Table Of ContentTUBA-AR I (1998)
Tarihöncesi Dönemlerde
Anadolu ile Balkanlar Arasındaki
Kültür İlişkileri ve Trakya'da
Yapılan Yeni Kazı Çalışmaları
Recent Excavations in
Eastern Thrace and
Contact Between the
Prehistoric Cultures of
Anatolia and the Balkans
Mehmet ÖZDOGAKP
Anahtar Sözcükler: Tarihöncesi Arkeolojisi, Trakya, Neolitik,Kalkolitik, Tunç Çağ
Keywords: Neolithic, Thrace, Prehistoric Archaeology, Chalcolithic, Bronze Age
Eastern Thrace is located at the meeting point of four distinct cultural and geographical
zones, the Balkan, Aegean, and Pontic regions and Anatolia. In spite of its significant
location, it is archaeologically one of the least documented areas. This lack of
information inevitably has led to the formulation of debatable assumptions.
Nevertheless, recent work in the region has provided the initial facts on the prehistoric
sequence of the region. Initial work in the region, the excavations at Yarimburgaz,
Toptepe and Pendik, as well as surface finds, have been the first steps in establishing the
chronological sequence in the region. This has been later reconfirmed through the
extensive excavations at Orhangazi-Ihpmar.
The rather recent work conducted at three sites, Hoca Çeşme, Aşağı Pınar and
K*nhgeçit, has further contributed not only to the knowledge of the cultural formation
« Eastern Thrace, but also to our knowledge of prehistoric relations that took place
between Anatolia and Southeastern Europe. The prehistoric site of Hoca Çeşme is
^ a ed on the delta of the Evros/Maritsa river, only 5 km from the coast of the Aegean.
,j small prehistoric site revealed four distinct cultural horizons: Phase I represents
iyed deposit with material datable to Karanovo III-IV; Phase IIrevealed white on red
P G Pottery i the Karanovo I style. The assemblage of the two earlier horizons,
ills n
' s<?s III and IV strongly indicative of Late Neolithic assemblages of the Anatolian
"r black m o n o c i l r o me pottery of these horizons is extremely fine burnished red
^ ' However the architecture of the earliest layers consists mainly of wooden
°*tiy b P r U C t U l es c ut *nt° bed-rock. The earliest rectangular structures appear
111 tijn ^' ^ e evidonce of Hoca Çeşme is indicative of an Anatolian colony that,
PowevereVe^°^e<^ ^ e m a * n features of the Southeast European Neolithic cultures.
OUlture th1 ^ 6 e a s t e rn Parts of the Marmara area, in the coastal sites of the Fikirtepe
ilturati ^ r o c e ss °T neolithization seems to be the result of a process of
> with the already existing local fishing communities adopting some
UVerSitesi Prehi r
"storya. Anabilim Dalı Beyazıt 34459 İstanbul / Türkiye
64 ÖZDOĞAN
Neolithic elements, but carrying on their way of life. Likewise, further to the south, the
Neolithic model, as evinced at Ihpmar, is evidently a more direct adaptation.
Excavations at Aşağı Pınar, an extensive prehistoric site in the central part of Eastern
Thrace, have revealed an uninterrupted sequence from Karanovo I up to the end of
Karanovo IV. Here, through the extensive areal exposure of the excavations, it has been
possible to detect the gradual development of "Vinca" elements. The sequence of Aşağı
Pınar can be summarized as : Layer 1 parallel to early Karanovo V, with early Maritsa
elements, Layer 2 to middle and late Karanovo IV. In among the finds of this latter
horizon an anthropomorphic vessel of a seated figure, like another anthropomorphic
vessel found at Toptepe, is strongly reminiscent of the Early Tisza cultures of Hungary.
Yet another significant find of this layer is a double - bodied vessel, representing a
woman with human figures in relief. Such vessels are known from Hacılar II. Layer 3 of
Aşağı Pınar, revealing also typical elements of the Toptepe-Paradimi group, is parallel
to early Karanovo TV; and Layer 4 to Karanovo III. Layer 5 of Aşağı Pınar, is evidently
indicative of a stage transitional between Karanovo II and III. Layer 6 of Aşağı Pınar
revealed an assemblage parallel to Karanovo II and to Ihpmar VI.
The Late Chalcolithic period, or the 4 th Millennium BC is extremely problematic in
Thrace. This is the time when, under the impact of SyroMesopotamian cultures, the
Anatolian mainland was going through the process of urbanization; in the Balkans
however, a totally different socio-economic model was developing with the Gumelnitsa-
Cucuteni cultures. Thrace, being between these two distinct cultural happenings, seems
to become an area marginal to both formations. Almost all of the sites in the region were
abandoned during this period, and surface surveys have revealed very little indicating
the presence of Gumelnitsa elements. On the contrary, some small one-period sites with
typical Pre-Cucuteni assemblages have been recovered. With some reserve, it might be
surmised that during this period, in Eastern Thrace a pastoral nomadic way of life
prevailed.
Following the collapse of the Gumelnitsa-Cucuteni cultures in the Balkans, after a short
period of turmoil, by the 3 rd Millennium, the presence of a more rural socio-economic
system is evident throughout the Balkans. Here, settlement sites are extremely rare, and
there is no indication of the emergence of complex social systems. However, the same
period of time, the Early Bronze Age in Anatolia represents the transition from city
states to the formation of states. Through the southern coast of Thrace there are a
number of small, Anatolian type of Early Bronze Age settlements, which altogether
disappear by the early stages of the Middle Bronze Age. In the inner parts of Thrace,
neither the Anatolian type of sites , nor Anatolian pottery is known. However, recent
excavations at Kanlı Geçit, a site near Aşağı Pınar, have revealed a typical Anatolian site,
datable to late Early Bronze Age III. The site consists of a small fortified inner town
encircling a group of substantial megarons and an extensive lower town. The site,
evidently represents an Anatolian colony. The earlier layers of the site have revealed
typical Bulgarian-Ezero assemblages.
The work in Thrace is far from being conclusive. In this incipient stage of research, the
results should be considered as the initial set of concrete data from which to formulate
proper questions- not to solve them.
Tarih Öncesi Dönemlerde Anadolu 65
Kıtaları bir birine bağlayan önemli bir liştirdiğini göstermiştir. Buna bağlı ola
konumda bulunmasına karşılık, Trakya rak bu yazı kapsamında Hoca Çeşme,
yakın zamanlara kadar arkeolojik bakım Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit kazıları tanıtı
dan çok ihmal edilmiş olan bir bölgedir. lacak ve ortaya çıkan bazı sonuçların üze
Anadolu, Balkanlar, Karadeniz ve Ege gi rinde durulacaktır.
bi, coğrafi özellikleri bakımından olduğu
kadar, kültürel gelişim süreçleri bakı Arkeolojide Değişen Yaklaşımlar
mından da birbirinden çok farklı dört böl ve Trakya
genin birleşim yerinde bulunması, Trak
ya'nın kıtalararası bir göç yolu olarak gö Trakya'nın kültür tarihi içinde yeri ile
rülmesine neden olmuş, bu da bölgenin ilgili olarak yorum yapılırken genel ola
kültürel oluşum sürecine katkısının gö- rak, arkeolojik malzemenin yönlendirme
zardı edilmesine yol açmıştır. Nitekim ya si kadar, arkeolojide egemen olan kuram
kın zamanlara kadar Trakya ve Marmara sal yaklaşımların değişimi de etkili ol
bölgeleri ülkemizin arkeolojik bakımdan muştur. Trakya'nın dört ayrı coğrafi ve
en az araştırılmış yerleri olarak kalmıştır; kültürel bölgenin ortasında bulunması,
araştırma eksikliği, özellikle tarihöncesi bu bölge ile ilgili yorumlar yapılırken,
dönemler için, tarih çağlarına göre çok kültürel ilişkileri açıklamaya çalışan ku
daha belirgindir1. Bölgenin tarihöncesi ramsal yaklaşımların ağırlık kazanması
kültürlerine karşı duyulan ilgi eksikliği na ve, aşağıda kısaca değinileceği gibi
nin Trakya'da Anadolu'da olduğu gibi bü spekülatif bazı yorumların ortaya çıkma
yük höyüklerin bulunmaması, bölgenin sına da yol açmıştır. Her şeyden önce
uzun bir süre askeri nedenlerle araştır Trakya'yı çevreleyen dört bölge arkeoloji
malara kapalı tutulması, Türk arkeolojisi sinin Ege, Balkanlar, Karadeniz ve Ana
nin ilgi alanının geleneksel olarak Yakın dolu arkeolojilerinin ayrı uzmanlık dalla
Doğu-Mezapotamya'ya yönelik olması gi rı olarak geliştiği unutulmamalıdır. Birbi
bi çeşitli nedenleri vardır; daha önceleri rine komşu olan bölgelerin ayrı uzmanlık
bu konuların üzerinde ayrıntılı olarak bir dalları olarak gelişmesi, ve genellikle bi
çok kez durulduğu için burada bunlar yi lim kuruluşlarının bu bölgelerden yalnız
nelenmeyecek, ancak araştırma eksikli ca biri üzerinde uzmanlaşması, ister iste
ğinin, kültür tarihinde yanıltıcı yorumla mez bu bölgelerin her birinde çalışan ar
ra neden olan bazı sonuçları üzerinde du keologların diğer bölgelere olan ilgisini
rulacaktır. (Özdoğan 1985, Özdoğan 1993) azaltmıştır. Buna, Doğu Avrupa ile Ege-
Anadolu arasındaki bilgi aktarımının, si
Bu bilgi eksikliğini gidermek amacı ile yasi nedenlerle uzun bir süre durma nok
1980 yılında İstanbul Üniversitesi Prehis- tasına gelmesi de eklenince, komşu böl
torya Kürsüsü tarafından Marmara ve gelerde çalışanlar birbirlerinin yaptığı
Trakya bölgelerinde geniş kapsamlı bir çalışmalardan tümü ile habersiz kalmış
arkeoloji projesine başlanmıştır. Gerek tır. Aradan geçen zaman içinde Trakya'yı
yüzey araştırması ve gerekse kazı olarak çevreleyen dört kültür bölgesinde ve özel
sürdürülen bu proje kapsamında, bölge likle Balkanlarda arkeoloji alanında çok
nin kültür tarihi içindeki yerini belirle yoğun bir çalışma gerçekleşmiş, yalnızca
yen somut veriler, ortaya çıkmış, bu yeni kazılan yerlerin sayısı artmakla kalma
bilgiler de özellikle Anadolu ile Balkan mış, arkeometrik yöntemlerin de uygu
kültürleri arasındaki ilişkilerin yeniden lanması ile kültürel gelişim sürecinin ta
gözden geçirilmesini zorunlu duruma ge nımlanması ve yorumlanmasında köklü
tirmiştir. Elde edilen sonuçlar, Trak değişiklikler olmuştur. Ancak, diğer böl
ya'nın yalnızca kültürleri aktaran bir gelere yönelik olarak yapılan yorumlar
köprü olmadığını, bu bölgenin bazen kül çoğu kez eski yayınlardaki bilgi ile sınır
türel bir sınır oluşturduğunu, bazen de lı kalmış, Trakya'da arkeolojik çalışmala
bu bölgenin kendine özgü bir kültür ge rın çok uzun bir süre durması, bağlantıla-
66 ÖZDOĞAN
rm daha da kopmasına neden olmuştur . mıştı. Avrupa ve özellikle Balkan kültür
Bu sürecin en olumsuz etkisi, aşağıda kı lerine 14 Q yönteminin uygulanması dev
saca belirtileceği gibi, Balkanlar ile Ana- rim sayılabilecek bir değişime neden ol
dolu-Yakm Doğu kültürleri arasındaki muş, bu bölgelerdeki en eski yerleşmele
ilişkinin anlaşılması üzerine olmuştur. rin tarihinin, sanıldığından 2-3 bin yıl da
ha eskiye gittiği anlaşılmıştır. Bu durum,
Arkeoloji yakın zamanlara kadar "yayı ister istemez yayılımcı görüşü temelin
lmacı" (difüzyonist) akımlarının etkisinde den sarsmıştır. Gene de, Balkan kültürle
kalmıştır. Kültürlerin, teknolojik yenilik rinin ortaya çıkıp gelişmesinde Yakın Do-
lerin, toplumsal ya da ekonomik aşamala ğu'nun etkisi olup olmadığı konusunda
rın belirli bir merkezde ortaya çıkıp bura ki tartışmalar 1980 yıllarına kadar yoğun
dan kolonizasyon ile başka coğrafyalara 4
yayıldığını savunan bu görüş, Avrupa'da olarak süregelmiştir . Tarihlendirme yön
hakim olan "Mezapotamya odaklı" (Me- temlerinde bu gelişme olurken, arkeoloji
sopotamia-centrism) düşünce sisteminin yi etkileyen düşünce akımlarında da bir
de etkisi ile uygarlığın ilk olarak Ön As değişim olmuş, Mezopotamya odaklı gö
ya'nın belirli bir kesiminde başladığını rüşün yerini Avrupa odaklı (Eurocent-
ve buradaki topluluklar ancak belirli bir rism) yaklaşım almış, yayılımcı kuram da
teknolojik aşamaya geldikten sonra, göç terk edilmiştir. Yayılımcılığm savunduğu
ya da kolonizasyon ile kültürlerini önce ve linear bir gelişimi öngören kolonizas
Ege, daha sonra da Anadolu ve Avrupa'ya yon modelinin terk edilmesi ile, kültürle
3 rin birbirleri ile ilişkili olmadan ayrı coğ
aktardığını savunmaktaydı . Bu yakla
rafyalarda benzer gelişim gösterebilece
şım, Suriye-Mezopotamya bölgesindeki
ğini savunan ve "koşut gelişme" olarak
kültürlerin başka bölgelerde koloni kura
tanımlanan yeni bir kuram otaya atılmış
bilecek düzeye ancak İlk Tunç Çağı başla
tır. Daha çok antropologlar tarafından ge
rında gelebileceğini, dolayısı ile de, Ana
liştirilen bu kuram Avrupa arkeolojisine,
dolu ve Ege de dahil olmak üzere Güney
C .Renfrew tarafından "Avrupa kültürleri
doğu Avrupa'da M.Ö. 3. bin yıl başların
nin bağımsız gelişimi" olarak aktarılmış
dan önce yerleşik yaşama geçilmeyeceği
tır (Renfrew 1969). Esasen Renfrew ilk
ni savunmaktaydı. Başka bir deyiş ile Bal
başlarda Avrupa'daki megalitik kültürün
kanlarda M.Ö. 3200-2800 yıllarından daha
köken ve tarihlendirilmesi sorununu sor
eski yerleşim yeri olamazdı.
gulayarak başlamış, daha önceleri
Ege'deki Miken kültüründen esinlendiği
Son 30 yıl içinde, önce Balkan ve daha
sanılan Batı Avrupa'nın megalitik kültür
sonra da Avrupa arkeolojisini temelden
lerinin, Miken kültüründen binlerce yıl
etkileyen iki gelişme olmuştur; bunların
daha eski olduğunun kanıtlanması üzeri
ilki 1960 yıllarından itibaren 14 Q yönte
ne, bu bakış açısı diğer alanlara da hızla
mi ile tarihöncesi kültürlerin mutlak yaş
yayılmıştır. Beklendiği gibi bu yeni yakla
larının belirlenmesi, ikincisi ise yayılım-
şım, kısa bir süre sonra, en fazla yankı ge
cı görüşün yerini "bağımsız gelişme" mo
tirecek olan, Avrupa kültürünün temelle
delinin almasıdır. Başta 14 Q yöntemi ol
rini oluşturan konulara, ve özellikle Av
mak üzere, arkeometrik tarihlendirme
rupa Neolitiğinin, ilk tarımcı köy toplu
yöntemlerinin geliştirilmesinden önceki
luklarının ortaya çıkışı ile madenciliğin
dönemde, Avrupa'daki tarihöncesi kül
başlangıcı ile ilgili sorunlara yönelmiştir.
türler, eskilik-yenilik derecesine göre sı-
ralanabilmekte, bunların yaşları ise an İlk başlarda, 14 Q yöntemi ile ortaya çı
cak tahmin edilebilmekteydi. Yukarıda kan yeni tarihler nedeni ile kültür tari
belirtildiği gibi yayılımcı akımların etkisi hinde yapılması zorunlu değişiklikler
ile M.Ö. 3. bin yıl başları taban olarak ka şeklinde başlayan bu uygulama, zaman
bul edildiğinden Avrupa tarihöncesinin içinde eski yayılımcı görüşe karşı reaksi-
tüm gelişimi bu kısa döneme sıkıştırıl yoner bir akım olarak gelişmiş, ve Avru-
Tarih Öncesi Dönemlerde Anadolu 67
pa'nm kültür tarihinde dışardan gelen Uzun yıllar ihmal edilmiş olan Trakya
her türlü etkiyi red etmiştir (Renfrew ve Marmara bölgelerinde, bu bilgi eksikli
1973). Bu durum, özellikle Doğu Avru- ğini gidermek amacı ile İstanbul Üniversi
pa'daki küçük ülkelerin, ulus olarak ken tesi Prehistorya Anabilim Dalı tarafından
dilerinin eskiliğini kabul ettirmeye yöne 1980 yılında bir araştırma projesi başlatıl
lik siyasi tercihleri ile birleşince, önyargı mış, olumlu sonuçların alınması üzerine
ların bilimsel verilerin önüne çıkmasına 9
projenin kapsamı genişlemiştir ; proje ha
yol açmıştır5.
len de sürmektedir. Bu proje çerçevesin
de kapsamlı yüzey araştırmalarının yanı
Günümüzde bu tür reaksiyoner model
sıra İstanbul Yarımburgaz Mağarası, Pen
ler etkisini geniş ölçüde yitirmiş, Avrupa
dik, Tekirdağ Menekşe Çatağı, Toptepe,
kültürlerinin bağımsız gelişimini ilk ola
Kırklareli Tilkiburnu, Taşlıcabayır, Aşağı
rak formüle ederek savunan Renfrew bi
Pınar, Kanlıgeçit ile Edirne Hoca Çeşme
le, Avrupa kültürlerinin Neolitik dönem
höyüklerinde arkeolojik kazı çalışmaları
içinde tümü ile Anadolu'dan geldiğini
yapılmıştır. Bölgeye olan ilgi bu proje ile
ileri süren yeni bir kuram geliştirmiştir
sınırlı kalmamış, Güney Marmara bölge
(Renfrew 1990, 1996)6. Artık kültürlerin
sinde de uzun süre için duran arkeolojik
gelişmesinde tek bir doğruyu savunan
çalışmalar J.Roodenberg'in Ilıpmar, Hacı-
"linear" görüşlerin yerini, çok olasılıklı,
lartepe ve Menteşe, M.Korfmann'm Beşik-
birden fazla doğruyu ve çözümü içeren
tepe, Kumtepe ve Troya, H.Hüryılmaz'm
açıklamalar almış, reaksiyoner modelle
Bozcaada-Yenibademli kazıları ile yeni
re dayalı açıklamalar da giderek etkisini
den başlamıştır. Kuşkusuz kültür tarihi
yitirmiştir.
açısından bu denli önem taşıyan bir bölge
için, yapılmış ya da halen sürmekte olan
Arkeolojik araştırmaları yönlendiren
çalışmalar çok yetersizdir. Bu çalışmalar
kuramsal yaklaşımlardaki bu değişim
la bölgedeki kültür sürecinin ancak ham
Anadolu arkeolojisi üzerinde de etkisini
iskeleti- o da bazı eksiklerle- kurulabil
göstermiştir. Yukarıda kısaca belirtildiği
miştir. Kültürel gelişim sürecinin tam ola
gibi uzun süre Doğu Akdeniz-Levant ve
rak anlaşılabilmesi için daha bir çok kazı
Mezopotamya kültür bölgesinin taşrası
ve araştırma yapılması gereklidir
olarak görülen Anadolu yeniden ilgi oda
ğı haline gelmeye başlamıştır. Anado Neolitik Çağ - Trakya'da
lu'da 1960'h yılların sonunda durma nok Tarımcı Topluluklar
tasına gelen tarihöncesi araştırmalar ye-
7
"Neolitik" olarak tanımlanan çiftçiliğe
nıden artmış , özellikle son 10-15 yıl için
dayalı köy yaşamının Avrupa'da ilk ola
de Neolitik dönemi kapsayan bir çok yeni
rak nerede ve nasıl başladığı sorusu, yayı-
kazı yapılmıştır. Güneydoğu ve Orta Ana
hmcı ve bağımsız gelişme modellerinin sa
dolu'nun Neolitik dönemleri ile ilgili ola
vunucuları arasında yıllarca tartışılmış,
rak meydana gelen önemli atılımların ya
her iki görüşü de savunanlar tek doğrulu
nı sıra, Güneydoğu Avrupa ile bağlantı
bir çözüm bulmaya yönelik kanıtlar ileri
noktasını oluşturan Marmara ve Trakya
sürdüğünden, bu tartışmalardan ikna edi
bölgelerinde de başlayan çalışmalar, iki
ci bir sonuç çıkmamıştı. Tartışmaların sü-
kıta arasındaki ilişkilerin tümü ile göz
regelmesinde kuşkusuz, iki bölge arasın
den geçirilmesini zorunlu duruma getir
daki temas noktalarını oluşturan Marma
miştir. Anadolu arkeolojisinde son yıllar
ra , Trakya ve Ege bölgelerinden hiç bir
da ortaya çıkan yeni sonuçları burada
arkeolojik verinin gelmeyişi, somut veri
özet olarak bile vermeye olanak yoktur ,
lerin bulunmayışı da etkili olmuştur.. Ni
bu nedenle burada yalnızca Yakın Doğu
tekim, uzun yıllar Anadolu'da Göller Böl
kültürlerinin Avrupa ile temas noktasını
gesinin batısında Neolitik dönemi kapsa
oluşturan Marmara-Trakya bölgesi üze
yan hiç bir kazı yapılmamıştı.
rinde durmakla yetineceğiz.
68 ÖZDOĞAN
İlk Çiftçi Köy Topluluklarının Güneydo Çiftçiliğe dayalı yaşamın Anadolu'dan
ğu Avrupa ve Ege'de, dolayısı ile de Avru Güneydoğu Avrupa'ya aktarılmasında
pa kıtasında ortaya çıkışı ile ilgili sorun Marmara-Trakya bölgesinin yeri üzerine,
ların çözümünü, yalnızca bu bölge içinde bundan on yıl kadar öncede bir değerlen
aramak doğru değildir. Bu sorun, ancak dirme yapmıştık (Özdoğan 1989). Bu de
Yakın Doğu ve Anadolu'daki gelişme sü ğerlendirme, o döneme kadar bölgede
reci ile birlikte ele alındığında gereğince gerçekleştirilmiş olan Fikirtepe, Pendik
anlaşılabilir. Çünkü, Neolitik olarak ta ve Yarımburgaz kazılarında elde edilen
nımlanan ilk çiftçi köy topluluklarının sonuçlara göre yapılmış, sorunun çözü
Anadolu ve Yakın Doğu'daki başlangıcı, müne katkıda bulunmasa bile, hiç değil
Ege ve Balkanlara göre 3 bin yıl daha es se Marmara bölgesinin, sanıldığı gibi
kidir. Yerleşik yaşam Yakın Doğu'da M.Ö. Neolitik dönemde boş olmadığını göster
9. bin yılın başlarında ortaya çıkmış, Orta mişti. Son on yıl içinde Marmara-Trakya
Anadolu'da da buna koşut bir gelişme ol bölgesinde bir çok yeni çalışma yapılmış,
muştur. Buna karşılık kıta Yunanistan'ın özellikle OrhangaziTlıpmar, Enez-Hoca
da dahil olmak üzere Balkanlarda bilinen Çeşme, Kırklareli-Aşağı Pınar kazıları ile
en eski köy yerleşmelerinin tarihi ancak İstanbul-Pendik'te yeni yapılan çalışma
M.Ö. 7. bin yıllarının başlarına kadar in lar, yukarıda kısaca değinilen Güneydo
mektedir. Ayrıca, gerek Anadolu ve ge ğu Avrupa'da tarımcı köy topluluklarının
rekse Yakın Doğu'da Neolitik kültürlerin başlangıç aşamaları ile ilgili sorunların
gelişimi, gezginci avcı-toplayıcı yaşam çözümüne önemli katkıda bulunmuş-
dan besin üretimine, yerleşik düzene na 12
tur . Bu çalışmalarda elde edilen sonuç
sıl ve hangi koşullarda geçildiği tüm aşa
ların sorunu tam olarak çözdüğünü söyle
maları ile artık daha iyi bilinmektedir.
meye olanak yoktur, ancak hiç değilse
Buna karşılık, Avrupa'dan bilinen en eski
Neolitik Çağ içindeki gelişimin sanıldı
tarımcı köy topluluklarında bile, Neolitik
ğından daha karmaşık olduğu, farklı mo
yaşam gelişkin öğeler ile birlikte karşımı
dellerin var olduğu anlaşılmış, tartışma
za çıkmaktadır. En eski çitçi toplulukla
lara esas olacak somut veriler ortaya çık
rın bulunduğu Yunanistan ve Ege adala
mıştır.
rındaki yerleşmelerde Neolitik kültürü
oluşturan evcil hayvan, tarıma alınmış Hoca Çeşme Kazısı
bitki, çanak çömlek yapımı gibi öğelere,
öncüleri olmadan gelişkin olarak rastla
Hoca Çeşme Edirne ili, Enez ilçesinin 7
nır. Bu ilk Neolitik toplulukların kullan
km doğusunda, Ege Denizinden 5 km ka
mış olduğu teknolojiler de, o bölgelerin
dar içerde, Meriç deltasına hakim bir do
yerel Mezolitik, avcı-balıkçı toplulukların
ğal kayalığın üzerindedir. Yerleşme ilk
kullandıklarından çok farklı özelliklere
olarak Enez kazı ekibi tarafından saptan-
sahiptir. Buna ek olarak çiftçiliğin temeli 13
ni oluşturan bitki ve hayvanların bu böl mış , 1991-1993 yılları arasında da ekibi
gelerde yabanıl atalarının bulunmayışı, miz tarafından kazılmıştır. Yaklaşık ola
artık Ege ve Güneydoğu Avrupa Neolitiği rak 70 x 90 m. boyutlarında küçük bir yer
nin Doğu kökeni üzerindeki tüm kuşkula leşme olan Hoca Çeşme, kazıdan kısa bir
rı ortadan kaldırmış10, tartışma Neolitik süre önce oldukça tahrip edilmiş, güney
öğelerin batıya nasıl aktarıldığı ve bu sü yamacı Enez-Keşan karayolu tarafından
reç içinde ortaya çıkan sorunlara yönel kesilmiş, 2-3 m. kadar olan höyük dolgu
miştir. Son yıllarda göç, bilgi ve mal akta sunun üst kısmı yoğun tarım nedeni ile
rımı, kültürel etkileşim seçenekleri üze kısmen akmış, kısmen de karışmıştır. Bu
rinde yoğun bir tartışma açılmış, ayrıca tahribattan höyüğün en eski kültür katla
ilk tarımcı topluluklar ile yerli avcı-balık- rını oluşturan Neolitik Çağ dolguları kur
çılar arasında ne tür bir denge kurulabile tulmuş, Kalkolitik döneme ait olan yer
ceği üzerinde durulmuştur11. leşme katları ise, sınırlı bazı kesimler dı
şında, tümü ile karışmıştır. Gerek yüzey
Taıih Öncesi Dönemlerde Anadolu 69
bulguları, gerekse karışık dolgudan ge bulunmuş olan beyaz boya bezemeliler
len malzeme Hoca Çeşme'deki yerleşi özellikle Bulgaristan Karanovo I döne
min Neolitik Çağda başladığını ve Orta minden bilinen parçalar ile yakından
Kalkolitik Çağ içinde sona erdiğini gös benzeşmektedir. Bunlarla birlikte Klasik
termiştir. Hoca Çeşme'de tabakalanmış Sesklo özellikleri taşıyan bir boya beze
olarak Neolitik Çağa tarihlenen, eskiden meli tür de vardır. Çanak çömleğin yanı
yeniye doğru IV-II evre olarak tanımla sıra, Hoca Çeşme II buluntu topluluğu
nan üç aşama saptanmış, en üstteki Kal nun diğer öğeleri de Balkan İlk Neolitik
kolitik Çağa ait karışık dolgu ise I Evre kültürleri ile tam olarak benzeşmektedir.
olarak adlandırılmıştır. Ancak, malzeme Bu durumu ile Hoca Çeşme II. Evresi Bal
sinin tipolojik ayrımı, Kalkolitik Çağ için kan İlk Neolitik kültürlerinin, Anado
de en az üç, olasılıkla dört ayrı dönemin lu'ya en yakın bilinen yerleşmesi olmak
temsil edildiğini göstermiştir. tadır. 1997 yılında, aşağıda değinilecek
olan Kırklareli Aşağı Pınar kazısında da
Hoca Çeşme kazılarının bölgenin kül kırmızı üzerine beyaz boya bezemeli par
tür tarihine yapmış olduğu en önemli kat çalara rastlanmış, ancak henüz bu döne
kı, Balkan Neolitik kültürlerinin ön aşa me ait olan kültür katma inilmemiştir.
malarını ve Anadolu kültürleri ile olan
bağlantısını vermiş olmasıdır. Yukarıda Hoca Çeşme'de II. tabakanın altındaki
da kısaca değinildiği gibi Neolitik dönem III, ve IV. Evreler ise oldukça ilginç bir
kültürleri Güneydoğu Avrupa'daki bili gelişim gösterir. Bunlardan, hemen ana-
nen en eski yerleşmelerde bile gelişkin kayanm üzerine oturan en eski evre, IV.
özellikler ile karşımıza çıkmakta, bu çift evre, Trakya ve Güneydoğu Avrupa'ya tü
çi kültürün gelişim aşamaları bilinme mü ile yabancı olan ve belirgin Anadolu
mekteydi. Bulgaristan'da Karanovo I, Yu özellikleri gösteren bir buluntu topluluğu
nanistan'da Klasik Sesklo, Batı Balkan vermiştir. Bu dönemin elde çok özenli
larda Starçevo, Kuzey Balkanlarda ise olarak yapılmış olan, siyah ya da kırmızı
Köröş-Criş kültürleri olarak bilinen bu parlak açkılı (resim 4) çanak çömleği İç
dönem, hemen hemen her yerde kırmızı Anadolu ve özellikle Göller Bölgesi Son
üzerine beyaz boya bezemeli çanak çöm- Neolitik Çağ malzemesi ile yakından ben
14 zeşmektedir. Kap biçimleri arasında da
leği ile tanınmaktadır . Bölgenin Anado
ha çok dikey tüp biçimli tutamaklı açık
lu'ya daha yakın olan kesimlerinde, Ege
kâse ya da kısa boyunlu çömlekler yay
ve Yunanistan'da boya bezemesiz monok-
gındır (resim 3) ; ender olan bezemeli
rom çanak çömleğin kullanıldığı daha es
kaplarda da bezek olarak sığ çiziler, üç
ki bir evrenin varlığı bilinmektedir. İlk
gen baskı ya da kabartma olarak sarmal
önceleri Teselya'da Sesklo kazıları ile ta
lar ile insan ya da hayvan biçimli eklenti
nındığı için Sesklo öncesi olarak tanımla
ler kullanılmıştır. Sayıca az sayıda da ol
nan bu dönem, buluntu yerlerinin sayısı
sa, gene Göller Bölgesinden bilinen hay
nın artması ile son zamanlarda "Monok-
van biçimli kapların benzerlerine de rast
15
rom Evre" olarak adlandırılmıştır . Son lanır. Göller bölgesi ile yapılan ayrıntılı
yıllarda Bulgaristan'da da benzer bir ge karşılaştırmalar (Karul 1995) en yakın
lişme olmuş, bu bölgede de boya bezeme benzerliğin Kuruçay XIII. tabaka ile oldu
siz monokrom evrenin varlığını gösteren, ğunu göstermiştir. Mimari dışındaki di
Koprivets, Polyanitsa ve Krainitsi gibi üç ğer küçük buluntular da tümü ile Anado
yerleşme yeri saptanmıştır16. lu'dan bilmen özellikleri yansıtmaktadır.
Balkan İlk Neolitik kültürlerinin belir
leyici öğesi olan kırmızı üstüne beyaz bo Hoca Çeşme IV. Evre çanak çömleği,
ya bezemeli çanak çömleğe Hoca Çeşme bazı değişiklikler ile III. Evrede de devam
Neolitiğinin en son döneminde, II Evrede etmiştir. Ancak bu evrede, göreli olarak
rastlanmıştır (resim 5). Hoca Çeşme'de daha kaba yapılmış olan parçaların sayısı
70 ÖZDOĞAN
artmış, özellikle kapların dip, kaide gibi özenli biçimlendirilmiş bir yapı daha var
kısımlarında yeni öğeler ortaya çıkmıştır. dır. Çeperi büyük yassı taşlar ile sınırlan
Ayrıca bu evrede, sayıca az da olsa basit dırılmış olan bu yapının tabanı, killi bir
boya bezekli örneklere rastlanır. Üçgen harç içine oturtulmuş minik taşlarla kap
dizileri, düz bantlar gibi geometrik bezek lanmış, bunun üzeri de kil-kireç karışımı
lerin kullanıldığı bu örneklerde uygula bir toprakla kaim bir şekilde sıvanıp aç-
nan bezeme tekniği Teselya'dan bilinen kılanmıştır. En az iki tamir evresi olan bu
Ön Sesklo kültüründeki örnekler ile ya büyük yapının ilk tabanı sarı, diğeri ise
kından benzeşir. Yukarda sözü edilmiş kırmızı boyalı olarak bulunmuştur. Ge
olan Hoca Çeşme II. Evre çanak çömleği rek IV. ve gerekse II. evrede evlerin üst
de aynı geleneğin devamıdır; bu özellikle yapısının ahşap direklerle desteklenmiş
kırmızı astarlı mallarda ve kap biçimle dal-örgü şeklinde olduğu anlaşılmakta
rinde açık olarak izlenir. dır. II. evrede ise mimaride önemli bir de
ğişim izlenir, yuvarlak planlı yapı tipi ye
Burada kısaca özetlendiği gibi Hoca rini dörtgen planlı, ancak gene ahşap ya
Çeşme Neolitik çanak çömleği, IV. Evre pılara bırakmıştır. Bu evrede, dal-örgü
de tümü ile Anadolu türü bir buluntu top şeklindeki duvarların yüzü kaim killi bir
luluğu olarak başlamış, II.Evreye kadar toprakla sıvanmış, mekan içlerinde de
kendi içinde gelişerek Balkanlara özgü yükseltilmiş zeminli ocak ve işlikler kul
olan türleri ortaya çıkartmıştır. Bu ba lanılmıştır.
kımdan Hoca Çeşme'yi Anadolu kökenli
bir topluluğun yerel koşullara uyumu ola Hoca Çeşme Neolitik Çağ yerleşmesin-
rak yorumlayabiliriz. deki en önemli kalıntı yerleşmeyi çevre
leyen büyük taş duvardır (resim 2). Bu
Hoca Çeşme'nin ilginç özelliklerinden çevre duvarının ilk olarak IV. Evrede ya
biri de mimarisidir (Çizim 2). IV. ve III. pıldığı, bazı ufak değişiklikliklerle duva
Evrelerde görülen mimari tümü ile yuvar rın varlığını III. evrenin sonuna kadar
lak planlı ahşap yapılardan oluşmuştur sürdürdüğü, I. evre içinde de tahrip edil
(Resim 1). Yaklaşık olarak 4-5 metre ça diği anlaşılmaktadır. Duvar yapım tekni
pında olan bu yapıların, Fikirtepe kültü ği açısından da ilginç özellikler sergile
ründe görülen ve gene yuvarlak ya da so mektedir. İlk yapıldığında, duvarın otur
be planlı olan kulübeler gibi basit yapılar tulacağı kesimde, anakayanm yüzeyi du
olmadığı, oldukça özenli, kulübeden çok varın her iki tarafında birer metrelik bir
ev niteliği taşıdığı görülmektedir. Hoca bant bırakacak şekilde düzletilmiştir.
Çeşme'nin en alt tabakasındaki yapılar Duvarın alt sırasında, boyu 70-80 cm ka
anakayanm içine yerleştirilmiştir. Yapım dar olan büyük bloklar kullanılmış, üst
için kaya yüzeyi düzletilmiş, ve 4-5 m ça kısmı ise daha küçük taşlarla yükseltil
pındaki bir alan, 20-30 cm kadar oyulmuş- miştir. Duvarın iç yüzü boyunca anaka
tur. Yapının iç kısmını oluşturduğu anla yanm düzletilmiş olan kısmında, gene
şılan bu çukurun çevresine, gene kaya kayaya oyulmuş bir dizi kazık deliği var
yüzeyine oyulmuş durumda bir dizi kazık dır; bu deliklerin duvarın iç kısmı boyun
yeri vardır. Yapıların orta kısmında, depo ca uzanan ahşap ikinci bir diziye, olası
amacı ile kullanıldığı anlaşılan ve derin lıkla bir palisada ait olabileceğini düşün
liği 1 m yi geçen, gene kayaya oyulmuş mekteyiz. Duvarın yıkıntı molozu içinde
bir çukur bulunmaktadır. Bunun üzerin kerpiç kalıntılarının bulunmayışı, taş
de ki III. evrede gene yuvarlak yapılar gö olan alt yapının üstünün de ahşap olarak
rülür; bunların tabanları hafif kil sıvalı, devam ettiğini göstermektedir. Duvarın
yapının çeperini belirliyen direk yerleri kuzey kısmında bulunan ve olasılıkla gi
ise yerleştirilmiş taşlar ile belirlenmiş yu riş yerini belirleyen açıklığın, olasılıkla
valar şeklindedir. Bu evrede, çapı 9-10 m II. Evrede, örülerek kapatıldığı anlaşıl
kadar olan, diğerlerinden daha büyük ve maktadır.
Tarih Öncesi Dönemlerde Anadolu 71
Ahşap ve dal-örgü yapılardan oluşan Trakya'daki Neolitik kolonizasyon hare
bu denli küçük bir yerleşimin, gerçek an ketinin kökeni İç Anadolu ya da Göller
lamda "sur" olarak tanımlanabilecek bir Bölgesi olsaydı, o bölgelerdeki kerpiç
taş duvar ile çevrilmiş olması ilginçtir. dörtgen yapı türünün de birlikte gelmesi
Surun varlığı kadar, iç kısmında çok sayı beklenirdi. Bu da bizi, Trakya Neolitik
da sapan tanesine rastlanmış olması da kültürünün kökeninin, İç Anadolu ile bu
Hoca Çeşme'de yerleşenlerin bir saldırı luntu topluluğu ve teknolojisinde birlik
beklentisi içinde olduğunu göstermekte gösterecek kadar yakın olan bir başka
dir. Savunma amaçlı duvarların varlığı bölgede aramaya yöneltmiştir. Neolitik
Anadolu ve Yakın Doğu'daki bir çok Ne döneme ait hiç bir kazı yeri bulunmama
olitik yerleşmeden bilinmektedir; buna sına karşılık, Batı Anadolu ya da Ege Böl
karşılık Balkan İlk Neolitik yerleşmele gesi, bu durumda tek seçenek olarak kal
rinde bu tür duvarlara ait bilinen hiç bir maktadır. Göller Bölgesi ile aynı buluntu
örnek yoktur. Bu da, diğer buluntularda topluluğunu paylaşacak kadar yakın olan
olduğu gibi, Hoca Çeşme'nin bir Anadolu bu bölgede yoğun bir Neolitik dönem is
koloni yerleşmesi olduğu şeklindeki gö kanının olduğu, son yıllarda yapılan yü
rüşümüzü desteklemektedir. zey araştırmaları ile giderek daha iyi an
laşılmaktadır; nitekim Çanakkale yakın
Burda karşımıza çıkan sorun Hoca Çeş larındaki Coşkuntepe ile Kumtepe'nin en
me kültürünün Anadolu'nun hangi böl alt tabakasından görülen Hoca Çeşme tü
gesinden gelmiş olduğudur. Bu sorunun rü çanak çömlek, ile İzmir-Aydm çevre
yanıtlanması, Batı Anadolu ve özellikle sindeki yeni buluntular da bu görüşümü
Ege bölgesi ile ilgili bilgilerimizin halen zü destekler niteliktedir18.
çok sınırlı olması nedeni ile, çok güçtür.
Kuzeybatı Anadolu'dan bildiğimiz Fikir- Arkeolojik verilerin yanı sıra Hoca Çeş
tepe, Pendik ve Ilıpmar Neolitik kültürle me kültürünün tarihlendirilmesine ola
ri, Hoca Çeşme'den oldukça farklı özelik- rak sağlıyan bir dizi 14 Q tarihi vardır:
17
ler sergilemiştir . Bölge ile ilgili bilgile
Evre IV : G.Ö. 7637 ± 43 (Bin - 4609),
rimiz ne denli sınırlı olursa olsun, Hoca
G.Ö. 7496 ± (69 Hd 16725-119145)
Çeşme gurubunun kökeninin Kuzey Batı
G.Ö 7360 ± 35 (GrN 19779)
Anadolu ve özellikle Doğu Marmara ol
G.Ö 7200 ± 180 (GrN 19355),
madığı kesindir. Yukarda da belirtildiği
gibi Hoca Çeşme buluntu topluluğunun
Evre III:
en yakın benzerleri İç Anadolu'dan ve
G.Ö 7135 ± 270 (GrN 19357 )
özellikle Göller Bölgesinden bilinmekte
G.Ö 6920 ± 90 (GrN-19780)
dir. Ancak, Güneydoğu Anadolu dışında
G.Ö 6960 ± 65 (GrN 19311)
en yoğun olarak araştırılmış kesimin de
G.Ö 6900 ± 110 (GrN-19781)
bu bölge olduğu, dolayısı ile bu sonucun
araştırmaların dengesiz dağılımından
Evre II :
kaynaklanan bir yanılgı olabileceği göz
G.Ö 6890 ± 280 (GrN 19310)
ardı edilmemelidir. Bu konu ile ilgili ola
G.Ö 6890 ± 60 (GrN-19782)
rak Hoca Çeşme buluntu topluluğuna ge
G.Ö 6520 ±110 (GrN 19356)
nel olarak baktığımızda, küçük buluntu
ve çanak çömlek envanterinin İç Anado
Bu verilere göre, Hoca Çeşmenin en es
lu ile benzeşmesine karşılık, iki bölgenin
ki Neolitik tabakalarının uyarlanmış rad
mimari geleneklerinin birbirlerinden çok
yoaktif yaşı M.Ö. 6400-6300 yıllarına, III.
farklı olduğu görülmektedir. Hoca Çeş
Evreninki M.Ö. 6200-6000, II. Evreninki
me'de ortaya çıkan yuvarlak planlı yapı
ise M.Ö. 5800-5600 yıllarına gelmektedir.
türü, Anadolu'da, Hoca Çeşme'nin baş
Bu tarihler, arkeolojik verilere göre Hoca
langıcından 2-3 bin yıl önce terk edilmiş
Çeşme II. Evre ile Bulgaristan İlk Neolitik
olan bir yapı tipidir. Bu bakımdan da,
72 ÖZDOĞAN
Çağ kültürleri ve özellikle Karanovo I Trakya'da İlk ve Orta
yapmış olduğumuz eşleşmeye tam olarak Kalkolitik Çağ
uymaktadır. Yunanistan'da Sesklo için
ileri sürülen tarihlerin de G.Ö. 7200-7400 , Trakya'da yapmış olduğumuz çalışma
Ön Sesklo ve Monokrom Evresi tarihleri lar Kalkolitik Çağ içindeki gelişmelerin
nin de G.Ö.7600-7500 civarında olduğu dü iki bölümde ele alınması gerektiğini gös-
şünülürse, gene arkeolojik verilere göre 20
termiştir . Bunların ilki Bulgaristan'da
Hoca Çeşme III ve IV. Evreler için yapmış
Karanovo III ve IV dönemi ile belirlenen,
olduğumuz yaş belirlemelerinin de bun
ve genel Balkan kronolojisinde "Vinça dö
larla uyumlu olduğu görülür. Anadolu'da
nemi" olarak da bilinen süreci, ikincisi
bu döneme ait mutlak yaş belirlemeleri
ise Karanovo V ve VI, Meriç ve Gumelnit-
nin çok az olması, yukarıda belirtilen ge
sa kültürlerini içermektedir. Bölgenin
nel benzetmeler dışında daha kesin bir eş
Kalkolitik Çağları ile ilgili bilgilerimiz yal
leştirme yapılmasını güçleştirmektedir.
nızca Trakya'daki kazı ve yüzey araştırma
ları ile sınırlı değildir. Son yıllarda İznik,
Belirtilmiş olduğu gibi Ilıpmar'da bu
Eskişehir ve Çanakkale bölgelerinde yapı
lunmuş olan çanak çömlek gurupları ile
lan çalışmalar da bu dönemdeki gelişme
Hoca Çeşme arasında benzerlik kurmak
lere ışık tutan yeni bilgiyi ortaya çıkart
güçtür. Hoca Çeşme IV. ve III. 14 Q tarihle
mıştır. Bölgenin Kalkolitik Çağ kültürleri
rinin Ilıpmar X-VII ile yakınlık gösterdiği
ile ilgili ilk somut veri Yarımburgaz mağa-
göz önüne alınırsa (Roodenberg
rasmdaki kazılarda, 4 - 2. tabakalardan el-
1995:172), hiç değilse şimdilik, Doğu ve
21
Batı Marmara bölgelerinde farklı kültürel
de edilmişti . Ancak, Yarımburgaz'daki
modellerin geliştiğini düşünebiliriz. Bu
yeleşimin sürekli olmadığı, özellikle ma
görüşümüzü Fikirtepe kültürü ile ilgili bu
ğaranın Neolitik Çağa ait 5. tabakası ile 4.
luntular da destekler niteliktedir. Marma
4 ile de 3. tabakalar arasında boşluk oldu
ra kıyılarında tarım, hayvancılık ve çanak
ğu anlaşılmaktadır. Gene de, aradaki ke
çömlek yapımı gibi Neolitik öğeleri öğre
sintilere rağmen, tabakaların düzenli ola
nen, ancak yerel yaşam biçimleri ve tek
rak sıralanması, bölgedeki Kalkolitik kül
nolojilerini koruyan topluluklar varken, iç
tür sürecini ilk kez tanıtmıştı. Yarımbur
kesimlerde Anadolu gelenekli toplulukla
gaz silsilesini şu şekilde özetleyebiliriz:
rın izlerine rastlanmaktadır. Nitekim Mar
Yarımburgaz 5; 14 Q tarihi G.Ö. . 7330 ±
mara kıyılarındaki Fikirtepe ve Pendik
60 (GrN 15529) : Kırmızı renkli astarlı, aç-
yerleşmelerinde avcılığın, balıkçılığın
kılı malları, Hoca Çeşme IVTII çanak
ağırlıklı olduğu bir beslenme, Mezolitik
çömleği ile benzeşmektedir.
Ağaçlı gelenekli çakmaktaşı alet teknolo
jisi, dallardan yapılma çukur tabanlı kulü Yarımburgaz 4; 14 c tarihi G.Ö. 6650
beler varken, bunların çağdaşı olan ve ay ±280 (GrN 18745): Bu evrede, kırmızı as
nı tür çanak çömleğin kullanıldığı Ilıpı- tarlı çanak çömleğin yerini koyu renkli
nar'da yapılar dörtgen planlı, çakmaktaşı mallar almıştır. Daha çok küresel gövdeli
endüstrisi de tümü ile farklı olarak büyük boyunlu kapların görüldüğü bu evre özel
dilgilerden oluşmaktadır. Beslenmede de likle zengin ve girift bezemesi ile belirle
iki bölgenin arasında önemli farklar var nir. Kazıma, oyma ve baskı şeklinde yapı
dır: Fikirtepe av ve su ürünleri, Ilıpmar lan bezemede iki farklı üslup göze çar
ise evcil hayvan ağırlıklıdır (Buitenhuis par, bunların biri, ve daha yaygın olanı gi
1995). Görüldüğü kadarı ile, Neolitik ya rift geometrik bezeme, diğeri ise kıvrık
şam biçiminin batıya yayılmasında en az çizgi ve nokta-baskılardır. Bu ikinci gu
üç ayrı model izlenmektedir: Fikirtepe- rup ilginç bir şekilde Orta Avrupa'nın en
Pendik yerli avcı balıkçıların akültürasyo- eski Neolitik kültürü olan "Linear Band
nunu, Ilıpmar doğrudan etkileşimi, Hoca Keramik" gurubunu anımsatmaktadır.
Çeşme ise kolonizasyonu gösterir. Her ne kadar 14 Q tarihleri birbirlerinden
Description:rını oluşturan Neolitik Çağ dolguları kur .. le arka odanın ortasında bir ocak bulunur. önemli buluntu yerlerine rastlanması, Irak ve İran'daki arke.