasrı de Kısıklının en ünlü konaklarından biri
larından çıkan kaynak sularına verdikleri
nen bu köşkü sık sık ziyaret ederdi. 31 yıl de Sadrazam Yusuf Kâmil Paşa'ya (ö. 1876)
addan gelmedir. Ahmed Vefik PaşaOO,
süren iktidardan sonra yaşamı da bu ka aitti. Millet Bahçesi'nin önünden geçen yo
Lehçe-i Osmanî'de bu kelime ile ilgili ola
sırda sona ermişti. II. Mahmud dönemin lun üzerinde bulunan Mustafa Fazıl Paşa
rak "kayadan çır çır akan çeşme" demekte
de yapılan ıslahatlar sonucu şehir güvenli Köşkü'nde siyasi ve edebi toplantılar yapı
dir. "Kısık" aynı zamanda "vadilerin dik ya-
ğinin sağlanması, ulaşımda öküz ve at ko lır, maskeli balolar düzenlenirdi. Bugünkü
maçlı, dar kesimi" anlamına gelir. Hadîka-
şulu arabaların kullanımının yaygınlaşma Kısıklı Caddesi'nin üzerindeki görkemli
tü'l-Cevâmi'ye göre, burası iki tepe arasın
sı, Kısıklı ve Çamlıca gibi nispeten uzak böl köşk ve kasırlar arasında Hazine-i Hüma
da kaldığından Kısıklı denmiştir.
gelerin yerleşime açılmasında etkili ol yun Nazırı Mustafa İzzeddin Efendi'nin,
Kısıklı ve çevresinin Osmanlılar önce
muştu. 19. yy'ın başlarında Kısıklı, Osman Viyana Sefiri Galib Bey'in, Edirne Valisi
sinde de şehrin sayfiye alanlarından biri
lı bürokratları ve Müslüman burjuvazinin Memduh Paşa'nın, Gureba Hastanesi Baş
olarak kullanıldığı düşünülebilir. Bizans
tercih ettiği bir sayfiye ve mesire yeriydi. hekimi Ahmed Paşa'nın, Topçu Kumanda
döneminde Damatris denen bu yörenin
Kısıklı'ya ilgi, Abdülmecid (hd 1839-1861) nı Mehmed Said Paşa'nın, Deli Fuad Paşa'
Bizans imparatorlarının avlağı olduğu bi
ve Abdülaziz (hd 1861-1876) dönemlerin mn, Hacı Arif Bey'in, Şehzade Abdürra-
linmektedir. Öte yandan Kısıklı'nın şehir
de de devam etti. Tanzimat döneminde bu him Efendi'nin, Amasya Valisi İsmail Hak
den uzak uygun konumu nedeniyle bura
radaki köşk ve kasırlarda siyasi ve edebi kı Paşa'nın, Tunuslu Mehmed Paşa'nın,
da manastır benzeri dini yapıların bulun
nitelikli toplantılar düzenlendiği bilinmek Yemen Valisi Cemil Paşa'nın, Şeyhü'l-etib-
ması da akla yatkın görülmektedir. IV. Meh-
tedir. ba Nafiz Paşa'nın, Ramiz Paşa'nın, Mısır
med'in (hd İ648-1687) Büyükçamlıca'nın
Kısıklı civarındaki kasırların çoğu II. lı Ahmed Paşa'nın, Sami Paşa'nın ve Şeh
batı eteklerinde yaptırdığı saray ve çeş
Mahmud'un gözdelerinden Tiryal Hanım zade Seyfeddin Efendi'nin köşkleri, Yusuf
menin daha önceden ayazma olması bu
için yaptırılan binalar kompleksinden ay İzzeddin Efendi Köşkü'nün yakınlarında
olasılığı güçlendirmektedir.
rılmadır. Büyükçamlıca'nın Sefa Tepesi'ne Abdülhak Molla'nın köşkü, Kısıklı'dan Bul
Kısıklı ve civan, 14. yy'ın ortalarında Os kadar uzanan büyük komşuyla Yusuf İz- gurluya doğru Rıza Paşa'nın köşkü vardı.
manlı topraklarına katıldıysa da, bir süre
zeddin Efendi Köşkü ve köşkün solunda Kısıklı'daki en önemli dini yapı, Kısık
daha el değiştirmeye devam etti. Nihayet I.
ki set üzerindeki Camlı Köşk de bu komp lı Meydanı'ndaki Kısıklı Camii'dir. Selami
Mehmed (Çelebi) (hd 1413-1421) tarafın
leksin birer parçasıdır. Tekkesi Sokağı'na admı veren ünlü tekke
dan 1420'de kesinlikle fethedildi. Bu dö
nemde, Kısıklı çevresinin avlak olarak kul
lanılmaya devam ettiği görülür. Büyükçam
lıca Tepesi'nde gömülü olan ivaz Fakih'in
bir tür avcı kuş olan laçin yetiştiriciliği ile
uğraşmasından anlaşıldığına göre Kısık-
lı'da saray için avcı kuş yetiştiriliyordu.
Kısıklı'daki en eski köşk Sadrazam Öküz
Mehmed Paşa'ya (Ö.1621) ait olup, Kısık
lı Camii'nin (-*) üst tarafındaydı. Bununla
beraber yörenin asıl iskânı IV. Murad dö
neminde (1623-1640) başladı, IV. Mehmed
(Avcı) döneminde (1648-1687) devam etti.
Bu dönemde Aziz Mahmud Hüdaî'nin(->)
bir süre Bulgurlu'ya yerleşmesi, yörede Cel-
vetî tekkelerinin kurulmasına yol açmış,
17. yy'ın sonlarında Büyükçamlıca'nın Kı
sıklı'ya bakan yamaçlarında Bektaşî tarika
tına ait Tahir Baba Tekkesi'nin kuruluşuy
la, civardaki tekke sayısında artış görül
müştü. Daha sonra, III. Selim'in (hd 1789-
1807) annesi Mihrişah Sultan'm Sarıkaya
mevkiinde bir saray yaptırması ve kasrın
sonradan I. Abdülhamid'in (hd 1774-1789)
kızı Esma Sultan(->) tarafından yenilen
mesiyle Kısıklı'ya yerleşmek bir moda ha Kısıklida tramvay hatlarının kaldırılarak yeni yol yapımını gösteren 1967 tarihli bir fotoğraf.
lini aldı. Esma Sultan'm kardeşi II. Mah Sertaç Kayserilioğlu koleksiyonu
KISIKLI CAMİİ 6
dir. Kısıklı Tüneli batı girişi, Nur Baba Soka-
ğı'na yakın olup, Kısıklı Camii'nin altın
dan geçmektedir.
Günümüzde Kısıklı çevresi, bir yandan
Ümraniye yönünde imar ıslah planlarıyla
yoğunlaşan yapılanması, diğer yandan da
tarihi köşklerden arta kalan yapılanmasıy
la ikili karakter gösterir.
Semt yoğun yapılaşmaya izin verilme
mesi sonucu eski yeşil dokusunu yer yer
korumaktadır. Özellikle Bulgurlu ve Üm
raniye gibi kalabalık nüfuslu mahallelere
ve Küçük ve Büyük Çamlıca gibi turistik
mekânlara giden yollar üzerinde olduğun
dan trafiği hayli yoğundur. 1990 verileri
ne göre 7.340 kişinin yaşadığı Kısıklı'nın nü
fus artış hızı İstanbul ortalamasına yakın
dır. Kısıklı Mahallesi'nde, 1952'de kuaılan
Çamlıcaspor Kulübü, Büyükçamlıca'nın
Sefa Tepesi'nde Aydınlatma ve İsıtma Araç
ları Müzesi(->), Karayolları 18. Bölge Mü-
dürlüğü'nün şantiye binalan ve bir ilkokul
bulunmaktadır. „ • _
M. RIFAT AKBULUT
Günümüzde Kısıklı'dan bir görünüm.
Banu Kutun/Obscura, 1994
KISIKLI CAMİİ
Üsküdar İlçesi'nde Kısıklı Meydanı'nda bu
ise günümüze ulaşmamıştır. Kısıklı-Çam- di fakat Cumhuriyet'in ilk yıllarında ye lunan çeşmenin üzerindeki sette, Büyük
lıca Caddesi üzerinde II. Mahmud ve Tava- niden ilgi görmeye başladı. 1927'de, Sürey çamlıca Caddesi ile Kısıklı Cami Sokağı'nın
şi Abdullah Efendi vakfının camii, Büyük- ya İlmen'in(->) öncülüğünde Üsküdar-Kı- kesiştiği yerde bulunmaktadır.
çamlıca Sokağı'nda Tahir Baba Dergâhı ve sıklı-Alemdağ arasında tramvay hattı açıl Cami III. Murad'ın (hd 1574-1595) bos-
Hasanbey Sıbyan Mektebi, Kısıklı'nın, Os masına karar verilerek 7 Haziran 1928'den tancıbaşılarmdan Abdullah Ağa tarafından
manlı döneminde var olmuş diğer dini ya itibaren tek hatlı seferlere başlandı. Üskü- 16. yy'ın sonlarında yaptırılmış, 1927'de
pılarıdır. dar-Kadıköy ve Havalisi Halk Tramvayla de esaslı bir onarım görmüştür.
Kısıklı'nın bol sulu çeşmelerinden çoğu rı TAŞ ve İETT tarafından 35 yıl aralıksız Bir avlu içerisinde yer alan yapıya üç
bugün bakımsız haldedir. Bunlar arasında sürdürülen tramvay seferleri 3 Ekim 1966' tane sivri kemerli son cemaat yerinden gi
en ünlüsü Kısıklı Camii'nin hemen altın da kaldırıldı, raylar ise 13 Kasım İ966'da rilmektedir. Kare bir plan üzerinde taştan
daki Kısıklı Çeşmesi'dir. III. Murad'ın bos- sökülmeye başlandı. 1940'larda, o dönem yapılmış olan yapının asıl kapısının giri
tancıbaşısı Abdullah Ağa vakfına ait kla de Ankara yolunun da başlangıcını oluş şinde, ahşap tavanı kasetli müezzin mah
sik tarzda, mermerden yapılmış olan çeş turan ve Kısıklı'dan geçen yolun Sarıgazf fili bulunmaktadır, iki tane ahşap dikme
me 19l4'te onarım görmüştür. Havuzbaşı ye kadar olan bölümü asfaltlandı. 1950'le- nin taşıdığı balkon çıkması halinde bulu
setinde bulunan çeşme ise IV. Mehmed ta rin başında Kısıklı yolu taş kaplandı. Bu nan kadınlar mahfiline müezzin mahfilin
rafından l660'ta yaptırılmıştır. Kitabesine dönemde biri Kısıklı Meydanı'ndan Çen den ahşap bir merdivenle ulaşılır. Bu mer
göre II. Mahmud tarafından 1835'te yeni gelköy'e uzanan, diğeri ise Altunizade üze divenin alt kısmı küçük bir oda olarak dü
lenmişti. Havuzun yıkılması ve setteki ağaç rinden Beylerbeyi'ne ulaşacak iki yol ya zenlenmiştir. Asıl ibadet alanmı sınırlayan
ların kurumasıyla eski güzel görünümü or pılması planlandıysa da buna benzer olu duvarlarm alt tarafında dikdörtgen pence
tadan kalkmıştır. Ayrıca Büyükçamlıca Su- şumlar ancak 1973'te I. Çevre Yolu'nun ta reler bulunmaktadır. Bu pencerelerin et
yu'nun başında bulunan Benlizade Ahmed mamlanmasıyla gerçekleşti. 1966'da tram raflarında mavi zemin üzerinde beyaz, kır
Raşid Efendi Çeşmesi ile IV. Mehmed Çeş vay hatları sokulurken, 1970-1973'te çevre mızı, sarı, siyah ve yeşil renkli bitkisel mo
mesi (yapımı 1660), Köse Kâhya Çeşme yolu için yapılan istimlakler sırasında pek tifler görülür. Bunların üzerinde bulunan
si, Zeynel Efendi Çeşmesi, Süleyman Ağa çok yapı tahrip edilmiş, Kısıklı ve çevresi sivri kemerli pencereler ile tavan arasın
Çeşmesi ve Rafi Efendi Çeşmesi vardır. Yu nin Kadıköy ve Üsküdar'la olan doğal, ta daki bölge, mavi zemin üzerinde siyah, be
suf İzzeddin Efendi Köşkü'nün önündeki rihsel ilişkisi de büyük ölçüde koparılmış yaz ve kırmızı renkli bitkisel motiflerle be
gazinonun bahçesi içindeki Meryem Kadın tı. Öte yandan, sağlanan ulaşım kolaylığı zenmiştir. Üst pencere aralarında Allah,
Çeşmesi ise III. Selim'in çuhadar ağası Sü sayesinde, etkisi 1980'lerin sonlarından peygamber ve halife adlarının yazıldığı ma
leyman Ağa tarafından annesi için 1793'te itibaren hissedilen ofis ağırlıklı yeni bir ya dalyonlar sıralanır. Tavan ahşap olup dört
yaptırılmıştı. Çeşme 1975'te Büyükçamlı pılanma ivme kazanır. Günümüzde, eski köşede ahşap çubuklardan sekiz kollu yıl
ca Suyu'nun aktığı yere nakledildi. Kısıklı koruların bir bölümü tümüyle terk edilmiş, dız motifi bulunmaktadır. Tam ortaya yine
(eski Tophanelioğlu) Caddesi üzerinde bu bir kısmına da modern villalar inşa edil ahşap çubuklarla geometrik desenler yer
lunan Tophanelioğlu Çeşmesi, Boğaziçi miştir. 1960 sonrasında Ümraniye yönün leştirilmiş, bunun dışındaki alan da iç içe
Köprüsü çevre yolları yapılırken Millet de hızlanan gecekondulaşma ve köşk ara geçmiş karelerle kaplanmıştır. Alçıdan ma
Bahçesi'nin içine taşındı. Tophanelizade- zilerinin parsellenerek satışı, Kısıklı Meyda mul mihrabın beş köşeli hücresi, yanlar
ler Çeşmesi ise Sarıkaya'da,.Mihrişah Vali nı ve yakın çevresi dışında, tarihi mimari dan sütunçelerle kuşatılmış ve mukarnas-
de Sultan Sarayı'nm yakımndaydı. Hadîkd dokunun yok olmasma, çeşme ve kaynak lı olarak tasarlanmıştır. Mihrabın dikdört
ya göre lezzetli bir suyu olup yakınında larının da körelmesine neden oldu. Özel gen çerçevesi ile mukarnaslı yaşmağın a-
bir kahvehane vardı. Küçükçamlıca'dan likle yoğunluğu artmış bir yapılanma, Fe rasında kalan alanlara birer kabara kon
Altunizade'ye inen yoldaki Yağlıkçı Ayaz rah Mahallesi yönünde Büyükçamlıca'nın muştur. Alınlık kısmı rumî ve palmet süs
ması da Kısıklı yöresinin su kaynakların- Sefa Tepesi'ne dek ilerlemiş bulunmaktadır. lemelerle hareketlendirilmiştir. Minberi ve
dandır. Buna karşılık, I. ve II. çevre yollarını birleş vaaz kürsüsü ahşaptır.
tirecek bir bağlantı yolunun Kısıklı ve Tan-
Osmanlı döneminde varlıklı ailelerin ve Kagir olan son cemaat yerinin iki tara
tavi tünelleri aracılığıyla Kısıklı Meyda-
saray mensuplarının sayfiye yeri olan Kısık fında ikişer geniş penceresi bulunur. Kapı
nı'nın altından geçirilmesi düşünülmekte
lı, I. Dünya Savaşı'ndan sonra ihmal edil sının üstündeki kitabe 1927'ye ait onarım