Table Of ContentArabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
1
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
Arapca Huquq,
Genel Eşanlam
Sözlük
6000 Başlıq
Tebriz-Turuz-2012
2
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
A LİMİNE En baştan; esasa girmeden; <DAVANıN a limine reddi> davanın
usulden reddi.
AB KEŞ Su çeken; vakıflarda ve diğer hayır kurumlarında su ihtiyacını
karşılamak üzere su çeken kimse.
AB RİZİ Su dökücü.
AB Su.
ABA Babalar, erkek cedler.
ABAD Bayındır; mamur, şen; sonsuz gelecek zaman.
ABA-I ECDAD Babalar ve analar.
ABANDON Terk, bırakma; geminin terki; bir haktan tamamen veya kısmen feragat.
ABD Köle.
ABDAL Gezginci ermiş.
ABDÜKSİYON Bir organı bedenden uzaklaştırma; tebit.
ABERASYON Sapma, sapınç.
ABES Boş, saçma.
ABESLE İŞTİGAL Boş şeylerle uğraşma.
AB-I ADALET Adalet suyu; adaletin feyz ve bereketi.
ABİD İbadet eden.
3
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
ABİDAT Abideler, anıtlar.
ABİDE Anıt; bir kişinin veye olayın hatırasına dikilen yapı.
ABOLİSYONİZM Ortadan kaldırma, yok etme, harabetme.
ABORSİYON Çocuk düşürme.
ABRAMA Deniz taşıtlarını yönetme.
ABRAZ Doğuştan kısır.
ABSANS Yokluk; aklın kısa süre yitirilmesi.
ABSANTEİZM İşçilerin çalışmadan geçirdikleri iş günleri.
ABSOLÜ Mutlak, salt.
ABSTRE Mücerret, soyut.
ACAL Eceller, vadeler.
ACENTA Tabi bir sıfatı olmadan,sözleşmeye dayanarak bir bölge için de ticari
işletmenin sözleşmelerini o'nun adına yapan kişi.
ACEZE Acizler, güçsüzler.
ACİB Şaşılacak şey, acaip, garip.
ACİR Kiraya veren kimse.
ACİZ BELGESİ İcra takibi neticesi alacaklının alacağını alamadığı kısım için kendisine
verilen belge.
ACİZ Ödeme güçsüzlüğü.
ACUL Aceleci.
ACUN Evren, kosmos.
ACZ Düşkünlük, borçlarını ödeyememe, yeteneksizlik.
AÇIK KUVERTÜR Denizde taşıma sigortalarında sigortacının, belli mallar veya bazı yollar
bakımından menfaatlara güvence vermesi.
4
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
AÇIK LİMAN Serbest liman; ülkelerarası mal giriş ve çıkışlarında gümrük işlemi
yapılmıyan liman.
ADAB Terbiyeler, kurallar, usuller, utanmalar aktöre.
ADABA MUGAYİR Adaba aykırı; ahlak ve edep dışı.
ADABI MUAŞERET Terbiyeli ve nazik davranma kuralları.
ADABI UMUMİYE Umumi adab; genel ahlak kuralları.
ADAD Adetler, sayılar.
ADALET Herkesin hakkını tanıma; karşılıklı zıt yararlar arasında hakka uygun
olan eşitlik ve denge.
ADALETPENAH Adeletli.
ADAŞ Ayı adı taşıma; aynı isimli olma.
ADAT Faiz hesabında faize esas olacak tutar ile günlerin çarpımı sonunda
bulunan sayı.
ADAVET Düşmanlık.
ADDETMEK Saymak; öyle kabul etmek; öyle olduğunu bilmek; varsaymak.
ADEDI Sayılabilen, nicel, sayısal.
ADEDİ MÜRETTEP Tamsayı, mürettep sayı.
ADEDİ RÜUS Eski miras hukukunda kişilerin sayısı.
ADEDİ SAHİH Doğru sayı.
ADEDİ VE MADUT Sayılmış ve belli.
ADEM Bulunamama, yokluk.
ADEMİ EHLİYET Ehliyetsizlik, yeteneksizlik, ehliyetin ortadan kaldırılması hali.
ADEMİ İFA Ödemezlik.
ADEMİ İMKAN İmkansızlık, olanaksızlık, olamazlık.
ADEMİ İNKITA Keilmezlik; kesilmeme.
5
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
ADEMİ İSTİMA Dinlememe; davanın dinlenememesi.
ADEMİ İŞTİRAK İştirak etmeme, katılmama, katılamama.
ADEMİ İTAAT İtaatsizlik.
ADEMİ KABUL Kabul etmeme.
ADEMİ MESULİYET Sorumsuzluk.
ADEMİ RIZA Razı olmama; onaylamama.
ADEMİ RİAYET Riayetsizlik; uymama.
ADEMİ SELAHİYET Yetkisizlik.
ADEMİ TAHSİS Tahsis etmeme, özgülememe.
ADEMİ TEDİYE Ödememe; ticaret senetlerinin vadesi geldiği halde ödenmemesi.
ADEMİ TENAKUZ Çelişki bulunmaması; çelişkisizlik.
ADEMİ TENASÜP Uyumsuzluk, oransızlık.
ADEMİ TESİR Tesirsizlik,; etkili olamama.
ADEMİ VÜSUK Gerçek olmama, güvenilir olmama, sağlam olmama,
belgelendirilememe.
ADETA Sanki; bayağı; basbayağı.
ADFİNİLAS Dünür hısımlığı; sıhrı hısımlık; evlenme ile ortaya çıkan hısımlık.
ADİ İCAR Kiraya verenin, kiracıya ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını
bıraktığı sözleşme; karş, hasılat kirası.
ADİ İFLAS Borçlunun kusuru veya hilesi olmadan borçlarını ödeyemez duruma
gelmesi.
ADİ MUHAKEME USULÜ Genel yargılama yöntemi; özel yargılama yöntemleri
dışında kalan asıl yargılama yöntemi.
ADİ TASFİYE İflas eden kişi hakkında uygulanan asıl tasfiye biçimi.
ADİDE Birçok, sayılır halde.
6
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
ADİLE İslam miras hukuku terimlerindendir. Paylar toplamının paydaya eşit
olması.
ADİYEN DARP Dövmenin hafif şekli.
ADİYEN Adi olarak, herhangi bir niteliği bulunmayan; bayağı olarak basbayağı;
olağan biçimde.
ADL Men'etmek,reddetmek.
ADLİ MÜŞAVİRLİKAdaletle ilgili sorunlarda danışmanlık yapan büro; hukuk işleri dairesi.
ADLİ RAPOR Hukuksal bir olayda hekimin vereceği ve adaleti etkiliyebilecek nitelikte
rapor.
ADLİ SUBAY Alay komutanları yanında adli yargıç görevini yapan subay.
ADLİ TABİP Adalet işleriyle ilgili hekim.
ADLİYE NEZARETİDevletin adalet politikasını yürüten bakanlık.
ADLİYE VEKALETİDevletin adalet politikasını yürüten bakanlık.
AFAKİ Objektif, nesnel; rastgele, somutluktan uzak.
AFAROZ Dince lanetlenme; gözden çıkarma; kiliseden atılma; belli bir
topluluktan çıkartılma.
AFAT Önlenmesi insan elinde olmayan sel baskını, yer sarsıntısı gibi büyük
doğa olayı; müsibet, bela.
AFFEKTİF Duygusal, ruhu etkiliyen.
AFİF İffet sahibi, namuslu, temiz.
AFİŞE ETMEK Açığa vurmak, açıklamak; kamuya duyurmak.
AFÜV Yoketmek, ortadan kaldırmak.
AGAH Bilici, haber sahibi, bilen.
AGER İşlenmiş veya işlenecek arazi.
AGONİ Can çekişme.
7
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
AGRESSİF Saldırgan, tecavüzkar, saldırıcı.
AĞAN Üstsoy hısımları.
AĞÇA Arapçadaki <DIRHEM> karşılığı olarak belli ölçüdeki gümüş para;
nakit; para; ak sikke.
AĞÇE Arapçadaki <DIRHEM> karşılığı olarak belli ölçüdeki küçük gümüş
para; nakit; para; ak sikke.
AĞLEB Kuvvetli, büyük.
AĞNAM VERGİSİ Eskiden koyun ve keçiden alınan bir vergi.
AĞNAM Küçük ve büyükbaş hayvanlar.
AĞYAR Başkalar, yabancılar, ötekiler, gayriler.
AH LEHÜMA Baba ve ana bir erkek kardeş.
AHAR Başkası.
AHARA TEMLİK Başkasına devir.
AHD Söz vermek, yemin içmek, andiçmek.
AHDI Sözleşmesel. antlaşmaya göre.
AHDİATİK Hıristiyanlığa göre isa'dan önceki kutsal kitaplar.
AHDİCEDİT Hıristiyanlığa göre isa'dan sonraki kutsal kitaplar.
AHFAD Torunlar, soy.
AHIR LAFIZ Sonsöz.
AHİ Ahiliğe inanan.
AHİBBA Sevgiler, dostlar, bildikler.
AHİR ZAMAN Son zaman; dünyanın son zamanı.
AHİR Son; sonraki.
AHİRE Zina fiilini işleyen kimse.
AHİREN Sonradan, daha sonra.
8
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
AHİT Sözverme.
AHİTNAME Anlaşma, sözleşme.
AHİZ Ahzeden, alıcı, alan.
AHKAM Hükümler.
AHKAMI ADLİYYE Adliyeye ilişkin hükümler; adaletle ilgili hükümler; eskiden adalet
bakanlığına verilen ad.
AHKAMI GIYABİYE Gıyap hükümleri.
AHKAMI HUZURİYE Yargıç önündeki yargılamayla ilgili yöntem hükümleri.
AHKAMI MAHSUSA Özel hükümler.
AHKAMI MÜTEFERRİA Ayrıntılı hükümler.
AHKAMI MÜTEHALİFE Aykırı hükümler; muhalif hükümler.
AHLAF Halefler.
AHLAKI REDAET Ahlak kurallarından sapma; ahlaksızlık.
AH-Lİ-EB Baba bir erkek kardeş.
AH-Lİ-UM Ana bir erkek kardeş.
AHRAR Hürler, özgürler, esir olmayanlar.
AHRE Veresiye.
AHŞA' Cihetler, yönler, yerler, mahaller.
AHŞA Korkunç.
AHURAMAZDA Zerdüştlükte iyiyi ve kötüyü temsil eden varlık.
AHVAD Torunlar, soy.
AHVAL VE ŞERAİTDurum ve şartlar, içinde bulunulan durum ve o andaki koşullar.
AHVAL Durumlar, haller.
AHVALİ HAZIRA Zamanın şartları, varolan durum.
AHVALİ SAİRE Diğer durumlar, bundan başka haller.
9
Arabca-Arapca Hukuk, Genel Eşanlam Sözlük 6000 Başlıq Tebriz-Turuz-2012
AHVALİ ŞAHSİYE Gerçek kişilerin hukuksal varlıklarıyla ilgili durumlardır.
AHZ Ü GRİFT Yakalama, ele geçirme.
AHZ Ü İTA Alıp verme, alışveriş.
AHZ Ü KABZ Teslim alma.
AHZ Ü SİYASET Yakalama ve öldürme.
AHZ Alma; kabul etme.
AHZAR Endişeler, ihtiyatlar.
AİDE Birine ait pay; kazanç.
AİDİYAT ....e ait olmak, ...a ilişkin olma.
AİL Yüce.
AJİTASYON Propaganda, tahrik, kışkırtma.
AKAAİD Akideler, kuram, doktrin, öğreti.
AKAB Arka, art, topuk, sonra, daha sonra.
AKABİNDE Hemen sonra, arkasından.
AKAİD Azınlık.
AKAMET Akım kalma; başarısızlık; sonuçsuzluk; verimsizlik.
AKAR Taşınmaz mal; halk arasında kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
anlamında kullanılır.
AKARAT Akarlar, gelir sağlayan mallar.
AKARATI MEVKUFE Vakfedilmiş gelir getiren mallar.
AKD Bağlama, düğümleme, kararlaştırma, anlaşma, sözleşme.
AKDEM Enönce; ilk önce; daha önce.
AKDES Çok kutsal; pek kutsı.
AKDETMEK Bağıtlamak; sözleşme yapmak.
AKDİ İKAMETGAHSözleşmede ikamet edilen yeri gösteren adres.
10
Description:10. AHVALİ ŞAHSİYE Gerçek kişilerin hukuksal varlıklarıyla ilgili durumlardır. AHZ Ü GRİFT. Yakalama, ele geçirme. AHZ Ü İTA. Alıp verme, alışveriş.