Table Of ContentSüleyman Demirel Üniversitesi Suleyman Demirel University
İktisadi ve İdari Bilimler The Journal of Faculty of Economics
Fakültesi Dergisi and Administrative Sciences
Y.2017, C.22, S.2, s.511-524. Y.2017, Vol.22, No.2, pp.511-524.
ARAP BAHARI ÜZERİNE ORYANTALİST
VE MARKSİST DEĞERLENDİRMELER
ORIENTALIST AND MARXIST REVIEWS ON THE ARAP SPRING
Ali ACAR*, Habib AYDIN**
* Prof. Dr., Selçuk Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü,
[email protected]
** Öğr. Gör., Şırnak Üniversitesi, Silopi Meslek Yüksekokulu, [email protected]
ÖZ
İnsanlık tarihinde siyasi değişimlerin dinamik bir süreç içerisinde olduğu bilinmektedir. Bu
değişimler kendi içinde farklı nedenler üzerinden şekillenmeye başlar ve bazı sonuçlar doğurabilir.
Bu önemli değişimlerden bir tanesi de “Arap Baharı”dır. Çalışmamız ilk önce Arap Baharı’nı
Oryantalist (Batılı Yazarların doğuyu anlamlandırmaya batılı kavramlarla yaklaşması) bakış açısı ile
irdelemeye çalışacaktır. Oryantalizm disiplinin bu süreçteki karşılığı sorgulanacaktır. İkinci olarak
Arap Baharı, Marksist eleştirilere tabi tutularak, sürecin ekonomik sebepler üzerinden inşaa
edilebilir(mez)liği değerlendirilecektir.
Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Oryantalizm, Marksizm, Ortadoğu.
Jel Kodları: P26, D74, N45.
ABSTRACT
Political changes in the history of mankind is known to be a dynamic process. These changes will
begin to take shape over different causes in itself and may have some consequences. This is also one
of the most important changes in the "Arab Spring" is. Our study was the first Arab Spring Orientalist
(approaching with western concepts to make sense of the east of the Western Writers) will try to
analyze the angle of view. Consideration of orientalism discipline in this process will be questioned.
Second subjected to the Marxist critique of the Arab Spring, the process of the feasibility built (or
could not) on economic reasons will be evaluated.
Keywords: Arap Spring, Orientalism, Marxism, Middle East.
Jel Codes: P26, D74, N45.
1. GİRİŞ
2010 yılından itibaren Ortadoğu ve İslam Çatışmaların 2000’li yıllardan sonra
ülkelerinde başlayan siyasi çatışmalar, yoğunlaşması ve özellikle islam ülkelerinde
dünya kamuoyunda büyük yer edinmiş, bu ortaya çıkması, bu çalışmanın ortaya
çatışmalar üzerinde birçok akademik çıkmasına katkı sağlamıştır.
çalışma yapılmıştır. Birçok akademik
Bu çalışma, öncelikle Arap Baharı
disiplin bu çatışmaları etraflıca analiz
olgusunun, Oryantalist yaklaşımın bir
etmeye çalışmıştır. Çatışmalar: sosyoloji,
tezahürü olduğu düşüncesini ileri
iktisat, siyaset, uluslararası ilişkiler gibi
sürmektedir. Karl Marks’ın tarih kavramını
disiplinler tarafından nedenleri ve sonuçları
“sınıf mücadeleleri” olarak tanımlamasına,
üzerinden çözümlenmeye çalışılmıştır.
511
ACAR – AYDIN 2017
Arap Baharı’nın bir örnek laboratuvar 2014:239). Müdahale batının Libya’ya karşı
olduğu düşüncesi, bu çalışmanın bir diğer güven bunalımından kaynaklanıyordu. Batı,
yaklaşımıdır. Bu yaklaşımlar yeni yönetim üzerinden petrol, tabii
doğrultusunda, çalışmamız Arap Baharı’nı kaynaklar ve Kuzey Afrika’daki gelişmeleri
Oryantalist tanımlamalar ve Marksist takip etmeyi planlıyordu. Müdahale, çıkarcı
eleştiriler bağlamında inceleyecektir. amaçlara ve maddi menfaatlere
dayanıyordu (Köchler, 2014:377).
Arap Baharı’nın sosyo-ekonomik nedenleri
2. ARAP BAHARI
üzerinde farklı değerlendirmeler
Arap hadiseleri, batı basını tarafından bulunmaktadır. Prashad, Arap Baharı’nın
“Arap Baharı” olarak isimlendirilmiştir. tarihsel arka planında ekmek fiyatlarının
Bahar kavramını mevsimsel bir döngüdür. istikrarsız olmasının önemli bir neden
Bu kavram ile hadiseleri belli bir süreç olduğunu belirtmiştir. 2008 yılına
içinde tanımlaya çalışmak güç olduğundan gelindiğinde neoliberal2 güvenlikçi
dolayı Fuller, “Arap Uyanışı” kavramını politikalar da eklenince, Fas’tan Suriye’ye
kullanmayı tercih etmektedir. Arap Baharı, kadar protestolar görülmüştür. Ekmek
1960’lardaki Arap Milliyetçiliği’nden protestolarına işsizlik de eklenmiş ve
sonraki en önemli olaylardan bir tanesidir. devletin güvenlikçi yaklaşımı aşırılıklara
İngiliz ve Fransız sömürgeleriyle bağlantılı neden olmuştur. Kahire’deki tekstil
olan geleneksel monarşik1 rejimlerin işçilerinin 2006’da yaptıkları grev, 2008
yıkılmasına tanıklık etmiştir (Fuller, olaylarının temel taşı olmuştur (Prashad,
2016,40). Köchler, Arap Baharı yerine 2012:26). Yemen’de de yine siyasal düzeni
“Arap İsyanları” kavramını kullanmaktadır değiştirmek isteyenleri bir araya getiren
(Köchler, 2014:366). Arap Baharı denilen kavramlar “Diktatörlük3, yolsuzluk,
süreç, geniş çaplı bir halk isyanıdır. On yoksulluk ve işsizlik” olmuştur (Prashad,
yıllar boyunca devam eden Fransız ve Rus 2012:79). Eski ABD büyükelçilerinden
devrimlerine benzemektedir (Gerges, Chas Freeman, Arap Baharındaki temel
2014:46). çatışma nedenini “demokratik islam ile
baskıcı islam arasındaki mücadele”
Atacan, “Arap Baharı” kavramına karşı
şeklinde tanımlamıştır (Fuller, 2016:263).
çıkmakla beraber, isyanların değişim ile
dönüşüm taleplerinin bastırılmasına Dabaşi’ye göre, Suudi Arabistan, Bahreyn,
Bahreyn’den başlandığını ifade etmektedir. Ürdün, Suriye, Libya ve Fas gibi ülkelerde
Dış müdahaleler, süreci iç savaşa nitelikli demokratik kurumlar olmamakla
dönüştürmüş ve isyanın niteliği değişmiştir birlikte ortaçağ izlerini taşıyan modern
(Atacan, 2014:192). Dış müdahaleye örnek hükümdarlıklar bulunmaktadır (Dabaşi,
olarak; Fransa’nın 17 Mart 2011 tarihindeki 2015:135-136).
Libya’ya müdahalesi isyanın seyrini
Kösebalan ve diğ, bu sürece farklı
isyancılar lehine değiştirmiştir (Ersoy,
yaklaşmışlardır. Bu yaklaşıma göre; Arap
1 “Yalın biçimde, egemenliğin tek bir bireyde
bulunduğu yönetsel rejim; tek adam yönetimi. 2 “Neo-Liberalizm, Friedrich Hayek ve Milton
Monarkın egemenlik yetkisi, genel olarak babadan Friedman gibi serbest piyasa iktisatçılarının ve
oğula geçen bir yetki olagelmişse de, monarklığın Robert Nozick gibi filozofların yazılarında
başkaldırma sonucu silahla el değiştirdiği, tarihte geliştirilen klasik siyasi iktisadın güncelleştirilmiş
sıkça görülen olaylardandır. Öte yandan özellikle bir türüdür. Neo-liberalizmin merkezi ilkeleri
eski çağlarda, soylular ya da yüksek din piyasa ve bireydir. Başlıca neo-liberal hedef ise,
görevlilerinden oluşan “seçmenler” tarafından regüle edilmeyen piyasa kapitalizmin verimliliği,
belirlenen monarklar da (Kutsal Roma Germen büyümeyi ve yaygın refahı beraberinde getireceği
İmparatorluğu, Papalık) olmuştur. Monarşi, inancından hareketle, “devletin sınırlarını geri
anayasal (meşruti) monarşiyle ya da mutlakıyet itmek”tir”(Heywood, 2013:79).
rejimiyle karıştırılmamalıdır. Tek adam yönetim 3 Otokrasi kavramı ile aynı anlamı çağrıştırmakla
tipi, tarih içinde genel çizgi itibariyle mutlakiyetçi beraber, mutlak gücün bir kişide toplanması
monarşiden, anayasal ya da meşruti monarşiye durumu olarak tanımlanabilir (Heywood,
dönüşmüştür”(Bozkurt ve diğ, 2008:173). 2013:483).
512
C.22, S.2 Arap Baharı Üzerine Oryantalist ve Marksist Değerlendirmeler
cumhuriyetlerinde en büyük sorun 2.1. Tunus
meşruiyettir. Güdümlü seçimler halk
İlk olarak Tunus’ta Cumhurbaşkanı’nın
iradesini yansıtmamakta ve rejimlere
ülkeyi terk etmesi ile başlayan Arap
meşruiyet kazandırmamaktadır. Bazı
Baharı4, Ortadoğu56 ve Kuzey Afrika’ya
monarşilerin Avrupa ve Amerika ile
yayılmıştır. Bazı yumuşak veya radikal
ilişkileri farklılık arz etmektedir. Suudi
değişimlerin yaşandığı süreç sonunda
Arabistan’ın istikrarı, Amerika’ya ve
birçok ülkede otuz yıldır devam eden
petrolün güvenli arzına bağlıdır. Bahreyn’in
diktatörlükler devrilmiştir (Toraman,
Amerikan filosuna ev sahipliği yapması
2015:58).
Arap Baharı’na benzer süreçlerin bu
ülkelerde çıkmamasına neden olmaktadır Tunus’taki olaylar; “Yasemin Devrimi”,
(Kösebalaban ve diğ, 2014:217). “Onur Devrimi” ya da “Tunus Devrimi”
olarak isimlendirilmektedir. Bu kavramların
Arap Baharı, sömürgecilik sonrası yapıların
en önemli nedenlerini bireysel ve toplumsal
bölgede sona ereceğinin işaretiydi.
mücadeleler oluşturmaktadır. En temel
Sömürge karşıtı milliyetçilik, sosyalizm ve
istek, mevcut şartlara karşı halktaki
İslamcılık Avrupa sömürgeciliğine karşı
usanmışlık duygusudur (Kösebalaban ve
bölgede oluşturulan modern ulus
diğ, 2014:202). Köchler’e göre, isyanların
devletlerinin ideolojik yapılarıdır.
arkasında kimlikler ve ideolojiler
Sömürgecilik sonrası yapılar; İran İslam
bulunmamaktadır. İsyanlar, hayat şartlarına
Cumhuriyeti, Suriye Baas rejimi, Libya’da
karşı öfkenin yükselmesidir. Tunus, Libya,
tiranlık, Suudi Arabistan’dan Ürdün’e,
Mısır, Bahreyn ve Suriye’deki iç
Kuveyt’e, Fas’a kadar yerleşik ataerkil
kargaşanın temel dinamiği derin toplumsal
kabilecilik ile Mısır ve Tunus’un neoliberal
huzursuzluklardan kaynaklanmaktadır
baskıcı yönetimleriydi (Dabaşi, 2015:199).
(Köchler, 2014:366).
Bu sömürgecilik sonrası yapılardan
bazılarının bağımsızlık tarihleri; Mısır Arap Baharı sürecinde Tunus farklı bir
1936, Irak 1932, Libya 1951, Tunus ve Fas pozisyona sahiptir. Diğer ülkelere bir
1956, Cezayir 1962 şeklindedir (Lockman, referans olabilir. Çünkü ülkede eğitimli,
2013:182).
1990’larda Arap ülkelerindeki otoriter 4 “Arap ve Müslüman dünyasının dört bir yanında
18 Aralık 2010 tarihinden bu yana patlak veren
rejimler, radikal İslamcı hareketlerin
devrimci ayaklanmaların genel görünümü,
kendilerini devirme talebini şiddetle karmakarışık ve şaşırtıcı olabilir. 2011 yılının
bastırabilmişlerdi (Lockman, 2013:316). sonbaharına gelindiğinde Tunus, Mısır ve Libya’da
Sotniçenko’ya göre, Arap Baharı ile (her ne kadar NATO’nun insani müdahale adı
altında Libya’yı bombalaması Libyalıların zaferine
halkların karşı çıktığı; Esed, Mübarek,
gölge düşürdüyse de) iktidardaki rejimler devrilmiş
Kaddafi, Salih ve Zeynelabidin bin Ali’nin bulunuyordu. Suriye, Yemen ve Bahreyn’de barışçıl
sahip oldukları sosyalist, milliyetçi ve pan- halk kitleleri sokağa dökülerek demokratik
Arap görüşleri geçerliliğini yitirmişti. Bu dönüşüm talep ediyor, karşılığında acımasızca
bastırılıyor ya da yadsınıyorlardı. Fas, Cezayir ve
süreç dinin laik seküler yönetimler
Ürdün’de de büyük çaplı ayaklanmalar
karşısında tekrar yükselişi ve siyasi sistemi başgöstermiş, iktidarları köklü reform vaadinde
zorlamasını içermektedir (Sotniçenko, bulunmaya zorlamışlardı. Umman, Kuveyt,
2014:388-389). Lübnan, Moritanya, Suudi Arabistan, Sudan ve
Batı Sahra’da ise görece küçük gösteriler
“Arap Baharı” kavramını tanımlamaya yapılıyordu” (Dabaşi, 2015:197).
5 “Bu kavram, sömürgeci güçlerin bir üretimi. Zaten
çalıştıktan sonra, ülke örnekleri üzerinde
Ortadoğu’nun sınırları ve kapısı da suni; 1916’da
sürecin nedenlerini, yönetimlerin
İngilizler ile Fransızlar arasındaki Sykes-Picot
tutumlarını ve batılı ülkelerin çıkar odaklı Anlaşması çerçevesinde bu coğrafya şekillendi.
politikalarını açıklamaya çalışacağız. Yani Ortadoğu aslına bakarsanız bir icat”
(Gerges, 2014:37).
6 Lockman, bu kavramın 1902 yılında Amerikan
askeri tarihçi Alfred Thayer Mahan tarafından
literatüre kazandırıldığını söyler (Lockman,
2013:158).
513
ACAR – AYDIN 2017
kuvvetli bir orta sınıf bulunmaktadır. Batı 2.4. Mısır
ile sıkı bir ilişkiye sahiptir. Küçük bir ülke
2011 yılının Ocak ayı, Mısırlılar için
ve yolsuzluk olmadığı sürece kendi
taleplerini seslendirecekleri bir dönüm
kendisini besleyebilecek bir ülke
noktası olmuştur. Tahrir Meydanı büyük
konumundadır (Kösebalaban ve diğ,
gösterilere tanıklık etmekteydi. Güvenlik
2014:208-209).
tedbirlerinin aksine gösteriler barışçıl
2.2. Cezayir talepler içermekteydi (Kienle, 2012:537).
Neoliberal politikaların başarısızlığı,
2011 yılının Ocak ayında Cezayir
Mısır’daki protestoların nedenlerinden
meydanları yüzbinleri bulan kalabalık
biridir. Bu politikalar ekonomik krizler ile
gösterilere tanık olmuştur. “Demokratik
birleşince toplumsal husursuzluk artmaya
Değişimler için Ulusal Koordinasyon”
başlamıştır (Kienle, 2012:549). Mısır’ın
öncülüğündeki protestolar Şubat sonu
ekonomik gelişiminde dış faktörleri
itibari ile gerilemeye başlamıştır. Arap
belirtmek önemlidir. Dünya Bankası, İMF,
Baharı’nın devrimsel etkisi Cezayir
AB, Amerika, Suudi Arabistan ve Birleşik
açısından yüzeysel kalmıştır (Del Panta,
Arap Emirlikleri başlıca destekleyiciler
2017:2). Gösterilerin farklı kesimleri bir
arasında bulunmaktadır. Suudi Arabistan ve
araya getirememesi, işçi sınıfının pasif
Birleşik Arap Emirlikleri özellikle askeri
kalması gibi nedenler, Arap Baharı’nı
projelere destek vermektedir (Salamey,
Cezayir’de amacına ulaştırmamıştır (Del
2015:121). Arap Baharı sürecinde, Arap
Panta, 2017:6).
ülkelerinde bir Arap milliyetçiliği oluştuğu
2.3. Yemen fikrini söylemek güç olmaktadır. Tahrir
Meydanı’nda Tunus bayraklarının sallanmış
Ülkede patlak veren gösterilere karşı, Salih
olması bu düşünceyi pek az etkilemektedir
yönetimi, öncelikle ekonomik teşviklerle
(Kienle, 2012:541). Gösteriler başarıya
cevap vermeye çalışmıştır. Teşvikler
ulaşmış ve dönemin devlet başkanı
yetersiz kalınca yönetim, müzakere
Mübarek istifa etmiştir. Mübarek sonrası
masasına oturmaya mecbur kalmıştır
Cumhurbaşkanı seçilen Mursi döneminde
(Durac, 2012:166). Arap Baharı’nın
de ekonomik sıkıntılar devam etmiştir. İMF
aktörleri arasında bulunan Yemen, sahip
ve Dünya Bankası’ndan borçlanmalar,
olduğu örgütlü kabile yapısından dolayı
vergilerin artırılması, işsizlik ve bütçe açığı
devlet başkanı Ali Abdullah Salih’in görevi
gibi problem beraberinde askeri darbeye
bırakmasına neden olmuştur (Ayhan,
neden olmuş, Mursi yönetimden
2012:203). Ülkenin sosyolojik dokusunda
uzaklaştırılmıştır (Salamey, 2015:117).
bulunan kabilecilik, siyasi atmosferi
tanımlamayı karmaşık hale getirmektedir 2.5. Suriye
(Durac, 2012:168). Tarihsel sürecin
2011 yılının yazında İslamcı kimlik ile
biriktirdiği öfke, ülkenin güneyinden ziyade
harekete geçen rejim karşıtları, dış güçlerin
kuzeyine yatırımların yapılması gibi
desteğini almışlardı. Rejim karşıtlarının
nedenler çatışmaların düzeyini artırmıştır
ortak duygusu “güvensizlik” olarak
(Ayhan, 2012:215). Ülke tarihinde 1962-
tanımlanabilir. Çatışmalar ilerledikçe rejim
1970 yılları arasında yaşanan iç savaş,
karşıtları arasında bölünmeler
Mısır ve Suudi Arabistan’ı belirgin taraf
başlamaktaydı (Joya, 2012:32). BM,
haline getirmiştir. Ülkede El Kaide’nin
Suriye’deki iç savaş tahribatını, 1994
taban yaratma çabası dış politikada
yılında Ruanda’da yaşanan olaylardan bu
Amerika’nın ilgisini Yemen’e
yana yaşanan en büyük yıkım olarak
yönlendirmiştir (Phillips, 2011:129).
tanımlamaktadır (Heydemann, 2013:59).
Amerika, Yemen’in Suudi Arabistan gibi
2011 ve 2012 yılında Amerika’nın Suriye
Şii yayılmacılığına karşın kalkan olabilme
özelinde, diplomasi yerine yaptırımlar ile
görevi nedeniyle, zaman zaman ülkeye
ilerlemesi İran’ın siyasi konumundan
maddi destek sağlamıştır (Ayhan,
kaynaklanmaktadır. Bu siyasi konum,
2012:223).
514
C.22, S.2 Arap Baharı Üzerine Oryantalist ve Marksist Değerlendirmeler
Amerika-İran arasında çıkabilecek Körfezi’ndeki bazı otoriter rejimleri
çatışmanın ilk sürecini, Suriye üzerinden kuvvetle desteklemesinin nedenleri: benzer
başlatma şeklinde açıklanabilir (Joya, gösterilerin kendi ülkesine sıçramasını
2012:36). Rusya ve Çin tarafından sağlanan önleme, Bahreyn’in sahip olduğu coğrafi
askeri ve mali yardımlar ile BM nezdindeki strateji ve Suudi petrolünün lojistik
tutumları, Suriye rejimi için hayatı bir güvenliğini sağlama şeklinde sıralanabilir
devamlılık sağlamaktadır (Heydemann, (Nuruzzaman, 2013:367).
2013:63). Rejim karşıtı muhalefetin dağınık
2.8. Libya
olması, meşruiyetini sağlamakta zorlanması
gibi nedenler, Suriye’yi diğer Arap Libya’da Arapların % 85’i kabile yapısına
Baharı’nı yaşayan ülkelerden ayırt göre örgütlenmiştir. Siyasi konularda,
etmektedir (Heydemann, 2013:69). kabile formu birincil rol oynamaktadır.
Genel bir savaş veya isyan kararı alındıysa
2.6. Irak
siyasete ve bürokrasiye yansımaktadır
Arap Baharı süreci öncesinde benzer (Ersoy, 2014:237). Kaddafi, Libya’da
gelişmeleri yaşayan Irak, kurumsal bir muhalif kesimlerin tepkisini toplamıştı.
siyasal sistemin bulunmayışından dolayı İslamcılar, sürgündeki muhalifler, insan
fikirler yerine kimliklerin etrafında hakları savunucuları bunlardan bazılarıdır.
olayların cereyan etmesine tanık olmuştur. Buna karşın Libya’nın kabilevi yapısı,
Bastırılmış kimliklerin taleplerine cevap Kaddafi rejiminin ayakta kalmasına olanak
verilmeyip, mevcut sorunlara karşı alt sağlamıştı. Tunus ve Mısır’daki
kimlikler ön plana çıkarılarak siyaset ayaklanmalar rejimin yıkılabileceğine dair
yapılmaktadır. Serbest piyasa eksikliği, işaretler içermekteydi. Muhalifler, Tunus ve
kamu gücünün koz olarak kullanılması Mısır’dan etkilenmişti. Kaddafi’nin sert
Irak’taki istikrarsızlığı derinleştirmektedir önlemleri krizi yönetilemez hale getirmiştir
(Torlak ve diğ, 2014:309). (Ayhan, 2012:162). Kaddafi’nin devrilmesi
başarı olarak görülmesine rağmen Kaddafi
2.7. Bahreyn
sonrasında istikrar adına sıkıntılar
Arap dünyasında başlayan isyan dalgası yaşanmaktadır. Ulusal ordu altında
Tunus ve Mısır yönetimlerini devirince, örgütlenme, ülkenin imarı, yerel otoritelerin
Bahreyn de bu dalganın içine dahil sivilleşmesi, konseyler arası yasal
olmuştur. 14 Şubat ve 15 Mart 2011 çözümler, eski rejim taraftarlarının sisteme
tarihleri arasındaki gösteriler olağanüstü hal dahil edilmesi, gibi sorunlar çözüm
ilanı ile sonuçlanmıştır (Alshehabi, beklemektedir (Ayhan, 2012:196).
2014:46). Göstericilerin büyük
Arap Baharı her ne kadar yerel talepler
çoğunluğunun Şii mezhebinden olması,
olarak gözükse de batının tarafgir ve
protestoların İran ve Hizbullah destekli bir
pragmatist tutumu olayların seyrini
örgütlenme olduğu iddiasını ortaya
değiştirebilmektedir. Bu nedenle her ülkede
çıkarmıştır. Şii göstericilere karşı Sünni
aynı sonuca ulaşılmamaktadır. Bu bilgiler
göstericiler rejim yanlısı olarak
ışığında, Arap Baharı’nın dış
meydanlarda yerlerini almıştır (Alshehabi,
müdahalelerden bağımsız olmadığı fikri
2014:47). Gösterilerin mezhep çatışmasına
kabul görmektedir. Dış müdahale
dönmesi üzerine, Bahreyn yönetimi
yaklaşımının tarihi “oryantalizm” disiplinin
kapsamlı reformlar yapılacağı
ortaya çıktığı döneme kadar götürülebilir.
açıklamasında bulunmuştur. Şii göstericiler:
anayasal monarşi, egemenliğin halk odaklı
olması gibi talepleri savunmaktaydılar
(Ayhan, 2012:286-287). Sünni
komşularının ve batının desteği olmasına
karşın, iktidarda Şiiler olmadan istikrarın
olmayacağı düşüncesi hakimdir (Ayhan,
2012:298). Suudi Arabistan’ın Basra
515
ACAR – AYDIN 2017
3. ORYANTALİZM Oryantalizm akımının Avrupa merkezci
olduğunu, geçmiş ile takıntılı bir yaklaşımla
Oryantalizm7, 18 yüzyılda bir disiplin
sosyal bilimlere ve Marksist metodolojiye
haline gelmeden önce hazırlık aşaması
gereken önemi vermediğini savunmuştur
geçirmiştir. 19. yüzyılda etkinliği artmıştır.
(Lewis, 1982:7). Oryantalizm’e yeni bakış
20. Yüzyılda ise farklı disiplinlerin ortak
açısı getirmesiyle bilinen yazarlardan Said,
çalışma alanı haline gelmiştir (Yıldız,
Avrupa ve Amerika’nın doğu çıkarlarının
2002:15).
politik temelli olduğunu belirtmektedir.
Lewis (1982:3), Oryantalizm kavramını, Dinamik olan bir süreç menfaat
Batı Avrupalı sanatçıların Ortadoğu ve ilişkilerinden meydana gelmiştir. Politik,
Kuzey Afrika seyahatleri esnasında ekonomik ve askeri gerekçeler
gördüklerini veya hayallerini abartılı barındırmaktadır. Bu dinamizm, “Doğu”
şekilde resmetmeleri olarak tanımlar. kavramını yaratmıştır. Bu yaklaşım Said’in
Oryantalizmin bilim olarak gelişmesini “Oryantalizm” kavramını tanımlamaktadır
Rönesans döneminden başlatmaktadır. Bu (Said, 1998:26). Bu düşünceyi destekler
dönemde Yunan, Latin, İbrani dillerinden nitelikte; National Geographic dergisi,
sonra diğer dillerde de çalışmalar sömürgecilik sonrası düşünceyle incelenen
yapılmıştır. oryantalist kavramlar ile Arap dünyasını
tasvir etmektedir. Dergi, Arap dünyasını
Oxford ve Cambridge üniversitelerinde
“ilkel” ve “azılı” olarak tanımlayarak
Arapça kürsülerinin kurulması, İngilizlerin
ötekileştirmekte, Amerika’nın
Akdeniz’deki ticaretini geliştirmek
müdahalelerine meşru bir zemin
amacıyla İngiliz devlet görevlileri
kazandırmaktadır (Gökmen ve diğ,
tarafından desteklenmiştir. Biraz daha
2012:42).
geriye gidilirse 1539 yılında Guillaume
Postel, Pariste’ki College de France’da Lockman’a göre görsel ve yazılı alanda Batı
Arapça kürsüsünün başkanı olmuştur Avrupa’nın ve Birleşik Devletler’in “öteki”
(Lockman, 2013:93). tanımlamasının radikal, vahşi ve ürkütücü
Müslüman simgesinin kökleri eskiye
19. yüzyılda oryantalist çalışmalar batılı
dayanmaktadır. Duygusal karşılığı da
üniversitelerin birçok yerinde yapılmıştır.
bulunan bu tanımlamalar, siyasi amaçlara
Tarih, Sosyoloji, Sanat, İlahiyat gibi Doğu
dayandırılıp onlar üzerinden stratejiler
ve Ortadoğu ile ilgili konular işlenmiştir
belirlenmektedir (Lockman, 2013:84).
(Yıldız, 2002:33). Lockman’a göre 19.
Örneğin; Tarihçi Lewis, Müslümanların
yüzyılda batı akademik eğitimi: şark
yaşadığı coğrafyayı anlaşılması zor, muğlak
dillerini, dinlerini, tarihlerini ve kültürlerini
ve soyut olarak tanımlamaktadır (Lockman,
çalışmayı “Oryantalizm” olarak
2013:257).
isimlendirecekti (Lockman, 2013:93).
İkinci dünya savaşından sonra Ötekileştirme, kolonyal güçler tarafından
Oryantalizmin sosyal bilimlerle ilişkisi, bir araç olarak kullanılmıştır. Jeopolitik
İslam Medeniyeti’nin sosyal bilimler için çıkarları sağlamak amacıyla da
büyük bir referans kaynağı olmasına neden medenileştirme misyonu (la
olmuştur. Osmanlı Kültür ve Medeniyeti de missioncivilisatrice) terimini türetmişlerdir
bu dönemde İslam Araştırmaları içinde yer (Gökmen ve diğ, 2012:118). Birinci Dünya
almaya başlamıştır (Yıldız, 2002:79). Savaşı esnasında bazı Oryantalistler savaşta
görev almışlardır. Arkeolog Hogarth,
Bazı yazarlar, Oryantalizm’in tarafgir
Öğrenci Lawrence, St. John Philby ve
olduğuna dair itirazlarda bulunmuşlardır.
Gertrude Bell gibi isimler sayılabilinir.
Kıpti sosyolog Anouar Abdel-Malek,
Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son
dönemlerinde muhalifleri örgütlemek için
7 “Latince’den türetilen “Oryantal”, doğulu çalışmışlardır (Lockman, 2013:162). Yine
anlamına gelir ve “Orient” (Şark) de, daha sonra, bu dönemde “Revue du Monde”, “Der
Güneydoğu Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan Asya
Islam” ve “The Moslem World” adlı
topraklarına işaret edecektir” (Lockman, 2013:54).
516
C.22, S.2 Arap Baharı Üzerine Oryantalist ve Marksist Değerlendirmeler
dergiler İslam dünyası üzerine çalışmalar düşünülmektedir (Ventura, 2017:291).
yapmışlardır (Lockman, 2013:164). Batı’nın akademik ve aydın kesimleri Arap
Baharı’nın demokrasi çıkmazını ve
Gerges, Batı’nın yaklaşımının, elit siyaseti
“evrensel demokrasiye” ulaşabilirliğini de
ve kamuoyu arasında ilişkilere yönelik
tartışmaktadırlar. Bir kısmı liberal
olduğunu, toplumu ve tarihsel sosyolojiyi
demokrasinin amaç edinilmesini öne
ihmal ettiğini ileri sürer (Gerges, 2014,28).
sürmektedir. Diğer bir kısmı liberal
Batı’nın özgürlük ve hukuk üstünlüğü
demokrasiye ulaşabilmenin çoğulcu bir
öngörüsü, Batılı olmayan toplumların
demokrasinin gerekliliğini ileri sürer.
yönetilmesi düşüncesine meşruluk
Üçüncü bir yaklaşım “evrensel adalet”
kazandırma çabası içermektedir. Yerleşik
kavramının tesis edilmesini belirtir.
despotizme karşı ancak Batı’nın mücadele
Mostafa ise tüm bu yaklaşımların özgün
edebileceği fikri hakimdi (Lockman,
olmasının önemine dikkat çekmektedir
2013:109).
(Mostafa, 2014:99). Öte yandan Birleşik
Lewis, oryantalizmin yayılmacı güçlerin Devletler’in yerel İslamcı müttefikleri nasıl
tekelinde olduğu fikrine karşı çıkmaktadır. görmeli konusu da tartışılmıştır. Bunlardan
Yazar’a göre, Arapça ve İslam incelemeleri birincisi; İslam’ı Batı’ya potansiyel tehdit
sömürgecilikten yüzyıllar önce başlamıştır. olarak gören “Katı-tutum sahipleri” olarak
Bu tür incelemeler Arapların tahakküm adlandırabileceğimiz, Bernard Lewis’i takip
altına alınmasında payı olmayan Almanya eden akımdı. Bu akıma göre, İslam
gibi ülkelerde de gelişmiştir (Lockman, demokrasi kurallarına göre yönetilmeyen,
2013:276). tüm toplumu sınırlayan ve terörizm üreten
dinamizme sahipti. Bu sebeple ılımlı ya da
Amerikalı yazar David Horowitz,
demokratik bir İslamcı hareketten söz
“islamofaşizm”8 kavramının taraftarı
edilmemelidir. İkinci yaklaşım olarak ifade
olmakla beraber, İslamcı rejimlerle
edebileceğimiz ise “liberal kamp” akımıdır.
savaşılması için bu kavramı referans
Bu akımın temsilcilerinden bazıları; John L.
almıştır. Irak işgaline kamuoyu desteği
Esposito ile John Voll’dür. Bu yazarlar
sağlamayı amaçlamıştır. İslam’ı araştıran
İslam geleneği içerisindeki Müslüman
çoğu düşünür bu kavramın tutarlı
demokratların çabalarının önemini
olmadığını; Hizbullah, El-Kaide, İran İslam
vurguladılar. Devrim ve şiddetten kaçınan
Cumhuriyeti, Hamas, Taliban, Mısır’da
katılımcı hareketlerin olduğunu öne sürerler
Müslüman Kardeşler ile Suudi Arabistan
(Lockman, 2013:317-318).
gibi farklı, bazen birbiriyle çatışan rejimleri
ya da hareketleri aynı gruplandırmaya dahil 11 Eylül 2011, liberal kamp taraftarlarının
etmeyi tutarsızlık olarak görmüşlerdir düşüncelerini pekiştiren Ortadoğu’nun
(Lockman, 2013:378). geleceği açısından bir dönüm noktası
olmuştur. Amerikan dış politikasında;
3.1. Oryantalizm ve Arap Baharı
liberal demokrasilerinin yaygınlaştırılması
Arap Baharı, batı tarafından İslam ve Arap ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin başlangıç
ülkelerindeki geri kalmışlığa bir tepki sinyalleri verilmeye başlanmıştır (Dağcı,
olarak değerlendirilmiştir. Kadınlar için 2006;177-178).
Arap Baharı’nın eşitlik mücadelesi şeklinde
Katı-tutum sahiplerine benzer yaklaşıma
tanımlanması da oryantalist bakış açısının
sahip Birleşik Krallığın eski Başbakan-
cinsiyetçi bir yaklaşımı şeklinde
larından Balfour, batı toplumlarının tarih
boyunca kendilerini yönetebildiğini
söylemektedir. Doğu için aynı şeyleri ifade
8 Faşist düşünce, bireyi fedai olabilme güdüleriyle
etmemekte, yüzyıllar boyunca mutlakiyetçi
beslemeye çalışır. Kendisini sorgusuz şekilde ırkı
ya da ulusu için teslim edebilecek insanlar kümesi, iktidarların hakim olduğunu ifade
bu düşünce için ideal olma ölçütüdür (Heywood, etmektedir. Balfour’a göre; Doğu’nun
2013:90). Çalışmamız bağlamında, bu kavram ihtişamlı yüzyılları kendi kendini
islamofaşizm, islam ve faşizmin kaynama şeklini
yönetmekten yoksundur (Said, 1998:54).
öne sürmektedir.
517
ACAR – AYDIN 2017
Napolyon’un Mısır Seferinin temelinde 4. MARKSİZM
Fransızların karanlık Şark’a bilim ve
Marksizm9, toplumların çözülüş süreçlerini
medeniyet tedariği sağlama düşüncesi de
ekonomik dinamiklere dayandırmakla
bulunmaktaydı (Lockman, 2013:125).
birlikte sermaye sahibi sınıf ile işçi sınıfı
Oryantal betimlemeler de Arap Baharı’nı arasındaki çatışmayı vurgular. Kapitalizmin
anlamamıza yardımcı olabilir. ABD eski orta sınıfları yok edeceği ve işçi sınıfının
Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger, sayıca artacağını öngörür. Kapitalizmin terk
Araplar için; “Mısır olmadan savaş Suriye edilmesiyle oluşacak komünist topluma ve
olmadan barış olmaz” der. Batılı bir işçi sınıfı safına herkesi davet eder (Tonak,
politikacının yaklaşımı, Araplarda Mısır’ın 2015:16).
savaşçı, Suriye’nin ise barışı temsil ettiği ya
Tarihin bütün dönemlerinde karmaşık bir
da Suriye’nin barışı istemesi
sınıf döngüsünün var olduğunu ileri
gerekliliğinden yola çıkarak, Suriye’nin
sürmektedir. Bu döngüsel süreç içerisinde
savaşçı yönü vurgulanmaktadır (Toraman,
Antik Roma, Ortaçağ, Feodal Toplum ve
2015:77-78).
Burjuva Toplumu dönemlerinde, sınıflar bir
Arap devrimlerine, Batının müdahalesi diğer tanıma ve şekle dönüşerek var olmaya
farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. devam etmişlerdir (Marks ve Engels,
Müdahaleler; toplumsal yapıya ve otoriter 2004:14). Burjuva toplumuna karşı
siyasi rejimlere göre değişebilmektedir. Proleteryanın örgütlenmesi sonucu burjuva
Dışarının devrimlere yaklaşımı Arap iktidarı sona erdirilecektir. Komünist
sistemine değil “Arap alt sistemleri”nin toplumdan önceki aşama olan burjuva, aile
küresel dengeler ile çıkarcı uzlaşısına göre içi duygusal ilişkileri parasal değerler
şekillenmektedir (Mostafa, 2014:89). 2013 üzerine inşaa etmeye başlamıştır.
yılında Mısır’da yaşanan askeri darbe Geleneksel üretim tezgahların yıkılması,
sonrasında AB’nin Mısır ile ilişkileri devam ülkeler arası malların değişimi, kültürler
etmiştir. AB çıkarcı davranıp otoriter üstü bir dünya yaratma gibi sonuçlar,
rejimler ile ilişkilerini sürdürebilmektedir burjuvanın belirgin özellikleri arasındadır
(Bal, 2014:76). Ayhan da bölgede İsrail’den (Marks ve Engels, 2004:16). Yemen ve
sonra Amerikan desteğine sahip olan Libya örneklerinde görülen “kabile”
Mısır’ın iç politikadan ziyade Amerikan ve yapısının Marksizm’deki “feodal” yapı ya
İsrail politikalarına öncelik tanımasının, da dönem tanımı ile örtüştüğü
toplumdaki farklı grupların demokrasi görülmektedir.
beklentisini boşa çıkaracağını ifade etmiştir
Arap Baharı, Marksizm’deki “sınıf”
(Ayhan, 2012:82).
döngüsü tanımlamasından yola çıkılarak bu
Sömürge sonrası yapılar olarak da bölümde incelenmeye çalışılacaktır.
tanımlanan Arap Baharı ülkeleri, gerek
4.1. Marksizm ve Arap Baharı
yönetimleri gerekse de halkları kanalı ile
batıyla işbirliğinde bulundukları ölçüde Karl Marks, Max Weber gibi Avrupalı
mutlakıyetçi yapılar olmasına rağmen düşünürler, güçlü bir batının, dünyaya
göreceli olarak istikrarlarını neden hükmettiğini bu hükmetmenin
koruyabilmektedirler. Libya örneğine karşı gereğini ve iyi olarak nitelenmesini,
Bahreyn ve Yemen örnekleri Oryantalist kavramı altında açıklamışlardır
incelendiğinde bu yaklaşım (Lockman, 2013:97-98). Lewis de aslında
doğrulanmaktadır. Ülke örnekleri, Arap Marksistlerin, Oryantal bilgiden
Baharı’nın oryantal yaklaşımın tezahürü
olduğu düşüncesine katkı sağlamaktadır.
9 Marksizm, 20. Yüzyılda Doğu Avrupa’da ve
Üçüncü Dünya Ülkeleri’nde sosyalist devrimlere
yol açmış, beşeri ve sosyal bilimlerde kendi adıyla
anılacak disiplinin oluşmasına katkı sağlamıştır
(Resnick ve Wolff, 2013:153).
518
C.22, S.2 Arap Baharı Üzerine Oryantalist ve Marksist Değerlendirmeler
beslendiğini düşünmektedir (Lewis, 1952 yılında “Hür Subaylar Darbesi” bu
1982:8). grubu tasfiye etti. Toprağın bir kısmı
köylüye kontrat yapılarak veya kiralanarak
Marks, Komünist Manifesto’dan bu yana
dağıtıldı. Buradaki amaç; az gelişmiş
toplumun iki kutuba ayrılacağını sermaye
ülkelerin gelişmek için izlediği strateji,
sınıfına karşı işçi sınıfının güçleneceğini
tarımdan sağlanan girdiyle sanayiye
ifade etmektedir. Bu düşünce toplumu
finansman temini ve sanayileşme ile birlikte
küçük sermayeler sınıfı şeklinde
kalkınmanın sağlanmasıydı (Atacan,
resmetmekte ve kısırlaştırmaktadır. Tam
2014:105). Mısır’daki isyanın nedenleri;
aksine farklı toplumsal grup ve katmanları
anti-demokratik yönetim, çoğulcu
detaylı bir analize tabi tutmak daha yerinde
demokrasi taleplerinin bastırılması,
olabilir (Savran ve diğ, 2015:66).
yolsuzluk, insan hakları ihlali ve gelir
Mostafa, Halliday’ın tezine dayandırdığı adaletsizliği sayılabilir (Achy, 2010).
şekliyle; bir ideoloji olarak bir devrimin, Mısır’da emek yoğun sektörlerde; şartlar
uluslararası boyutu berraktır. Bu devrimler köleliğe uygun, ücretli kölelik söz
modern kapitalizme karşı yapılmıştır konusuydu. 20 milyon çalışan açlık
(Mostafa, 2014:65). Glaser ve Walker, sınırının altında yaşamaktadır. Bu tür
tarihin ilk sosyalist devrimini 1871 Paris veriler Mısır’da ekmek kavramının önemli
Komünü olarak görmekte ve devamında; bir sorun olduğunu işaret etmektedir
Rusya Ekim Devrimi (1917), Yugoslav ve (Atacan, 2014:108). Atacan’ın ücretli
Arnavutluk Devrimleri (1944-1945), kölelik tanımı, Marksist metodolojiyi
Vietnam Devrimi (1945), Çin Devrimi doğrulamaktadır. Marksizm’e göre
(1949), Kore Devrimi (1950), Küba sermayenin ürettiği malın artık değeri,
Devrimi (1959), Nikaragua Devrimi (1979) üretim araçlarına sahip sermayedarlara kar
şeklinde örneklemektedirler (Savran, olarak geri dönecektir. İşçi, ilk dönemlerde
2011:3). Çalışmamız “Arap Baharı”nın bu bütün yaşamını bu üretim süreci için
devrimler listesinde yerini sorgulamaya harcamak zorunda kalacaktır. İşçi
devam edecektir. örgütlenmesi “proleter devrim” bu
durumdan komünist devlet yapısı ile
Arap Baharı; Neoliberal ekonominin
kurtulacaktır.
tahribatını, devlet kontrolünün kaldırılması
ile Keynesci politikalara yönelik süreçleri Tunus’da sosyalistlerin rejimle ilişkisi
içermiştir (Dabaşi, 2015:99-100). Bolluk Burgiba ve sonrasında Zeynel Abidin
paradoksu Arap toplumlarında zenginlik döneminde de muhalif olarak kalmıştır.
yaratmış ama ekonomik kalkınma minimal Sendikal düzeyde çalışmalarını
düzeyde kalmıştır. Eğitimli alt-orta sınıf yürütmüşlerdir. 14 Ocak 2011 devrimine
nitelikli iş sahibi değildir. İşsizlik kadar iktidar ile sosyalistlerin ilişkileri
beraberinde devlete karşı saygınlığı problemli olmuştur (Ayhan, 2012:29).
azaltmış ve bu sınıfın kendisini dünyada Tunus’taki ilk kırılma noktası, Elektronik
ikinci sınıf insan psikolojisine sahip Yüksek Mühendisi Muhammed Buazizi’nin
olmasına neden olmuştur (Prashad, işşiz kalması ve seyyar satıcılık yaparken
2012:36). tezgahına el konulması sonucu kendisini
yakması olmuştur. Ülkede işsizlik önemli
Mısır’da yoksulluk rakamları astronomik
bir sorun teşkil etmektedir. Eğitimli
düzeydeydi. Nüfus’un yarısı günlük iki
insanların sayıca çok olmasına karşın uygun
doların altında bir gelire sahipti. İntifah
işlerde istihdam edilmemektedirler. Eğitim
reformları işçi sınıf ve köylülerin sosyal
sistemi ile ekonomi politikaların
olanakları üzerinde tahribat yapmıştır
uyuşmazlığı siyasi taleplere
(Prashad, 2012:29). Mısır’da Nasır
dönüşebilmektedir. Siyasi talepler
döneminde Arap sosyalizmi uygulanmasına
karşılayacak demokratik yapının var
karşın devlet kapitalizmi ile işleyen bir
olmayışı diktatör yönetimlerde şiddet
sistem mevcuttu. Nasır, büyük toprak
ortamına neden olabilmektedir.
sahiplerinin tasfiye edilmesini istiyordu.
519
ACAR – AYDIN 2017
Gelişmelerin arkasında baskıcı yönetimleri başlamıştır. Arap Baharı sürecinde
istemeyen ve uluslar arası arenada sloganlar direkt Marksist terminolojiler
kendilerini dışlanmış hisseden Arap içermemesine karşın Marksist ilkeler,
gençleri bulunmaktadır. Petrol ve doğalgaz göstericilerin talepleri içerisinde yer
zengini olmalarına karşın Filistin sorununda edinmiştir. İşsizlik, neoliberal politikaların
aciz kaldıklarını düşünmektedirler başarısızlığı örnek gösterilebilir.
(Kösebalaban ve diğ, 2014:198-199).
Bu süreçte batılı devletlerin siyasi
Ayhan’a göre 14 Ocak 2011 tarihinde
yaklaşımlarının, ekonomik çıkarlar
Tunus lideri Zeynel Abidin’in Suudi
üzerinden oluştuğu görülebilir. Oryantalist
Arabistan’a gitmesi yeni bir dönemin
yazar Said, Sömürgeleştirmenin amaçlarını;
başlangıcıydı. Tunuslular kısa zamanda
tanımak ve sonra menfaat sağlamak
devrim harekatının birinci aşamasını
şeklinde açıklamaktadır. (Said, 1998:146).
tamamlamışlardı (Ayhan, 2012:49-50).
Tunus’taki devrim sürecinin geliştireceği “Avrupa’nın sömürgeci
demokratikleşme bölge halkları için bir girişimlerinin temelinde, Doğu
milat sayılacaktır (Ayhan, 2012:72). hakkında söylenebilecekleri tek
yönlü olarak belirleyen bir
Yemen’de ise bir dönem kendisini Marksist
iktidardan bahsedilebilir. Doğu
hükümet(ler) olarak ileri süren yönetimler
denen özel bütünlüğün söz konusu
bulunmaktaydı (Walker, 2011:25). Bağdat
olduğu her durumda etkili olan
ve Beyrut’un bir zamanlar komünizm
iktidar, oryantalizmin Doğu’ya
hareketine ev sahipliği yaptıkları
ilişkin karmaşık fikirler dizisini
bilinmektedir.
belirleyen genellemelerini yaratır.
Katı bir aşiret yapısına sahip olmasına Batı’nın böylesi genellemeleri inşa
rağmen, Libya’daki isyanın yoksulluk etmedeki amacı, Doğu’yu ideolojik
sorunu ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. bir düzlemde söylemler aracılığıyla
Ülke 6 milyon nüfusa sahip zengin bir sömürge bürokrasilerinin ya da
ülkedir. Bazı isyancılar sorunun “ekmek” sömürge biçimlerinin bir temsili
olmadığını “özgürlük” olduğunu dile konumuna getirmek istemesidir. Bu
getirmektedir (Ersoy, 2014:240-241). anlamda Batı’nın Doğulu
Aksine Tripoli Post Gazetesi, işsizlik temsilleri yaygın bir siyasal
oranını 20.74, sayı olarak 1.3 milyon etkinlikle iç içedir” (Eren,
şeklinde belirtmektedir (Tripoli Post, 2013:119).
06.03.2009). Üzerinde durulması gereken
Bal’ın yaklaşımı da Eren’in ifadesi ile
nokta; 1972’de Kaddafi’nin Mısır ve
paralellik arz etmektedir. AB’nin Arap
SSCB’ne yakınlaştığı ve iç politikada
ülkelerine yönelik desteklediği reformlar ile
sosyalist bir toplum kurmaya çalışmış
yardımlar bölge halkının değil baskıcı
olmasıdır. Arap Sosyalist Partisi dışında
rejimlerin çıkarına hizmet etmiş; halkın
tüm partilerin çalışmalarını yasaklatmıştır
fakirleşmesine, eşitsizliklerin çoğalmasına,
(Ayhan, 2012:154-155).
yaşam standartlarının kötüleşmesine ve
Arap Baharı sürecinden yaklaşık 150 yıl huzursuzluğa neden olmuştur (Bal,
öncesi kadar dönemde Karl Marks, 2014:78).
kapitalist ülkeler üzerinden bir devrim
Sijani, Arap Baharı’ndaki taleplerden
olacağı öngörüsüne sahip olmuştur.
birincisini sömürgecilikle mücadele,
İngiltere bu öngörünün örneklerinden biri
ikincisini dış güçlerin baskınlığına karşı
olmasına rağmen Rusya’da Marksizm
mücadele ve üçüncüsünü doğu kültürünün
devlet gücüyle uygulanmaya çalışılmıştır.
hakimiyet kurabileceği bir alan yaratmak
Arap Baharı ülkelerinin kapitalist süreci
isteği şeklinde açıklamaktadır (Sijani,
yoğun olarak yaşamadığı bilinmekle
2014:578).
beraber feodal yapıdan kapitalist yapıya
doğru yoğun bir süreç yaşanmadan olaylar
520
Description:ORIENTALIST AND MARXIST REVIEWS ON THE ARAP SPRING. Ali ACAR*, Habib . yoksulluk ve işsizlik” olmuştur (Prashad,. 2012:79). Eski ABD