Table Of ContentT O P L U M S AL S İ M YA VE D E M O K R A S İ:
T ü rk T o p l u m u n da T o p l um ve E m s a l l ik T a s a r ı m l a rı
Y a r d. Doç. D r. M u r at Ö N D E R M A N*
•
A) T ü rk Siyasal K ü l t ü r ü n de H o l i st T o p l um T a s a r ı mı ve
İ k t i d ar
T o p l u m l a r ın kendilerini algılamaları a r a s ı n d a ki farklar, b a ş
lıca, toplum, ilişki ve birey tasanmlanndaki farklılıklara b a ğ l a
nabilir. Bu farklar, aynı zamanda, toplumların demokrasi tasav-
v u r l a r ı n d a ki farklılıkları da açıklar. T o p l u m l a r ın hangi demok
rasi b i ç i m i ni k u r g u l a y ıp y a ş a t a c a k l a r ı, kendi v a r l ı k l a r ı na dair
t a s a r ı m l a r ı n d an b a ğ ı m s ız değildir. Bu yazıda, T ü r k i y e ' d e ki bas
kın k ü l t ü r de ö n g ö r ü l en siyasal toplum tasarımının, organistik ve
d o ğ a l cı bir benzetme içinde d ü ş ü n ü l en b ü t ü n - p a r ça ilişkilerine
dayanan bir "demokrasi"yi desteklediğini g ö s t e r m e ye çalışaca
ğ ı m. Daha açık bir ifadeyle belirtecek olursak, T ü r k i y e ' d e ki
egemen kültür, toplum-birey ilişkisini holist bir temel üzerinde
o l u ş t u r m a k t a d ır ve bunun sonucu, demokrasinin negatif değil,
p o z i t if bir ilke olarak g ö r ü l m e si o l m u ş t u r. Demokrasinin top
lumsal p o z i t if bir ilke olarak g ö r ü l m e s i n d e n, hem ona meta-
toplumun (milletin) hizmetinde bir araç olarak b a k ı l m a s ı n ı, hem
•
de iktidar mahallinin dolu bir yer olarak algılanmasını kastedi
y o r u m. Bu anlayışın bir uzantısı, toplumsal " i y i " y i, formel ada
let y ü k ü m l ü l ü k l e ri k a r ş ı s ı n d a, "ideaT'i kural (veya p r o s e d ü r)
k a r ş ı s ı n da ü s t ün tutmak o l m u ş t u r.
B ir ü l k e d e ki siyasi k u r u m l a r ın bir bütün içinde, birbirleri ile
ilişkili olarak d ü z e n l e n iş b i ç i m l e ri siyasi rejimi o l u ş t u r u r. Oysa.
bunun y a n ı n d a, ü l k e n in sosyal, ekonomik, kültürel, ideolojik ve
*) İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi B ö l ü m ü. Siyaset
ve Sosyal B i l i m l er A n a b i l im Dalı Öğretim Üyesi.
Murat Önderimin (IÜHFM C. LX, S. 1-2, 63-133, 2002)
64
tarihi y a p ı s ı, bir b ü t ün olarak, siyasi sistemi o l u ş t u r u r . 1 Bu ta
n ı m l a r d an yola ç ı k a c ak olursak, T ü r k i y e ' d e ki siyasal sistemin
önemli bir öğesi olan siyasal kültürün desteklediği toplum ve i k
tidar t a s a r ı m ı n ın Cumhuriyet d ö n e m i n de fazla d e ğ i ş m e d i ğ i ni
g ö r ü y o r u z . 2 Zira, bu tasarım, eski rejimdeki g i b i, ö z ü n de kolek-
tivist o l m a s ı n ın y a n ı n d a 3 , y ü k s ek bir güç mesafesini de destek
lemektedir.4 Hatta, yeni rejimin b a ş a r ı s ı n d a, bu i ki k ü l t ü r el et
menin ö n e m li bir p a y ı n ın b u l u n d u ğu s ö y l e n e b i l i r.
T ü r k i y e ' d e ki paternalist eğilimli sistemle demokratik rejim
a r a s ı n d a ki u y u ş u m, elitist bir demokratik siyaset m o d e l i 5 ç e r ç e
vesinde g e r ç e k l e ş m i ş t i r. Paternalizm, siyasal toplumdaki ilişki
ler b a k ı m ı n d an da t a m a m l a y ı c ı l ık ilkesini ö n g ö r m e s i n d en ve si
yasal toplumun bir emsaller (peers) toplumu olarak k a v r a n ı l m a
sını g ü ç l e ş t i r m e s i n d en d o l a y ı, liberal demokrasiyle b a ğ d a ş m a z.
Ş ü p h e s iz her e l i t 6 elitist değildir. Ne var k i, T ü rk toplumundaki
1) Erdoean T e z i ç, Anaxasa Hukuku: Genel Esaslar, 5. Bası, Beta Y a y ı m, İstanbul,
\m * ;
1998, s. 391. : ,f -
2) N i t e k i m, S. S. Ö ğ ün şöyle yazar: "... Kemalizmin cumhuriyet projesi, referanslar
d ü z e y i n de olmasa bile yerleşik kültürel kodlarla s a n ı l d ı ğ ı n d an daha fazla
uyumludur. Kurucu cumhuriyet projesi etik boyutlarıyla birlikte d e ğ e r l e n d i r i l d i
ğ i n d e, onun muhafazakar yorumlara son derece m ü s a it olan paternalist-organik
yapısı belirginlik k a z a n a c a k t ı r ." ( S ü l e y m an Seyfi Ö ğ ü n, ' T ü rk Muhafa
zakârlığının Kültürel Kökleri ve Peyami S a f a ' n ın Kültürel Y a n ı l g ı s ı ", Türk Po
litik Kültürü, A l fa Yayınları, İstanbul, 2000 içinde, s. 313).
3) İ. Turan, T ü rk siyasal kültürünün nitelikleri arasında, ulusal topluluğun, birey de
dahil olmak üzere alt-birimlerinin karşısındaki önceliğini de s a y m a k t a d ı r. Ya
zara g ö r e, bu nitelikler demokrasi g i r i ş i m i n de sorunlara y ol a ç m a k t a d ır (İlter
Turan, "Stages of Political Development in the Turkish Republic", Perspectives
On Democracy in Turkey, Ergun Ozbudun (Ed.), Turkish Political Science As
sociation, Ankara, 1988 içinde, s. 95 vd.). T ü r k i y e, H. Triandis bireycilik indek
sinde 10 üzerinden 4 a l m a k t a d ır (Ed Diener, Marissa Diener, Carol Diener,
"Factors Predicting the Subjective Well-Being of Nations", Journal of Persona
lity and Social Psychology, V o l. 69, No. 5, 1995, s. 856. G. Hofstede, T ü r k i y e ' yi
bireycilik skorunda düşük b u l m u ş t ur (Geert Hofstede. Culture's Consequences:
International Differences in Work-Related Values, Sage, Baverly Hills, London.
1980, s. 315; Geert Hofstede, Cultures and Organizations: Software of the Mind,
M c G r a w - H i l l, London, 1991, s. 75).
4) G. Hofstede'nin a r a ş t ı r m a s ı n d a, T ü r k i ye elli ülke ve 3 b ö l ge arasında güç me
safesinin yüksekliği b a k ı m ı n d an 18. sırayı a l m a k t a d ır (Hofstede (1991), s. 26¬
29).
5) Elitist siyaset anlayışının klasik ve demokratik g ö r ü n ü m l e ri ; g in bkz. Murat
Ö n d e r m a n, "Siyasal E l i t i zm K u r a m ı ", Argumentum, C i lt 1, Sayı I I, Haziran
1991, s. 157-159.
6) Elit terimi yerine göre hem bir grubu, hem de o grubun bir üyesini ifade etmek
için k u l l a n ı l m a k t a d ı r.
Toplumsal Simya ve Demokrasi
65
siyasal b a ğ ı m l ı l ı ğ ın (güç mesafesinin y ü k s e k l i ğ i n i n) y a n ı n d a,
y ö n e t i ci elitin genelde paternalist eğilimler taşıyor o l m a s ı, Tür
kiye'de demokratik rejimin liberal değil de, elitist bir nitelik ka
z a n m a s ı na yol a ç m a k t a d ı r. T ü rk siyasal k ü l t ü r ü n de baskın y ö
nelim olan holizm ile cumhuriyet rejimi arasındaki u z l a ş ma ise,
m i l li egemenlik d o k t r i ni a r a c ı l ı ğ ı y la g e r ç e k l e ş m i ş t i r. M i l li ege
menlik doktrininin ö n g ö r d ü ğü millet k a v r a m ı na göre, millet bü
tünsel bir varlıktır. M i l l et y a l n ı z ca sürekliliği b a k ı m ı n d an değil,
m i l li iradenin ö z g ü n l ü ğü ve b ü t ü n l ü ğü b a k ı m ı n d an da bireylerin
d ı ş ı n da ve ü s t ü n de g ö r ü l m e k t e d i r . 7
A y d ı n l a n ma projesinin, modernizmin ve liberalizmin merke
zinde, ç ok kez, toplumdan ö n ce gelen ya da toplumun d ı ş ı n da
olan birey d ü ş ü n c e si g ö r ü l ü r . 8 B u g ün a y d ı n l a n m a cı d ü ş ü n ce
genel olarak, felsefi ve bilimsel cazibesini bir ö l ç ü de yitirmiş
olsa da, B a tf da siyasal kültürün ve bireyci ideolojinin güçlü bir
ö ğ e si olarak y a ş a m a ya devam ediyor. T ü rk B a t ı l ı l a ş ma s ü r e
cinde, a y d ı n l a n m a cı d ü ş ü n c e n in dinin toplumdaki yerine ilişkin
b a zı b ö l ü m l e ri a l ı n d ı; ancak bireyin toplum k a r ş ı s ı n d a ki konu
muna ilişkin olan bu a y ı r d e d i ci d ü ş ü n c e l er d ı ş l a n d ı. T ü r k i y e ' de
Cumhuriyet d ü ş ü n c e s i, geleneksel holist toplum t a s a r ı m ı n ı,
farklı bir b i ç i m de yeniden üretmiştir. Baskın kültürün merke-
7) Türk doktrininde m i l li irade bazen sürekli bir varlığın kendine özgü iradesi ( A li
Fuad Başgil, T ü r k i ve Siyasi Rejimi ve Anavasa Prensipleri: Mukayeseli Türk
Esas Teşkilat Hukuku Dersleri, Birinci Cilt,' Fasikül I, İstanbul. 1957, s. 149¬
150). bazen yurttaş iradelerinin sentezi (Hüseyin N. Kübalı. Anayasa Hukuku
Dersleri: Genel Esaslar ve Siyasi Rejimler, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Yay, 1971, s. 258: Hamza E r o ğ l u. " M i l li Egemenlik İlkesi ve A n a y a s a l a r ı m ı z ",
Atatürk A r a ş t ı r ma Merkezi Dergisi, C i lt 1, Sayı 1, Kasım 1984, s. 137). bazen
ç o g u n l u ü un iradesi (Recai G. Okandan. Umumi Amme Hukuku: Devletin Do¬
ğuşu. Pozitif ve Teorik G e l i ş m e s i. Unsurları, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fa
kültesi Yay. 1976, s. 769; karş. Müncı Kapani, Politika Bilimine Giriş. 11. Ba
sım, B i l gi Y a y ı n e v i, Ankara, 1999, s. 76-77), bazen "iktidar-muhalefet çoğunlu
ğunun bir bütünü olarak'" (Erdoğan Teziç, M i l li Egemenlik İlkesinin Kabulü ve
G e l i ş i mi Panelindeki k o n u ş m a. M i l li Egemenlik: Sempozvum ve Panellerde
. Sunulan Bildiriler, T B MM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yay, No. 24, 1986
içinde, s. 16, bkz. 32), bazen de, ç o ğ u n l uk iradesiyle azınlık iradesinin birliği
s.
olarak ( M ü m t az Soysal, Milli Egemenlik Düşüncesinin Gelişimi Paneline Sunu
lan Tebliğ, Milli Egemenlik: Sempozyum ve Panellerde Sunulan Bildiriler,
TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yay, No. 24, 1986 içinde, s. 25) anlaşıl
mıştır. Bu a y r ı m l ar için bkz. Murat Ö n d e r m a n, ' T ü rk Doktrininde Yurttaş İra
desinin M i l li İrade K a r ş ı s ı n d a ki Konumuna İlişkin G ö r ü ş l e r ", Adalet Yükseko
kulu 20. Yıl Armağanı, Beta Y a y ı n e v i, İstanbul, 2001.
8) Mark Bevir, "Foucault and Critique: Deploying Agency against Autonomy",
Political Theory, V o l. 27, No. 1, February 1999, s. 67.
Önderman C. S. 1-2, 63-133, 200?
66 Murat (ÍÜHFM LX,
zinde yer alan holist toplum ve iktidar t a s a r ı m ı n ın Cumhuriyet
d ö n e m i n de de muhafaza edilmesi, hatta v u r g u l a n m a s ı, k ü l t ü r el
ve tarihsel sürekliliği kesintiye u ğ r a t m a n ın kolay o l m a d ı ğ ı nı
g ö s t e r m e k t e d i r.
Cumhuriyetin b e n i m s e d i ği m i l li egemenlik doktrini, m i l l e t i,
bireysel ü y e l e r i n in herbirinin y a ş a m ı n ın ü s t ü n de ve ö t e s i n de
mevcut olan bir kendinde şey olarak kurar. K a n t çı numen (ken
dinde ş e y ), yani, g ö r ü n ü ş l er d ü n y a s ı n ın d ı ş ı n d a ki ve b ö y l e ce
z a m a n ın ve u z a m ın ö t e s i n d e ki şey, burada, bireylerin fenomenal
g ö r ü n ü mü o l d u k l a rı bir ulusal öz haline gelir. Buradan da, m i l
letin tarih ötesi bir varlık, gelip g e ç i ci p a r ç a l a r ı n ın t o p l a m ı n d an
daha b ü y ü k, sürekli bir b ü t ün o l d u ğu d ü ş ü n c e s i ne varılır. B ö y
lece, m i l li egemenlik k u r a m ı, aynı zamanda, milliyetçi bir nitelik
t a ş ı r . 9 Ya da b a ş ka bir terminoloji ile ifade edecek olursak, m i l l et
bir töz olarak d ü ş ü n ü l ü r k e n, " m i l l e t in fertleri" ise onun ilineği
haline gelirler. B ö y l e c e, İktidar mahalli soyut bir varlık olarak
d ü ş ü n ü l en M i l l e te ait g ö r ü l ü r. 1982 a n a y a s a s ı n ın b a ş l a n g ıç k ı s
m ı n d a, a n a y a s a n ı n, Türk Milleti tarafından, Türk evlatlarına
emanet ve tevdi olunması bu tasavvurun bir y a n s ı m a s ı d ı r.
Demokrasi k a v r a m ı, ç ok kez, önceden kabul edilen bir toplum
a n l a y ı ş ı na g ö re t a n ı m l a n m ı ş t ı r. D o l a y ı s ı y l a, bu t a n ı m l a r d a ki
demokrasiyi niteleyen d e ğ e r l er (demokrasinin "halk için " o l m a sı
g i b i ), ne tür bir toplum g ö r ü ş ü ne d a y a n ı l d ı ğ ı y la ilişkilidir. Ö r
neğin, e ğ er toplumu p a r ç a l a r ı n ın t o p l a m ı n d an daha fazla, b ü
tünsel bir varlık olarak g ö r ü y o r s ak (holizm), siyasete olmasa da,
demokrasiye, araçsal bir d e ğ er a t f a ^ b i l i r, onu y a l n ı z ca bir siya
sal karar alma metodu olarak t a n ı / n l a y a b i l i n z. Bu demokrasi g ö
r ü ş l e r i ni "objektivist" y a k l a ş ı m l ar olarak niteleyebiliriz. Zira, bu
g ö r ü ş l e r d e, demokrasi, objektif (dışsal) ve b ü t ü n s el bir niteliği
olduğu kabul edilen millet, halk, ü m m e t, sınıf gibi "olgu"lara
nazaran t a n ı m l a n ı r. Buna bağlı olarak, demokratik k u r u l u ş l a r ı n,
bu olgulara, kendilerine y ü k l e n en işlevler ç e r ç e v e s i n de hizmet
etmeleri beklenir. Ö r n e ğ in m i l li egemenlik doktrinine g ö r e, se
ç i l m iş bir yasama o r g a n ı n ın temel işlevi, b ü t ü n s el bir m i l li ira
denin ortaya k o n u l m a s ı d ı r. D o l a y ı s ı y la bu işlevi e ğ er bu organ
yerine getiremiyorsa, başkaları da yerine getirebilir.
9) Martin T y r r e l l, "Nation-States and States of M i n d: Nationalism as Psychology",
Critical Review, V o l. 10, No. 2, Spring 1996, s. 240-241.
Toplumsal Simya ve Demokrasi
67
Ancak toplumu bütünsel bir varlık olarak g ö r m ü y o r s a k, de
mokrasiye b a ş ka bir anlam y ü k l e r i z. O zaman, ö r n e ğ i n, Y.
Stavrakakis'in L a k a n cı bir çizgide belirttiği gibi, demokrasiyi
h e r ş e y d en ö n ce bir toplumsal organizasyon ilkesi olarak g ö r e b i
l i r i z. Bu a n l a y ı şa g ö r e, demokrasi, hem toplumun k u r u l u şu için
bir b a ş v u ru n o k t a sı s a ğ l a m a k t a, hem de toplumu bu b a ş v u ru
n o k t a s ı na ilişkin olumlu bir içeriğe indirgememektedir. Demok
rasinin olumlu içeriği, toplumun kurucu bir eksikliğinin bulun
d u ğu d ü ş ü n c e s i d i r. L a k a n cı bir demokrasi anlayışı, toplumsal
birliğin, toplumu kurucu bir eksikliğin t a n ı n m a s ı y la oluşturula
cağını vurgular. Bu e k s i k l i ğ i n, etik bir konumu vardır. Demok
ratik etik, idealleri olmayan bir etiktir. Demokraside ideallerin
yerini, s e ç im s o n u ç l a r ı n ın belirsizliği a l ı r . 10
Demokrasiyi toplumsal ve siyasal y ü k ü m l ü l ük ve s ı n ı r l a m a
ları m e ş r u l a ş t ı r an bir rıza sistemi, bir d ü z en ilkesi olarak m ı,
yoksa - m i l li egemenlik k u r a m ı n da olduğu g i b i- bütünsel bir
varlığın kendine ö z gü iradesini ortaya çıkartan bir mekanizma
olarak mı g ö r e c e ğ i m i z, ne tür bir toplum k a v r a m ı na d a y a n d ı ğ ı
m ı za b a ğ l ı d ı r. Genellikle, toplum, ya holist bir y a k l a ş ı m l a, par
çalarının t o p l a m ı n d an daha fazla bir varlık olarak, ya da bireyci
bir y a k l a ş ı m l a, bireylerin ve bireyler a r a s ı n d a ki karşılıklı iliş
k i l e r in ve e t k i l e ş i m i n l e r in bir t o p l a mı olarak t a n ı m l a n m ı ş t ı r . 11
Ne var k i, toplum, p a r ç a l a r ı n ın t o p l a m ı n d an eksik bir varlık
olarak da d ü ş ü n ü l e b i l i r. Bana ö y le geliyor k i, Stavrakakis'in
y a p t ı ğı bundan b a ş ka bir şey d e ğ i l.
Bu son y a k l a ş ı ma g ö r e, demokrasi u y u m s u z l u ğ un t a n ı n m a
sını ve k u r u m l a ş m a s ı n ı, kurucu bir gerginliği, merkezi bir be
lirsizliği gerektirir.12 M o n a r ş i l e r de iktidarın prensin ş a h s ı n da
c i s i m l e ş m e s i ne k a r ş ı l ı k, demokrasinin devrim niteliği taşıyan
10) Yannis Stavrakakis, "Ambiguous Democracy and the Ethics of Psychoanaly
sis", Philosophy & Social Criticism, V o l. 23,'No. 2, 1997, s. 80. 89-92.
11) Farklı toplum görüşleri için bkz: Don Martindale, "The Theory of Social Cont
r o l ", Social Control for the 1980s: A Handbook for Order in a Democratic So
ciety, Joseph S. Roucek (Ed.), Greenwood Press, Westport, Connecticut, Lon
don, 1978 içinde, s. 53; Slavoj Zizek. The Sublime Object of Ideology, Verso,
London, 1989, s. 177; Robert J. Dostal, "The Public and the People: Heidegger's
Illiberal Politics ,\ Review of Metaphysics, 47, March 1994, s. 542; Rom Harre.
Social Being, Second Edition, Blackwell, Oxford, 1993, s. 34-35; John D. Gre
enwood, Realism, Identity and Emotion: Reclaiming Social Psychology, Sage,
London, Thousand Oaks, New Delhi, 1994, s. 77.
12) Stavrakakis, s. 8 1.
68 Murat Önderimin (İÜHFM C. LX, S. 1-2, 63-i33, 2002)
özelliği, ' i k t i d ar mahallinin boş bir yer o l m a s ı d ı r. M3 C. Lefort'a
g ö r e, bir demokraside, "iktidarın u y g u l a n m a sı periyodik yeniden
d a ğ ı t ım s ü r e ç l e r i ne tabidir. (...) Bu fenomen, ç a t ı ş m a n ın k u
r u m s a l l a ş m a s ı nı gerektirir. İktidar mahalli ... doldurulamaz -
şöyle k i, h i ç b ir birey ve hiçbir grup, onunla bir tözlü olamaz- ve
temsil edilemez."14
S. Zizek, L a k a n cı bir demokrasi t a n ı mı verir. Buna g ö r e, de
mokrasi, " H a l k ın - t ek temsilcisinde c i s i m l e ş en bir b i r l ik ola
r a k- mevcut o l m a d ı ğı sosyo-politik bir d ü z e n d i r ." Zizek'e g ö r e,
bu, L e f o r t ' un belirttiği g i b i, demokratik bir d ü z e n in temel özel
liğinin İktidar mahallinin - y a p ı s al bir zorunlulukla- b oş bir yer
o l m a s ı n ın da nedenidir. " S e ç i m l er s ı r a s ı n d a, tüm h i y e r a r ş ik
sosyal ilişkiler ağı bir a ç ı d an a s k ı ya alınır, ... organik bir b i r l ik
olarak ' t o p l u m u n' mevcudiyeti sona erer ve o, atomize o l m uş
bireylerin, soyut b i r i m l e r in olumsal bir t o p l a m ı na d ö n ü ş ür , . . . " 15
Stavrakakis'e g ö r e, demokrasi, toplumsal birliğin ö n c e d en
garanti altına a l ı n m a m ış o l m a sı a n l a m ı n da toplumun mevcut
o l m a d ı ğ ı n ın kabul edilmesini gerektirir. Geleneksel t o p l u m l a r ın
ç ö z ü l m e s i; toplumu nihai olarak t a n ı m l a y a c ak özsel bir organik
b i r l i ğ in o l m a d ı ğ ı nı g ö s t e r m i ş t i r . 16 Lefort'a göre de, demokratik
d ö n ü ş ü m ü^ a n l a m ı, demokratik toplumun, organik bir b ü t ü n ün
temsiline imkan t a n ı m a m a s ı d ı r . 17 Keza, E. Laclau ve C. Mouf-
fe'de, Hegemonya ve Sosyalist Stratejimde, "radikal demokrasi"yi
t a n ı m l a r k e n, benzer g ö r ü ş l er ileri sürerler. Toplumun bir totalite
olarak t a m a m l a n m a m ış niteliği, onun y a z a ı i a r ca geçerli bir s ö y
lem nesnesi, bir analiz alanı olarak terkedilmesine y ol a ç m ı ş t ı r . 18
C. Mouffe'ye g ö r e, "demokratik bir toplum, artık, m ü k e m m el
uyum ya da s a y d a m l ık r ü y a s ı nı g e r ç e k l e ş t i r e c ek bir toplum ola
rak tasarlanamaz." Bu topluma demokratik niteliğini y a l n ı z c a,
hiçbir belirli eylemcinin kendisine bütünün temsilcisi rolünü at-
13) Claude Lefort, Democracy and Political Theory, Translated by David Macey,
Polity Press, Cambridge, 1988, s. 17.
14) Lefort, s. 17.
15) Zizek, s. 147-148.
16) Stavrakakis, s. 81-82.
17) Lefort, s. 18.
18) Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Hegemony and Social Strategy: Towards a
Radical Democratic Politics, Second Edition, Verso, London and New Y o r k.
2001, s. 111.
Toplumsal Simya ve Demokrasi
69
fetmemesi ve toplumun "temeline" dair bir e g e m e n l i ğe sahip o l
m a m a sı k a z a n d ı r a b i l i r . 19 Ne var k i, Stavrakakis'e göre, demok
rasinin, ancient regime9in organik birliğini ortadan k a l d ı r m a s ı,
artık birliğin b u l u n m a d ı ğı a n l a m ı na gelmez. Şöyle k i. bu tür bir
b i r l ik a p r i o ri olarak v e r i l m e m i ş t i r . 20 Keza. L e f o r l 'a g ö r e, meşru
siyasal y a r ı ş m a n ın ü z e r i n de cereyan e d e c e ği bir zeminin o l u ş
t u r u l m a s ı, toplumun birliğini k u r a n ı n, bu u y u ş m a z l ık o l d u ğ u nu
g ö s t e r i r . 21 Laclau'da benzer bir çizgide, "'toplumsal b ü t ü n l ü k'
kategorisi tabi ki terk edilemez der ve ekler: " ... ama bütün
lük, artık, bir zeminin değil, bir ufkun adı haline g e l m i ş t i r . " 22
Stavrakakis'in demokrasinin olumlu içeriği olarak nitelediği
toplumun kurucu eksikliği d ü ş ü n c e s i, toplumun kurucu fazlalığı
d ü ş ü n c e s i n in ters imgesini oluşturur. B ö y l e c e, belki, bunun ne
den " o l u m l u" g ö r ü l d ü ğ ü nü anlayabiliriz. Buradaki toplum meta
fiziği, toplumun, p a r ç a l a r ı n ın t o p l a m ı n d an daha az g ö r ü l m e s i n-
dedir. Nasıl ki toplumsal b ü t ü n ün parçalarının t o p l a m ı n d an fazla
o l d u ğu d ü ş ü n c e s i, toplumu temsil ettiği d ü ş ü n ü l en otoritelere
asli bir ü s t ü n l ük s a ğ l ı y o r s a, toplumun parçalarının t o p l a m ı n d an
az o l d u ğu g ö r ü şü de, m e ş r u i y e t in d a y a n a ğı olarak rızayı öne
ç ı k a r t ı r.
T o p l u m un e k s i k l i ğ i n d en yola ç ı k an bu demokrasi anlayışları,
ç o ğ u l cu bir toplum yapısını g öz ö n ü ne alıyor veya destekliyor
lar. Oysa bu tür y ö n e l i m l er veya tanımlar, Batılı olmayan kül-
türlerce desteklenmiyor.
T ü r k i y e ' d e ki baskın holist kültür, liberal ve çoğulcu toplum
ve demokrasi t a s a r ı m l a r ı y la b a ğ d a ş m ı y o r. Buna k a r ş ı l ı k, A.
S t e p a n ' ı n, ö n e m l i, ama ç a ğ d aş siyasal bilimde " y a d s ı n m ı ş" de
diği ü ç ü n cü bir devlet ve toplum tasarımı, yanı. devlete y ö n e
timde merkezi bir rol t a n ı y an " o r g a n i k - d e v l e t ç i" y a k l a ş ı m . 23 bu
kültürün anahtar tanım ve betimlemeleriyle u y u ş u y o r . 24 Bu b a ğ-
Chantal Mouffe, "Deliberative Democracy or Agonistic Pluralism?", Social
19)
Research, V o l. No. Fall s.
66, 3, 1999, 752.
Stavrakakis, s.
20) 81*82.
21) Lefort, s. 18.
Emancipations),
Ernesto Laclau, Evrensellik, Kimlik ve Özgürleşme: Ç e v. Er-
22)
tuğrul Başer. B i r i k im Y a y ı n l a r ı, İ s t a n b u l. s.
2000, 160.
Alfred S tep The State and Society: Peru in Comparative Perspective, Prin
23) an,
ceton University Press, Princeton, New Jersey, s. x i v.
1978,
F. Frey, Türklerin organik toplum k u r a m l a r ı na eğilimleri b u l u n d u ğ u nu belirtir
24)
(Frederick W. Frey, "Patterns of Elite Politics in Turkey". Political Elites in the
Murat Önderman (İÜHFM LX, S. 1-2, 63-J33, 2002)
70
C
d a ş m a, onu, Cumhuriyeti kuran elitler için de ç e k i ci hatta zo
runlu k ı l m ı ş t ı r. Stepan, " o r g a n i k - d e v l e t ç i" d e d i ği siyasal d ü
ş ü n c e n in i z i n i, g ü n ü m ü z d en A r i s t o ' ya v a r ı n c a ya dek s ü r ü y or ve
b a ş l ı ca u ğ r a k l a rı da, b a ş ta A q u i n a s ' m n ki olmak ü z e r e, m u t l a k çı
ve modern Katolik sosyal felsefesi, doğal hukuk ve Roma hukuku
olarak b e l i r l i y o r . 25 Bu siyasal d ü ş ü n c e, onun d e y i ş i y le liberal
ç o ğ u l c u l u k t an ve Marksizmden, hem devleti onlar gibi bir ba
ğımlı d e ğ i ş k en olarak g ö r m e m e s i y l e 2 6 , hem de, ç ı k ış n o k t a s ı n ın
betimsel (ilkinde bireyin akı İsal ö z - ç ı k a r ı, ikincisinde ü r e t im b i
çimi ve ona k a r ş ı l ık gelen sınıf m ü c a d e l e s i) değil de, normatif
o l m a s ı y la ( d o ğ a sı gereği bir t o p l u l u ğ un üyesi olarak insan a ç ı
s ı n d an tercih edilen bir siyasal y a ş am b i ç i m i) a y r ı l ı y o r . 27 Orga-
n i k - d e v l e t çi g ö r üş hem siyasal t o p l u l u ğa t a n ı d ı ğı ö n c e l i k l e, hem
de, devletin sadece akıl yoluyla bulunabilecek b ü t ü n s el bir genel
i yi b a k ı m ı n d an s o r u m l u l u ğ u nu v u r g u l a m a s ı y la a y ı r d e d i l i r. B ö y
lece s e ç i m l e r d en veya farklı ç ı k a r l a r ın temsilinden çok, genel
i y i n in izlenmesi devletin m e ş r u l u ğ u n un ö l ç ü s ü d ü r . 28 Organik-
devletçi gelenekte, devletin ahlaki bir telosu vardır; y ö n e t i m in
kendi a m a ç l an (genel i y i n in takibi) v u r g u l a n ır ve p r o s e d ü r l e r le
i l g i li garantilerle aynı derecede ilgilenilmez; hatta bunlar redde
d i l e b i l i r . 29 Bu gelenek i ç i n de hiç ş ü p h e s i z, Hegel ve D u r k h e i m 'ı
da sayabiliriz. Bu k ö k lü siyasal d ü ş ü n ce a k ı m ı, T ü rk siyasal
elitlerinde daha ç ok bu d ü ş ü n ü r l er a r a c ı l ı ğ ı y la e t k i li o l m u ş t u r . 30
Cumhuriyet d ö n e mi T ü rk siyasal d ü ş ü n c e s i n in merkezinde
yer alan i ki a ş k ın ve eştözlü kişiliğin, yani, m i l l e t in ve " k i ş i l i ğ i ni
onunla ö z d e ş l e ş t i r m iş b u l u n a n " 31 m i l li devletin, organik bir
Middle East, George Lenczowski (Ed), American Enterprise Institute for Public
Policy Research, Washington, D. C., 1975 içinde, s. 70-72).
25) Stepan, s. 4, 27.
26) Stepan, s. 6.
27) Stepan, s. 29.
28) Stepan, s. 4 1, 3 1.
29) Stepan, s. 30.
30) M. Heper, A t a t ü r k ' ün Hegelci bir devlet a n l a y ı ş ı na sahip o l d u ğ u nu belirtir
(Metin Heper, " A t a t ü r k ' te Devlet D ü ş ü n c e s i ", Çağdaş Düşüncenin Işığında
Atatürk, İkinci B a s k ı, Dr. Nejat F. E c z a c ı b a şı Vakfı Y a y ı n l a r ı, İstanbul, 1986
içinde, s. 222-223). A. Y. Sanbay'a göre ise, "Kemalist elit kadro, cemaatin
yerine k o y d u ğu cemiyetin* tam a n l a m ı y la D u r k h e i m ' ci bir k a v r a m l a ş t ı r m a sı
yaptı; onu moral bir varlık olarak g ö r d ü ." ( A li Y a ş ar S a r ı b a y, Postmodenıiie,
Sivil Toplum ve İslam, İletişim Y a y ı n l a r ı, İ s t a n b u l, 1994, s. 180).
31) " M i l li devlet varlığını tek bir millete d a y a n d ı r an ve kişiliğini onunla ö z
d e ş l e ş t i r m iş bulunan devlettir." (Devlet'in Kavram ve Kapsamı, M i l li G ü v e n l ik
Kurulu Genel Sekreterliği Yayınları, No. İ, Ankara, 1990, s. 8.)
Toplumsal Simya ve Demokrasi
71
toplum modeli temelinde, bireye kendi a d ı na bir çıkış kapısı
b ı r a k m a y an bir b i ç i m de tasavvur edildiğini g ö r ü y o r u z. Bu orga-
nikçi tasavvur, bireye hem önemli bir işlev y ü k l e m e k t e, hem de
aynı nedenden ö t ü r ü, r o l ü n de b a ş a r ı s ız o l d u ğ u n d a, onu alaşağı
etmeye de i z in vermektedir. Birey bir hücre gibidir ama h ü c re
k a n s e r l e ş t i ğ i n d e, onu s ö k üp atmak gerekebilir.
T ü r k i y e ' de sosyal b i l i m c i l e r in ortak g ö z l e m i, devletin toplum
k a r ş ı s ı n da egemen ve ö z e rk o l d u ğ u d u r . 32 Devletin bu konumu,
toplumun kültürel t a s a r ı m ı y la ( ö r n e ğ in siyasal toplumun ahlaki
bir toplum olarak nitelenmesiyle) ilişkilidir. Daha doğru bir de
y i ş l e, devletin b a ğ ı m s ız bir kurum olarak a l g ı l a n m a s ı, k ü l t ü r d en
b a ğ ı m s ız d e ğ i l d i r.
T ü r k i y e ' de devletin öncelikli, özerk ve egemen konumuna
i l i ş k in bu geleneğin?* farklı siyasal rejimler içinde s ü r m üş ola
9
bilmesi, b i z i, d e ğ i ş m e y en nedensel etmenleri k ü l t ü r de aramaya
sevkediyor. Bu etmenler, b i ç i mi d e ğ i ş m iş olsa da, ö z ü n de aynı
kalan holistik toplum k a v r a y ı ş ı y l a, paternalist y ö n e l i m d i r. Bun
ların i l k i, otoritelerin m e ş r u i y e t l e r i ni grubun normatif ü s t ü n l ü
ğ ü n d en a l m a l a r ı y la - s e ç m e n l e r in yasama meclisinin o l u ş um sü
recine k a t ı l m a l a r ı, m i l li iradenin m e ş r u l u ğ u nu kendinden alma
sına engel d e ğ i l d i r -, i k i n c i s i, elit-kitle ilişkisinde, tarafların ye
tenek ve y ü k ü m l ü l ü k l e r i ne ilişkin sosyal a l g ı l a m a y l a, r ol bek
lentileriyle veya informel normlarla i l g i l i d i r.
Ne yönetici elitler y ö n e t im eğilimlerinde veya tercih ettikleri
ya da destekledikleri siyasal g ö r ü ş l e r de kültürel y ö n e l i m l e r d en
b a ğ ı m s ı z d ı r; ne de, o n l a r ın ideal ya da maddi ç ı k a r l a r ı na karşıt
d ü ş ü n c e l e ri veya d a v r a n ı ş l a rı o n a y l a m a l a rı o l a ğ a n d ı r. D i ğ er bir
d e y i ş l e, kültür basit bir y ö n e t im aracı olmasa da. yönetici elit-
lerce ayrıca desteklenebilir ve bu tutum ideal ve/veya maddi çı
karlardan b a ğ ı m s ız değildir. F. W. Frey. T ü rk elit kültürüyle i l g i li
y a z ı s ı n d a, grup a d ı na k o n u ş t u ğ u nu iddia eden elitlerin, grubun
32) Sarıbay, s. 156; T ü r k i y e ' de "devlet eliti"nin özerkliği için bkz. Metin Heper, E.
Fuat Keyman, "Double-Faced State: Political Patronage and the Consolidation
of Democracy in Turkey", Middle Eastem Studies, V o l. 34, No. 4. October
1998, s. 259.
33) O s m a n l ı - T ü rk toplumunda devletin bu niteliklerinin bir geleneği oluşturması
h a k k ı n d a: Engin Deniz A k a r h, "The State As A Socio-Cultural Phenomenon
and Political Participation in T u r k e y '\ Political Participation in Turkey: Histo¬
rical Background and Présent Problems, Edited by Engin D. Akarlı and Gabriel
Uen-Dor, Boğaziçi University Publications. İstanbul, 1975 içinde, s. 135-136.
72 Mural Önderman (İÜHFM C LX, S. 1-2, 63-133, 2002)
birey k a r ş ı s ı n d a ki ü s t ü n l ü ğ ü n d en v a z g e ç e c ek en son k i ş i l er
olacağını belirtir. Grubun bireye ü s t ü n l ü ğ ü, grubun otoritesini
y o r u m l a y ıp ifade edenlerin de ü s t ü n l ü ğ ü ne yol a ç a c a k t ı r . 34 Ne
var k i, elit g r u p l a r ı na atfedilen girişim y e t e n e ğ i, onların kültürel
bir b o ş l u k ta iş g ö r m e d i ğ i ni u nu ttur m amalidir.
T ü rk siyasal k ü l t ü r ü n ün merkezindeki kolektivist y ö n e l i m,
mükemmel toplum imgesini desteklemesinin y a n ı n d a, toplum ta
s a r ı m ı n da İktidar mahallinin d o ğ a sı gereği dolu g ö r ü l m e s i y le ve
(bir çıkarlar kademelenmesine k o ş ut olarak) y ö n e t i c i - y ö n e t i l en
a y r ı m ı nı ahlaki bir zeminde de k u r m a s ı y la (paternalizm), de
mokrasi a ç ı s ı n d an zorlu bir sınavı o l u ş t u r u y o r . 35
T ü r k i y e ' de ne devletin ö z e r k l i ğ i, ne de, Cumhuriyet d ö n e
minde muhalif-muhafazakar b a zı ç e v r e l e r in kendilerine m e ş r u
luk s a ğ l a y a c ak bir kaynak olarak b ü t ü n s el bir " m i l li irade" var
s a y ı m ı nı k o r u m a l a r ı n d an ileri gelen -ama bir ö l ç ü d e, resmi oto
ritelerin ö z e r k l i ğ i ne bir tepki o l a n- devlet-toplum k u t u p l a ş t ı r-
m a s ı, h o l i s t ik bir toplum tasarımı o l m a s a y dı ortaya ç ı k a r d ı.
Devletin ö z e r k l i ğ i n i, Cumhuriyetin k u r u l m a sı s ü r e c i n d e, E.
D u r k h e i m ' ın g ö r ü ş l e r i n in y ö n e t i ci elit ü z e r i n d e ki etkisinin yo
ğ u n l u ğ u y la da a ç ı k l a y a b i l m ek o l a s ı d ı r . 36 Ne var k i, D u r k h e i m ' ın
d ü ş ü n c e l e r i n i n, ö z e l l i k le Z i ya G ö k a lp a r a c ı l ı ğ ı y la e t k i li olup,
Cumhuriyet elitlerince k o l a y l ı k la benimsenmesi, holist T ü rk si
yasal k ü l t ü r ü nü s ü r d ü r en bu ç e v r e l e r in d ü n ya g ö r ü ş l e r i y le ça
k ı ş m a s ı n d an ileri gelir. D u r k h e i m 'a g ö r e, devlet, " k o l e k t if
k i t
kopan "sui generis bir memurlar grubu"nun o l u ş t u r d u ğu
l e m d en
bir o r g a n d ı r . 37 Bu grubun üyelerinin, bir b ü t ün olarak toplumun
çıkarlarını koruyabilmeleri, farklı toplumsal kesimlere eşit me
safede durabilmeleri ve k ö k e n s el tabaka veya sınıflarının t e k il
ç ı k a r l a r ı n ın temsilcisi o l m a m a l a r ı, d i ğ er bir d e y i ş le tarafsızlık
ları için gerekli g ö r ü l en bu k o p u ş un etkilerinin çeşitli a ç ı l a r d an
( ö z e l l i k le sosyal psikolojik a ç ı d a n) a r a ş t ı r ı l m a sı gerekiyor.
34) Frey, s. 68.
35) S. S. Ö ğ ü n, T ü r k i y e ' de C u m h u r i y e t çi etiğin, "Rousseau'nun k a v r a m l a ş t ı r m a-
sıyla; genel yararın özel yararlara galebe çaldığı paternalist bir erdem anlayışı
..." o l d u ğ u nu belirtiyor ( Ö ğ ü n, s. 313).
36) Bu etki için: San bay, s. 180.
37) Emile D ü r k h e i m, Dürkheim on Politics and the Stale, Edited with an Introduc
tion by Anthony Giddens, Translated by W. D. Halls, Polity Press, Cambridge,
7 V^^SSKS: '
1986, s. 5 7 , 4 0.
Description:1) Erdoean Teziç, Anaxasa Hukuku: Genel Esaslar, 5. Bası, Beta 85) G. A. De Vos, "Şelfin Society: A Multilevel Psychocultural Analysis", Status.